Devamlı herkesle kavga ve çekişme halinde olman, günah olarak sana kafidi
..:: Menü ::..

..:: Bir Ayet ::..

Onlar senden, azabın çarçabuk getirilmesini istiyorlar; Allah, va'dine kesin olarak muhalefet etmez. Gerçekten, senin Rabbinin katında bir gün, sizin saymakta olduklarınızdan bin yıl gibidir


..:: Bir Hadis ::..

Bir kimse, iflâs edenin yanında malını aynen bulmuş ise, bu mala o, herkesten daha ziyâde hak sâhibidir.


İslamiyazılar gözünüzün önünde olsun
islamiyazilar.com'u ana sayfanız yapın

Anasayfa » Genel Makaleler » SİYASİTTE USUL VE USLUP


SİYASİTTE USUL VE USLUP
 
Bu yazıyı facebookta paylaşıp daha çok kişinin görmesine vesile olmak için tıklayın...

         SİYASETTE USÜLVE ÜSLUP


 


 


         Her bir işin ve söylemin bir usulü ve üslubu vardır. Usulsüz ve üslup’suz yapılan işlerin ve söylemlerin neticesi genellikle hüsranla sonuçlanır. Usul kelimesinin kelime manası;  kaide, kaide bilgisidir. Üslup kelimesinin kelime manası; kendine has ifade tarzıdır. Büyüklerimiz usul hakkında “ Pekmez yemininde bir usulü vardır.” Demişlerdir.  


         Siyasette usul; bilgiyi ve beceriyi, insanların, anlayabileceği bir lisanla yerinde ve zamanında kullanmaktır. Üslup ise; bilgiyi ve beceriyi, insanları kırmadan anlatarak, olumsuz tepkilerini ve anlayışlarını hikmetle izale etmektir.


         Usulsüz ve üslupsuz yapılan her bir iş ve anlatılan her doğru bilgi, genellikle zaman içinde veya anıda, sahibinin aleyhine geri dönebilir. Siyasetin ve siyasetçilerin ana çıkmazı buradadır. Bu çıkmazı hikmetle aşamayanlar, tüm doğru söylemlerine rağmen, halktan bekledikleri desteği alamayacaklardır. Gelişen ve değişen şartlar gereği,  bazı siyasi partilere verilen destekler, hiçbir zaman kalıcı olmamıştır.


         Kalıcı olmayan siyasi anlayışları ve halkın geçici desteklerini, halktan önce siyasiler iyice analiz ederek okumalıdırlar. Halkın bir o partiye bir öbür partiye kitleler halinde yönelmelerinin nedenlerini düşünebilen siyasiler, halkın gönlünde kalıcı olmak istiyorlarsa, bilgi ve becerilerini siyasettin usulüne ve üslubuna dikkat ederek toplumla paylaşmalıdırlar


         Siyasilerin ve siyasi partilerin ana görevi, toplumun huzur ve barışını sağlamak, milletin inanç ve ahlaki değerlerini, örf ve geleneklerine korumak ve geliştirmek, milletin refah seviyesini yükseltmek adil paylaşımı ve adaleti tesis etmek için azami gayret göstermektir. Bu ve benzeri ilkeler doğrultusunda siyasetçiler ve siyasi partiler projeleriyle halkın önün çıkarak yarışmalıdırlar. Siyasette sen ben kavgalarıyla, usulsüz ve üslupsuz polemiklerle,  tutarsız beylik laflarla hiçbir siyasetçi ve siyasi parti milletin gönlünde kalıcı olamayacaktır. Bu tarz siyasetçiler ülkeye ve millette fayda yerine, zarar da vermektedirler.  


         Ülkenin milli çıkarlarını, toplumun refah seviyesini yükseltecek, içten ve dıştan gelen, siyasi, sosyal, ekonomik, hukuki ve kültürel konular hususunda proje ortaya koyan, çözüm üreten siyasi parti liderlerini sıralayacak olursak birinci sıraya Erbakan Hoca dan başka bir lideri koyamazsınız.


         Şu hususu da açıkça ifade edelim ki, bugüne kadar ülkenin yönetiminde söz sahibi olan siyasilerin hiçbir şey yapmadıklarını asla söylemiyorum. Elbette onlarında hizmetleri olmuştur. Ehli vicdan ve ehli insaf sahibi olanlar herkesin hakkını teslim etmeye mecburdurlar. Bugüne kadar iç ve dış  siyasette, sosyal, ekonomik, kültürel alanda, ileri sürdüğü  kalıcı fikirleriyle yaptığı icraatlarıyla dış şer güçleri sarsan milletimizin ufkunu ve cesaretini artıran hiç bir siyasi lider Erbakan Hoca kadar başarılı olamamıştır.


