“Daha vakti var, ilerde yaparım” demek, şeytanın mü’minlerin kalplerine bıraktığı bir vesvesedir.
..:: Menü ::..

..:: Bir Ayet ::..

Onlar senden, azabın çarçabuk getirilmesini istiyorlar; Allah, va'dine kesin olarak muhalefet etmez. Gerçekten, senin Rabbinin katında bir gün, sizin saymakta olduklarınızdan bin yıl gibidir


..:: Bir Hadis ::..

Diline sahip ol. Evin sana dar gelmesin. Günahların için ağla.


İslamiyazılar gözünüzün önünde olsun
islamiyazilar.com'u ana sayfanız yapın

Anasayfa » Genel Makaleler » KÜRT KARDEŞLERİMLE HASBİHAL


KÜRT KARDEŞLERİMLE HASBİHAL
 
Bu yazıyı facebookta paylaşıp daha çok kişinin görmesine vesile olmak için tıklayın...



KÜRT
KARDEŞLERİMLE HASBİHAL



         Türk kökenli, Müslümanlığımla şerif
duyan Karadenizli bir vatandaş olarak, 
benim gibi Müslümanlığınızla iftihar ettiğinize inandığım siz değerli
Kürt kökenli kardeşlerimle samımı bir şekilde hasbihâlde bulunmak istiyorum.



Binyıl beraberce yaşayarak et ve
tırnak gibi olan bizleri, kimler niçin ayırmak istiyorlar. Neden birbirimizi
sevemez hale getirmeye çalışıyorlar. Aramızda fitne ve fesat çıkarmaya çalışan
bu karanlık güçlerin kimlerin olduğunu ve bu güçlere kimlerin nasıl maşa
olduklarını birlikte oturup konuşmalıyız.



İslam Kardeşliğimizi bozmaya çalışan
fitne ateşini söndürmenin çözüm yolarını birlikte bulmakta hepimizin görevi
olduğunu düşündüğüm için sizlerle samimi bir şekilde konuşarak meselenin çözümü
için bazı sorular sormak istiyorum.



Ortak derdimize çare olacak, şu
mübarek ayeti kerimelerin mealleriyle sohbetimize başlayalım.



“Yine göklerin ve yerlerin yaratılışı
ile dillerinizin ve renklerinizin farklı oluşu O’nun varlığının
delilerindendir. Şüphesiz k, bunda bilenler için ibretler vardır.” (Rum 22)



“Müminler ancak kardeştirler. Kardeşlerin
aralarını düzeltin ve Allah’tan korkun ki, merhamete layık olasınız.”   “…Hem tanışasınız diye kabilelere ayırdık.
Haberiniz omsun ki Allah yanında en üstün olanınız O’ndan en çok
korkanınızdır.” ( Hucurat 10-13)



“ Ey iman edenler! Allah’a ortak
koşanlar bir pislikten ibarettirler, artık bu yıllardan sonra Mescid’i Haram’a
yaklaşmasınlar. Eğer yoksulluktan korkarsanız, Allah sizi dilerse lütfundan
zenginleştirecektir. Şüphesiz ki Allah her şeyi bilendir. Hikmet sahibidir.” (
Tevbe 28)



 



Eğer İslam dinine sırtımızı
dönmezsek, İslam kardeşliğini doğru anlarsak, aramıza sokulan fitne ateşini
yukarıda naklettiğimiz ayeti kerimeler, meseleyi kökünden hal etmektedir. Müslüman
olduğumuza göre, aramızdaki meseleyi Müslümanca hal etmemiz gerekmektedir.
İslam dışı çözümlerin geçici olduğunu, hep birlikte gördük ve yaşadık. İslam
kardeşliğinden korkanlar ve kaçanlar, bilmelidirler ki şer güçlerin ekmeğine
yağ sürmektedirler.



Öncelikle şu hususu da hiçbir beşerin
itiraz edemeyeceği şekilde açık ve net olarak ortaya koymalıyız. Yaratılan
hiçbir beşer ve mahlûkat sonsuz bir özgürlüğe sahip değildir. Yaratılmışların
özgürlük sınırlarını Yüce Allah koymuştur. Hiçbir mahlûk ben isteğimi yaparım
istediğim gibi hayat sürerim diyemez. Diyen olursa ya cahildir ya da özgürlük
sınırlarının ne olduğunu anlayamıyorlar.



