" Ey iman iddiasında bulunanlar! zandan çok kaçının; çünkü zannın bir kısmı günahtır. Tecessüs etmeyin (birbirinizin gizli yönlerini araştırmayın) . Kiminiz de kiminizin gıybetini yapıp arkasından çekiştirmesin. Sizden biriniz, ölü kardeşinin etini yemeyi sever mi? İşte, bundan iğrenip-tiksindiniz. Allah' tan korkup-sakının. Hiç şüphesiz Allah, tevbeleri kabul edendir, çok esirgeyendir." (Hucurat 12)
"İnsanları dilleri ile arkalarından çekiştiren ve karşılarında kaş, göz hareketleri ile onları aşağılayanlara veyl (yuh) olsun." (Humeze 1)
Türkçe' ye DEDİKODU olarak çevirebileceğimiz gıybet zinadan ve cinayetten bile daha büyük günah olarak nitelendirilmiş, ferdi ve toplumsal anlamda fesadın yayılmasının en önemli unsurlarından biridir.
Yukarıdaki ayete ek olarak, Sahihi Müslim' de Ebu Hureyre rivayetiyle gelen şu hadis gıybetin ne olduğu hakkında bize bilgi vermektedir.
Hz. Peygamber:"Gıybetin ne olduğunu bilir misiniz" diye sorunca, Sahabe:"Allah ve Rasûlü daha iyi bilir." dediler. Bunun üzerine Rasûlullah : "Senin din kardeşini onun hoşuna gitmeyeceği bir şeyle zikretmendir" buyurur. Sahabe: "Eğer benim söylediklerim kardeşimde varsa yine de bu gıybet olur mu ya Rasûlullah?" dediler. Hz. Peygamber de:"Eğer senin söylediğin şeyler kişide varsa sen onun gıybetini yapmış olursun. Eğer yoksa ona iftira atmış olursun" buyurdular.
En kısa tarifiyle gıybet; kişinin olmadığı bir ortamda onun ayıplarını zikretmektir.
Gıybetin yasaklandığı ayette Rabbimiz ;"Sizden biriniz ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı?" sorusuyla gıybette bulunmayı leş yemeye benzetmektedir. Çünkü ölen bir kimse kendi etinin yenildiğinin farkına varmaz. Tıpkı yaşayan bir kimsenin kendisinin gıyabında gıybetinin yapıldığını bilmediği gibi.
İbn Abbas' ın bu ayeti tefsirinde; "Allah' ın gıybete böyle bir örnek vermesinin sebebi, ölen kişinin etini yemenin haram ve tiksinti veren bir şey olmasından ötürüdür. İşte gıybet de dinen haramdır ve nefsin çirkin gördüğü bir şeydir" der.
Ferra' ın yorumu: İnsanların sizin gıybetinizi yapmasından hoşlanmıyorsunuz o halde sizde bu işi yapmayın şeklindedir.
Tabiin Âlimlerinden Hasan-ı Basri: Gıybet üç çeşittir, hepsi de Yüce Allah' ın Kitabında söz konusu edilmiştir der.
Bunlar: Gıybet, İfk (iftira) ve Bühtan.
Sırasıyla bu üç kavramı incelersek:
Gıybet:
Bir kişinin gıyabında ondan hoşlanmayacağı şekilde, hakkında doğru olan bir şeyi söylemektir. Varsayalım ki hakkında konuştuğumuz kişi biz konuşurken yanımızda olsaydı acaba aynı sözleri aynı tavırlarla sergiler miydik? ""Din kardeşinin yüzüne karşı söyleyemediğin şeyi ardından söylemen gıybettir" ( Camiussağir, Hadis No:7972)
Gıybetin bir diğer türü İnsanların sözlerini muhataplarına ara bozmaya yol açacak şekilde taşımaktır."(Arabozucu) söz taşıyan cennete giremeyecektir."(Buhari, Edep 50)
Böyle bir durumla karşılaştığımızda ne yapmamız gerekir? Cevabını Kur' an' da aradığımızda "Ey iman edenler, herhangi bir fâsık size bir haber getirecek olursa, onu iyice tahkik edin, doğruluğunu araştırın. Yoksa gerçeği bilmeyerek, birtakım kimselere karşı fenalık edip sonra yaptığınıza pişman olursunuz. "( Hucurat 6) cevabını alırız.
Hasan-ı Basrî şöyle der: "Başkalarının sözünü sana ileten, getiren, muhakkak senin sözünü de başkalarına iletir"
Gıybeti yapan, sadece onu söyleyen veya ima eden değil, hiçbir müdahalede bulunmadan rızayla onu dinleyende aynen gıybet yapan gibidir.
Şu hadis bu konuya açıklık getirmektedir."Kim ki yanında Müslüman kardeşinin gıybeti yapıldığı halde, gücü yeterken kardeşine yardım etmezse, Allah onu dünya ve ahirette zelil kılar"(Camiussağir, Hadis No:8489)
İFK ve BÜHTAN
Yine içinde yüksek dozda iftira ve yalan yanlış bilgileri barındıran su-i zan üzerine kurulu bir gıybet türü vardır ki katmerli zulûmdür.
Genellikle söze şöyle başlanır: " Ben de filancadan duydum. Günahı taş gibi onun boynuna olsun. Falanca için şöyle şöyle söylüyorlar. Diyenlerin yalancısıyım"
Be adam madem yalan olduğunu biliyorsun neden sağda solda yayıyorsun? Emin olduğunu bile arkasından zikretmen gıybetken zinadan daha kötü bir suç sayılırken neden sen söyleyeceksin de günahı taş gibi başkalarının boynuna olacak?
