İyilik insanlar arasında kesintiye uğrayabilir. Fakat iyiliği yapanla, Allah arasında hiçbir kesinti olmaz.
..:: Menü ::..

..:: Bir Ayet ::..

Onlar senden, azabın çarçabuk getirilmesini istiyorlar; Allah, va'dine kesin olarak muhalefet etmez. Gerçekten, senin Rabbinin katında bir gün, sizin saymakta olduklarınızdan bin yıl gibidir


..:: Bir Hadis ::..

Cuma gününde öyle bir saat vardır ki, şayet bir müslüman kul o saate rastlar da Allah’tan bir hayır isterse, Allah onu kendisine mutlaka verir.


Daha çok kişiye ulaşabilmemiz için
islamiyazilar.com'u ana sayfanız yapın

Anasayfa » Peygamberlerimiz » Kayınpeder olarak Hazreti Peygamber..


Kayınpeder olarak Hazreti Peygamber (sas) nasıl bir insandı?
 
Bu yazıyı facebookta paylaşıp daha çok kişinin görmesine vesile olmak için tıklayın...

Her evlilikte anlaşmazlıklar olabilir. Aslolan karşılıklı anlayıştır. Efendimiz’in göz bebekleri Hz. Fâtıma ile Hz. Ali’nin evliliklerinde de zaman zaman anlaşmazlıklar yaşanmıştır. Onlara Efendimiz hakemlik yapmıştı.
Peygamber Efendimiz (sas), damadı Hz. Ali’ye evlenme giderleri, mehir ve düğün harcamaları hususunda son derecek anlayışlı davranmıştır. Bir ailenin asgari ihtiyaçları karşılanmış; yuvanın kurulmasında mütevazı bir anlayış sergilenmiştir. Bu durum ailelerin evlenecek gençlere maddi ve manevi anlamda destek olmaları ve intiyaçlarını karşılamaları hususunda orta bir yolu izlemeleri gerektiğini göstermektedir.
Örneğin Hz. Ali’nin, Resûlullah’ın kızı Fâtıma’ya çeyiz olarak aldığı eşyalar şu şekilde bildiriliyor: Kadife kumaş, su kabı ve kenarları süslü yastık.. Ayrıca Hz. Ali’nin verdiği mehirlerle bir sedir, bir yün yatak, bir hurma lifi minderi, bir kilim, bir yatak örtüsü, bir su kabı, bir takım elbise alındı. (Nesai, Sünen, 81)
Bu örnekler bize maddi imkansızlıklar nedeniyle mutlu bir yuvanın kurulmasına aileler tarafından engel olunmamasını göstermektedir. Evlilikte esas olan maddi üstünlüklere dayalı yapay mutluluklar değildir.
Resûlullah, düğün gecesi Hz. Ali’nin kapısına gidip kapıyı çaldı. Ümmü Eymen, kapıyı açtığında, “Kardeşim burada mı?” diye sordu. Ümmü Eymen, “Nasıl olur? Hz. Ali’yi hem kardeş olarak çağırıyorsun hem de kızını onunla evlendiriyorsun!” dedi. Hz. Peygamber, “Söylediğim gibi.” dedi ve ardından da “Esma binti Umeys de burada mı?” diye sordu. “Evet!” deyince, “Sizler Peygamber’in kızına olan saygınız için mi buradasınız?” buyurdu. Yine “Evet!” cevabını alınca, “Çok iyi!” dedi ve hayır duasında bulundu. Rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber, kızı Hz. Fâtıma ve damadı Hz. Ali için şöyle duada bulundu:
“Allah’ım, bu ikisini herkesten daha çok seviyorum. Rabbim sen de onları sev, evlatlarını ve nesillerini mübarek ve kutlu kıl. Kendi katından onlar için bir koruyucu tayin et. Bu ikisini ve evlatlarını şeytanın şerrinden senin korumana bırakıyorum.” Ardından Hz. Fâtıma için dua etmiş ve övücü güzel sözlerle onun gönlünü almıştır. Gönüller sultanı Peygamberimiz, Hz. Fâtıma’ya, “Kızım Allah senden kusur ve kiri atmış, seni temiz ve masum kılmıştır.” diye buyurdu. (İbn Sa’d, Tabakat, 23)
Bu örnekte Hz. Peygamber’in Hz. Ali’yi gönül ve ahiret kardeşliği yakınlığıyla hem oğlu hem can bağıyla bağlı kardeşi vasfıyla bağrına bastığı görülmektedir. Aynı zamanda Hz. Peygamber, düğün gecesi kızının yanında ona destek olup Fâtıma’yı teskin eden kimselere de hayır duada bulunmaktadır. Bu örnekte en çarpıcı nokta ise Hz. Peygamber’in kızı ve damadı için ayrı ayrı saadet ve hayır duasında bulunmasıdır.


