|
..:: Bir Ayet ::..
|
|
Onlar senden, azabın çarçabuk getirilmesini istiyorlar; Allah,
va'dine kesin olarak muhalefet etmez. Gerçekten, senin Rabbinin katında bir gün, sizin saymakta olduklarınızdan bin yıl gibidir
|
|
..:: Bir Hadis ::..
|
|
Himmet yönüyle insanların en yücesi hem dünya hem de ahiret işine himmet gösteren mü'mindir. |
|
|
Daha çok kişiye ulaşabilmemiz için
islamiyazilar.com'u ana sayfanız yapın
hazreti muaviye
|
| |
|
| |
Hazret-i Mu’âviye “radıyallahü anh”, Ebû Süfyânın, O da Harb’in, O da Ümeyyenin, O da Abdü-Şemsin ve O da Abdümenâfın oğludur. Abdümenâf Resûlullahın da dördüncü dedesidir. Hazret-i Mu’âviye, Resûlullah otuzdört yaşında iken, dünyâya gelmişdi. Babası Ebû Süfyân ile birlikde, Mekkenin alındığı gün, Resûlullahın önünde ondokuz yaşında iken îmâna geldiler. Îmânları kuvvetli oldu. Uzun boylu, beyâz, güzel yüzlü ve heybetli idi. Resûlullahın kayın birâderi idi ve Kur’ân-ı kerîm yazan kâtiblerinden idi. Resûlullahın birkaç kerre, (Yâ Rabbî! Onu doğru yolda bulundur ve başkalarını da doğru yola götürücü kıl!) ve (Yâ Rabbî! Mu’âviyeye iyi yazmağı ve hesâb yapmağı öğret! Onu azâbından koru! Yâ Rabbî! Onu memleketlere hâkim kıl!) hayrlı düâlarına kavuşmuşdu. Bundan başka, (Yâ Mu’âviye! Melik olduğun zemân, herkese iyilik et!) buyurarak, sultân olacağına işâret ve müjde eylemişdi. Kendisi diyor ki, (Resûlullahdan bu müjdeyi işitdikden sonra, halîfe olacağımı ümmid ediyordum). Birgün Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” hayvana binip, hazret-i Mu’âviyeyi arkasına bindirmişdi. Giderken, (Yâ Mu’âviye! Bana en yakın hangi uzvundur?) buyurdu. Karnım deyince, (Yâ Rabbî! Bunu ilmle doldur ve yumuşak huylu eyle!) diyerek, hayr düâ buyurdu. Hazret-i Alî, hazret-i Mu’âviye için, (Mu’âviyenin hâkimliğini kötülemeyiniz! O giderse, başların kopduğunu görürsünüz) buyurmuşdur. Hazret-i Muâviye, akl, zekâ, afv, ihsân ve tedbîr sâhibi idi. Büyük işleri çevirmekde mâhir ve kâmil idi. Yumuşaklığı ve sabrı atasözü hâline gelmişdi. Afvı ve ihsânı hikâyeler teşkîl etmişdir. Bunları iki kitâb dolusu yazmışlardır. Arabistânda dört dâhî, şöhret yapmışdır. Bunlar, hazret-i Mu’âviye ve hazret-i Amr ibni Âs ve Mugîre tebni Şu’be ve Ziyâd bin Ebîhdir. Büyükler buyuruyor ki, hazret-i Mu’âviye heybetli, cesûr ve güzel idâreli, çalışkan, cömert ve gayretli ve azîmli idi. Sanki her bakımdan devlet başkanı olmak için yaratılmışdı. Hattâ hazret-i Ömer, hazret-i Mu’âviyeye her bakışda, (Bu, ne güzel bir Arab sultânıdır) derdi. İhsânı o kadar çok idi ki, birgün hazret-i Hasen, borçlarının çok olduğunu söyleyince, seksen bin altın ihsân etmişdir. Sıffîn savaşından gâlib çıkdığı için, Amr ibni Âsı Mısra vâlî yapıp, Mısrın altı yıllık gelirlerini Ona bağışlamışdı. Güzel atlara biner, kıymetli elbiseler giyer, saltanat sürmekden lezzet alırdı. Fekat, Resûlullahın sohbetinin bereketi ile islâmiyyetden hiç ayrılmazdı.