Nur Suresinde Hz.Ayşe (r.anh) ye yapılan bu tür bir iftira olayı tüm yönleriyle Kur' an' da anlatılmış ve Rabbimiz atılan iftiradan dolayı "Eğer Allah' ın merhameti olmasaydı (ifk olayında) söyleyen, dinleyen, yayan, karşı çıkmayan hepinizi anında şiddetle cezalandırırdı" buyuruyor. Bu tür iftira atanların (durumlarını düzeltmezlerse) ölünceye kadar şahitliklerini kabul etmeyin ve had cezasıyla toplum içinde cezalandırın buyuruyor.
Rasulullah' ın "Eğer söylediğin onda varsa gıybetini yapmış oldun; eğer yoksa bir de iftirada bulundun." ( Ebu Davud, Edeb 40) sözünde dikkat edersek hakkında konuştuğumuz kişiye ilişkin söylediklerimiz gerçeği yansıtmıyorsa hem gıybet hem iftira suçu işlemiş oluyoruz.
Bir diğer gıybet türü daha vardır ki yaptığının iğrenç bir tavır olduğunu bildiğinden "bir kılıf" ayarlar ki çirkinlikleri, pislikleri örtsün. Sanki gıybetini yaptığı kişiyi seviyormuş, onun iyiliğini düşünüyormuş gibi " Aslında iyi insandır.Haline çok üzülüyorum.Ama……."
Artık bundan sonra döker içindeki zehiri, pisliği! Onu dinleyen de " Evet, haklısın. Ama boş ver onun günahı çekilir mi? " diye eveleyip geveler. Diyemez ki" Ya arkadaş bahsini yaptığın bizim arkadaşımız, kardeşimiz. Eğer gerçekten iyiliğini istiyorsak bizim ikimizin ondan habersiz konuşması düzelmesini sağlamaz. Hadi gidelim elimizden ne geliyorsa yardım edip kurtulması için mücadele edelim"
İmam Gazali buna ' münafıkâne gıybet' der
Sonuç olarak anlıyoruz ki gıybet-ifk-bühtan" Ateşin kuru odunu yakması, insanın sevaplarını yok etmekte gıybetten daha hızlı değildir." Sözü mucibince ferdi boyutta cehennemimize odun hazırlamaktan başka bir şey değildir. Hem de hiçbir zahmet çekmeden. Dilimizle, elimizle, kaş göz işaretimizle kolayca işleyip söylediğimiz kişiler adedince her baskısında yeni şahitler/odunlar hazırlama pahasına.
Dünyada da fitneler, cinayetler, bozgunculuk… vd. kişiler ve toplum bazında sayamayacağımız kadar çok fesada yol açabilecek, tahribatı en yüksek bombadır gıybet.
Peki, gıybet olmayan durumlar var mıdır?
—Bazı kişiler vardır ki lakapları ile tanınırlar. Aşağılama kastı olmaksızın var olan bir özellikleriyle tarif edilebilir. Kısa boylu, bir gözü özürlü, sağ ayağı aksıyor gibi tarif amaçlı.
—Yine ortaklık, evlilik vb durumlarda önyargısız istişare amacıyla bilgi alış verişi için
—Aile içinde birbirine, akraba, komşu, iş ortamında zalim yönetici vs. zulmedenlerin zulmünü ortadan kaldırabileceğine güç yetirebileceğine ya da adil bir şekilde hakemlik yapacağına inandığımız kişi ya da kurumlara durumu anlatıp yardım istemek için
—Bir de kişileri ve toplumu şerrinden sakınmaları amacıyla uyarma babında durumları açıklananlar vardır.
Bu konuya ilişkin şu hadis yol gösterici niteliktedir.
"Üç grup vardır ki, gıybetlerini yapman sana haram değildir: günahı açıkça işlemekten sıkılmayan, zalim idareci ve dinde olmayanı dine sokan bid' atçı."(Câmiu' s-sağîr,HadisNo:3516.)
Öncelikle işin içine kin, garez, yalan karıştırılmamalı. Zulmû ortadan kaldırmaya yönelik ve hakkın, adaletin tesisi için söz söylenmeli. Bu hassasiyetleri göz önünde bulundurarak;
—Eğer fahşayı bir yaşam biçimi haline getirmiş ve bunu da aleni yapıyor, yayılmasına ön ayak oluyorsa,
—Dinde olmayanları dinde varmış gibi ya da dinde olanları kendi heva hevesine, çıkarına ters düştüğünden eksiltiyorsa ve bunu da açıklayıp âlim geçinip toplumun bozulmasına sebep oluyorsa,
—İdaresi altındakilere zulüm uyguluyorsa bunların hakkında kamuoyu oluşturmak, maddi ve manevi çaba sarf etmek gıybet değil İslami ve insani bir zorunluluktur.
Sonuç olarak:
Fıtratına yabancılaşmamış, Akıl, vicdan ve basiret sahibi insan kendi imtihanı için verilen ömür sermayesini başkalarının dedikodusu için har vurup harman savurmaz. İmtihan sorularının cevabını araştırmakla ve verme yolunda tüketir ki dünyada da ahrette de kâr edenlerden olsun.
Selam ve dua ile..