ÇOK GÜZEL İDİ
O, Benî İsrâil' e, Hakk' ın bir Peygamberi.
Güzellik ve cemâlde yok idi bir benzeri.
Yumuşak huylu idi, ederdi halka va' az.
Saçları seyrek olup, inceydi sesi biraz.
Zekeriyyâ Peygamber, dururken mihrâbında,
Cibrîl aleyhisselâm nâzil oldu bir anda.
Hak teâlâ, vahiyle buyurdu ki: (Elbet biz,
Seni, Yahyâ isminde oğulla müjdeleriz.)
"Yahyâ aleyhisselâm" gelir gelmez dünyâya,
Melekler, kendisini çıkardılar semâya.
Sütten kesilinceye kadar belli bir zaman,
Gıdâsı, sırf "Cennet"ten olundu ona ihsân.
Çocukluktan belliydi olgunluğu, kemâli.
Ve sâir çocuklara benzemezdi bir hâli.
Meselâ akrânları oynarken her gün oyun,
Allahü teâlâyı anardı kalbi Onun.
Derlerdi: (Gel bizimle, sen de oyna ey Yahyâ!)
Derdi ki: (Oyun için gelmedik biz dünyâya.)
Kıldan elbise giyer, yerdi arpa ekmeği.
En büyük zevk bilirdi, o, ibâdet etmeyi.
"Cehennem" korkusuyla ağlardı gece gündüz.
Öyle ki, gözyaşları yapmıştı yüzünde iz.
Babası bakardı hep, her va' za başlar iken,
O varsa, bahsetmezdi "Cehennem ateşi"nden.
Bir gün onu görmeyip, "Azâb"tan bahsedince,
O, bunları işitip, feryât etti bir nice.
Ağlayıp inliyerek, dışarı çıktı hemen.
Yöneldi sahrâlara, geçmiş idi kendinden.
Eve geldi babası, mescidden ayrılarak.
Dedi ki: (Ey Yahyâ’nın vâlidesi, durma kalk.
Yahyâ' dan gâfil olup, bahsettim Cehennemden.
Meğer o içerdeymiş, işitmiş bunu benden.
Cehennemi duyunca, gitti o feryâd edip.
Korkarım ki ölmüştür, anlıyalım gel gidip.)
Çıkıp, oğullarını ararken yana yana,
Nihâyet rastladılar sahrâda bir çobana.
Dediler: (Genç birini gördün mü bu mahâlde?)
Dedi ki: (Siz Yahyâ' yı ararsınız herhâlde.
Şu dağın eteğinde gördüm onu deminden.
Ağlayıp, yaş dökerdi devâmlı gözlerinden.)
O tarafa giderek, buldular onu yine.
Ve alıp getirdiler o gün hânelerine.
"Yahyâ aleyhisselâm" gelince rüşd çağına,
Rabbimiz, "Peygamberlik" makâmı verdi ona.
İnsanları hak yola çağırdı senelerce.
Lâkin inanmıyanlar oldu ona bir nice.
Yehûdî hükümdârı "Herod"un bir torunu,
Olan Birinci Herod, severdi lâkin onu.
Kardeşinin kızıyla evlenebilmek için,
Bir "Fetvâ" isteyince, vermedi ona izin.
Zîrâ câiz değildi o dinde bu evlilik.
Kız, bu defâ Herod' un nefsini etti tahrîk.
Müstehcen görünerek, dedi ki: (Beni dinle.
Yahyâ' yı öldürürsen evlenirim seninle.)
O, nefsine aldanıp, emir verdi bu sefer.
Gelip yakalıyarak, onu şehîd ettiler.
Ve lâkin cezâsını Allah verdi tabii.
Kızı, yerin dibine batırdı "Kârûn" gibi.