Şâmda, hazret-i Ömer zemânında dört sene, hazret-i Osmân zemânında oniki sene, hazret-i Alî zemânında beş sene ve hazret-i Hasen zemânında “radıyallahü anhüm ecma’în” altı ay vâlî olup, hazret-i Hasen hilâfeti bırakdıkdan sonra, bütün islâm memleketlerine meşrû’ halîfe oldu. Ondokuzbuçuk sene hilâfet ve saltanat sürdü. Kısas-ı Enbiyâda diyor ki, hicretin altmışıncı senesinde hazret-i Mu’âviye hutbe okudukdan sonra, (Ey insanlar! Üzerinizde çok kaldım. Sizi usandırdım. Ben de, sizden usandım. Artık ayrılmak istiyorum. Siz de, benden ayrılmak ister oldunuz. Fekat, benden sonra, size benden dahâ iyisi gelmez. Nitekim benden evvel gelenler, benden dahâ iyi idiler. Kim, Allahü teâlâya kavuşmak isterse, Allahü teâlâ da, Ona kavuşmak ister! Yâ Rabbî! Sana kavuşmak istiyorum. Sana kavuşmamı irâde buyur! Beni mubârek ve mes’ûd eyle!) dedi. Birkaç gün sonra hastalandı. Oğlu Yezîdi çağırarak, (Oğlum! Seni harblerde, yollarda yormadım. Düşmanları yumuşatdım. Arabları sana itâ’at etdirdim. Kimseye nasîb olmıyan malları topladım. Hicâz halkını gözet! Onlar, senin aslındır. Sana geleceklerin en kıymetlisi Onlardır. Irakdakileri de gözet! Me’murların azlini isterlerse azl et! Şâmlıları da gözet ki, Onlar senin yardımcılarındır. Senin için kimseden korkum yok. Fekat Hüseyn bin Alî “radıyallahü anhümâ” hafîf bir zâtdır. Kûfeliler Onu senin karşına çıkarabilirler. Ona gâlib geldiğin zemân, afv eyle. İyi karşıla! Onun bize yakınlığı ve büyük hakkı vardır ve Resûlullahın torunudur) dedi. Hastalığı artınca, (Resûlullah “sal- lallahü aleyhi ve sellem” hazretleri bana bir gömlek giydirmişdi. O mubârek gömleği bugüne kadar sakladım. Birgün kesdiği tırnakları da bir şişe içine koyup saklamışdım. Öldüğüm zemân o gömleği bana giydiriniz! O tırnakları da, gözlerime ve ağzıma koyunuz. Belki Onların hurmetine, cenâb-ı Hak beni afv buyurur) dedi. Sonra, (Ben öldükden sonra, cömerdlik ve ihsân da kalmaz. Çok kimselerin gelirleri kesilir. İstiyenler eli boş döner) dedi. Son olarak, (Keşki Zî-tuvâ denilen köyde bir Kureyşli olsaydım da, emîrlik, hâkimlik ile uğraşmasaydım) diyerek bundan üzüldüğünü açıkladı. Receb ayında vefât etdi. Kabr-i şerîfi Şâmdadır “radıyallahü anh”. İşte hazret-i Mu’âviye “radıyallahü teâlâ anh” böyle mubârek bir sahâbî idi. |
| Eklenme Tarihi: 26.06.2008 07:59:53 |
| Yazıyı Ekleyen :
admin |
| Bu yazı Bugün 0 kez okundu. |
| Bu yazı Toplam 200 kez okundu. |
| admin bugüne kadar toplam 3021 yazı ekledi. |
|
|
|
| |
..:: Son yorumlananlar ::.. |
|
|
|
..:: En Son Arananlar ::.. | |
|
fatiha,
doga,
kabir suali,
alak suresi,
ecel,
boks,
salih amelle,
ezel,
hz lokman,
mabud,
|
|
..:: Rasgele 5 Üyemiz ::.. | |
|
|
|
| Tefekkür Yazarları |
| Ayşe Üzümcü , Şükran Taşdelen ,Zeynep Işık ,Nurcan Hazyadaranlı Emine Güneş |
|
|
Bu siteye eklenen yazılardan, yazıların yazarları sorumludur. Yazı eklerken alıntı
yapılan kaynak mutlaka yazı sonunda belirtilmelidir. kendi yazınızı yazıyor
iseniz adınızı belirtmek zorunda değilsiniz kullanici adiniz yazınızın altında
yayınlanacaktır. Mevcut herhangi bir yazıdan rahatsız olanlar
suistimal@islamiyazilar.com mail adresine bilgi vererek duruma göre yazının
kaldırılmasını saglayablirler. islamiyazilar.com yazarlarin kendi goruslerine
saygi duymakla birlikte suc unsuru teskil eden yazilari yayinlamama veya
yayinlanmiş olanlari yayından kaldırma hakkını saklı tutar. |
|
|