Bir kimse, iflâs edenin yanında malını aynen bulmuş ise, bu mala o, herkesten daha ziyâde hak sâhibidir.
..:: Menü ::..

..:: Bir Ayet ::..

Onlar senden, azabın çarçabuk getirilmesini istiyorlar; Allah, va'dine kesin olarak muhalefet etmez. Gerçekten, senin Rabbinin katında bir gün, sizin saymakta olduklarınızdan bin yıl gibidir


..:: Bir Hadis ::..

Cuma gününde öyle bir saat vardır ki, şayet bir müslüman kul o saate rastlar da Allah’tan bir hayır isterse, Allah onu kendisine mutlaka verir.


İslamiyazılar gözünüzün önünde olsun
islamiyazilar.com'u ana sayfanız yapın

Anasayfa » Peygamberlerimiz » PEYGAMBERİMİZİN ŞAM'A İKİNCİ GİDİŞİ


PEYGAMBERİMİZİN ŞAM'A İKİNCİ GİDİŞİ
 
Bu yazıyı facebookta paylaşıp daha çok kişinin görmesine vesile olmak için tıklayın...

Mekke halkının meşguliyetlerinin başında ticaret geliyordu. Ebû Tâlip de bir müddet ticaretle uğraştı. Ancak, kıtlık kuraklık yıllarının başgöstermesi, kabile savaşlarının birbirini takip etmesi ve âile efradının fazla oluşu gibi sebepler yüzünden ticaret yapabilecek mâlî kuvveti pek kalmamıştı. Bu yüzden Efendimizi de yanına alarak yaptığı Suriye seyahatinden sonra bir daha ticaret kervanlarına katılma imkânını elde edemedi. Mekke' nin içinde bazı işler yapmakla geçinip gidiyordu.
  Mekke' de Peygamber Efendimizin akrabalarından zengin bir dul kadın vardı: Hatice bint-i Hüveylid. O da servetiyle ticaret kervanlarına ortak oluyordu.
  Peygamber Efendimiz yirmi beş yaşında bulunduğu sırada, Kureyş yine Şâm' a göndermek üzere bir ticaret kervanının hazırlığı içindeydi. Bu kervana Hz. Hatice de, mallarıyla iştirak edecekti. Her seferinde olduğu gibi, bu defa da mallarının başında gönderecek emin ve sağlam adamlar arıyordu.
  Geçim sıkıntısı içinde kıvranıp duran Ebû Talip bunu duydu. Himâyesinde bulunan yeğeni Nebiyy-i Muhterem Efendimizi yanına çağırarak kendisine açılmak zorunda kaldı ve şöyle konuştu:
  "Ey kardeşim oğlu!
  Mal ve mülk sahibi olmadığımı biliyorsun. Şiddetli kıtlık ve kuraklık elimizi, avucumuzu kuruttu. Bizde ne ticaret bıraktı, ne de kalkacak, kımıldanacak güç ve derman. Bak, kavminin ticaret kervanı Şam' a gitmeye hazırlanıyor.
  Hüveylid' in kızı Hatice de bu kervana yükleyeceği mallarla katılacak ve mallarıyla birlikte kavminden bazı kimseler gönderecektir.
  Hatice, ticaretle uğraşan, serveti bol ve başkasının da bu servetten istifâde etmesini isteyen bir kadındır. Senin gibi emniyet edilen, temiz, vefalı bir insana onun bu konuda ihtiyacı vardır. Gidip bu hususu kendisine anlatsan, herhalde dürüstlüğün ve üstün meziyetlerinden dolayı seni başkalarına tercih edecektir."
  Bu konuşmasının ardından endişesini de üzüntü içinde şöyle belirtti:
  "Gerçi, seni Şâm' a göndermekten çekiniyorum. Yahudilerin sana bir zarar vermesinden de korkuyorum. Ama ne yapayım ki, geçimimizi temin konusunda bundan başka hatırıma gelen bir fikir de yok."90
  Peygamberimiz,
  "Amcacığım, sen nasıl istiyorsan öyle yap" buyurarak amcasını rahatlattı.
  Ebû Talib' le Resul-i Ekrem Efendimiz arasında geçen konuşma, Hz. Hatice' ye ulaştı. Nebiyy-i Mükerremin doğru sözlü, güvenilir, emniyetli, üstün ahlâklı olduğunu bilen Hz. Hatice, hemen haber göndererek çağırttı, kendisine şöyle dedi:
  "Sizi Şam' a gidecek ticaret mallarımın başında göndermek istiyorum. Sizin doğru sözlü, son derece güvenilir ve güzel ahlâklı olduğunuzu biliyorum. Size kavminizden hiç kimseye vermediğim yüksek bir ücret vereceğim."
  Peygamber Efendimiz, teklifi amcası Ebû Tâlib' e haber verdi. Buna son derece sevinen amcası,
  "Bu Allah' ın sana ihsan ettiği bir rızıktır" dedi.
  Ebû Tâlip, ücreti tayin etmeden yola çıkmasını münasip görmediğinden, Efendimize gidip bizzat Hz. Hatice ile bu hususu konuşmasını söyledi. Ancak Peygamber Efendimiz bunu istemediğini belli etti. Bunun üzerine Ebû Tâlip kendisi giderek
  "Ey Hatice," dedi. "Biz işittik ki, sen falanı iki erkek deve vermek üzere tutmuşsun? Biz, Muhammed için dört erkek deveden aşağısına razı olmayız."
  Efendimiz gibi son derece itimad edilir birini bulan Hz. Hatice sevinçliydi.
  "Ey Ebû Tâlib," dedi. "Sen çok kolay ve hoşa gidecek bir ücret istemiş bulunuyorsun. Bundan daha fazlasını isteseydin ben yine kabul ederdim." 91
  Ebû Tâlib, bu sözlerden fazlasıyla memnun oldu.
