Her günah içinde küfre gidecek bir yol vardır
Âl-i İmran suresinde şu mealdeki bir ayeti kerime yer almaktadır:
"Ve
bir günah işledikleri veya nefislerine zulmettikleri zaman, ALLAH' ı
anarak günahlarının bağışlanmasını isteyenler, hem de yaptıkları
günahta bile bile ısrar etmemiş olanlar—İşte onların mükâfatı,
Rablerinden bir mağfiret, ağaçları altından ırmaklar akan Cennetlerdir.
Orada ebedi olarak kalacaklardır. Güzel amel yapanların mükâfatı ne
güzeldir."
Demek ki, bir tövbenin kabul olması, bir günahın
affa liyakat kazanması için hiçbir mazeret yokken o günahta ısrar
edilmemesi şartı aranmaktadır.
Bir insan sadece nefsini yenemediğini, çevresinin nasıl karşılayacağını bahane ederek bir haramı işlemeye devam ederse ne olur?
Bu husustaki bir hadisin meali şöyledir:
"Mü' min bir günah işlediği zaman kalbinde siyah
bir nokta belirir. Eğer o günahtan el çeker, ALLAH' tan günahının affını
dilerse, kalbi o siyah noktadan temizlenir. Eğer günaha devam ederse, o
siyahlık artar. İşte Kur' ân' da geçen ' günahın kalbi kaplaması' bu
mânâdadır."
Evet, "Her bir günah içinde küfre gidecek bir yol vardır" sözü mühim bir gerçeği dile getiriyor:
Şöyle ki, bir günahı işlemeye devam eden insan
zamanla o günaha alışır, terk edemez bir hale gelir. Bu alışkanlık onu
gün geçtikçe daha büyük manevî tehlikelere sürükler. Günahın uhrevî bir
cezasının olmayacağına inanmaya, hattâ Cehennemin bile olmaması
gerektiğine kadar gider. Yani kalpte yer tutan o günah tohumu zaman
içinde—ALLAH korusun yeşillenerek bir zakkum ağacı haline dönüşebilir.3
Böyle bir tehlikeye maruz kalmamak ve şeytanın
kinlerine kanmamak için bir an önce tövbeyi icap ettirecek günahı terk
ederek insanın kendine çeki düzen vermesi gerekir.
(Mehmet Paksu - hanimlar.com)