Bizimle münafıklar arasında yatsı ve sabah namazlarında hazır bulunma farkı vardır. Onlar bu iki namaza muktedir olamazlar.
..:: Menü ::..

..:: Bir Ayet ::..

Onlar senden, azabın çarçabuk getirilmesini istiyorlar; Allah, va'dine kesin olarak muhalefet etmez. Gerçekten, senin Rabbinin katında bir gün, sizin saymakta olduklarınızdan bin yıl gibidir


..:: Bir Hadis ::..

Himmet yönüyle insanların en yücesi hem dünya hem de ahiret işine himmet gösteren mü'mindir.


Sitemizi destekleyin
islamiyazilar.com'u ana sayfanız yapın

Anasayfa » Genel Makaleler » Müslüman olarak çok kırıldım..gurur..


Müslüman olarak çok kırıldım..gurur ve kibir insanı yer sinsice
 
Bu yazıyı facebookta paylaşıp daha çok kişinin görmesine vesile olmak için tıklayın...

Kibir ve böbürlenme adlı hastalıkların zıddının tevazu olduğunu biliyoruz. Yani sağlıklı-sıhhatli olma hali tevazu. Tevazu aslında insanın kendini bilmesinin adıdır. “Neyim, Nereden geldim? ve Nereye gidiyorum?” suallerine verilecek samimi cevapların kişinin hali oluşunun adıdır.

İnsan... Hiç bitmeyecek gibi duran şu dünya hayatında, aslında sayılı nefeslerini tüketen varlık... Sağlam bir akıl ve sıhhatli bir

bedenle yaşayabildiği kaç zamanı var ki? O zamanların önemli bir kısmını da dert, sıkıntı ve kederle geçirmekte. Ve nihayet, o bitmeyecek gibi gözüken yolculuğun son durağı... İşte göz açıp kapayacak kadar bir zamanda yolcular gerçek yurtlarına ulaşmıştır.

Kendini bilen insan, bu kısa yolculukta geldiği ve gideceği yeri unutabilir mi? Bir “yok” iken şimdi var oluşunu, sonra tekrar “yok”lar arasına karışacağını düşünmeden edebilir mi?

Bu tefekkür, şu kısacık hayata güvenmenin aldatıcı olduğunun, kalbini bu dünyaya bağlamamanın yanlışlığının bilincini verir. Bu tefekkür, izleyip durmakta olduğumuz her şey gibi bu dünya hayatının da sona mahkûm olduğunu öğretir.

Gerçekten de bu kısacık, doğum ve ölümle belirlenmiş olan hayat, ebediyyet için bir sınanma ve büyük bir fırsat meydanıdır. Bu açıdan bakıldığında, hayallere bile sığdırılamayacak hazinelerin satın alamayacağı ölçekte bir kıymet taşıdığı anlaşılır. Evet, bu dünyaya bir kere açılan gözler bir kerede kapanacak ve aradaki yaşanmış seneler artık ele geçmeyecektir.

Böylesine değerli olan hayat, kendine ve başkalarına zulüm ve kötülük yaparak kirletilmeye layık olabilir mi? Kıymetli kaba kıymetli şeyler doldurmak yaraşır. Hele de kibirlenip böbürlenerek, insanları tahrik ve tahkir ederek, kalplerini kırarak bu som altından kabı kirletmek ne kadar çirkindir!

Akıllı ve olgun insan, hayatının evvelindeki acizliğini, sonunda düşebileceği çaresizlik günlerini unutabilir mi?

Dünyadaki hiç bir ayrıcalık, insanın kendisini üstün, başkalarını küçük gördürecek kadar önemli ve kalıcı değildir. Kaldı ki biz, elimizdeki nimetlerin gerçek sahibinin biz olmadığını biliyoruz. Sahip olduğumuz her şeyi bize Allah’ın verdiğini düşününce, kibirlenip böbürlenmenin, başkalarını küçük görmenin ne kadar büyük bir yanlış olduğunu daha iyi anlaşılır. Allah, bir “yok”a varlık vermiş, nimet vermiş, ad, nam, nüfuz, güç-kuvvet, makam-mevki vermiş, bir deneme ve fırsat olarak onu kendi istek ve iradesi ile hareket etmekte serbest bırakmış. Artık insan neyi ile böbürlenecek, kibirlenmeyi nasıl hak edecektir? Aslında ortada kendine ait nesi var ki? El O’ndan, ayak O’ndan, göz, kulak, akıl, vücut, sağlık, afiyet, mal, mevki hepsi O’ndan... Hadi şimdi kalk, kibirlen!

Olgun insan bu gerçeği içinde hissetmeli, inanmalı. Zira sırıtan tevazu rolleri insanın üstüne hiç bir zaman oturmaz. Bu manaları hayat tarzı haline getirenler her zaman bellidir. Yapmacık tavırlarla ele-ayağa yatmaya, kendini kandırmaya hiç gerek yok. Kişinin kendinde var olanı yine kendisinin ortaya dökmesi de doğru değil. Eğer o hal varsa zaten kendisi dökülecek. İnsanın içinde filizlenen güzellikler, her dem uç verecek menfezleri mutlaka bulur.

Kibir ve böbürlenme adlı hastalıkların zıddının tevazu olduğunu biliyoruz. Yani sağlıklı-sıhhatli olma hali tevazu. Tevazu aslında insanın kendini bilmesinin adıdır. “Neyim, Nereden geldim? ve Nereye gidiyorum?” suallerine verilecek samimi cevapların kişinin hali oluşunun adıdır.

