Dünya işlerinizi yolunuza koyunuz. Ve yarın ölecekmiş gibi de ahiretinize çalışınız.
..:: Menü ::..

..:: Bir Ayet ::..

Onlar senden, azabın çarçabuk getirilmesini istiyorlar; Allah, va'dine kesin olarak muhalefet etmez. Gerçekten, senin Rabbinin katında bir gün, sizin saymakta olduklarınızdan bin yıl gibidir


..:: Bir Hadis ::..

Diline sahip ol. Evin sana dar gelmesin. Günahların için ağla.


..:: Linkler ::..
NasilGidiliyor.com
Dedektör
Karikatür
Çiçek
Savaş Oyunu
Dergi
Car Pictures

..:: Reklam ::..

GoldenGate 3D Plus Dedektör çıktı. Nokta Mühendislik'ten Tüm Zamanların en iyi dedektörü... Hemen inceleyin...

Daha çok kişiye ulaşabilmemiz için
islamiyazilar.com'u ana sayfanız yapın

Anasayfa » Haberler » ÜMİT VE KORKU


ÜMİT VE KORKU
 
 

         ÜMİT VE KORKU


 


        


         İnsan hayatı, ümit ve korku arasında gecen kısa bir zaman dilimidir. Bu kısa ömür içinde, insanoğlunun bilmediği birçok acı, tatlı, kederli, üzüntülü ve heyecanlı günleri yaşayarak ömür sermayesini tüketmiş olur.


         Bu hayat sureci içinde kâr ve zarar hesabını düşünmeden yaşayanlar, ya ezen sınıfında yerlerini alarak firavunlaşırlar veya ezilen sınıfında kendilerini mahkûm ederek köleleşirler.


         Köleler ve firavunlar hesap sonunda cehennemi boyladıklarında, dünyada yapmadıkları sorgulamayı cehennemde yapmaya kalkışırlar. Birbirlerini suçlayarak kurtulmaya çalışırlar. Yaptıkları sorgulama ve suçlamaların itiraftan başka kendilerine hiçbir faydası olmayacaktır.


         Akıllı insan akıbetini düşünmelidir. Ömür sermayesini nasıl ve nerede hangi istikamette kullanacağının hesabını yapar. Geleceğini bilmediği için, ümit ve korku içinde yaşayarak Yüce Mevla’ya kayıtsız şartsız teslim olur,  meşru sebeplere sarılarak Yüce Allah’a tevekkül eder. Medeti sebeplerde değil, takdiri halk eden Yüce Allah’dan bekler. Rızkın peşine koşan avam gibi değil. Rezzak’ın peşinde koşan arif gibi davranır.


         Tirmizide geçen bir hadisi şerifte şöyle buyrulmaktadır. “ Ey delikanlı! Sana birkaç söz öğreteyim. Cenabı Hakk’ın hukukunu muhafaza et ki, O da seni korusun. O’nun hukukunu korursan O’nu yanında bulursun. İhtiyacını Allah’dan iste. Yardıma muhtaç olduğun zaman yine O’ndan yardım dile. Bilmiş ol ki bu millet sana fayda vermek için bir araya gelseler, Alah’ın sana takdir ettiğinden fazlasını vermeye güçleri yetmez. Allah’ın sana takdir buyurduğundan başka bir surette zarar veremezler. Kalemler yazacaklarını yazdı, sahifelerde kurudu.”


         Akıl melekesine sahip Müslim gayri Müslim insanlara, ölüm diye bir hadiseye inanıyor musunuz?  Sorusunu evet diye cevap vereceklerdir. Doğduklarına inandıkları gibi ölümlerine inanan insanlar, tekrar dirilerek hesaba çekileceklerine de inanırlarsa, ömür sermayelerini ebedi hayatları için hayırlı yolda kullanmanın mücadelesini verirler. Bu mücadele yolu ümit ve korku dağları arasından kıvrılarak okyanusa ulaşan bir nehir gibi olduğu unutulmamalıdır.


         Yarın ne olacağını ne kazanacağını nelerle karşı- karşı geleceğini düşünmeden kendine emanet verilen aklına, malına, makamına ve gücüne güvenerek, kaybı düşünmeden hareket edenler, ömür sermayelerini, hiç beklemedikleri bir virajın başında bitirebilirler.  


Vahye tabi olmayan, vahyi red eden akıllar; beşeri düşüncelerin tesirinde kaldıkları için devamlı suretle çatışma halindedirler. Bir kısım akıllara göre beyaz olan şey diğer akıllara göre siyah ve kırmızı olarak görülebilir.


         Her akıl ürettiği fikir ve düşünce ürününü beğenir. Taraftar bulması için alıcı pazarına sürer. Ürettiği fikrini köleleştirdiği insanlara kolaylıkla kabul ettirebilir, köleleştiremediklerine zorla ve baskıyla dayatmaya çalışır. İş böyle olunca çatışmalar ve sürtüşmeler kaçınılmaz olur.


