|
..:: Bir Ayet ::..
|
|
Onlar senden, azabın çarçabuk getirilmesini istiyorlar; Allah,
va'dine kesin olarak muhalefet etmez. Gerçekten, senin Rabbinin katında bir gün, sizin saymakta olduklarınızdan bin yıl gibidir
|
|
..:: Bir Hadis ::..
|
|
Himmet yönüyle insanların en yücesi hem dünya hem de ahiret işine himmet gösteren mü'mindir. |
|
|
Yazı eklemeye vaktiniz yoksa
islamiyazilar.com'u ana sayfanız yapın
| öfke Ile Boşamak |
| |
|
| |
öfke Ile Boşamak
Bir Müslüman karısına kızdığında "babanın evine git!" dese ve
kalbinden bir şey düşünmeden bu sözü değişik zamanlarda üç defa
tekrarlamış olsa durum ne olur?
Bize boşamanın Islâm Hukukundaki durumu sorulduğu için ona göre
anlatmaya çalışacak ve başkalarının da bilgilenebileceği mülâhazasi ile
meseleyi özetlemeyi deneyecegiz.
Islâmda karı ile kocanın birbirlerine üç itibarî bağla bağlıdırlar ve
bu bağları koparma (boşama) yetkisi -bunu kendi isteği ile karısına
vermemişse- erkeğe aittir. Her nasılsa boşanma gerektiğinde erkek bu
bağları sözle de koparabilir ve aslolan (sünnî) bunları, cinsel
ilişkide bulunulmamış üç ayrı temizlik içerisinde koparmak (boşamak)
olmakla beraber, bid' at ve günah olsa dahî bir defada koparabilir.
(Bunların niçini ve felsefesi sorulmadığından ona temas etmiyoruz.)
Imdi erkek bu boşama yetkisini "sarıh" (açık) ve "kinaye" (üstü kapalı)
olmak üzere iki tür beyanla kullanabilir. Arapça' daki "talâk" kelimesi
ve Türkçe' deki "boşama" kelimesi bu konudaki açık ifadedir. Buna göre
birisi karısına "sen boşsun"; "boş ol" "seni boşadım" gibi bu kökten
türemiş bir irade beyanı kullanırsa, bununla neye niyyet etmiş olursa
olsun, dış anlamı ile bu boşamadır, kocaya niyyeti sorulmaz. Ama
aslında o, "sen boşsun" derken, aklın yoktur, hamile,değilsin, midende
bir şey yok gibi birşeyi kastetmiş de olabilir. Bu durumda karısı
kendisinden gerçekte (diyaneten, Allah indinde) boş değildir. Ama iş
mahkemeye intikal ederse mahkeme açık bir beyanın bulunduğu böyle bir
olayda kapalı olan niyyete itibar etmez. Ve ispatlanması halinde
boşanmalarına karar verir. Buna da meselenin kazâî yönü (kazaen) denir.
Böyle açık bir ifade ile kullanılan "talâk" ya-da "boşama" o söz ile
koca bir talâkı kastetmişse karısı bir ric' îi talâkla, üç talâkı
kastetmişse üç talâkla boş olur; ikiyi kastetmiş olması halinde de bir
ric' î talâkla boşanır. Çünkü bu sözün ikiye ihtimalı yoktur.
Kayıtlanmamış boşama bir boşama demektir. Bu da ya bir tek olur veya
bir bütün olur. Tesbiti için boşayanın niyyetine bakılır. "Ric' î talâk"
yeni bir nikâha ihtiyâç olmadan erkeğin karısına dönebileceği talâktır.
Açık (sarıh) ifadelerle bir ya da iki talâk verilmesi "ric' î" sayılır
ve kaç talâk kalmışsa o kadar bağla koca karısına iddet süresi
içerisinde istediği zaman dönebilir. Bu durumda kadının dönüşü kabul
etmeme hakkıyoktur. Böyle açık (sarıh) boşama ifadeleriyle olan boşama,
bir defada ya da ayrı ayrı üçe ulaşınca, kadın kocasından tamamen kopar
(bâin talâk) ve normal şartlarda bir başka evlilik daha yaşamadıkça
kocâsına ya da kocası, ona dönemez. Bu talâka "büyük kopma" anlamında,
"beynûnet-i kübrâ" adı verilir. Kadına, az önce sözünü ettiğimiz gibi;
bir "ric' î" talâk verilmesi ve iddet süresi içerisinde koca tarafından
dönülmemesi (ric' at, yani müracaat edilmemesi) halinde, ric' î talâk
bâin' e dönüşür ve artık yeni bir nikâh ve kadının rızası olmadan
erkeğin dönebilme hakkı kalmaz. Buna da "küçük kopma" anlamında
"beynûnet-i sugra" adı verilir. Üstü kapalı (kinayeli) boşama
ifadelerine gelince, boşama ya da başka şeylere de ihtimalli bulunan
ifadelerdir: "say bakalım!", "Rahmini ibra et", "sen bir teksin" gibi
ifadelerle koca boşamayı kastetmişse, bir tek ric' î talâk olmuş olur.