Mesela mutlak’ Kader’in nasıl gizemli
bir iş olduğunu hiçbir beşer aklı idrak edemez ve altından kolay kolay çıkamaz.
Hiçbir insan ve mahlûkat nerede, ne zaman, nasıl öleceğini bilemediği gibi,
hangi tarihte doğacağını hangi tarihte öleceğini tayın edemez. Irkını,
cinsiyetini, rengini Anne ve babasını, 
seçme özgürlüğüne de sahip değildir.  Bu ve benzeri konuları düşünebilen insan huzur
ve barış istiyorsa tek kelimeyle İslam diniyle barışarak, her şeyin sahibi olan
Yüce Allah’a teslim olmaktan başka çaresi yoktur. Teslim olmadan huzur
arayanlar geçici bir fayda sağlasalar dahi sonları hüsrandır.



Türklerin, Kürtlerin ve diğer etnik
kökenli insanların dedeleri birlikte el ele vererek müstevlilere karşı
canlarıyla mallarıyla büyük mücadeleler vererek kurdukları Türkiye Cumhuriyeti
devletini, onların çocukları olarak, yıkmaya, bölmeye zayıflatmaya, kardeşler
arasına kin nefret sokarak kan davasına çevirmeye hakkımız yoktur.



 



Türkiye cumhuriyeti toprakları
üzerinde yaşayan farklı etnik grupların genel manada anlaşamayacakları hiçbir
konu yoktur.  Dinleri İslam, kitapları,
Kur’an, Peygamberleri Hz. Muhammed (sav) olan bu insanlar, tarihlerini ve
geleceklerini birlikte yazdılar ve yazacaklardır.



Ümmet’i Muhammed’in evlatları
olduklarını iftiharla söyleyen bu insanların arasını bozmak için içlerine
sokulan fitnelere alet olmadan ve vakit geçirmeden samimiyetle özlerine dönerek
kahpe düşmana ve düşmana alet olan her türlü teröre, dur demelidirler.  



Türk bayrağı sadece Türkleri temsil
eden bayrak değildir. Bu bayrak Osmanlı döneminde kullanılan etnik yapıları
farklı tüm Müslümanların ortak bayrağı olarak günümüze taşınmıştır. Böyle bir
bayrağı kabul etmeyenler tarihi geçmişlerini inkâr etmiş olurlar.



9 milyon kilo metre kare topraklara
sahip iken bölünerek parçalanarak 800 bin kilometre kara toprakları bizlere
fazla gören şer güçler ülkemizi yeniden bölerek İslam ümmetini parçacıklara
ayırarak kolay lokma haline getirmek istiyorlar. Bu hain oyuna öncelikle
Türkler ve Kürtler gelmemelidirler.



İslam dünyası, Türkiye cumhuriyeti
devletinin öncülüğünde yeniden bir güç birliğinin kurulmasını beklemektedir. Bu
arzuyu çok iyi takip eden şer güçler, en büyük oyunu Türkiye üzerinde
oynamaktadırlar. Bu alçakça oyunu Kürtler ve Türkler birlikte bozmalıyız.



Ülkemizde, yanlışlar hatalar
yapılmadığı asla söyleyemeyiz. Bilerek yanlış yapanların mazeretlerini de kabul
edemeyiz. Yapılan haksızlıkları ve yapanları unutmadan ve gerekli olan kalıcı
dersleri çıkararak Vatanın milletin selameti için intikam peşin de koşmadan
onurlu insanlara yakışan tavrımızla bay yanlışlara insanlık dersi vermeliyiz.



Yapılan Yanlış ve hataları, taraflı
bir şekilde kaşıyarak ve alabildiğine istismar ederek, Kürt kardeşlerimizi
tahrik etmek suretiyle, iç savaş çıkarmaya çalışan şer gülerin kursağını,
Kürtler ve Türkler, birlikte  sıkmalıyız..
Şer gülerin ve onlara alet olan bir kısım ateist teröristlerin kulaklarına,
bizler İslam kardeşiyiz, bizlerin arasına kan davası sokup bölemeyeceksiniz haykırışını
birlikte yapmalıyız.



İnsanlarımıza yapılan baskılar, dayatma ve zulümler,
ülkemizde yaşayan, Türk, Kürt ve diğer etnik kökenli insanların içinden çıkmış,
bir kısım sözde aydınlar, iş adamları, siyasetçiler, bürokratlar, sendikalar,
medya patronları ve seçkinler tarafından yapıldığı unutmamalıdır.