HZ. FÂTIMA’NIN İLK GECESİNDE BABASI ONA NE DEDİ?

Hz. Peygamber, kızının en mutlu gecesinde kızına yaptığı dualar ve onu övücü sözlerle yeni bir hayata mutlu bir başlangıç yapması noktasında Hz. Fâtıma’ya moral vermiştir. Bizler de yeni evlenecek ve evlilik bağıyla birbirine bağlanmış çiftlere yuvalarını mutlu ve sağlam temeller üzerine kurmaları için manevi destek sağlamalıyız. Onları, güzel sözlerimiz ve tavırlarımızla iki cihanda beraber olacakları bir evliliğe hazırlamalıyız. Evlenecek ve evlenmiş çiftler için yapacağımız hayır, saadet ve bereket dualarını gönüllerimizden hiç eksik etmemeliyiz.
Alemlerin efendisi Peygamberimiz, mutlu günlerinde de sıkıntılı ve acılı anlarında da kızı Hz. Fâtıma’ya ve damadı Hz. Ali’ye hakkı ve sabrı tavsiye ediyordu. Hz. Ali ve Hz. Fâtıma’nın ortak yaşamı, Resûlullah’ın değerli gölgesinde en zor geçim şartlarında kanaat ve sabırla geçiyordu. Evin beyi ve hanımı işlerde birbirlerine yardımcı oluyorlardı. Hz. Ali ve Hz. Fâtıma’nın kurduğu ailenin en mutlu geçim kaynakları kanaat, sabır ve dayanışmaydı.

HZ. FÂTIMA’NIN SIKINTILARINA KARŞI BABASININ TAVRI

Hz. Peygamber’in damadı Hz. Ali’nin bir aile reisi olarak geliri sadece ordu hizmetlerindendi. Ancak bu gelirler Arap Yarımadası’nda kalan seferlerden elde edildiğinden çoğunlukla, alelade bir işçinin ücretinin altında kalıyordu. Her çocuk doğduğunda Hz. Peygamber bu geliri biraz artırıyordu; ama bu da ferahlık getirecek bir miktar olmaktan çok uzaktı. Evin beyi ve hanımı işlerde birbirine yardımcı oluyorlardı. Yine de Hz. Fâtıma, ev işlerinden dolayı çok yoruluyordu. Bu sebeple babasından kendisi için bir yardımcı istemişti. Hz. Aişe (r.anha) bu olayı şöyle anlatıyor: Ali ve Fâtıma, birlikte Resûl’ün huzuruna çıkmışlardı. Hz. Ali şöyle arz etti halini; “Ey Allah’ın Resûlü, su çekmekten omuzlarım, göğsüm ağrıdı.” Hz. Fâtıma da şöyle arz etti halini; “Benim de buğday öğütmekten ellerimin içi kabardı. Ey Allah’ın Resûlü lütfetseniz de alınan esirlerden bir tane esir verseniz, bize yardımcı olsa...” Resûlullah onları dinledikten sonra şu cevabı verdi: “Vallahi öyle bir şey yapamam. Suffa ehli açlıktan kıvranır ve onlara yedirecek bir şey bulamazken sizin bu isteğinizi karşılayamam. Esirleri serbest bırakıp alınacak fidyelerle suffa ehlini doyuracağım. Size o istediğinizden daha hayırlı bir şey, Cebrail tarafından öğretilen bir duayı öğreteceğim: Her namazın ardından on kere ‘Sübhanallah’, on kere ‘Elhamdülillah’, on kere ‘Allah-u Ekber’ deyin. Ayrıca bunları yatağınıza girdiğinizde otuzüç defa tekrarlayın.” (Müslim, Sahih, Kitabü’l-Zikir, 80).
Bu örnekler bizlere ailenin en mutlu geçiminin kanaat, sabır, dayanışma, karşılıklı sevgi, saygı ve anlayış olduğunu göstermektedir. Aynı zamanda bu örnekler evin beyi ile hanımının özellikle zor günlerinde karşılıklı anlayış, adaletli bir iş bölümü, daha güçlü bir sevgi ve saygı bağı ile birbirlerine bağlanmaları gerektiğini göstermektedir. Aile büyüğü olarak Resûlullah, hayatın sıkıntılı yamaçlarında kızı ve damadına hakkı ve sabrı tavsiye etmiş; zikrin ve ibadetin rahatlatıcı ve huzur verici iklimine onları davet etmiştir. Biz de yavrularımıza, gelin ve damatlarımıza mutlu veya sıkıntılı günlerinde hakkı ve sabrı tavsiye etmeliyiz.




