Resûlullah' a bir çocuk geldi; ağlıyordu.
Efendimiz sordular:
-Niçin ağlıyorsun sevgili yavrum?
-Babasız kaldım.
Hep ferahlık ve teselli kaynağı Peygamberimiz yine sevindirdiler:
-Ben, baban olsam; Aişe de annen olsa râzı olur musun?
Az evvelki gamlı çocuk gitmişti.
Şehid yavrusunun yüzünde güller açtı:
-Evet...
Resûlullah yetim çocuğun saçını okşarken sordular:
-Senin ismin ne?
-Büceyr.
-İsmin bundan sonra Bişr olsun!..
Küçük Bişr, sevinerek evine döndü...
Mü' minlerin Uhud' da şehidler vererek yara-bereler içinde geri dönmeleri Medine' de müslümanları ne kadar üzmüşse; münafıkları da o kadar memnun etmişti. Uhud' a kadar geldikleri halde mücahidlere ihanet ederek cepheyi terk eden baş Münafık Abdullah bin Übey ve dört arkadaşı şimdi "biz dememiş miydik" böbürlenmesi ile ortalığı karıştırıyorlardı. Yaralı mücahidlerden biri de Abdullah bin Übey' in oğlu Abdullah bin Abdullah radıyallahü anh' tı. Baş münafık, hasta yatağındaki oğluna çıkıştı:
-Sen babanı değil; gençlerin sözü ile hareket eden Muhammed' i dinleyerek kendini bile bile felakete attın! Ben, bu neticeyi tahmin ettiğim için sevenlerimle beraber geri döndüm..
Hazreti Abdullah, yattığı yerden cevap verdi:
-Kimbilir harbin böyle bitmesinde ne hikmetler vardır.
Baş münafık Abdullah bin Übey bin Selul' ün eline artık bir fırsat geçmişti. Uhud mahzunluğunu münafıklar lehine değiştirmek için var güçleri ile çalışıyorlardı.
Dedikleri şu:
-Ölenler bizimle olsalardı; şimdi hayattaydılar.
Böyle diyor; Medine' de fitne ateşini alevlendiriyor ve mü' minleri Resûlullah' dan yüz döndürmeye uğraşıyorlardı. Baş destekçileri de yahudiler. Onlar da şunu söylüyorlar:
-Muhammed' in hükümdar olmaktan gayrı bir maksadı yok. O, Nebi değil ki. Bugüne kadar bir Nebi ne mağlub olmuş, ne de arkadaşlarının ölmesine veya yaralanmasına sebebiyet vermiştir. Halbuki O, bunların hepsini yaşadı ve yolundakilere de yaşattı.
Yahudilerle münafıklar ev ev, sokak sokak dolaşarak bu sözlerle kalblere şüphe sokuyor, zihinleri bulandırıyorlar. Ulu Sahabi Hazreti Ömer radıyallahü anh, dayanamayarak meseleyi Sevgili Peygamberimiz sallallahü aleyhi ve sellem Efendimize açtı:
-Yâ Resûlallah, aleyhinize çalışan yahudi ve münafıkları öldürmeme müsaade eder misiniz?
Efendimiz, her zamanki üstün temkin halindeler:
-Yâ Ömer! Hiç şüphe yok ki Allah, dinini ve Resûlünü üstün kılacaktır. Yahudileri katledemeyiz; zira onlar emniyetlerini temin etmeye söz verdiğimiz teb' alarımızdır.
Hazreti Ömer, münafıkları sordu:
-Münafıklar hakkında ne buyurursunuz yâ Resûlallah?
-Onlar, Allah' dan başka ilah bulunmadığına ve benim de Allah' ın Resûlü olduğuma şahâdet ediyorlar; değil mi?
-Evet yâ Resûlallah. Lakin onlar bu şahâdeti kılıçtan kurtulmak için yapıyorlar. Münafıkların bize büyük kinleri var...
Büyük Peygamber, muhteşem kararlarını açıkladılar:
-Ben, Lâ ilâhe illallah Muhammedür Resûlullah diyenleri öldürmekten men edildim