Şahsi ikbal ve saltanatlarının devam
için, kendilerini imtiyazlılar sınıfında gören bu beyler, mensubu oldukları
ırktaşlarına ve top yekûn millete yapılan haksızlıklara aldırış etmeden
milletin özgürleşmesine engel olmuşlardır halende olmaya devam etmektedirler.
Türkler, Kürtler ve diğer etnik kökenli vatandaşlarımız bu elit tabakanın oyunu
alet olmadan ve şiddete başvurmadan, 75 milyon insanın özgürlüğü için birlikte
mücadele etmelidirler.



Siyasi, sosyal, ekonomik, hukuki ve
kültürel olarak Kürtlere yapılan baskı ve haksızlıklar Türklere ve diğer etnik
kökenli vatandaşlarımıza da yapılmıştır.   Ekonomik
bakımından en fazla çileyi, doğu Karadeniz insanı çektiğini söylersem
birçoğunuza inandırıcı gelmeyecektir. Gurbetçi çocuğu olduğum için Türkiye’nin
yedi bölgesini ve her bölgenin birçok vilayetini ve kazasını bildiğim için bu
konuşmayı yapıyorum.  



Doğu Karadenizli 30 sene öncesine
kadar karpuzu, kavunu, domatesi, daha birçok sebze ve meyveyi ve buğday
ekmeğini tanımıyordu. Karadenizli kadının sırtından ölene kadar yük inmiyordur.
Patika yollardan geçerken ayağı kaysa kendini ölü olarak uçurumun tipinde
bulursunuz.



Düz arazı olmadığı için hayvancılıkta
yapılamıyor. Arazı dar ve yamaç olduğundan, mısır, lahana ve fasulye ekmek için
aşağıdan yukarıya sepetlerle toprak taşınarak bahçe yapılıyor. Sofrasında mısır
ekmeği lahana ve fasulye turşusundan başka bir şey bulamazdınız.



Güney doğu ve diğer bölgelerde bu
şekilde fakirlik olsa da genel olarak bakılırsa Karadeniz gibi değildirler.
Doğu ve güneydoğu bölgelerinin birçok şehrinde bulurdum, gurbet yaptım.
Milletin sofrasında buğday ekmeği, karpuz, kavun, domates, et ve peynirleri
vardı.  Kadınlarının sırtlarında 12 ay
yük taşıyarak uçurumdan düşme gibi bir dertleri de yoktu. Hayvancılık yapma
imkânları vardı. Karadeniz erkeği dokuz ay gurbet yapma mecburiyetinde iken bu
bölgelerin insanı gurbet yapmazdan geçinebilirlerdi.



Sosyal, siyasal, hukuki ve kültürel
bakımdan, elitlerin ve seçkinlerin dışındaki insanlar aynı acıyı
yaşıyorlardı.  Türkiye’nin genelinde
fakirlik diz boyu olduğu halde elitlerin, seçkinlerin, zenginlerin çocukları kolejlerde,
yurt dışında lüks içinde eğitim görürlerken fakir Anadolu çocukları okula
gidecek güçleri yoktu. Okula gitme imkânları olanların ayağında kara lastik, boynunda
naylondan kravat kitapları mendile sarılı olarak okumaya çalışıyorlardı.  



Ey yeni nesil!  Yazdıklarım masal değil gerçek, yaşananların
binde birini yazmadım. İş böyle olduğu halde ülkemizde terör diye bir şey
olmadığı gibi, mal, can, namus, konusunda bir güvensizliğimizde yoktu. O
fakirlik döneminde bu kadar zenginliğe, 
iletişimden, ulaşımına kadar birçok imkâna kavuştuğumuz halde, neden
ülkemde can, mal, namus emniyetimiz tehlikeye düşmüştür. Neden ülkemiz her
türlü terör belasıyla, maddi ve manevi kayıplar veriyor. Bunların cevaplarını
birlikte aramak için siz, Kürt kardeşlerimin affına sığınarak sizlere bazı
sorular sormak istiyorum.



1-PKK terör örgütünün şiddete dayalı
mücadelesini haklı buluyor musunuz? PKK terör örgütünün destekleyen hain
güçlerin, Kürlerin dostu, Türlerin düşmanı olduğuna inanıyormusunuz? Türkiye
cumhuriyeti devletinden ayrılıp, bağımsız bir Kürt devleti kurmak
istiyormusunuz?



2-PKK terör örgütünü, Abdullah
ÖÇALAN’ Mİ, Kandil mi,  ırkçı Siyonist
emperyalist güçler mi yönetiyor? PKK terör örgütüne isteyerek ve istemeyerek
maddi ve manevi destek veriyor musunuz? PKK terör örgütüne baskıyla ve
istemeyerek destek verenler kendilerini korumaları hususunda devletin güvenlik
güçlerine ve yetkililerine güvenmiyor musunuz?



