|
..:: Bir Ayet ::..
|
|
Onlar senden, azabın çarçabuk getirilmesini istiyorlar; Allah,
va'dine kesin olarak muhalefet etmez. Gerçekten, senin Rabbinin katında bir gün, sizin saymakta olduklarınızdan bin yıl gibidir
|
|
..:: Bir Hadis ::..
|
|
Bağışını geri alan kimsenin durumu şu köpeğin durumu gibidir: Yalını yer, iyice doyunca kusar. Sonra kusmuğuna tekrar dönüp onu yer. |
|
|
Başlangıç sayfanıza talibiz
islamiyazilar.com'u ana sayfanız yapın
| islam ve kadın hakları |
| |
|
|
| |
Şüphesiz geçmiş incelendiğinde, kadınların tarihin akışı içerisinde
erkeklere nazaran daha mahrum ve daha mağdur bir görüntü çizdikleri
görülmektedir. Bugün İslam alemindeki bazı olumsuz görünümler, İslam’ın
kadına değer vermediği gibi haksız görüşlerin ortaya atılmasına sebep
olmaktadır.
İslam’da insan olmaları bakımından, erkekle kadın arasında herhangi bir
fark yoktur. Her ikisi de eşit derecede Yüce Allah’ın emir ve
yasaklarına muhataptır. Erkek de kadın da, yeryüzünü imar etmek ve
orada Allah’a kulluk yapmakla sorumludurlar. İslâm’da insanlık ve
Allah’a kulluk bakımından kadınla erkek arasında bir fark bulunmadığı
gibi temel hak ve sorumluluklar açısından da kadının konumu erkekten
farklı değildir.
Kadın, yaratılış itibariyle erkeğe göre ikinci derecede bir değere
sahip değildir. İlke olarak insanların en değerlisi, “takvâda (güzel
şeyler yapma ve kötülüklerden sakınma da) en üstün olanıdır”
(el-Hucurât 49/13) Kurân-ı Kerim’de, farklı fizyolojik ve psikolojik
yapıya sahip olan kadın ve erkekten biri diğerinden daha üstün veya
ikisi birbirine eşit tutulmak yerine, birbirinin tamamlayıcısı kabul
edilmiştir. (el-Bakara 2/187)
“Ben, erkek olsun, kadın olsun (ki hep birbirinizdensiniz) içinizden
hiçbir çalışanın çalışmasını zayi etmeyeceğim. (Al-i İmran, 3/195) ve
“O’nun varlığının delillerinden (Allah’ın ayetlerinden) biri de
kendileriyle kaynaşmanız için size kendi nefislerinizden eşler
yaratması ve aranıza sevgi ve merhamet koymasıdır. Şüphesiz bunda,
düşünen bir toplum için ibretler vardır.” (Rum, 30/21) âyet-i
kerimeleri, İslam’a göre kadının bir insan olarak asla ikinci sınıf
olmadığını ifade etmektedir.
Yüce Kitabımız Kur’an-ı Kerim; “Onlar sizin için birer elbise, siz de
onlar için birer elbisesiniz.” (Bakara, 2/187) beyanıyla da erkek ve
kadının insan olarak birbirlerine olan ihtiyaçlarına açık bir şekilde
dikkat çekmektedir.
İslâm dininin kadına tanıdığı hakların değer ve önemini daha iyi
kavrayabilmek için İslâm’dan önceki çeşitli toplum ve medeniyetlerde
kadının durumu çok iyi değerlendirilmelidir. Kadının insan olup
olmadığının, rûhunun bulunup bulunmadığının tartışıldığı, tamamen
erkeğe tabi olduğu ve sürekli vesayet altında bulunduğu, hatta mirastan
hisse alması bir yana, kendisinin bile miras malı gibi
değerlendirildiği bir dönemde, yüce İslam dini; kadının da insan
olduğunu beyan etmiş, mirastaki haklarını ortaya koymuş, onu sadece
emir alan değil, yerine göre emir veren konumuna yükseltmiş ve kadını
olması gereken yere koymuştur.
Hz. Peygamberin; kadınlardan ayrıca biat alması ve bu hâdisenin
Kur’an-ı Kerim’de açıkça yer alması, (Mümtehine, 60/13) İslam’a göre
kadın iradesinin bağımsızlığını göstermektedir. İslam’a göre, bir insan
olarak erkeğe tanınan temel insan hakları kadına da tanınmıştır. Buna
göre hayat hakkı, mülkiyet ve tasarruf hakkı, kanun önünde eşitlik ve
adaletle muamele görme hakkı, mesken dokunulmazlığı, şeref ve onurun
korunması, inanç ve düşünce hürriyeti, evlenme ve aile kurma hakkı,
özel hayatının gizliliği ve dokunulmazlığı, geçim teminatı gibi temel
haklar bakımından kadınla erkek arasında fark yoktur.