Sevgili Peygamberimiz A.S., tevazudaki manevi güzelliğe dikkat çekerek buyuruyor ki: “Sizin bana en sevimli olanınız, ahlâkı güzel, tevazu sahibi, arkadaşlarıyla geçimi iyi, kendisiyle ülfet kurulabileninizdir. Sizin bana en sevimsiz geleniniz ise, laf götürüp-getiren, insanların arasını açan, suçsuz-günahsız kimseleri kötüleme peşinde olanınızdır.” (Tebaranî). Bir başka sözlerinde ise, tevazu sahiplerini müjdeler: “İnsanları affetmek, kişinin ancak şeref ve izzetini artırır. Bir kişi diğerine Allah için tevazu gösterirse Allah o kulunu yüceltir.” (Müslim, Tirmizî)

Tevazunun insan ilişkileri bakımından sağlayacağı güzellikler anlatmakla bitmez. Biz şu kadarını söyleyelim: Tevazu, İslâm kardeşliğini inşa edebilecek harcın en önde gelen unsurlarından biridir. “Müminler ancak kardeştirler” ilâhî hükmüne hayat kazandırabilmek, Allah’a inanan, Hz. Peygamber’i tasdik edenlerle yürekten kucaklaşabilmek, Allah için sevmeyi öğrenebilmek, hep tevazu köprüsünden geçmekle olur.

Kibir ve böbürlenmeye gelince; aramızdaki muhabbetin, Cenab-ı Mevlâmızın rızasının, ebedi hayatta saadetin en büyük düşmanı olduğunu söylemeye gerek var mı? Unutmayın, şeytanı “kovulmuş” yapan kibirdi...







---Ebabil---

08 Ağustos 2009 Cumartesi
10:52:14
 Dünyadaki hiç bir ayrıcalık, insanın kendisini üstün, başkalarını küçük gördürecek kadar önemli ve kalıcı değildir. Kaldı ki biz, elimizdeki nimetlerin gerçek sahibinin biz olmadığını biliyoruz. Sahip olduğumuz her şeyi bize Allah’ın verdiğini düşününce, kibirlenip böbürlenmenin, başkalarını küçük görmenin ne kadar büyük bir yanlış olduğunu daha iyi anlaşılır. Allah, bir “yok”a varlık vermiş, nimet vermiş, ad, nam, nüfuz, güç-kuvvet, makam-mevki vermiş, bir deneme ve fırsat olarak onu kendi istek ve iradesi ile hareket etmekte serbest bırakmış. Artık insan neyi ile böbürlenecek, kibirlenmeyi nasıl hak edecektir? Aslında ortada kendine ait nesi var ki? El O’ndan, ayak O’ndan, göz, kulak, akıl, vücut, sağlık, afiyet, mal, mevki hepsi O’ndan... Hadi şimdi kalk, kibirlen!

MÜSLÜMAN BİR MAKAM VE MEVKİYE GELDİĞİNDE KENDİNİ AYNISI GİBİ OLMAYI GÖRMELİ..
SELAM VE DUA İLE

Cevap yazmak için üye olun


Yazıyı çok sevdim hemen arkadaşıma göndereyim

Adınız Soyadınız
Arkadaşınızın adı soyadı
Arkadaşınızın E-Posta adresi



Eklenme Tarihi: 08.08.2009 10:49:53
Kaynak : alıntı
Yazıyı Ekleyen : ---Ebabil---
 Bu  yazı Bugün 0 kez okundu.
 Bu  yazı Toplam 1649 kez okundu.
---Ebabil--- bugüne kadar toplam 11 yazı ekledi.
..:: Üye Paneli ::..
K.Adı :
Şifre  :
Beni Hatırla

..:: Favorilerimiz ::..
dedektör
nokta dedektör
nasıl gidilir
karikatür

..:: Son yorumlananlar ::..

''Allah (Haşa) Seçimlerimizi Bilemez'' Diyen Hocalara Cevap

KOMİK RESİMLİ YAZILAR

hadis

yemek tarifleri resimleri

HADİSLERİN EN GUZELİ


..:: Günün Yazıları ::..

4 BÜYÜK KİTAP HANGİ PEYGAMBERLERE GELDİ

KURANDAKİ SIRAYA GÖRE SURE İSİMLERİ

Şahitlikte Bir Erkeğe İki Kadın Olmasındaki Hikmetler

umre ve cuma namazı

şehid


Bugün Hiç Okunmadılar..

İMAN EDENLER MÜSLÜMAN OLARAK ÖLMEYİ İSTERLER

Kitap ; Sözler : Sayfa 71,72,73,74,75,76,77,78,79,80 (İslâm üzerine)

maske (yoruma açık bir konu)

HASTALIK NÎMETTİR

Nuh aleyhisselama ikinci baba denilmesinin sebebi nedir?


..:: Online Üyeler ::..


Doğum Günü Bugün Olanlar
yılmaz , eylül 13 , nur , nur1 , taekwondocu_1580 , HATICE BACIM , ıboo , cankan , deda , YILMAZ42 , engin , phenomenon , 3562765831 , SAHADET_61 , duygusal , yağız ,

..:: Arama ::..

Bul:  

..:: En Son Arananlar ::..

hanefiTANITIMervabeyyineHakgülümsekutsalkitaplarfetullahGAZELLE19 mayıs

..:: Rasgele 5 Üyemiz ::..

   Canfeda
   emine deniz
   ramazan42
   günes gözlüm
   hakyolcusu

Bu siteye eklenen yazılardan, yazıların yazarları sorumludur. Yazı eklerken alıntı yapılan kaynak mutlaka yazı sonunda belirtilmelidir. Mevcut herhangi bir yazıdan rahatsız olanlar suistimal@islamiyazilar.com mail adresine bilgi vererek duruma göre yazının kaldırılmasını sağlayablirler.