         Erbakan Hoca fikirleriyle ve ileri sürdüğü projeleriyle ülkede ve ülkemiz üzerinde sinsi hesapları olanların üzerinde iktidar olduğunu bilmeliyiz. Siyasette ilk devrimi halkı yönetime katarak yapmıştır. Bugün halkın her kesiminden siyasetçi bürokrat ve iş adamı varsa, bu Erbakan Hocanın ürünüdür. Kıbrıs Barış harekâtı Erbakan hocanın büyük gayretiyle gerçekleşmiştir. Önce ahlak ve maneviyat, suratlı yaygın kalkınma, ağır sanayi milli harp sanayi, D-8 gibi projelerle millettin güvenini artırmıştır.. Erbakan Hoca, siyasette ve siyasilere yön veren bir liderdir. Siyasiler bu lideri ve bu liderin fikirlerini ve projelerini içselleştirerek siyaset yapmalıdırlar


         Siyasetçiler, siyasi alanda başarılı ve kalıcı olmak istiyorlarsa, öncelikle parti liderlerini iyice tanımalıdırlar. Ülkesi ve milleti için ne düşündüğünü bilmelidirler. Milleti için ödedikleri ve ödemeye hazır oldukları bedellere ortak olmalıdırlar. Şahsı ikbal ve menfaatleri için liderlerini seviyormuş gibi yapanlar siyasetçi olamazlar.


         Siyasi partiler ve siyasetçiler, ülkenin milli çıkarları ve milletin menfaatleri hususunda negatif yönde farklı düşünemezler. Pozitif yönde ki farlılıklarını söyleyerek fikir ve düşüncelere zenginlik katmalıdırlar. Farklı inanç, farklı mezhep, farklı görüş, farklı ırk, farklı dil, farklı kültür, her ne kadar zenginlik ise de bu farklılıkları farklı algılayarak topluma dayatmaya, zorla kabul ettirmeye çalışmak, toplumun sosyal dokusunu bozar, teröre ve terörizme yol acar. Siyasiler ve siyasi partiler bu batağa düşmemelidirler.


         Bu batak, dış şer güçler tarafından planlanmış,  demokratik özgürlük kapağı ile kamuflaj edilmiş derin bir çukurdur. Siyasilerimiz ve siyasi partiler, bu sinsi çukuru ve bataklığı elbirliği ile kurutmaya mecburdurlar. Bu hususta atılan adımları hafife almadan, herkes elini taşın altına koymalıdır. Hiç kimse bu batağı siyasi rant hesaplarına çevirme gafletine düşmemelidir.


         Siyaseti, sadece iç siyasi olaylara bakarak şekillendirmeye çalışanlar, siyasi polemik yapmaktan öteye geçemezler. Siyasetin, bir iç boyutu bir de dış boyutu vardır. İç ve dış siyasi olayları birlikte değerlendiren siyasetçiler asla polemik yapmazlar, yapamazlar. Bu şekilde düşünen siyasetçiler, siyasi stratejileri bildikleri için, siyasi rakiplerini fütursuzca eleştiremezler. Siyasi stratejileri bildikleri halde, bu stratejiler üzerinden dolanarak, şahsi ikballeri için halkı kandırmaya çalışan partilere halkımız iktidar desteği vermiyor.


         Özgürlükler genişlemesi ve geliştirilmesi hususunda Devletimizin yönetiminde söz sahibi olan bürokratların ve siyasi iktidarların birlikte attıkları adımlarla açılan torbanın ağzını hiç kimsenin yeniden bağlamaya hakkı yoktur.Usulünce ve dikkatlice açılan bu torbanın ağzını yeterli görmeyenler, açılmasını kabul etmeyenler, bu hususta aleyhte yazı yazanlar, siyasi rant hesabıyla muhalefet yapan siyasilerin aynı çizgide veya aynı safta yer aldıklarını göremiyorlar mı?   Halkımız bu yanlış usulü ve üslubu gördüğü için, İster istemez AK Partisine yönelmektedir.


