|
..:: Bir Ayet ::..
|
|
Onlar senden, azabın çarçabuk getirilmesini istiyorlar; Allah,
va'dine kesin olarak muhalefet etmez. Gerçekten, senin Rabbinin katında bir gün, sizin saymakta olduklarınızdan bin yıl gibidir
|
|
..:: Bir Hadis ::..
|
|
Bir kimse, iflâs edenin yanında malını aynen bulmuş ise, bu mala o, herkesten daha ziyâde hak sâhibidir. |
|
|
Başlangıç sayfanıza talibiz
islamiyazilar.com'u ana sayfanız yapın
Nefsimizi Ramazan'da yeniyoruz
|
| |
|
| |
|
Nefsimizi Ramazan' da yeniyoruz; ruhumuzu Ramazan' da yeniliyoruz!..
Kalb ve ruh, akıl, sır gibi letaifin, o mübarek ayda oruç vasıtasıyla
çok terakkiyat ve tefeyyüzleri vardır. Midenin ağlamasına rağmen, onlar
masumane gülüyorlar...Bediüzzaman, Mektubat
Oruç, her şeyden evvel irade terbiyesidir.
Oruç, İslamiyet' in dış görünüşüdür. Oruç, cami gibidir. İçki satılmayan dükkân gibidir. Kadının kapanması gibidir.
Oruç şeair-i İslam' dır. Yani, İslamiyet' in dışa akseden yansıyan yönüdür.
Allah, Rabb' dır, yani terbiye edicidir. Allah diyor ki: "Oruç size farz
kılındı" (Bakara 183) Biz de oruç tutarak Allah' ın terbiyesi altına
giriyoruz. Eğer oruç tutulup mide terbiye edilmezse nefis insana
hükmeder.
Birisi Hulusi Ağabey' e demiş ki: "Ağabey ben nefsimi terbiye ettim."
Hulusi Ağabey de, "Senin kuyruğuna basan oldu mu?" diye sormuş. Kim
nefsini ıslah etmiştir? Birisi ona zarar verdi mi, o Müslümanca hareket
ediyorsa, kişi nefsini ıslah etmiştir. Ramazan' da nefsimize her
istediğini vermeyiz... Şahsî hayatımız Ramazan' da maddeten ve manen
kuvvet kazanır...
Yeryüzü bir ziyafet sofrasıdır. Bu ziyafet sofrasında böcekler de var,
filler de var, insanlar da var. O kadar bolluk içindeyiz ki, insanlar
açlığın önemini, fakirin halini anlayamıyorlar. Ramazan' da açlığı
anlarız. Fakirin halini anlarız. Biz açız amma akşama üç türlü yemek
var. Fakir hem açtır hem de ne zaman ne bulacağını bilemez.
Mevlânâ, hizmetçisine daima sorarmış: "Bugün evimizde yiyip içecek bir
şey var mı, yok mu?" Arada bir, "Hayır, hiçbir şey yok" cevabını aldığı
zaman, sevincinden uçarmış, "Allah' ım sana şükürler olsun... Evimiz
bugün Peygamberler Peygamberi' nin evine benziyor." Pek çok yemek
bulunduğu söylenecek olursa, "Aman" dermiş, "Bu evden firavun kokusu
geliyor!"
Unutmamak lazımdır ki, her insanın verebileceği çok şeyler vardır. Biz
gerçek manada fakir değiliz. Bediüzzaman buyurmuş ki: "Hangi fert
olursa olsun, kendinden bir cihette daha fakiri bulunabilir. Ona karşı
şefkatle mükelleftir."
Medeniyet, maddi-manevi ihtiyaçları artırdı. Herkes bulamadığı şeyin fakiri oldu. Bu ölçüyle dünyada milyonlarca fakir var.
Askerlik yaptığım bölükte yüz altmış tane asker vardı. Yemekler
dağıtılır, hiç kimse başlayamazdı. Nöbetçi subay bakar kontrollerini
yapar, "Afiyet olsun asker!" diye bağırır ve askerlerin hepsi birden
yemeğe başlarlardı.