  Hz. Hatice, kölesi Meysere' yi de Resulullah Efendimizin emrine verdi ve ona şu tembihte bulundu:
  "Sana ne emrederse derhal itaat edeceksin. Hiçbir fikrine aykırı iş görmeyeceksin. Bir dediğini iki etmeyeceksin ve her halini bana bildireceksin."
  Kervanın yola çıkması için bütün hazırlıklar tamamlandı. Ebû Tâlib ile Efendimizin halaları da onu uğurlamaya geldiler, kervanda bulunanlara onunla ilgilenmelerini rica ettiler. Ve kervan yola çıktı.
  Ticaret kervanı üç aylık yorucu bir yolculuktan sonra, Şam topraklarına vardı. Kervana iştirak edenlerin herbiri Busra Panayırının münasip yerlerine tezgâhlarını kurdular. Kâinatın Efendisi ise, oradaki manastıra yakın bir zeytin ağacının altına indi.
  Rahip Nastura ve Efendimiz
  Efendimizin daha önceki Şam seyahatı sırasında manastırda bulunan Rahib Bahîra ölmüş, yerini Nastûra adındaki rahibe bırakmıştı. Efendimizin, zeytin ağacının altına inmesi, pencereden gelen kafileyi seyreden Râhibin dikkatinden kaçmadı. Önceden tanıştığı Meysere' yi yanına çağırdı ve ağacın altında konaklayanın kim olduğu sordu.
  Meysere, "O Kureyş ve Mekke halkından bir zâttır" dedi.
  Nastura bir anlık bir düşünceye daldı. Sonra da Meysere' yi hayretler içinde bırakan fikrini açıkladı:
  "O ağacın altına şimdiye kadar peygamberden başka kimse inmemiştir."
  Daha sonra Meysere' ye şu suâli yöneltti:
  "Onun gözünde biraz kırmızılık var mıdır?"
  Meysere' den "Evet" cevabını alınca, teşhisini kesinleştirdi:
  "O, peygamberdir. Hem de peygamberlerin sonuncusudur."92
  Meysere, heyecan ve hayretinden şaşkına döndü. İstikbalin Peygamberinin hizmetinde bulunma saadet ve sevinci vücudunun bütün zerrelerine bir anda yayıldı. Rahibin söyledikleri de hafızasına iyice nakşolmuştu.
  Satışlar tamamlanmış, alınacaklar alınmıştı. Bir de baktılar ki, Peygamberimiz herkesten ziyâde kârlı bir ticaret yapmış.93 Bu sefer Meysere' nin hayretine, kafiledekilerin de hayret ve şaşkınlığı katıldı.
  Kervan, Busra' dan ayrılarak Mekke' ye doğru yola çıktı.
  Melekler Gölge Ediyor
  Kervan sıcak kumlar üzerinde Mekke' ye doğru yol alıyordu. Kızgın güneş, ateşten oklarını yere saplamakta idi. Fakat o da ne? Meysere gözlerine inanamıyordu. Acaba yanlış mı görüyordu?
  Ama hayır, tamamıyla gerçekti. İki melek, kavurucu sıcaktan rahatsız olmaması için, bulut tarzında Kâinatın Efendisi üzerinde gölgelik yapıyordu.94
  Meysere, hayranlık ve heyecanından yerinde duramaz hale gelmişti. Güneşin sıcaklığı, bu garip hâdisenin mûnis sıcaklığı yanında artık ona pek tesir etmiyordu. Ne var ki, Nur Muhammed' e (a.s.m.) bu olup bitenleri ve duyduklarını anlatma cesaretini kendinde bir türlü bulamıyordu. Hayretini, heyecanını ve şaşkınlığını hep içinde saklıyor, dışa aksetmemesi için var gücünü sarf ediyordu.
  Artık kervan, Mekke' den görülmeye başlanmıştı.
  Hz. Hatice, evinin damında Kureyş kadınlarıyla birlikte gelen kafileyi gözlüyordu. Herkes gibi o da hayret içindeydi. Gelen Muhammed ve Meysere' ydi. Ya, Muhammed' in (a.s.m.) başı üzerinde gelenler ne? Yine iki melek Kâinatın Efendisi üzerinde gölgelik ediyorlardı. Hatice heyecan içinde yanındaki kadınlara da bu garipliği gösteriyordu:95
  "Bakın, bakın, Muhammed melekler tarafından gölgeleniyor."
  Kervan Mekke' ye ulaştı. Peygamberimiz, malları Hz. Hatice' ye teslim etti. Hatice de getirilen malları yüksek bir kârla sattı.96
  Meysere Müşahedelerini Anlatıyor
  Meysere bu yolculuk esnasında Kâinatın Efendisinden çok şey görmüş, çok şey öğrenmişti.
  Her şeyden önce temizliğe son derece riâyet ediyordu, ahlâkı mükemmeldi, doğru sözlüydü, arkadaşlığı samimi ve ciddî idi. Ticaretteki dürüstlüğüne diyecek yoktu. Bütün bunları, Rahib Nastura' nın söylediklerini ve yolda gördüğü garipliği, Meysere bir bir Hatice' ye anlattı.
  Hz. Hatice Meysere' den duyduklarını ve kendisinin gördüğünü vakit geçirmeden gidip amcasıoğlu Varaka bin Nevfel' e anlattı.
  Varaka bilgili bir Hıristiyandı. Putperestliğe taraftar değildi. Kendi halinde yaşlı ve aklı başında bir insandı. Hatice' den duydukları karşısında o da hayretini gizleyemeyerek şöyle dedi:
  "Eğer bu söylediklerin doğru ise, şüphesiz Muhammed, bu ümmetin peygamberidir. Ben, zaten bu ümmetten bir peygamberin çıkacağını biliyor ve onu bekliyordum. Bu zaman, onun tam zamanıdır.97
  Bu ifade ve itiraf karşısında Hz. Hatice' nin gönlü sevinçle doldu.