3- Kürt halkı olarak, PKK terör örgütünün
yaptığı, insan onuruna yakışmayan İslam dışı eylemlerine tepki göstermeniz
için, neden Kürt, Türk aydınları, sivil toplum örgütleri temsilcileri, ülkenin
kanaat önderlerini harekete geçirerek, geniş halk kitlelerinin katılımıyla
mitingler yaparak, PKK terör örgütünü protesto etmiyorsunuz?



4- PKK terör örgütünün yaptığı (Haksız
bir şekilde insan öldürmek, işkence yapmak, zorla tehditle para toplamak, gasp
etmek, ahlaksız ilişkilerde bulunmak, meşru olmayan silah ve eroin kaçakçılığı
yapmak, gençleri kandırarak veya zorlayarak dağa kaçırmak, zerdüştlük propagandası
yapmak, alakası olmayan insanlarla cuma namazı kılmak) gibi,  benzeri eylemlerini tasvip ediyor musunuz?



5- Türkiye’nin bölünmesi,
parçalanması, Kürtlerin ayrı devlet kurması, Kürt halkının lehinde olacağını
düşünüyor musunuz? Kürt kökenli vatandaşlarımız, maddi imkânları dâhilinde
Türkiye’nin her bölgesinde güvenli bir şekilde yerleşme imkânları olduğu halde,
Türk kökenli vatandaşlarımızın, Kürtlerin yoğunlukla yaşadıkları bölgelerde,
güvenlik acısından yerleşme imkânları varmıdır?



6- Kürtler, Türkler ve diğer etnik
kökenli vatandaşlarımız arasında bir imtiyaz farklılığı varmıdır? Dün şartlara
bağlı olarak, ne denilirse denilsin tüm halkımıza yapılan hatalar ve
baskıların, sadece Kürtlere yapıldığı söyleyebilirmisiniz?



7- Dün Kürt, Türk elitlerinin ve
seçkinlerinin haricinde, Anadolu insanı yönetime katılamıyordu. Bugün böyle bir
problemin varlığı olsa bile  % 80
oranında aşıldığına inanmıyor musunuz.? Kürler, siyaseten ekonomiye kadar her
alanda yönetime katılamadığını iddia edebilirmisiniz?



8- Kürt halkının insanı ve İslami
olan isteklerinin hangisine karşı geliniyor? Ana dilde eğitim yapılmasını
istemek doğru bir talep midir? Böyle bir bu talebe evet denilirse Türkiye’de
yaşayan diğer etnik kökenli vatandaşlarımızda aynı talepte bulunurlarsa
birlikte kurduğumuz devletimiz bunun altından kalkabilir mi?



9-Kürler olarak bize ne biz kendimizi
düşünürüz, Türkler ne yaparsa yapsın anlayışında mısınız? Böyle bir anlayışın
ülkemiz adına ne insanı ne İslami nede vicdanı olmadığını düşünemiyor musunuz?
Bu anlayış Türkiye de yaşayan tüm insanların ve birlikte kurduğumuz devletin
aleyhinde oldu kadar Kürtlerin de aleyhinde olduğunu, kendi aranızda tarafsız
bir şekilde hiç konuştunuz mu?



10- Ölüm orucuna yatmak, dağa çıkıp
sözde hak aramak için silahlı mücadeleye girişmek, halka baskı yapmak tehdit
etmek suretiyle maddi destek almak Okul yakmak, kepenk kapattırmak, polislerin
üzerine çocuklar aracılığıyla taş attırmak, vatandaşların otomobillerini
yakmak, imam ve öğretmenleri öldürmek suçsuz askerlere suikastlarda bulunmak,
sizce doğru kabul edilir mi?



11- siyasilerin polise tokat atması,
vali buraya gelmezse bu kapı kırılır tehditleri yapması,   mecliste terörist başını kabadayılıkla
savunmaları, müzakereler başlasın beni kurşunu dizsinler, ölüm oruçlarından
dolayı bir kişi ölürse Diyarbakır belediye başkanlığın bırakırım, dokunulmazlıklarımız
kalkarsa daha fazla radikalleşiriz ifadeleri, 
Kürt halkının lehinde olmadığını düşünebiliyormusunuz?



