SAADET PARTİSİ MED CEZİR GİBİ
Saadet partisi mehteran takımı gibi bir ileri bir geri bir durum sergiliyor. Bazen deniz dalgası gibi yükseliyor bazı kerede geri çekiliyor. Son zamanlarda yakaladığı yükselme eğilimini, biranda gerilemeye çevirdi.
12 Eylül referandumuna iki ay, genel seçimlere bir yıl kala, 4. olağanüstü kongreye giderek yükselme devrini kapatarak gerileme devrine geçmiştir. Rüzgâr Saadet partisini lehinde esmeye başlarken partinin kaptanı aniden geminin dümenini geriye doğru çevirerek, tayfasıyla birlikte rüzgâra karşı kürek çekmeye başlamıştır. Referandum Saadet partisi için bulunmaz bir imkân iken, bu imkânı aleyhlerine çevirecek hatalar yaptılar. 4. olağanüstü kongre hata yapmanın en büyük mahareti olmuştur. Hiç bir siyasi partinin hata yapma lüksü yoktur. Hatalardan en azami şekilde korunmalıdırlar.
İçteki hataların dışarıya yansımaması için “kol kırılır yen içinde kalır” anlayışından şiddetle uzaklaşmalıdırlar. İletişin ve ulaşımın zirve yaptığı bir dönemde, bazı meseleleri parti içi mesele diye kamuoyundan saklama devri bitmiştir. Bu manada siyasi partiler ve diğer kurumlar olduklarından daha fazla şeffaf olmalıdırlar.
Ülkenin ve milletin yararına olan her fikir düşünce usulünce konuşulmalı ve yazılmalıdır. Yazılan bu fikir ve düşüncelerden isteyen siyasi partiler istifade etmelidirler. Bazılarının dediği gibi biz kopya vermeyiz iktidara geldiğimizde yaparız gibi bağnaz bir düşünceye asla kapılmamalıdırlar.
Siyasiler hatalarını gördüklerinde veya hata yaptıklarını bildikleri halde, zorlama tevil ve yorumlarla haklı sebepler aramamalıdırlar. Yanlışa yanlış, doğruya doğru demenin erdemini göstermelidirler. Sabah başka akşam başka konuşmamalıdırlar. Güçten ve güçlülerden yana değil, haktan ve haklıdan yana olmalıdırlar.
AK partisinin meydanlara çıkarak, anayasa değişikliği için halkan evet demelerini talep etmesini, “AK partisi kendisi için güven tazelemeye çalışmaktadır” gibi basit politik söylemler, hiç partiye ve partiliye yakışmaz. Böyle düşünerek hayır diyenler de kendi güvenlerini mi tazeliyorlar diyeceğiz.. Bu gibi ifadeler siyaset alanını daraltır ve çirkinleştirir.
Siyasi partiler anayasa değişikliği konusunda meydanlarda halkın karşısına çıkarak özetle şunları söylemektedirler. AKP; yapılan anayasa değişikliği paketi, AK partisinin projesi değil, milletin projesi olarak halkın önüne getirilmiştir. Kararı verecek olan milletir diyerek halktan evet demelerini istiyor.
MHP; Anayasa değişikliği paketinde, partiler uzlaşmadığı, bu değişikliği seçimden sonra yapalım teklifi kabul edilmediği için hayır diyecektir. CHP Bu yasal değişikliklerin kendi düşünceleri acısından doğru olmadığını, iktidara geldiklerinde anayasa değişikliği yapacakları düşüncesiyle değişikliğe hayır diyeceklerdir.
BDP kendi düşüncelerinin anayasa değişikliği paketinde yer almadığı için oylamaya katılmayacaklarını söylüyorlar. Saadet partisi anayasa değişikliği yeterli olmadığı halde 12 Eylülde evet diyeceklerini, 13 Eylül de hayır diyeceğiz gibi, olumsuz bir cümleyi niçin kullandıklarını, doğrusu anlayabilmiş değilim.
BBP 12 Eylül de evet kullanacaklarını ilan etikleri halde Sayın Haydar Baş’ın Genel Başkanı olduğu BTP de anayasa değişikliğine hayır oyu kullanacağını ilan ediyor. Milletimiz bütün bu konuşmaları sabırla dinleyerek sağduyularıyla analiz ederek sandıkta en doğru kararını verecektir.
Kısaca özetlemeye çalıştığım bu ifadeler, Genel Başkanların düşünceleridir. Parti mensupları da genellikle parti liderlerinin fikirleri doğrultusunda hareket etmeye çalışırlar. Kanaatimce 12 Eylül 2010 tarihinde yapılacak referandumda halkımız mensup olduğu parti liderlerinin fikrine uymayacaktır.