         Vahye dayanan akıllar arasında çatışma olmaz. Aralarında huzur ve barış vardır.  Vahyi eksen almayanlar gibi, insanlara zorla fikir düşünce ve inanç dayatmazlar, baskı yapmazlar. Sadece tebliğ görevlerini yerine getirmeye çalışırlar. Kendilerine de yapılan baskı ve dayatmaları asla kabul etmezler. “ sizin dininiz size, bizim dinimiz bize”  İlahi fermanın şuuru içinde hareket etmeye gayret ederler.


         Materyalist kafaların ümit ve korkusu dünyeviliktir. Bundan dolayı hain ve zalimdirler. Ellerine fırsat geçti mi zulümlerini hemen icra ederler, onlardan adalet ve merhamet beklenmez. Bekleyenler ya gafildir ya da ruhları köleleştirilmiş korkaklardır. Mü’minlerin ümit ve korkusu uhrevidir. Cehennemden kurtuluş cennete kavuşma endişesidir. İş böyle olunca mü’min hainlik ve adaletsizlik yapamaz, zulüm edemez. Herkesin hakkını adalet ölçüsü içinde vermeye gayret ederler.


         Uhrevi hayatı hedef alanlar,  Ümit ve korku yolunda başarılı olmalarının yegâne yolu; zihnen Hakkı tefekkür ederek, ruhen Hakkı üstün tutarak, bedenen Hakkın emrettiği şekilde ibadet etmekten geçtiğini bilmelidirler.


         Materyalist korkakların hedefinde dünyevilikler olduğu için; zihin olarak batıl işlerle meşgul olurlar. Ruhen batıl şeyleri üstün tutarlar. Bedenen batıl olan işlerin yapılmasına gayret ederler. İşleri böyle olunca akıbetleri de hüsran olur.


         Yarı yolda kalmamak, cehennem çukuruna düşmemek için, ümit ve korku içinde sırat’ı müstakim yolu üzerinden yürümeye gayret etmeliyiz. Bu yol zor bir yol değildir. Yoldan sapmamak için yol güzergâhında lazım olan tüm işaretler konulmuştur.


         Helal, haram, mubah, mekruh, hudutları çizilmiştir. Bu çizgilere riayet ederek, harama düşme korkusunu düşünerek, haramdan ve mekruhtan kaçarak, ümitle mubah ve helal çizgisini takip ederek yol alanlar, Alllah’in izniyle mutlu sona kavuşmuş olacaklardır.


         Dünya hayatı, doğum ve ölüm arasındaki kısa bir zamandır. Bu kısa hayatın başlangıcı,  doğumla ana rahminden ayrılıkla başlıyor, ölümle dünya kaçağından ayrılışla bitiyor.  Ebedi hayat; cennet veya cehennem bu kısa hayat içinde kazanılıyor.


         Bu yolda kazançlı çıkmak için şu üç şeye mümin dikkat etmesi emredilmiştir.  “1- Dünya hayatını sevme; zira o, mü’minin temelli kalacağı  yurdu değildir.


  2- Şeytanla arkadaşlık yapma zira o, mü’minin arkadaşı değildir.


 3- Hiç kimseye sıkındı verme; zira o,  mü’minin yapacağı bir davranış değildir.”


         Mü’minlerin görevi  her şart altında Hakkı üstün tutarak,  emredileni yaşayarak ve yaşatarak tebliğ görevini yerine getirmeye çalışmaktır.


“Siz beşeriyet içinde seçilmiş en hayırlı ümmetsiniz. Helal ve Haramları tebliğ ederek, İnsanlara helal olan işleri yapmayı, haram olan işlerden sakınmalarını tavsiye ederseniz.” (Ali İmran 110)


         Hidayet  Yüce Allah’ın tasarrufundadır. “ Siz sevdiklerinizi hidayete erdiremezsiniz. Allah dilediği kimseye hidayet verir. Hidayete kavuşacak olanları Allah bilir.” (kassas 56)


         İnsanların tamamı Hak din üzere yaratılmıştır. “..Allah’ın insanları onun üzerine yarattığı dine! Bağlan Alllah’ın yaratışında değişme olmaz işte en sağlam din budur. Fakat insanların çoğu bilmez.” (Rum 30)


         “ Kim İslam’ dan  başka bir din ararsa o istediği din kendisinden kabul edilmez ve ahrette zarar çekenlerden olur.”(Ali İmran 85)


         Hakkı gördükleri halde dünyevilik menfaatleri endişesiyle ve canlarının korkusundan insanlar şöyle diyorlar.  “ Eğer bu senin tebliğ ettiğin dinine uyar ve seninle beraber olursak yerimizden kovuluruz” (Kasas 57)


         Böyle diyenlere ve bu şekilde düşünenlere Yüce Allah şu şekilde uyarıyor. “ Allah onları ( kureyşlileri) Mekke’ye yerleştirip rızıklarını genişletmedik mi.?”(kasas 57)  dünyevilik endişelere mahal yoktur yeter ki bizler emredildiğimiz şekilde kulluk görevimizi yapalım.