Resulullah (sas) eşlerin tartışmalarını nasıl hallediyordu?


Her evlilikte eşler arasında ufak-tefek tartışmalar olduğu gibi Hz. Ali ile Hz. Fâtıma arasında da oluyordu. Bu tartışmalar büyümeden kapanıyor ya da Hz. Peygamber’e intikal ediyordu. Hz. Peygamber de onları sorgulamadan, yargılamadan, sözlerini kesmeden, onlar sözlerini bitirmeden herhangi bir yorum yapmadan dinliyor; sorunlarını çözümlüyor ve aralarını düzeltiyordu.
Bir gün Hz. Fâtıma (r.anha), kocasının sert davranmasından ve zorluk çıkarmasından dolayı “Seni Peygamber’e şikayet edeceğim.” deyip evden çıkınca, Hz. Ali (ra) de Fâtıma’nın peşinden gitti. İkisi birlikte Hz. Peygamber’in huzuruna vardılar. Hz. Fâtıma, kocasından şikayetçi olduğunu babasına söyledi. Hz. Peygamber, Hz. Fâtıma’yı hoşnut etmeye çalıştı ve Hz. Ali’ye de ona daha yumuşak ve dostça davranmasını tavsiye etti. Hz. Ali, eşine eve dönerken, “Allah’a yemin ederim bundan sonra sana istemediğin bir şeyi yapmayacağım.” dedi. (İbn Sad, Tabakat, c. 8, s. 26). Hz. Peygamber, Hz. Ali’nin hatasını anlamasını sağlayarak genç çiftin arasını düzeltmiştir.



Damadı ve kızı arasında hakem olmuştu


Hz. Peygamber’in, Hz. Ali ve Hz. Fâtıma arasında sevgi ve saygı bağlarını kuvvetlendirdiğini ve onların arasını düzelterek hakemlik yaptığını şu örnek en canlı haliyle ortaya koymaktadır.
Sehl bin Sad, şöyle rivayet etmiştir: Resûlullah, kızı Fâtıma’nın evine geldi. Hz. Ali’yi evde bulamadı. Bunun üzerine Fâtıma’ya, “Amcamın oğlu nerede?” diye sordu. Hz. Fâtıma, “Aramızda bir şey oldu da darıldık. Bundan dolayı dışarı çıktı ve gündüz uykusunu benim yanımda uyumadı.” dedi. Resûlullah birine, “Bak, nerede?” dedi. O adama gidip geldi ve “Ya Resûlullah, o mescitte uyuyor.” dedi. Resûlullah gitti, baktı ki Ali yan tarafında yatmış, ridası bir yandan sıyrılmış, vücudu toprağa bulanmış haldeydi. Resûlullah, “Ey Eba Turab! Ey Eba Turab, kalk!” diye toprağı Ali’nin bedeninden silmeye başladı. (Buhari, Kitabu’s-Salat, 58)
Birlikte Hz. Ali’nin evine gittiler. Hz. Peygamber’in birkaç saat sonra neşeli çıktığını gördüler. Sahabeden birisi sebebini sorunca, “Nasıl sevinçli olmayayım, en aziz olanlarımı barıştırdım.” buyurdu. (İbn Sad, Tabakat, 8/26)
Bu olayda Hz. Peygamber’in Hz. Ali ile Hz. Fâtıma’nın arasını düzelttikten sonra kendisine iki cihanın en güzel nimetleri verilircesine sevinmesi evli çiftlerin arasını bulmanın hem manevi yönüne hem de psikolojik faydasına işaret etmektedir. Aile büyüklerine düşen görev, çiftler arasında sevgi ve saygı bağını geliştirmektir.

