|
..:: Bir Ayet ::..
|
|
Onlar senden, azabın çarçabuk getirilmesini istiyorlar; Allah,
va'dine kesin olarak muhalefet etmez. Gerçekten, senin Rabbinin katında bir gün, sizin saymakta olduklarınızdan bin yıl gibidir
|
|
..:: Bir Hadis ::..
|
|
Allah bir kulu sevdi mi, onu dünyadan korur. Tıpkı sizden birinin hastasına suyu yasaklaması gibi. |
|
|
Yazı eklemeye vaktiniz yoksa
islamiyazilar.com'u ana sayfanız yapın
Kalbine Mukabil bir kalp bulmak..
|
| |
|
| |

Kalbine
karşılık bir kalp bulmak; manevi frekansları bütünüyle tutan, gönül
iletişimini tam kurabilen bir insanı bulmak demektir. Evliliğin mutluluğa dönüşmesi için, kalplerin uyuşması, anlaşması, kaynaşması gerekir. Kalpsiz mutluluk olmaz. Kalp kalbe karşı olmalı… Kalp kalbe kaybolmalı… Kalpler bir olmalı, iri olmalı, diri olmalı… Ölmüş kalpler taşıyan kalıplar, mutlu olabilir mi?
Evet, mesele kalıp değil, kalp meselesidir. Kalıbına göre kalıp arayanlar; eş arayışını, bedene, kaşa, göze bağlayanlar, mutluluğu yanlış adreste arayanlardır. Bulmak için, önce böyle birini aramak gerek… Gerçi her arayan bulamaz ama bulanlar hep arayanlardır. Aramadan bulmak mümkün mü?
Bir de arıyormuş gibi yapanlar vardır. Bunlar, her ne kadar evliliğin
bir gönül işi ve manevi frekansların uyumu manasına geldiğini kabul
etseler de, seçimlerini, hep maddeden, görüntüden yana yaparlar. Yani
inandıkları ve düşündükleri gibi davranmazlar. Bulamayacağı yerde arayanlar da bunlardan sayılmalıdır.
Hani Nasreddin Hoca gibi… Evin bodrumunda,
kömürlükte kaybettiği yüksüğünü, dışarıda, evin önünde arıyormuş…
Sebebini sormuşlar…"Aşağısı çok karanlık" demiş…
Bazı
gençler de kalbine karşılık kalbi böyle arıyorlar. Kalp, duygular,
sevgi, şefkat, merhamet tamam ama, görüntü, en boy, kaş göz diyorlar…
Hatta oralara takılıp kalıyorlar. Gönle değil, gövdeye itibar
ediyorlar.
Hatta bu insan sana göre değil, diyenlere de "Ben onu değiştiririm" derler. Ya da , "O gördüğünüz gibi değil, aslında çok iyi biri" iddiasında bulunurlar. Sonra da, iletişimimiz neden kötüleşti, niçin kavga çıktı, geçimsizlik nereden geldi diye şaşırıyorlar.
Atalarımız, İKİ GÖNÜL BİR OLURSA, SAMANLIK SEYRAN OLUR demişler. Ne güzel söylemişler.
İki gönül bir olmazsa, yani kalbine karşılık bir kalp yoksa saraylar
zindan olur ve tabii ki eşler hayal kırıklığına uğrarlar. Zaten, sadece
iki gövdenin bir olması insani bir hal de değildir. Evliliği
maddileştirenler, yalnız ten ve beden isteklerinin tatmini manasına
alanlar, çok ayaklılarla aralarındaki farkı ortadan kaldıranlardır. Bir insanın evlilik anlayışı ve bu husustaki beklentileri onun seviyesini ortaya koyar.
Evlenmeyi düşünen gençlerimiz, kalplerine karşılık bir kalp mi arıyorlar, yoksa kalıplarına karşılık bir kalıp mı arıyorlar?
İnsan, aradığını bulur. Kalıp arayan kalp bulabilir mi? Bulsa bile, bulduğunun ne olduğunu idrak edebilir mi? Evlenecek gençler, önce niyetlerini düzeltmelidir. Kalbe karşı kalp mi arıyorlar, kalıba karşı kalıp mı? Doğru ölçülerle arayışa geçtikten sonra da, "Rabbim, karşıma iyi olanı; sevebileni, merhamet edebileni çıkar" diye ciddi ve samimi dualarda bulunmalıdır. * * * Bazen, evlenmek üzere olan kızlarımıza, oğullarımıza soruyorum:
–Nasıl, evliliğe hazır mısın? Birçoğunun cevabı, aşağı yukarı hep şöyle oluyor:
–Hocam, hazırlıklar tamam… Ev tuttuk, döşedik, beyaz eşya filan her şey tamam…
Sizce bu cevapta tamam olmayan bir taraf yok mu? Bana göre, en önemli bir taraf eksik kalmış oluyor. Bu sebeple o gençlere şu soruyu sormaktan kendimi alamam:
–Peki, gönlünüz hazır mı evliliğe? Sorum, birçok genci şaşırtır, durup düşünürler, genellikle de bir soruyla karşılık verirler:
–O nasıl oluyor?
İşte onun nasıl olduğunu bilmeyenler, Üsküdar vapurunda tanışıp evleniyor, üç gün sonra da, Kadıköy vapurunda da boşanıveriyorlar.