Halkın içinde birebir yaşayan birisi olarak halkımız siyasilere şu soruları sormaktadırlar. Canım sizin keyfinizi bekleyecek değiliz. Mecliste uzlaşmak için elinizi tutan mı vardı? Bir anayasa değişiklik teklifi getirdiniz de mi kabul edilmedi. Sizin farklı düşünceleriniz onaylayacak değiliz millete uygun olan bir değişiklikleri önümüze koydunuz da mı bizden evet yerine hayır dememizi istiyorsunuz
Şahsi düşüncemi eğip bükmeden 12 Eylül referandumundan hangi partilerin kazançlı, hangi partilerin kaybedeceklerini kısaca izah etmek istiyorum.
MHP anayasa değişikliğine evet deseydi kazançlı partilerden olacaktı. Hayır dediği için kaybedecektir. MHP nin hayır demesini Büyük Birlik Partisi iyice değerlendirir referandum sonuçlarını genel seçimlere yansıtmasını bilirse, kazançlı partilerden olacaktır.
Yükselme eğilimine doğru emin adımlarla yürümekte olan Saadet partisi önüne gelen ve kendisini en iyi anlatma zemini olan referandum gibi tarihi bir fırsatı, zamansız bir şekilde 4. olağanüstü kongreye giderek kaybetmeseydi en kazançlı parti olarak halkın güvenini kazanacaktı. Yapılan tarihi bir hata ile parti içi huzursuzluğa yol açılmıştır, ayrıca meydan partisi olan saadet partisi meydanlardan uzaklaşmıştır.
Saadet partisi; Huzurlu bir şekilde meydanlara inerek, siyasi geçmişini ve ödediği bedelleri halkımıza anlatarak, AK partisinden daha yoğun bir evet çalışması yapabilseydi, gelecek seçimlerin favori partisi olurdu. Üzülerek ifade edelim ki bu imkânı beceriksizlik mi, tecrübesizlik mi, hırs ve inat mı yoksa siyasi feraset eksikliğimi, ne derseniz deyin şimdilik Saadet partisi çok önemli bir fırsatı kaybetmiştir.
Referandum sonuçları, ister evet ister hayır olsun sonuç itibarıyla AK partisi kazançlı çıkacaktır. Sebebine gelince hayır tarafında yer alanlar, bilmeyerek veya halkı tanımadıkları için, evet tarafında yer alanlar da fırsatları değerlendiremeyerek ve yeteri kadar çalışamadıkları için, önümüzde genel seçimlerde halkın desteğini bilinçli bir şekilde, kendi partilerine doğru yönlendiremediklerinden, istemeyerekte olsa, dolaylı bir şekilde AK partisin değirmenine su taşımışlardır. Belki de hayırlısı böyledir. En dorusunu Yüce Allah bilir.
12 Eylül 2010 tarihinde evet havuzunda %60 oranında bir kabul oyu çıktığın farz edelim. 13 Eylül sabahı hayır cephesinde yer alanlar, demokratik özgürlüğümüzü bu şekilde kullandık, halkın verdiği karara saygılıyız diyerek kendi işlerine bakacaklardır. Evet cephesinde olanlar, 13 Eylülde “hayır” diyerek yeni bir anayasa değişikliği için kollarını sıvayarak milletin önüne çıkmaları çok fazla pirim yapmayacaktır.
Evet için, meydanlara çıkıp evet havuzuna ciddi bir şekilde ortak olunsaydı, 13 Eylül sabahı büyük bir basın toplantısıyla halkımıza şu açıklama yapılabilirdi.. Havuza toplanan halkın tercihlerinin %35 AK partisinin %15 Saadet partisinin %10 Büyük Birlik Partisinin katkılarıyla olmuştur. İktidar ve muhalefet kararı, millete ait olduğu bilinciyle, bu katkı ve tercihleri, halkımız aynı şekilde meclise yansıtmalıdır diyerek, halkı farklı bir siyasi tercihe doğru aydınlatarak yönlendirebilirdiniz. Halkımız bu partilerden dilediğini iktidar dilediğini muhalefet yapma ferasetine de sahiptir.
Bu siyasi öngörüyü göremeyenler bana göre tarihi bir fırsatı kaçırmışlardır. Önümüzdeki seçimlerde en kazançlı parti AK partisi çıkacaktır. Bu kazanca tüm partiler yardımcı olmuşlardır. Ülkemiz ve milletimiz için hayırlı olsun. Unutmayalım ki burası Türkiye! siyasette bir saat uzun zamandır. 10 Ağustos 2010
Alaettin KÖKSAL
Kocaeli