Cevap yazmak için üye olun


Yazıyı çok sevdim hemen arkadaşıma göndereyim

Adınız Soyadınız
Arkadaşınızın adı soyadı
Arkadaşınızın E-Posta adresi



Eklenme Tarihi: 21.12.2008 13:48:38
Kaynak : ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Yazıyı Ekleyen : nureddinbayram
 Bu  yazı Bugün 0 kez okundu.
 Bu  yazı Toplam 1137 kez okundu.
nureddinbayram bugüne kadar toplam 1415 yazı ekledi.
..:: Üye Paneli ::..
K.Adı :
Şifre  :
Beni Hatırla

..:: Favorilerimiz ::..
dedektör
nokta dedektör
nasıl gidilir
karikatür

..:: Son yorumlananlar ::..

''Allah (Haşa) Seçimlerimizi Bilemez'' Diyen Hocalara Cevap

KOMİK RESİMLİ YAZILAR

hadis

yemek tarifleri resimleri

HADİSLERİN EN GUZELİ


..:: Günün Yazıları ::..

4 BÜYÜK KİTAP HANGİ PEYGAMBERLERE GELDİ

KURANDAKİ SIRAYA GÖRE SURE İSİMLERİ

İslam'da Fetih Savaşı Yoktur, Savunma Savaşı Vardır

itaat

DoStLuK iLe iLgİlİ


Bugün Hiç Okunmadılar..

islam yükseliyor

(((GEL GÖR BENİ AŞK NEYLEDİ)))

The Exemplary Life Of the Prophet (saas)

ölüm son degil..

GÜZEL SÖZLER


..:: Online Üyeler ::..


Doğum Günü Bugün Olanlar
fundaunlu1976 , emon , abc111 , K.LEVENT , artis_damat , SeRÇeM , emsalsiz_50@h , martı , enes75 , tatlı cadı , Kosova ,

..:: Arama ::..

Bul:  

..:: En Son Arananlar ::..

minaailefilistinli cocuksahrahastal?kreyyanhz. ibrahimburcarkadastop

..:: Rasgele 5 Üyemiz ::..

   mümü
   AKALIN
   evliya
   tulan
   nursevval

Bu siteye eklenen yazılardan, yazıların yazarları sorumludur. Yazı eklerken alıntı yapılan kaynak mutlaka yazı sonunda belirtilmelidir. Mevcut herhangi bir yazıdan rahatsız olanlar suistimal@islamiyazilar.com mail adresine bilgi vererek duruma göre yazının kaldırılmasını sağlayablirler.