ALLAH RASULÜ KIZINA SAHİP ÇIKTI

Hz. Ali ve Hz. Fâtıma’nın evinde her zaman huzur ve sükunet hakimdi. Her şey muntazam bir şekilde sürüp giderken Hasan ile Hüseyin’in doğumlarından önce olması kuvvetle muhtemel bir olay, düzende bozulma haberini verdi. Olay, İslam düşmanı Ebu Cehil ailesinin kızlarını Hz. Ali’ye vermeye kalkmalarından ibaretti.
Misver bin Mahreme, bize bu olayı şöyle anlatıyor: “Hz. Ali’nin Amr bin Hişam’ın kızıyla evlenmek istediği haberi, Fâtıma’ya ulaştı. İkisi arasında bundan dolayı tartışma çıktı. Hz. Ali, kabile ve kavmindeki diğer erkekler gibi iki veya daha fazla kadın alma hakkı olduğunu ve bununla İslam’a aykırı bir şey yapmayacağını düşünüyordu. Zira İslam kanunları çok kadınla evlilik ruhsatını ona veriyordu. Ama Hz. Peygamber’in kızı buna razı değildi. Fâtıma ,ağlamaklı bir halde babasının yanına gitti ve “Halk senin kızından dolayı kızmadığını zannediyor.” Hz. Peygamber, Hz. Fâtıma’nın sözlerinden dolayı üzüldü. Üzüntülü halde mescide gitti ve hemen minbere çıkıp orada bulunanlara hitaben şunları söyledi: “Ey halk, Hişam bin Muğire’nin oğulları, kızını Hz. Ali ile evlendirmek için benden izin istemişler. Şu andan itibaren bilin ki izin vermiyorum, izin vermiyorum, bunu yapanlara izin vermiyorum. Ancak Ebu Talip’in oğlu, benim kızımı boşayıp onların kızıyla evlenmek isterse o başka! Fâtıma, bedenimin bir parçasıdır. Onu sevindiren her şey beni sevindirir, onu üzen her şey beni üzer. Daha sonra , Fâtıma’nın elinden tutup, evden dışarı çıktı ve halka, “Onu tanıyan tanıyor, tanımayan bilsin ki, bu Muhammed’in kızı Fâtıma’dır. Bedenimin, kalbimin, ruhumun bir parçasıdır. Ona eziyet eden bana eziyet etmiştir ve her kim bana eziyet verirse Allah’a eziyet etmiş olur.” diye buyurdu. (Müslim, Kitab-ı Fedailü’s-Sahabe, 9)
Resûlullah, yasal olarak Hz. Ali’nin bir daha evlenme hakkı olduğunu biliyordu. Ancak kızına duyduğu sonsuz sevgiden dolayı biricik kızının tahammül edemeyeceği ağır bir psikolojik yükün altına girmesinden endişe duyuyordu.
Diğer taraftan Hz. Ali, Ebu Cehil’in kızıyla evlenmek istiyordu. Ali’nin, Resûlullah’ın kızı ve düşmanının kızıyla bir evde aynı çatı altında bulunmasına Allah da razı olmazdı. Bu gibi sebeplerden dolayı Hz. Peygamber’in bu evliliğe karşı çıkması çok doğal bir davranıştı. Zaten bundan sonra Hz. Ali, Hz. Fâtıma hayattayken bir daha böyle bir girişimde bulunmamıştır. Hz. Peygamber, Hz. Ali’nin yeniden evlenme girişiminden dolayı toplumsal baskı gören Hz. Fâtıma’ya insanların önünde, “Fâtıma bedenimin, ruhumun bir parçasıdır. Ona eziyet eden bana eziyet etmiştir ve her kim bana eziyet verirse Allah’a eziyet vermiş olur.” (Müslim, Sahih, Kitab-ı Fedailü’s-Sahabe, 95) buyurarak hem Hz. Fâtıma’nın (r.anha) üzerindeki toplumsal baskıyı kaldırmış hem de kızı Fâtıma’ya acısı ve sıkıntısı hususunda destek olmuştur. Ancak bu olaya rağmen Hz. Peygamber, Hz. Fâtıma ile Hz. Ali’nin arasını ayırmaya teşebbüs etmemiştir. Efendimiz, Hz. Ali’nin (ra) tavrına bu olayın ilk dönemlerinde tepki göstermeyip sabretmiş; daha sonra söylentiler ve Hz. Fâtıma üzerindeki toplumsal baskı arttığında Hz. Ali’yi (ra) kesin bir dille uyarmış, damadı ve amcasının oğlu Hz. Ali’nin hatasını anlamasını sağlamıştı. Bu olaydan anlamaktayız ki; ailelere düşen görev evli çiftler arasındaki tatsızlık ve sıkıntıları sevgi, hoşgörü ve saygı ortamına dönüştürmektir. Büyüklere düşen, bölmek değil bütünleştirmek, nefreti değil sevgiyi yaymaktır.



