KORKU İMPARATORLUĞUNDAN
ŞÜPHE İMPARATORLUĞUNA..
Korkak saldırgan, şüpheci kararsız olur. Korku ve şüphe birbirine karışınca ortalık karanlıkla aydınlık arasında bir görüntüye dönüşür. Halk birçok olayı gördüğü duyduğu ve yaşadığı halde işin özünü aslını esasını tam olarak öğrenemez.
Yıllarca korku projesiyle ülkeyi yönetenler, ülkede istikrarı sağlayamadılar. Tek parti döneminden çok partili döneme geçinceye kadar milletimiz çok ağır doğum sancıları geçirmiştir.
O günün şartlarında öyle gerektiğini söyleyenlere bir parça hak versek de, meseleyi şirazesinden çıkaran, o günün dalkavuk ve istismarcılarını doğru bir şekilde teşrife etmek suretiyle, günümüzün dalkavuk ve istismarcılarına göz açtırmadan uyarma görevimizi yerine getirmeliyiz.
Dün yapılan baskı ve dayatmalardan ders çıkararak, bugünümüzü değerlendirmeye, geleceğimizi şekillendirmeye çalışmalıyız. Önümüzün aydınlık olması için, tarih de yaşanılan yararlı işlerden faydalanarak günümüze taşımasını bilmeliyiz. Yanlış ve zararlı işleri hatırlayarak ve hatırlatarak yarayı kaşıtmadan ibret almasını da bilmeliyiz.
Dünden ders çıkarmasını bilmeyenler, aydınlık yarınlara kavuşamazlar. Tünelin karanlığında ömürlerini tüketirlerken, milleti de karanlığa gömerler. Baskı ve dayatmalarla yapılan fikir e düşünce değişiklikleri, insanları ileriye doğru, aydınlık ufuklara taşıyamamıştır. Tam tersine geriye doğru cahiliye batağına sürüklemiştir.
Ahlak ve maneviyata önem vermeyenler, Kur’an öğrenimini yasaklayanlar, kılık ve kıyafetlere müdahale edenler, geleceğin ufuk neslini yetiştiremediler. Açık oy gizli tasnif sistemiyle milletin hür iradesini baskı altında tutanlar, ihtilal ve darbelerle halkın seçtikleri insanları idam edenler, siyasileri yasaklayanlar partileri kapatanlar, ülkenin özgürleşmesine ve ekonomik kalkınmasına katkı sağlayamadılar.
Faili meçhul cinayetlerle, işkencelerle, sürgünlerle, muhtıralarla yapılan baskı ve dayatmaların hiçbir faydası olmamıştır. Tam tersine milletin devlete ve kurumlarına olan sevgisini ve saygısını zayıflatmıştır. İçteki bu dayatma ve baskılar milletin moralini bozduğu kadar dış şer güçlerin sevincini iştahını artırmıştır.
Susurluk, PKK, Ergenekon, jitem neyin nesi kimlerin ürünü olduğu kısmen bilinmektedir. Bu örgütleri savunmak yanında veya karşısında olmak asla doğru bir davranış değildir. Mesele bağımsız mahkemelere bırakılmalıdır. Milleti daha fazla yormadan yetkili her bir kurum, mahkemelere doğru bir şekilde yardımcı olmalı ve kısa zamanda bu mesele çözülmelidir. Görünen yüzleriyle tasvip edilmeyen bu örgütlerin, görünmeyen yüzleri ortaya çıkınca milletimiz yıllarca nasıl korkutulduğunu daha rahat gördüğü için korku imparatorluğuna isyan etmektedir.
Bu isyanı gören şer güçler; İnternete düşürdükleri ses kayıtlarıyla basında yer alan açıklama ve bayanlarla generallere nasıl suikastla yaptıklarını, alevi suni çatışması çıkarmak için nasıl sakalı militanlar yetiştirdiklerini, ayrıca kendilerine bağlı terörist yetiştirerek tüfek ve tabanca dağıtıklarını beyan ederek, milleti şüphelendirerek bir şüphe imparatorluğu kurmak istiyorlar.
Cefakâr milletimiz, korku imparatorluğu döneminde yaşadıklarından, şuurlu bir şekilde ders aldığına inandığım için, şüphe imparatorluğuna yol vermeyeceğine inanıyorum. Aziz milletimizin şer güçlere, korku ve şüphe kovalarınızı milletçe kafanıza geçirmeden, kendi iradenizle vatanımızdan defolun dediğini duyar gibiyim. Bu onurlu sese tüm siyasiler, bürokratlar, aydın, yazarlar, yetkili kurum ve kuruluşlar kulak vermelidir. Kimliğinde İslam yazan bende Müslüman’ım dediği halde, bazı kişilerin bulundukları makamları istismar ederek milletin inanç değerleriyle savaşmaktan alay etmekten vaz geçmelidirler.
Boşuna milletin inanç değerleriyle savaşarak şer güçlerin ekmeğine yağ sürmeyiniz. Yaptıklarınızdan pişman olacağınız o günde mahcup olmamak için, aslınıza ve özünüze dönerek milletin inanç değerleriyle barışınız. Biliniz ki Galip olan Yüce Allah dır.
Milletçe yaşadığımız korku ve şüphe imparatorluğunun etkilerini, bir kültür mirası olarak sahiplenmeyelim. Siyasi partilerimiz ve diğer kurum ve kuruluşlarımız bu gibi korku ve şüphelerden arınarak doğru olan tedbiri elden bırakmadan adil bir şekilde millete yaklaşmanın gayreti içinde olmalıdırlar.
Bölündük, bölünüyoruz, irtica PKK dan daha tehlikelidir, gericiler iktidarı ele geçirdi. Laiklik elden gidiyor. İktidardakiler şeriat özlemi içindedirler gibi şüphe ve endişelerle konuşmak yerine, ne yapmalıyız olaylara nasıl yaklaşmalıyız tavrıyla sağlıklı projeler milletin karşısına çıkmak en isabetli yol olduğunu artık anlamalıyız.
Sonuç olarak korku imparatorluğunu içimizden atarken, şüphe imparatorluğuna düşerek bir yüz sene daha zaman israfına sebep olmayalım. İnsanlar problemlerini konuşarak hal edebilirler. Yeter ki konuşma usulünü ve üslubunu becerebilelim. Zorlandığımız konularda Kur’an ve sünnete başvurmasını bilelim.
23-Eylül-2010
Alaettin KÖKSAL
KOCAELİ