         “Kâfirler dininizi söndürmekten ümitlerini kestiler. Artık onlardan korkmayın benden kokun..” (maide 3)


         Bugünkü halimize bakarak sakın ümitsizliğe düşmeyelim. Halimizi özetlersek kısaca şunları söyleyebilirim. Aile bireyleri İslam hususunda bilgisiz ve şuursuzdur. Sokaklar, köyler, kasabalar, şehirler ahlak yönünden perişan ve insafsızdır.  Eğitim yuvaları materyalist düşüncenin kıskacında maneviyatsız kalmıştır.


         Bilelim ki çaresiz değiliz. Çare hiç kimseden korkmadan şuurlu bir şekilde Kur’an ve sünnet sarılmaktır. Yeniden özümüze dönerek kardeş olmalıyız. Tarih bilincimizi yeniden ele alarak taşıdığımız misyonumuza ve vizyonumuza sahip çıkarak moral değerlerimizi yükseltmeliyiz.


         Bize müsaade etmezler komplesinden sıyrılarak şeytanın vesveselerinden korunarak üzerimize bina edilen şüphe ve korku imparatorluklarını atarak sadece Yüce Allah’a güvenerek el birliği içinde, kenetlenmiş tuğla taşları gibi hareket edersek inanın arkası çorap söküğü gibi gelecektir.


         Nasip olursa 10 Kasım 2010 tarihinde hac ibadetimizi yerine getirmek için kutsal mekâna yolculuk yapacağız. Bu münasebetle, tüm mü’min kardeşlerime hakkımı helal ediyorum.  Onlarında benim üzerimde hakları varsa haklarını helal etmelerini istiyorum.  Selam ve dua ile


                                                                                                  


                                                                                                 9-kasım 2010


                                                                                                Alaettin KÖKSAL


        




Cevap yazmak için üye olun


Yazıyı çok sevdim hemen arkadaşıma göndereyim

Adınız Soyadınız
Arkadaşınızın adı soyadı
Arkadaşınızın E-Posta adresi



Eklenme Tarihi: 09.11.2010 18:18:05
Kaynak : ALINTI
Yazıyı Ekleyen : mrv
 Bu  yazı Bugün 0 kez okundu.
 Bu  yazı Toplam 260 kez okundu.
mrv bugüne kadar toplam 89 yazı ekledi.
..:: Üye Paneli ::..
K.Adı :
Şifre  :
Beni Hatırla


..:: Son yorumlananlar ::..

haftanın konuğu ADMİN kardeşimiz...

foruma SALAVAT ile bölümü

31 MAYIS SİGARA İÇMEME GÜNÜ..(BIRAK ŞU ZIKKIMI)

MÜFTÜDEN SİGARA UYARISI !!..

NEREYE GİDİYORUZ ??..


..:: Günün Yazıları ::..

4 BÜYÜK KİTAP HANGİ PEYGAMBERLERE GELDİ

RESİMLİ KANDİL MESAJLARI

yemek tarifleri resimleri

El-Vehhâb:(Celle Celaluhu )‏

KOMİK RESİMLİ YAZILAR


Bugün Hiç Okunmadılar..

Dereceni Bilmek İstersen

sessiz ve adsız kahramanlar

merhaba dostlar

önemli okuyun

mekke ve kabe


..:: Online Üyeler ::..


Doğum Günü Bugün Olanlar
dilara_gülşeni , tezin , eatas , halide , kunduz , asılbekova , asilbekova ,

..:: Arama ::..

Bul:  

..:: En Son Arananlar ::..

mescidi aksadedikodutealaaramag nesalih amelleistiaremelissiteninecirne minennar

..:: Rasgele 5 Üyemiz ::..

   atatürkçü gençlik
   derwish
   ummuhan1977
   mnihatmalkoc
   huseyini

Tefekkür Yazarları
Ayşe Üzümcü , Şükran Taşdelen ,Zeynep Işık ,Nurcan Hazyadaranlı Emine Güneş

Bu siteye eklenen yazılardan, yazıların yazarları sorumludur. Yazı eklerken alıntı yapılan kaynak mutlaka yazı sonunda belirtilmelidir. kendi yazınızı yazıyor iseniz adınızı belirtmek zorunda değilsiniz kullanici adiniz yazınızın altında yayınlanacaktır. Mevcut herhangi bir yazıdan rahatsız olanlar suistimal@islamiyazilar.com mail adresine bilgi vererek duruma göre yazının kaldırılmasını saglayablirler. islamiyazilar.com yazarlarin kendi goruslerine saygi duymakla birlikte suc unsuru teskil eden yazilari yayinlamama veya yayinlanmiş olanlari yayından kaldırma hakkını saklı tutar.


eXTReMe Tracker
hosting