40 seneye yakın bir zaman içinde
terör belası yüzünden yaşadıklarımızı ve kaybettiklerimizi bir makale içinde
yazmak ve anlatmak mümkün değildir. Bu fakir diyor ki, şeytanın askeri olan şer
güçlerin hain planlarına alet olmayalım. Bu hainler; Ne Türklere, ne Kürtlere,  ne Araplara, ne farsalar, öz cümle ile
Müslüman olan hiçbir insana ve ırka güzel rüya görmezler. İslam ümmetini
parçalamak için, bir kısım insanlara, pembe rüyalar göstererek kullanmaya
çalışırlar



 Değerli Kürt kardeşlerim sizlere anlatmaya
çalıştığım ve değerlendirmeniz için sorduğu sorulara başkalarının söylediği
saptırıcı süslü sözlerine aldanmadan tarafsız bir gönül ile tefekkür ederek
cevap verirseniz hep birlikte özlediğimiz sağlıklı bir neticeye kavuşmuş
oluruz.



Sizlere samimiyetle sorduğum bu
soruları 30 sene önce kamuoyu önünde sorsaydım, millet bana ye deli veya manyak
diyecekti. Ama bu gün geldiğimiz şu noktada, özetleyerek sorduğum sorular için,
yok böyle bir şey demeye kimsenin hakkı yoktur. Demek ki bir mesele vardır. Bu
meseleyi palyatif (anlık) tedbirlerle çözmek mümkün olmuyor.



Yapılacak iş Türkiye cumhuriyetinin
tüm aydınları kanaat önderleri, siyasetçileri ülkenin selamet için bir araya
gelerek kalıcı çözüm için birlikte karar vermeye mecburdurlar. Bu meselede
elini taşın altına koymayan yan çizen yanlış adresle gösterenlere itibar
etmeden çözüm bulunmalı İslam kardeşliğinden korkulmamalıdır.



Not: bu makaleye bölmeden yayınlarsanız faydalı olur. 11
Kasım 2012



                                                                                  
Alaettin KÖKSAL                      



 









Cevap yazmak için üye olun


Yazıyı çok sevdim hemen arkadaşıma göndereyim

Adınız Soyadınız
Arkadaşınızın adı soyadı
Arkadaşınızın E-Posta adresi



Eklenme Tarihi: 14.11.2012 16:36:10
Kaynak : alıntı
Yazıyı Ekleyen : mrv
 Bu  yazı Bugün 0 kez okundu.
 Bu  yazı Toplam 2700 kez okundu.
mrv bugüne kadar toplam 118 yazı ekledi.
..:: Üye Paneli ::..
K.Adı :
Şifre  :
Beni Hatırla

..:: Favorilerimiz ::..
dedektör
nokta dedektör
nasıl gidilir
karikatür

..:: Son yorumlananlar ::..

''Allah (Haşa) Seçimlerimizi Bilemez'' Diyen Hocalara Cevap

KOMİK RESİMLİ YAZILAR

hadis

yemek tarifleri resimleri

HADİSLERİN EN GUZELİ


..:: Günün Yazıları ::..

KURANDAKİ SIRAYA GÖRE SURE İSİMLERİ

4 BÜYÜK KİTAP HANGİ PEYGAMBERLERE GELDİ

KIYMETLİ KADIN İSİMLERİ

Siz Kuran'ı Araplardan Daha mı İyi Bileceksiniz?

Kuran'ı Resul Değil, Allah Açıklamıştır!


Bugün Hiç Okunmadılar..

Türk pratiklikleri:) neler sizce??

Peygamberler olmasaydı insan, Allah�a nasıl ibadet edileceğini, nasıl şükredeceğini bilebilir miydi?

Birbirinden habersiz...

TEVEKKÜL

Hazret-i Ali’nin (radıyallahu anh) oğluna nasihati


..:: Online Üyeler ::..


Doğum Günü Bugün Olanlar
acar , şevval , 295555 , wonder , ZÜMRÜT , coshkun_54 , gost , kartaca , bilqe ,

..:: Arama ::..

Bul:  

..:: En Son Arananlar ::..

soycanakkaleuyussiirHakkYALANcinsiyether kalp içindekinigolgi aygıtıselma

..:: Rasgele 5 Üyemiz ::..

   azrahil
   atatürkçü gençlik
   seyma
   diyarlı21
   ORHAN AFACAN

Bu siteye eklenen yazılardan, yazıların yazarları sorumludur. Yazı eklerken alıntı yapılan kaynak mutlaka yazı sonunda belirtilmelidir. Mevcut herhangi bir yazıdan rahatsız olanlar suistimal@islamiyazilar.com mail adresine bilgi vererek duruma göre yazının kaldırılmasını sağlayablirler.