Evliliği, böylesine gönül dışı bir gövde işi zannedenler, Nasreddin Hoca' mızdan almışlar cevabı…
–Bu sizinki, demiş, evlilik değildir. –Peki, evlilik değilse nedir bu yaptığımız? diye sormuşlar.
–Gündüz çifte hırlama, gece çifte horlamadır… demiş. * * * Evlilik,
sağlam bir iletişim temeline oturmalı… Bu olmazsa olmaz mutluluk
kuralını da tersinden ve hoş bir nükte ile anlatır Hocamız. Eşiyle
sağlıklı bir iletişim kuramayanları bakın nasıl uyarır:
–Evliliğiniz nasıl geçiyor? demişler. Hocamız da anlatmış:
–Evliliğimizin ilk senesi çok güzel geçti… Ben
söyledim, hanım dinledi, ben söyledim hanım dinledi… İkinci sene, bizim
hanım işi anladı… O söylemeye başladı… O söyledi ben dinledim, o
söyledi ben dinledim…"
–Peki, hocam, sonra nasıl oldu, diyenlere de,
Hiç sormayın, demiş, sonraki yıllarda da, ikimiz birlikte söyledik, komşular dinledi…
Şimdi eşlerin birlikte söylediklerini, sadece komşuları değil, bütün
dünya dinliyor. Aile mahremiyeti içinde kalması gereken her şey, ekran
pazarlarına dökülüyor. Sadece kirli çamaşırlar değil; edepsizlikler,
iffetsizlikler, kısacası ahlaksızlığın her çeşidi, basın yoluyla
toplumun tepesine yağdırılıyor. İyi ki adına evlilik demiyorlar. Seviyesiz birliktelikler, evlilik olamaz çünkü… * * *
Evliliği, Allah' ın emri, Peygamber Efendimiz
Sallallahu Aleyhi ve Sellem' in sünneti bilenler, örnek aileler kurmak
mecburiyetindedirler. Zira başkalarını da saadetlerine
imrendiren sağlam ve tutarlı aile yapısı, günümüz dünyasının en çok
hasretini çektiği bir güzelliktir. İnsanlık âlemi, kaybettiği aile hayatını çamla çırayla, yana yakıla aramaktadır. Aile, dünyevileşmenin getirdiği benlik, bencillik ve maddecilik yüzünden yıkılmaktadır.
Bu sebeple, aileyi yeniden diriltmenin yolu, maneviyattan, imandan geçmektedir. Sağlam bir Allah ve ahiret inancı olmaksızın, sağlam bir aile kurmak imkânsızdır. Aile, daha çok almayı düşünenlerin değil; paylaşmayı, bölüşmeyi, fedakârlığı bilenlerin kurabileceği kutsal bir müessesedir.
Ailede mutluluk, almayı hayaline bile getirmeden verebilenlerle
sağlanır. Aile mutluluğunun kahramanları, almayı hiç düşünmezler… Ancak
verdikleri döner onlara, katlana, çoğala… Bir verip bin alırlar.
Böyle bir mutluluk, ancak iki gönlün bir olmasından doğar. Çocuklarımız, gençlerimiz gönül ehli mi? Daha doğrusu gönülden haberdar mı? Gönülsüz mutluluk olmaz… Ne tek başımıza, ne de evlilik hayatımızda…
Zira aile, iki gönlün tekleşmesiyle kurulur..
Vehbi Vakkasoğlu
|
hülya
23 Nisan 2008 Çarşamba 12:55:28
|
vehbı hocamın bu yazısını cok begenırım Allah rzı olsun kardesım,Evlilik iki bedende tek ruh olmaktır,hadisi serifini hatırlatmakta fayda var! |
| Eklenme Tarihi: 17.06.2008 14:12:13 |
| Kaynak : Alıntı |
| Yazıyı Ekleyen :
dinmeyenyas |
| Bu yazı Bugün 0 kez okundu. |
| Bu yazı Toplam 345 kez okundu. |
| dinmeyenyas bugüne kadar toplam 446 yazı ekledi. |
|
|
|
| |
..:: Son yorumlananlar ::.. |
|
|
|
..:: En Son Arananlar ::.. | |
|
fatiha,
doga,
kabir suali,
alak suresi,
ecel,
boks,
salih amelle,
ezel,
hz lokman,
mabud,
|
|
..:: Rasgele 5 Üyemiz ::.. | |
|
|
|
| Tefekkür Yazarları |
| Ayşe Üzümcü , Şükran Taşdelen ,Zeynep Işık ,Nurcan Hazyadaranlı Emine Güneş |
|
|
Bu siteye eklenen yazılardan, yazıların yazarları sorumludur. Yazı eklerken alıntı
yapılan kaynak mutlaka yazı sonunda belirtilmelidir. kendi yazınızı yazıyor
iseniz adınızı belirtmek zorunda değilsiniz kullanici adiniz yazınızın altında
yayınlanacaktır. Mevcut herhangi bir yazıdan rahatsız olanlar
suistimal@islamiyazilar.com mail adresine bilgi vererek duruma göre yazının
kaldırılmasını saglayablirler. islamiyazilar.com yazarlarin kendi goruslerine
saygi duymakla birlikte suc unsuru teskil eden yazilari yayinlamama veya
yayinlanmiş olanlari yayından kaldırma hakkını saklı tutar. |
|
|