Şimdi biz de İstanbul' da bir iftar vaktini ele alalım...
Milyonlarca insan sofranın başına oturmuş bekliyor. Hiç kimse elini
yemeğe uzatamıyor. Lokantaya gidiyoruz, açık saçıklar, berduşlar,
zenginler... Herkes öyle bekliyor. Açık yerleri kapalı yerlerinden
fazla olan kadınlar, öylece bekliyorlar... Zahiri Fransız, batını
Müslüman; o da bekliyor... Koskoca dünyanın Müslümanları sofranın
başında oturmuş bekliyor... O sırada müezzin, "Allahu ekber" diyor,
taburdaki askerler gibi, insanlar kaşığa sarılıyor. Bu manzara Allah' a
itaatin en canlı şeklidir.
Kâinat kitabının yönetmeliği Kur' an-ı Kerim, Ramazan' da inmeye
başlamıştır. Yeryüzü sarayında nasıl yaşamalıyız ki, ceza görmeden
mükâfat görelim? İşte bu sorunun cevabı Kur' an-ı Kerim' dedir. Ramazan
ayı İslamiyet' in bütününü Müslüman' a takdim eder; "işte İslamiyet
budur" der!..
"İslamiyet nerede, ben neredeyim?"
Ramazan' da bu soruyu düşünmek lazım... Oruç bir kapıdır; İslam
sarayının bir kapısı... Nasıl Topkapı Sarayı' na gireriz, sonra odaları
tek tek dolaşırız, aynı şekilde oruç da İslam sarayının kapısıdır.
Oradan giren, şükür odasını dolaşır, nefsi terbiye etme odasını
dolaşır, zekât kapısını dolaşır.
Bütün mahkûmlar devletten af bekliyor. Devlet de diyor ki: "Devletin
çiftliklerinde çalışırsan, bir günün iki gün sayılacak" Böylece beş yıl
yatacak olan mahkûm iki buçuk yıl yatacak. Aynı şekilde Ramazan' da
yapılan ibadetlerde bir sevaba bin sevap yazılıyor. Bu şekilde
günahlarımız eriyecek inşallah.
Cumhurbaşkanı dese, "Gelin benim yaverim olun..." Ne kadar seviniriz; Ramazan' da da Allah diyor ki: "Gelin benim yakınım olun!"
Böyle Ramazan sevilmez mi?
|
| Eklenme Tarihi: 23.08.2008 20:48:00 |
| Yazıyı Ekleyen :
dinmeyenyas |
| Bu yazı Bugün 0 kez okundu. |
| Bu yazı Toplam 93 kez okundu. |
| dinmeyenyas bugüne kadar toplam 440 yazı ekledi. |
|
|
|
..:: Haftanın Konuğu ::.. |
|
|
|
..:: En Son Arananlar ::.. | |
|
nazire,
ferdi,
zeyni,
etek,
ebu,
hacc,
cima,
sabr,
res,
ente,
|
|
..:: Rasgele 5 Üyemiz ::.. | |
|
|
|
| Tefekkür Yazarları |
| Ayşe Üzümcü , Şükran Taşdelen ,Zeynep Işık ,Nurcan Hazyadaranlı Emine Güneş |
|
|
Bu siteye eklenen yazılardan, yazıların yazarları sorumludur. Yazı eklerken alıntı
yapılan kaynak mutlaka yazı sonunda belirtilmelidir. kendi yazınızı yazıyor
iseniz adınızı belirtmek zorunda değilsiniz kullanici adiniz yazınızın altında
yayınlanacaktır. Mevcut herhangi bir yazıdan rahatsız olanlar
suistimal@islamiyazilar.com mail adresine bilgi vererek duruma göre yazının
kaldırılmasını saglayablirler. islamiyazilar.com yazarlarin kendi goruslerine
saygi duymakla birlikte suc unsuru teskil eden yazilari yayinlamama veya
yayinlanmiş olanlari yayından kaldırma hakkını saklı tutar. |
|
|