        


 


         Hiçbir parti ve siyasetçi ömrünün sonuna kadar aktif siyasetin içinde olmayı istemez. Ülkenin ve milletin milli çıkar ve menfaatleri için, farklı ve pozitif yönde projeleriyle halkın önüne çıkan partilere milletimiz iktidar desteği vereceğinden emin olmalıyız.  İktidarların değişmesi, halkın hür iradesiyle olacağına inanmalıyız. Aydınlar, yazarlar, askerler, bürokratlar, farklı düşüncelerin tesirinde kalarak halkın hür iradesine müdahale etmemelidirler. Müdahaleler, hiçbir zaman istenilen neticeyi vermemiştir.


         Siyasetçilerimiz, devlet yönetiminde etkili olan sivil ve askeri bürokratlarımız, kanaat önderlerimiz, sivil toplum örgütlerinin temsilcileri, sendika başkanları, gazeteciler, aydın ve yazarlarımız; fikir ve düşüncelerini topluma aktarırlarken usul ve üslup hususuna riayet etmezlerse bu durum halka sirayet edebilir.


         Hal böyle olunca milletin soysa dokusu bozulur saygı bağları zedelenir. Ülke içinde sınıf çatışması, etnik kimliklerin yarışması, zengin fakir ayırımı gibi hususlar alabildiğini kaşıdılar. Bugün ülkemizin karşı karşıya kaldığı bazı olumsuzlukların müsebbibi, milletin önünde duran bir kısım sivil ve askeri  bürokratların, siyasilerin , işadamlarının, sivil toplum örgütü temsilcilerinin, kanat önderlerinin aydın ve yazarların, bazı iç ve dış güçlerin tesirinde kalarak,  usul ve üsluplarını bozarak,  emaneti (yönetimi) hak edenlere teslim etmediklerinden kaynaklandığını bilmeye ve kendimizi düzeltmeye mecbur olduğumuzu şuurla idrak etmeliyiz.


         Halkın dün bilmediği, bugün bildiği bazı siyasi ve sosyal konuları, milletten saklamak doğru değildir. Abdullah ÖÇALAN’IN nasıl yakalandığını kimler tarafından Türk makamlarına hangi şartlarla teslim edildiğini, bu terör örgütünün ne zaman nasıl kurulduğunu, kimler tarafından lojistik destek aldığını, ekonomik kaynaklarının neler olduğunu, terörist başının neden idam edilmediğini, idam yasasının nasıl neden kaldırıldığını, cezaevinden verilen talimatlarla PKK’nın nasıl yönlendirildiğini, bilmeyenimiz kalmamıştır.


         Terörist başının niçin serbest bırakılmadığını, can güvenliğinin korunması için cezaevinde tutulduğunu milletimiz çok iyi bilmektedir.  Dün kapalı kutu olan, bugün acılan birçok olay, Ergenekon yapılanmasından, PKK terör örgütüne her şey kenarından ucundan etrafa sızmıştır.  Halk bu kirli ve pis kokulu sızıntılardan rahatsız olmuştur.


         Bu ve benzeri çirkinliklerin temizlenmesi için; iktidar, muhalefet birlikte ı etmeyecektir. Kimin neyi nasıl yaptığını halkımız engin ferasetiyle görmektedir. Halkın gördüğünü, görebilen siyasetçiler, halkın tercümanı olduklarında, halk onları bir daha iktidardan indirmemek üzere kendilerine destek verecektir.


         Siyasilerimiz ve devletin yönetiminde etkili ve yetkili olan sivil ve askeri bürokratlarımız.görünen olayları net olarak halkımızı anlatmalıdırlar. İhtimal dahilinde olabilecek olaylar hususunda, alınan ve alınacak tedbirlerle alakalı halkımızı yeteri kadar bilgilendirmelidirler. Yapılan yanlışları konuşarak, yapılması gereken icraatla geciktirilmeden yerine getirmelidirler.


         Coğrafi dengesizlikleri, doğudan batıya yapılan göçleri, batıdan doğuya yapılamayan göçlerin, siyasi ve sosyolojik nedenlerini halkımıza açıkça anlatmalıdırlar. Bu olayları kapatarak, halkımızın sabrını taşırarak toplumsal bir tepkiye meydan vermemelidirler.