Çünkü bunlar tam kopmuş olmayı (beynûneti) açıkça anlatmayan
kelimelerdir. Bunlarla olan talâkın ric' î olması bu yüzdendir. Bu üç
ifadenin dışındaki kapalı ifadelerle talâk kastedilirse bâin talâk vakî
olur. Bu ifadeler de; "sen kesin kopmuşsun, haramsın, ayrısın, yuların
elindedir, kendi başına buyruksun, sülâlenin yanına!, Babanın evine
git! Defol..:" gibi beyanlardır. Ister bir öncekiler, ister bunlar
olsun, bunlarla ancak talâka niyyet edilmiş olursa talâk vâki olur. Bu
sonuncularla bir talâka niyyet etmişse bir, üçe niyyet etmişse üç bâin
talâk vâki olur. Yani bunlarla boşanan kadına koca yeni bir nikâh ve
kadının rızası olmadan dönemez.
Bütün bunlar oldukça girift olan talâk meselelerinin bir özetinden
ibarettir. Buna göre birinci soruda açık (sarıh) ifade ile karısına üç
defa, hem de aynı anda "boş ol" demiş. Bu kişi, bir müftiye ya da
hakime basvurmuş olsaydı ona sorulurdu: Ikinci ve üçüncü kez "boş ol"
derken ayrı ayrı yani ikinci ve üçüncü talâka mı niyyet ettin, yoksa
bunu, birinci defa "boş ol" sözünü tasdik ve te' kid için mi söyledin?
Her bir defasında ayrı bir talâka niyyet etmiş ise, Hanefi Mezhebine
göre kadın bir başka koca ile evlenmedikçe ona dönemez. Ancak böyle
durumlarda başka mezheplerden yararlanmak Câiz olduğundan, bu kişiye
nikâhı ile ilgili daha bir dizi sorular sorulur ve varsa diğer
mezheplerden bir çıkış kapısı bulunur. Yok, eğer ikinci ve üçüncü
sözleriyle birinci sözünü te' kid, takviye ve vurgulamayı kastetmişse
karısını bir ric' î talâkla boşamış olur ve iddet süresi dolmadan
doğrudan doğruya, dolduktan sonra ise bir yeni bir nikâh ve kadının
rızası ile ona dönebilir. Fetva sorulan kişi, birinci sözündeki
niyyetine bakmaz, çünkü "o boşama" anlamında açık bir ifadedir. Ikinci
sorudaki, kapalı (kinâye) ifade kullanmış ve kalbinde boşamayı
kastetmediğini söylemiştir. Buna müftü, hiçbir şeyin gerekmediğini
söyler. Ancak müftüye değil de hakime gitmiş olsaydı hakim, bu sözü
hangi münasebetle söylediğini sorar ve eğer karı koca kavgalaşırken ya
da aralarında nikâh meselesini konuşurken söylediğini tesbit ederse,
böyle bir durumda bu sözün başka bir maksatla söylenemeyeceğine
hükmederek yine bâin bir talâkla karar verirdi. Gerçi haddi zatında bu,
söyleyenin niyyetine bağlı bir sözdür.Bu sözle talâkı kastetmiş olması
halinde, ilk söylediğinde karısı kendisinden boşanır. Artık ona
nikâhsız denemez. Ikinciyi iddet süresi içinde söylemişse ikinci defa,
üçüncüyü de ikinciden sonra iddet süresi içerisinde söylemişse üçüncü
ve son defa boş olur. Birinciden sonra bir iddet süresi (üç hayız)
geçmişse, artık diğer sözlerinin bir anlamı olmaz. Çünkü o tamamen
yabancı bir kadındır.
|
| Yazıyı Ekleyen :
admin |
| Bu yazı 124 kez okundu. |
| admin bugüne kadar toplam 2203 yazı ekledi. |
|
|
|
..:: Son yorumlananlar ::.. |
|
|
|
..:: En Son Arananlar ::.. | |
|
resim,
hzmuhammed,
sex,
kURAN,
ALLAHU TEALA,
FOTO,
oru,
ehli beyt,
elac,
ilahi kitaplar,
el kuddus,
sevgili peygamberim,
mucize,
senai,
boks,
fakir,
tevbe,
gel,
mevlid kasidesi,
cenab-i hak,
LEBBEYK,
nisan,
hak,
kulluk,
BESMELE,
iftira,
UYAN,
sevme,
resimler,
hz.muhammed,
yakma,
sivilce,
cuma saatinde,
tekbir,
serpil,
kabir gecesi,
t,
ruh,
resimleri,
evlilik,
400,
zikir,
boy,
islamda,
Genclik,
kefen,
ilk vahiy,
mescid,
sevgiyle ilgili ayet,
senin ravzan,
lar,
kibir,
k,
kral,
kader,
|
|
|
..:: Rasgele 5 Üyemiz ::.. | |
|
|
| Bir Reklam.. |
 |
|
|
Bu siteye eklenen yazılardan, yazıların yazarları sorumludur. Yazı eklerken alıntı
yapılan kaynak mutlaka yazı sonunda belirtilmelidir. kendi yazınızı yazıyor
iseniz adınızı belirtmek zorunda değilsiniz kullanici adiniz yazınızın altında
yayınlanacaktır. Mevcut herhangi bir yazıdan rahatsız olanlar
suistimal@islamiyazilar.com mail adresine bilgi vererek duruma göre yazının
kaldırılmasını saglayablirler. islamiyazilar.com yazarlarin kendi goruslerine
saygi duymakla birlikte suc unsuru teskil eden yazilari yayinlamama veya
yayinlanmiş olanlari yayından kaldırma hakkını saklı tutar. |
|
|