Nafaka için harcananın hepsi Allah yolunda harcanmış gibidir, bina için harcanan müstesna, bunda hayır yoktur.
..:: Menü ::..

..:: Bir Ayet ::..

Onlar senden, azabın çarçabuk getirilmesini istiyorlar; Allah, va'dine kesin olarak muhalefet etmez. Gerçekten, senin Rabbinin katında bir gün, sizin saymakta olduklarınızdan bin yıl gibidir


..:: Bir Hadis ::..

Cuma gününde öyle bir saat vardır ki, şayet bir müslüman kul o saate rastlar da Allah’tan bir hayır isterse, Allah onu kendisine mutlaka verir.


..:: Reklam ::..
Yapı Kimyasalları
Binlerce Resim
Emlak
İnternete güvenli bir başlangıç yapın
islamiyazilar.com'u ana sayfanız yapın

Hz.ibrahim'in vefatı
 
 

Hz. İbrahim’in Vefatı




Hicretin 10. senesi, Rebiülevvel ayının onuncu günü, Salı.
Peygamber Efendimizin mübârek kalbi, bütün insanlara karşı bir şefkat ve merhamet kaynağını andırıyordu. Mini mini yavrulara, şipşirin çocuklara karşı ise bambaşka bir muhabbet, apayrı bir şefkat besliyordu. Hele kendi çocuklarına karşı âdeta bir şefkat ve sevgi deryâsıydı.
Hz. Hatice’den dünyaya gelen üç oğlu Kasım, Abdullah ve Tahir’i henüz Mekke’de iken ve bebek yaşta ebedî âleme uğurlamıştı. Onların ebedî âleme göçü ile mübarek kalbleri oldukça teessür duymuştu. Fakat, Hz. Mâriye’den sevgili oğlu İbrahim’in dünyaya gelişi onu bir derece teselli ediyordu. Bu sebeple, bu biricik oğlunu fazlasıyla seviyordu. Mübarek elleriyle başını okşuyor, kucağına alıp göğsüne basarak bu sevgi ve şefkatini izhar ediyordu.
Evet, şefkat “rahmet-i İlâhiyye’nin en lâtif, en güzel, en hoş, en şirin cilvelerindendir.” Şefkatin en şirini de evlâda karşı duyulanıdır. Çocuk ise, Cenab-ı Hakkın, anne-babaya muvakketen teslim edilmiş bir emânetidir.
İşte, Resûl-i Kibriyâ Efendimiz, her emânet gibi, bu emânete karşı da gereken alâkayı esirgemiyordu. Çocuğunu, Cenab-ı Hakkın rahmetinin bir cilvesi olarak görüyor ve onun için seviyor, bağrına basıyordu.
Hz. İbrahim on altı ayına henüz ayak basmıştı. Bu sırada Peygamber Efendimiz onun hastalandığı haberini aldı. Sevgili oğlunun annesi Hz. Mâriye ile birlikte oturdukları bağ içindeki evine gitti.
Peygamber Efendimiz, hasta yatan nur topu oğlunun gözlerinde eski parlaklığı ve hareketli bakışlar. göremiyordu. Gürbüz ve hareketli İbrahim, bir anda sessiz, sakin ve dünyadan küsmüş gibi duruyordu. Bu haliyle ebedî âleme yolcu olduğunu âdeta ifade etmek istiyordu.
Bunu fark eden Efendimiz, kucağında tuttuğu sevgili oğlunun yavaş yavaş kayan gözlerine bakarak, “Allah’ın takdirine karşı elden ne gelir, ey İbrahim!” buyurdu. Az sonra Hz. İbrahim fani dünyaya gözlerini yumdu.
Bu esnada Peygamber Efendimizin (a.s.m.) mübârek gözlerinden yaşlar boşandı. Hz. Abdurrahman bin Avf, “Yâ Resûlallah! Siz de mi ağlıyorsunuz? Böyle ağlamaktan halkı men etmemiş miydiniz?” deyince, Peygamber Efendimiz (a.s.m.) şöyle buyurdular:
“Ey ibni Avf? Ben size günah ve ahmaklığın ifadesi olan şu iki ağlayış ve bağırışı yasakladım: Nimete kavuşulduğu sıradaki eğlence, oyun bağırışından ve musîbet ve felâket sırasındaki bağırışla yüz göz tırmalamak, üst baş yırtmaktan. Benim bu ağlamam ise, şefkatin eseridir, acımadan ibârettir. Merhamet etmeyene, merhamet edilmez!”829
Peygamber Efendimiz yukarıdaki dersinden sonra da göz yaşlarına hâkim olamadı. Gözleri yaşla dolunca şöyle buyurdu:
“Göz yaş döker, kalb teessür duyar. Biz, Yüce Rabbimizin râzı olacağı sözden başkasını söylemeyiz. Vallahi, ey İbrahim! Senin ayrılığın bizi fazlasıyla mahzun etti!”830
Bir erkek evlâda doyamamanın hasretli gözyaşlarını akıtan Efendimiz, daha sonra karşısındaki dağa bakarak şöyle buyurdu:
“Ey dağ! Eğer, bendeki üzüntü sende olsaydı, muhakkak yıkılmış gitmiştin. Fakat biz, Allah’ın bize emrettiğini söyleriz: ‘İnnâ lillahi ve İnnâ ileyhi râciûn”‘831
Teçhiz ve tekfininden sonra, en mûtenâ ve mübârek eller üzerinde Hz. İbrahim, Baki’ mezarlığına götürüldü. Peygamber Efendimiz (a.s.m.) orada cenaze namazını kıldırdı.
Kabir hazırlanmıştı. Peygamber Efendimiz (a.s.m.) kabirde bir delik gördü. Kabir kazanın dikkatini çekti ve oranın kapatılmasını emretti. Kabiri kazan, “Yâ Resûlallah! O delik mevtaya ne zarar verir, ne de fayda!” deyince, Kâinatın Efendisi şu dersi verdi:
“Evet, o ölüye fayda da vermez zarar da. Ancak, dirinin gözüne zarar verir, rahatsız eder. Allah kul bir iş yapınca onu mükemmel yapmasını ister.”832
Bundan sonra Hz. İbrahim kabre kondu. Server-i Kâinat Resûl-i Kibriyâ Efendimiz (a.s.m.), mübarek elleriyle göz yaşları arasında kabrin üzerine toprak serpti, su serpti.