Cevap yazmak için üye olun


Yazıyı çok sevdim hemen arkadaşıma göndereyim

Adınız Soyadınız
Arkadaşınızın adı soyadı
Arkadaşınızın E-Posta adresi



Eklenme Tarihi: 09.09.2009 16:33:26
Yazıyı Ekleyen : nureddinbayram
 Bu  yazı Bugün 0 kez okundu.
 Bu  yazı Toplam 1623 kez okundu.
nureddinbayram bugüne kadar toplam 1415 yazı ekledi.
..:: Üye Paneli ::..
K.Adı :
Şifre  :
Beni Hatırla

..:: Favorilerimiz ::..
dedektör
nokta dedektör
nasıl gidilir
karikatür

..:: Son yorumlananlar ::..

''Allah (Haşa) Seçimlerimizi Bilemez'' Diyen Hocalara Cevap

KOMİK RESİMLİ YAZILAR

hadis

yemek tarifleri resimleri

HADİSLERİN EN GUZELİ


..:: Günün Yazıları ::..

4 BÜYÜK KİTAP HANGİ PEYGAMBERLERE GELDİ

KURANDAKİ SIRAYA GÖRE SURE İSİMLERİ

KIYMETLİ KADIN İSİMLERİ

Avlanmak günahmıdır avcılık günahmıdır harammıdır

Sıkıntı anında çekilecek tesbihler..


Bugün Hiç Okunmadılar..

ANA HAKKI

Kalb Gözü..

Allahü Tealayı bilir misin..?

Böyle Bir Dostunuz Oldumu?

yeni evlilere öğütler


..:: Online Üyeler ::..


Doğum Günü Bugün Olanlar
ilkay , emre01984 , begüm , Eflin , fso001 , ezher , öçrem , roses , ayşegül ay ,

..:: Arama ::..

Bul:  

..:: En Son Arananlar ::..

evlililhaftaallah decocacolanuhuncihatisrafilbasarpusulakamer

..:: Rasgele 5 Üyemiz ::..

   helenya
   rabia
   abc111
   Dilaver Yücedağ
   zümral

Bu siteye eklenen yazılardan, yazıların yazarları sorumludur. Yazı eklerken alıntı yapılan kaynak mutlaka yazı sonunda belirtilmelidir. Mevcut herhangi bir yazıdan rahatsız olanlar suistimal@islamiyazilar.com mail adresine bilgi vererek duruma göre yazının kaldırılmasını sağlayablirler.