İslam’ın ilk yıllarında kadının her zaman hayatın içinde olduğu
bilinmektedir. Kadınlar camiye gelirler, Peygamberimizin huzurunda
oturur; belki bugün bile kadınların sormaya cesaret edemeyecekleri
kendi özel durumlarıyla ilgili konuları hiç çekinmeden sorarlardı.
Camide ibadetlerini yaparlar, Peygamberimizin konuşmalarını
dinlerlerdi.
Bu uygulama daha sonraki dönemlerde de devam etmiştir. Nitekim, Hz.
Ömer bir hutbesinde kadınlara verilen mehirin yüksek oranlarda
tutulduğunu, bunun miktarının azaltılması gerektiğini söylediğinde,
mescitte bulunan kadınlardan birinin ayağa kalkıp; “Allah’ın bize
vermiş olduğu hakkı sen bizden alamazsın. Çünkü bu, Kur’an’da bulunan
bir hükümdür” diye itiraz ettiği, Hz. Ömer’in de bu itiraz karşısında
“Allah’a şükürler olsun, benim halkımın arasında yanlışımı düzeltecek
böyle kadınlar var” dediği tarihi kaynaklarda kayıtlıdır. Diğer
taraftan yine Hz. Ömer döneminde “Hisbe” denilen görevin, yani
pazarlardaki düzen ve ahengi kontrol işlerinin bir nevi bugünkü anlamda
“zabıta” hizmetlerinin kadına verildiği tarihî bir vakıadır.
İslam tarihine ve İslam ülkelerindeki uygulamaya bakıldığında,
Peygamberimiz döneminde kadınlara tanınan hakların; geleneklerin din
gibi algılanması ve kabul edilmesi gibi sebeplerin etkisiyle tedrici
olarak azaldığı görülmektedir.
Bu anlayışın etkisiyle bazı ülkelerde kadın; cinsel obje olarak
değerlendirilmiş, horlanmış ve toplumdan tecrit edilmiştir. Bu uygulama
asırlarca dünyanın her yerinde farklı din mensupları tarafından da
benimsenmiştir. Yakın zamanlara kadar, bazı istisnalar dışında
erkeklerle kadınlar medenî ve siyasî haklarda eşit değildi. Son yüzyıla
kadar Batı toplumu kadın hakları konusunda kötü bir sınav vermiştir.
Bugün kadın haklarının en fazla olduğu ülkelerde bile 18, 19. asra
kadar; kadının ruhu var mı, insan sayılır mı, sayılmaz mı
tartışmalarının yapıldığı bir realitedir.
Netice itibariyle söylenecek şey şudur: İslam Dini’ne göre insan insana
eşittir. Bu anlayışta kadın-erkek ayırımı kesinlikle söz konusu
değildir.
|
| Eklenme Tarihi: 17.06.2008 14:12:13 |
| Yazıyı Ekleyen :
admin |
| Bu yazı Bugün 0 kez okundu. |
| Bu yazı Toplam 867 kez okundu. |
| admin bugüne kadar toplam 2668 yazı ekledi. |
|
|
|
..:: Son yorumlananlar ::.. |
|
|
|
..:: En Son Arananlar ::.. | |
|
cennet-cehennem,
evlilik,
makyaj,
bendim,
tesbih,
intihar,
ahlak,
Annem,
dost,
kitap,
|
|
..:: Rasgele 5 Üyemiz ::.. | |
|
|
|
| Tefekkür Yazarları |
| Ayşe Üzümcü , Şükran Taşdelen ,Zeynep Işık ,Nurcan Hazyadaranlı Emine Güneş |
|
|
Bu siteye eklenen yazılardan, yazıların yazarları sorumludur. Yazı eklerken alıntı
yapılan kaynak mutlaka yazı sonunda belirtilmelidir. kendi yazınızı yazıyor
iseniz adınızı belirtmek zorunda değilsiniz kullanici adiniz yazınızın altında
yayınlanacaktır. Mevcut herhangi bir yazıdan rahatsız olanlar
suistimal@islamiyazilar.com mail adresine bilgi vererek duruma göre yazının
kaldırılmasını saglayablirler. islamiyazilar.com yazarlarin kendi goruslerine
saygi duymakla birlikte suc unsuru teskil eden yazilari yayinlamama veya
yayinlanmiş olanlari yayından kaldırma hakkını saklı tutar. |
|
|