Peygamberimizin Müslümanları İkazı
Hz. İbrahim’in vefat ettiği gün güneş tutulmuştu.
Halk bunun, onun vefâtıyla ilgili olduğunu sanarak, “İbrahim’in ölümü sebebiyle güneş tutuldu” dedi.
Resûl-i Kibriyâ Efendimiz bunu duyunca, Mescid-i Şerife vardı ve Allah’a hamd ve senâdan sonra Ashab-ı Kirama şu dersi verdi:
“Ey insanlar! Biliniz ki, güneş ve ay; Allah’ın kudret alâmetlerinden ikisidir. Bir kimsenin vefatı veya birinin hayatı sebebiyle tutulmazlar.
“Bunları tutulmuş gördüğünüzde, hemen mescidlere gidiniz. Onlar açılıncaya kadar da Allah’a duâ ediniz, namaz kılınız!”833
Hz. İbrahim’in ölümü ile Peygamber Efendimizin çocuklarından sadece kızı Fâtıma hayatta kalmış oluyordu. Bu da onun neslinin hikmete binâen oğullarından değil, kızından devam edeceğinin bir ifadesiydi. Böylece; “Muhammed, hiçbirinizin babası değildir; o Allah’ın Resûlüdür ve peygamberlerin sonuncusudur”834 âyet-i kerimesinin işârî mânâsı da anlaşılmış oluyordu:
“Bir kısım, şu âyetten şöyle bir işâreti gaybiyeyi fehmeder ki; Peygamberin (a.s.m.) evlâdı zükûru [erkek çocukları], rical derecesinde kalmayıp, rical olarak nesli bir hikmete binâen kalmayacaktır. Yalnız ‘Rical’ tâbirinin ifâdesiyle nisânın [kadınların] pederi olduğunu işâret ettiğinden, nisâ olarak nesli devam edecektir. Felillahilhamd, Hz. Fâtıma’nın (r.a.) nesl-i mübareki, Hasan ve Hüseyin gibi iki nuranî silsilenin bedri münevveri, Şemsi Nübüvvetin mânevî ve maddî neslini idame ediyorlar




Cevap yazmak için üye olun


Kaynak : allah teala onu vefatında etmişti.
Yazıyı Ekleyen : nureddinbayram
 Bu  yazı 108 kez okundu.
nureddinbayram bugüne kadar toplam 46 yazı ekledi.
..:: Üye Paneli ::..
K.Adı :
Şifre  :
Beni Hatırla

..:: Son yorumlananlar ::..

asansör bilmece

Annenin Gözyaşları

Kudus kutsalımızdır!

Professional Advice

BAKIP DÜŞÜNELİM....

gerçekten ilginç

namazı kıl mutlaka

= ÖGÜT..Bosluklari doldurun..=

GÜL İLE GÖNLÜM ŞİİR

EVLENİCEK KIZLARA TAVSİYELER


..:: Online Üyeler ::..

xhalitx ,

Doğum Günü Bugün Olanlar
tayfunn ,

..:: Arama ::..

Bul:  

..:: En Son Arananlar ::..

BASORTUSUallahezgilerayeti kerimelerlokmanevlenmeduamakyajcibansurelermestAnnemimanilahileryalandivanitevratson namazcemfarz ibadetlerkerbeladaya rabbel alemincinsellikseherlarresim.animasyonyazlasenaideve400samimescitannelerBESMELETEVBEilahi dinkadirekranALLAHUharambebekibretlersiahaneficinselANNE VE BABAazrailkurban kesmekKURBANagddini bilgilermervemescid-i nebi

..:: Son 5 Üyemiz ::..

   ozanyazar
   kacar
   hasret555
   yekta
   hicran

..:: Rasgele 5 Üyemiz ::..

   angel_45
   BARBAROS11516
   houston
   hakan718
   dilek_emre
Bir Reklam..

Bu siteye eklenen yazılardan, yazıların yazarları sorumludur. Yazı eklerken alıntı yapılan kaynak mutlaka yazı sonunda belirtilmelidir. kendi yazınızı yazıyor iseniz adınızı belirtmek zorunda değilsiniz kullanici adiniz yazınızın altında yayınlanacaktır. Mevcut herhangi bir yazıdan rahatsız olanlar suistimal@islamiyazilar.com mail adresine bilgi vererek duruma göre yazının kaldırılmasını saglayablirler. islamiyazilar.com yazarlarin kendi goruslerine saygi duymakla birlikte suc unsuru teskil eden yazilari yayinlamama veya yayinlanmiş olanlari yayından kaldırma hakkını saklı tutar.


eXTReMe Tracker
hosting