Kim günah işleyip de tövbe eden kimseyi, işlediği o günahtan dolayı kınarsa, kendisi o günahı işlemeden ölmez
..:: Menü ::..

..:: Bir Ayet ::..

Onlar senden, azabın çarçabuk getirilmesini istiyorlar; Allah, va'dine kesin olarak muhalefet etmez. Gerçekten, senin Rabbinin katında bir gün, sizin saymakta olduklarınızdan bin yıl gibidir


..:: Bir Hadis ::..

Bizimle münafıklar arasında yatsı ve sabah namazlarında hazır bulunma farkı vardır. Onlar bu iki namaza muktedir olamazlar.


Daha çok kişiye ulaşabilmemiz için
islamiyazilar.com'u ana sayfanız yapın

Anasayfa » Dini Hikayeler » ramazan geliyor yaşasın


ramazan geliyor yaşasın
 
Bu yazıyı facebookta paylaşıp daha çok kişinin görmesine vesile olmak için tıklayın...

Ramazan İzlenimleri (Ekim 2004)


Ramazan müslümanlar açısından önemli bir ay. İnanlar bu ayda oruç tutarak ve bazı ilave ibadetleri yerine getirerek hem yükümlülükten kurtulmaya, hem de sevap elde etmeye çalışırlar. Bu esnada özellikle Türkiye insanına ve toplumuna mahsus ilginç hadiseler cereyan eder. Bu yazıda kısaca çevremde gözlemlediğim Ramazan izlenimlerini aktarmaya çalışacağım. Konu dini bir ibadetle bağlantılı olduğu için Türkiye’de islam diniyle ilişkili insan tipleriyle ilgili düşüncemi de belirtmek isterim. Çevremde, izlenimlerime göre üç tür insan var. Bunların bir kısmı alenen dinle ilgisinin olmadığını beyan eden ve dolayısıyla Ramazanla bir alakası olmayan insanlardır. Diğer kesimler ise müslüman olduklarını söylerler, bunlar da dine yaklaşımlarıyla ikiye ayrılırlar.


Standart Müslüman Topluluğu


Birinci grup müslüman olduğunu söyleyen ve bunun gerekleri olan namaz, oruç, zekat, hac gibi ibadetleri yerine getiren kitledir. Bunların sayısı ile ilgili bir şey söylemek mümkün değil ama tahmini gözlemlerim nüfusun %30-40 kadarı olabileceği yönünde. Bu kitleye aslında ibadeti yapma gereğine inanan ama tembellik sebebiyle namaz kılmayan bir grubu da dahil edebiliriz. Kağıt üzerinde bu grubun Ramazan ayıyla doğrudan bir ilişkisi olduğu aşikardır. Bu insanlar orucu diyet ya da sağlık amaçlı bir eylem olarak görmez. Bu ibadeti salt emredildiği için yerine getirir. Bu büyük kitlenin dini ibadet kılavuzu büyük ölçüde çocukken okunan ilmihaller ve cami hocasından Cuma vaazında işitilen şeylerden ibarettir. Kitlenin bir kısmının yeraltı faaliyeti yürüten tarikatlere yakınlığı veya mensubiyeti vardır.


Bu grubun büyük kısmı düzenli teravih namazına devam eder. Yalnız, vakit namazı kılmayan ciddi bir kesimin sadece ramazan ayında sünnet bir ibadet olan cemaatle tervaihe yüklenmesi hayrete şayandır. Teravih namazı konusunda ilginç olan bir nokta da, çoğu müslüman Türk vatandaşının “jet imam” sıfatlı din görevlilerinin camilerini araştırıp, gerekirse uzun yollar teperek bu camileri tercih etmeleridir. Jet imamın hızı 33 rekatı 15 ila 20 dakika aralığında bitirecek düzeydedir. Normal imamlarda bu süre 45 dakikaya kadar çıkabilir. Görüldüğü gibi müslüman Türk vatandaşı 25 dakikalık bir fark için ciddi arayışlara yönelecek şekilde zamanına önem vermektedir.


Teravihle ilgili bir diğer gözlemim, namaz sırasında ciddi görüntülü, sert bakışlı ve genelde yaşlı müslüman Türk vatandaşlarının camilerde küçük çocukları azarlaması konusudur. Bu kesime göre camiler ağırlıklı olarak bunamaya yaklaşmış ihtiyarlara ait mekanlardır ve gülüp koşturdukları, gülüp koşturmayanlar da sadece küçük oldukları için camiye girmeye, girseler de ön saflara geçmeye layık değillerdir. Nitekim, daha sonra camiye asla ayak basmayan bir çok gencin çocukluğunda cami imamı veya işgüzar vatandaşlardan fırça yemiş olması muhtemel bir hakikattir.