         Hiç kimse fakirlik edebiyatı yaparak dengesiz kalkınmayı, kısıtlı olan özgürlükleri konuşarak, bölgesel ve etnik bir haksızlık yapıldığını gündeme getirerek siyasi rant hesabı yaparak bölgede yaşayan halkı istismar ederek ülke geneline gerilim yapmaya hiçbirimizin hakkı yoktur.  Türk kökenli bir Karadenizli olarak kısaca şu hususları da belirtmekte fayda vardır. Doğuda yetişen ürünlerin hiç biri Karadeniz de yetişmez. Büyüklerimiz karpuzu kabak zannederek kazanda pişirmişler. Domates görmemişlerdi.


         Doğuda yapılan yatırımların yüzde biri Karadeniz de yapılmamıştır. Karadenizli toprağı sırtında taşıyarak kayanın üzerinde mısır ve lahana ekerek hayatını sürdürmüştür. Karadenizli doğuştan gurbet çocuğudur. Bu ülke hepimizindir lakin ben Diyarbakır da yerleşemiyorum. Diyarbakırlı ülkemin her tarafında istediği gibi yerleşebiliyor. Bunun sebebini sadece devletin ihmaline bağlamak doğru değildir.


         Ülkemiz dış şer güçler tarafından kaşıtılıyor. Kaşıtılan yer alerji oluyor. Sonra kör çıbana dönüşerek bedenlere ateş veriyor. Bu çıbanın içine biriken cerahat dan kurtulmak için  müşfik bir doktora baş vurulmuyor. Evet beyler sözün özü tüm insanlık çare arıyor. Çare ararken büyük yanlışlar yapıyor. Yanlış yapıtlıkça ve yanlışlara karşı Kur’an ve sünnetle müdahale edilmedikçe, insanlık kendi yaptığı karanlık çukura yuvarlanıyor. Çare Kur’an ve sünnete şuurla sarılmaktır. siyasilerimiz ve milletimiz bu hususu ihmal etmemelidir.   


 


                                                                                      06-OCAK-2011


                                                                                      Alaettin  KÖKSAL


                                                                                      Kocaeli


 




Cevap yazmak için üye olun


Yazıyı çok sevdim hemen arkadaşıma göndereyim

Adınız Soyadınız
Arkadaşınızın adı soyadı
Arkadaşınızın E-Posta adresi



Eklenme Tarihi: 06.01.2011 19:14:36
Kaynak : alıntı
Yazıyı Ekleyen : mrv
 Bu  yazı Bugün 0 kez okundu.
 Bu  yazı Toplam 1906 kez okundu.
mrv bugüne kadar toplam 118 yazı ekledi.
..:: Üye Paneli ::..
K.Adı :
Şifre  :
Beni Hatırla

..:: Favorilerimiz ::..
dedektör
nokta dedektör
nasıl gidilir
karikatür

..:: Son yorumlananlar ::..

''Allah (Haşa) Seçimlerimizi Bilemez'' Diyen Hocalara Cevap

KOMİK RESİMLİ YAZILAR

hadis

yemek tarifleri resimleri

HADİSLERİN EN GUZELİ


..:: Günün Yazıları ::..

4 BÜYÜK KİTAP HANGİ PEYGAMBERLERE GELDİ

KURANDAKİ SIRAYA GÖRE SURE İSİMLERİ

ÖLÜM NEDEN GİZLİ TUTULMUŞTUR?

Sıkıntı anında çekilecek tesbihler..

Avlanmak günahmıdır avcılık günahmıdır harammıdır


Bugün Hiç Okunmadılar..

Hazret-i Âişe ağlıyor

Düşünen İnsanlar İçin

hakkı anar

dualar

RESULULLAH(S.A.V)


..:: Online Üyeler ::..


Doğum Günü Bugün Olanlar
gcimen67@hotmail.com , ali er , mehmet topaloğlu , kaşif , huseyini , sAkin_ , hatcem , AlperenResul! , elci68li , raziye , Yéşil Gözlüm ,

..:: Arama ::..

Bul:  

..:: En Son Arananlar ::..

dini adlarIZDIRAPyaralruhsalpeygambereyedimescidi aksa resmipotansiyel enerjiAd kavmisude

..:: Rasgele 5 Üyemiz ::..

   mthn
   nursevval
   rabia
   gerzek
   Altuğ Öztürk

Bu siteye eklenen yazılardan, yazıların yazarları sorumludur. Yazı eklerken alıntı yapılan kaynak mutlaka yazı sonunda belirtilmelidir. Mevcut herhangi bir yazıdan rahatsız olanlar suistimal@islamiyazilar.com mail adresine bilgi vererek duruma göre yazının kaldırılmasını sağlayablirler.