Bu kesimin içindeki tarikat grupları açısından da Ramazan finansal açıdan önemli bir aydır. Genelde fermuarlı bir koltuk altı çantasıyla dolaşan tarikat mensubu gönüllüler, cami yaptırma dernek yöneticileri, vakıf mensubu hocalar piyasada çokça arzı endam ederler. Bu esnada bir günde 8-10 cami derneği, tarikat mensubu ve bir grup gezgin dilenci tarafından ablukaya alınan esnaf da bunalır ama Ramazandır, ne yapalım der geçerler. Hasılı, Ramazan müslümanlar açısından zekat ve yardımlarıyla da önemli bir devredir.


“İçi temiz” Müslümanlar


İkinci grup, sözle müslüman olduğunu ifade etmekle beraber dinin temel ibadetlerle ilgili emirlerini yerine getirmeyen ve bunu da tembellik yerine garip savunma mekanizmalarıyla açıklamaya çalışanlardır. Bunların ağzından sıkça “içinin temiz olduğu”, “aslında büyük dedesinin müftü olduğu”, “namaz kılanların aslında çoğunun üçkağıtçı olduğu”, “elbette Müslüman olduğu ama çağın değiştiği” gibi argümanlar işitilir. Muhtemelen bu kısmın içinde Müslüman olmadığını söylediği takdirde tepki çekeceğini düşünen bir grup da vardır. Bu kesimin dini ibadetler içeren Ramazan ayıyla ilişkisi de enteresandır. Bir ölçüde İslama inananları diğer ibadetleri yapmadıkları halde oruç tutarlar. Anladığım kadarıyla, bu kişilere göre oruç namaza göre daha önemli bir ibadettir. Diyet için tutulmadığı düşünülürse, muhtemelen “varsın yılda bir ay tutalım, öbürü ne öyle her gün beş vakit, kim uğraşacak bunca işin arasında” mantığı da geçerli olabilir.


Bu grup açısından Ramazan dini olmaktan ziyade geleneksel bir anlam içerir. Bunlar için Ramazan demek davulcu, pide, pastırmalı, coca colalı, cola turkalı, sadece yaşlıların başının örtülü, gençlerin “modern” kıyafetli olduğu, yaşlıların da bu modern gençlere sevgi dolu gözlerle baktığı reklamlardaki gibi iftar sofraları, meddah, direklerarası, Nurhan Damcıoğlu ve kanto gibi unsurlardan ibarettir.


Muhtelif Konular


Ramazan ayında TV ve yazılı basında ilginç değişiklikler görülür. TV’lerde iftara doğru, sahura doğru gibi programlar ve birinci grup teravihte iken ikinci grubu hedefleyen ve Ramazana hürmeten dansöz sansürü uygulayan eğlenceler tertip eder. (Gerçi son dönem dizi furyası yüzünden “nerde o eski ramazan eğlenceleri” diyecek hale geldik ya). Televizyon ekranları, marjinal ilahiyatçılar, moruklamış “bizim zamanımızda direklerarasında karagöz oynardı” muhabbeti yapan tipler; aslında dindar olduğunu belirten homoseksüeller, şarkıcılar, dansözler, futbolcularla dolar. Her kanalda Hz.Ömer’in adaleti, Hz. Ali Hayber kalesinde, Yusuf ile Züleyha gibi kelek Türk filmleri arzı endam eder. Bazı “çağdaş” kanallar evliya türbelerini tanıtır ve gizemli hikayelerle reyting toplamaya gayret ederler.


Sürekli irtica tehdidi, bizi kesecekler haberleriyle dolu gazetelerde de bu ay içinde geçici olarak dangalakça hazırlanmış Ramazan sayfaları peydahlanır. Bu sayfalarda orucu bozan ve bozmayan şeyler, güllaç nasıl yapılır, sahurun faziletleri, Kastamonu evliyaları, Prof. Falancanın ramazan diyeti, Hz. Yuşanın boyu kaç metreydi gibi bilgiler verilir. Bir çok gazete güllü yasin, torbalara sarılıp duvara asılmak üzere Kuran, rafları süslemek için ilmihaller dağıtır. Emekli vaizler ve popüler ilahiyat profesörleri köşelerde akmaz kokmaz laflardan oluşan yazılar yazarlar. Hasılı Ramazan ayında medyaya önemli bir hareketlilik gelir.


Ramazan ayının ülkemize özgü bir diğer özelliği de üniversitelerde bu ay içinde oruç tutmayan solcu ve bazı alevi öğrenciler ile oruç tutsa da tutmasa da milliyetçi ve oruç tutan islamcı öğrenciler arasındaki kavgalardır. Genelde bu tür kavgalar Ramazan ayında kantinlerde aleni yiyip içen solcu öğrencilere diğer grubun laf atması, solcu grubun da karşılık olarak yerine göre “gerici” yerine göre “faşist” diyerek tepki vermesiyle ortaya çıkar. Aslına bakılırsa bir grup saygısızdır ve büyük ölçüde provokatif bir tavırla bu yola başvurur, diğer gruplar da üstlerine vazife olmadığı halde inanç savunuculuğuna girişirler. Mesela diğer dini ibadetleri yerine getirmeyenlere saldıran bir milliyetçi ya da islamcı grup ben hatırlamıyorum. Namaz kılmıyor, vurun, misali. Laik medya daima bu tür haberleri zavallı solcu öğrencilerin barbar, gerici ve faşist sağcılar tarafından dövüldüğü, aslında solcuların çok iyi niyetli melekler olduğu şeklinde yansıtır. İslamcı medya ise genelde olayı oruç yerine “kız ve namus” davasına bağlar. Hasılı, Ramazan ayı Türkiye’ye özgü ideolojik dangalaklıkların da arttığı bir dönemdir ve eğlenceden anlayanlar için seyri komik olaylar boldur.


Bir çok açıdan garabet olan memleketimiz görüldüğü gibi mübarek Ramazan ayında da tuhaf görüntülere sahne olmakta, “Türk Müslümanlığı” her yere damgasını basmaktadır. Bu millet adam olur mu sorusunun cevabını düşünerek zaman geçirmemize yol açacak tuhaflıklar işte. Her neyse, mübarek Ramazan ayınızı tebrik ederek İzlenimlere dönmüş olayım.




Cevap yazmak için üye olun


Yazıyı çok sevdim hemen arkadaşıma göndereyim

Adınız Soyadınız
Arkadaşınızın adı soyadı
Arkadaşınızın E-Posta adresi



Eklenme Tarihi: 23.08.2008 16:32:55
Yazıyı Ekleyen : nureddinbayram
 Bu  yazı Bugün 2 kez okundu.
 Bu  yazı Toplam 1469 kez okundu.
nureddinbayram bugüne kadar toplam 1415 yazı ekledi.
..:: Üye Paneli ::..
K.Adı :
Şifre  :
Beni Hatırla

..:: Favorilerimiz ::..
dedektör
nokta dedektör
nasıl gidilir
karikatür

..:: Son yorumlananlar ::..

''Allah (Haşa) Seçimlerimizi Bilemez'' Diyen Hocalara Cevap

KOMİK RESİMLİ YAZILAR

hadis

yemek tarifleri resimleri

HADİSLERİN EN GUZELİ


..:: Günün Yazıları ::..

4 BÜYÜK KİTAP HANGİ PEYGAMBERLERE GELDİ

KURANDAKİ SIRAYA GÖRE SURE İSİMLERİ

KIYMETLİ KADIN İSİMLERİ

Sıkıntı anında çekilecek tesbihler..

Göz Alıcı kareler


Bugün Hiç Okunmadılar..

HAC YOLUNDA ÖLEN

Takva nedir?

BİZİM YOLUMUZ

Suyun Harika Ozellikleri

Hudayi yolu‏


..:: Online Üyeler ::..


Doğum Günü Bugün Olanlar
dilara_gülşeni , tezin , eatas , halide , kunduz , asılbekova , asilbekova , faruk bin samet , canercansu özanlı ,

..:: Arama ::..

Bul:  

..:: En Son Arananlar ::..

mukadderatebuannemnefsi tezkiyeemrahtomurcukmumkunvakiaNamaz nasil kilinir?...

..:: Rasgele 5 Üyemiz ::..

   dostaaşık
   helenya
   huseyini
   şiir_tadında
   rüveyda

Bu siteye eklenen yazılardan, yazıların yazarları sorumludur. Yazı eklerken alıntı yapılan kaynak mutlaka yazı sonunda belirtilmelidir. Mevcut herhangi bir yazıdan rahatsız olanlar suistimal@islamiyazilar.com mail adresine bilgi vererek duruma göre yazının kaldırılmasını sağlayablirler.