Birbirinize karşı mütevazi olmanızı, Allah bana vahiyle emretti. Öyle ki, hiç kimse, kimseye karşı övünmesin ve hiç kimse, hiç kimseye zulmetmesin
..:: Menü ::..

..:: Bir Ayet ::..

Onlar senden, azabın çarçabuk getirilmesini istiyorlar; Allah, va'dine kesin olarak muhalefet etmez. Gerçekten, senin Rabbinin katında bir gün, sizin saymakta olduklarınızdan bin yıl gibidir


..:: Bir Hadis ::..

“Daha vakti var, ilerde yaparım” demek, şeytanın mü’minlerin kalplerine bıraktığı bir vesvesedir.


İslamiyazılar gözünüzün önünde olsun
islamiyazilar.com'u ana sayfanız yapın

Anasayfa » Genel Makaleler » hasbi olmakla hesabi olmanın arasın..


hasbi olmakla hesabi olmanın arasındaki fark
 
Bu yazıyı facebookta paylaşıp daha çok kişinin görmesine vesile olmak için tıklayın...

         HASBİ OLMAKLA, HESABİ OLMANIN ARASINDAKİ FARK


 


         Müslüman her işinde görev yaptığı her alanda hasbi olmalıdır. Amaca ulaşmak için hedef bilirlerken, stratejiler geliştirmeli planlar yapmalıdır. Bu ve benzeri hesapları yaparken asla hasbilikten ayrılmamalıdır.


         Hasbilik içinde hesap yapan insanlar ihlâsa, ihsana, sadakate,  takvaya, ittifaka, istişareye, vefaya ve güzel ahlaklı olmaya önem verirler. Fitneye fesatta yol açan tefrikaya itibar etmezler.  Müslümanların ayıplarını araştırmazlar, gıybet dedikodu yapmazlar, asla yalan konuşmazlar. 


         Basit ve geçici dünyevilikler uğrunda kendilerini helak etmezler. Birbirlerine karşı saygısızlık yapmazlar, edep ve hayâyı elden bırakmazlar. Ayet ve hadisleri kendi nefsi arzularına göre yorumlayarak fetva çıkarmazlar. Asla aldatmazlar ve aldanmazlar. Bir delikten iki sefer ısırmazlar. Aralarında bir ihtilaf çıktığında, meseleyi Kur’an ve sünnet ışığında hal etmeye çalışırlar.


         Ebedi hayatın kazanılması için dünyanın bir imtihan salonu olduğunu bilerek hareket ederler. Ömür sermayesi iyi kullanılırsa, insan için bir fırsat, bilerek veya bilmeyerek yapılan hata ve yanlışlardan kurtulmak için, tövbe kapısı Yüce Allah tarafından insanlara verilen büyük bir lütuf olduğunu bilirler.


         Hasbisiz hesabı olanlar, nefislerinin esaretinden kurtulamazlar. Doğru yaptıklarını zannederler. Yanlışı doğru, doğruyu yanlış görerek yalan konuştuklarını fark edemezler. Hesaplarını dünyevilikler üzerinden yaparlar. Hasbi hesaplıların yaptıklarının tam tersini yaparlar. Bilerek veya bilmeyerek kırıcı olurlar, vefayı unuturlar.  Yaptıkları yanlışlarda ısrarcı olurlar, bu ısrarcı hallerini de sabır diye anlar ve anladırlar. Kendi hataları üzerinden karşı tarafı suçlamaya kalkışırlar. Yanlış tevil ve yorumlardan zevk alırlar. Halkın bilgisizliğini veya bilgi kirliliğini alabildiğince istismar ederek, kendilerini haklı çıkarmaya çalışırlar.


         Meseleyi siyası alana taşıyarak, Saadet Partisinin son zamanlarda yaşadıklarını, dünyeviliklerden bağımsız bir şekilde ihlâsla ve samimiyetle masaya yatırıp, birlikte bir değerlendirme yapmamızın gerektiğini düşünüyorum.


         Siyaset uzun vadeli ve uzun soluklu bir yoldur. Siyasetin temelinde insan olduğu için, siyaset zor bir meslektir.  Herkes siyaset yapamaz. Siyaset ayrı bir kabiliyettir, ayrıca büyük bir sabır ister. Siyasettin cilvelerine, anlama ve anlayamama farklılıklarına, şuursuz itiraz ve teslimiyetlere, eğilip bükülmelere, haklı haksız eleştirilere tahammül edemeyenler siyaset yapamazlar.


 Milli görüş zihniyetini benimseyen siyasi partilerde siyaset yapmak sanıldığı kadar kolay değildir. Basit olaylar karşısında büyük gürüldüler çıkaranlar, küsenler, taraf olanlar, kendilerini haklı görerek kardeşini kırmaya çalışanlar, nasihat dinlemeyenler, öfke ile kalkanlar, milli görüşte siyaset yapamazlar. Bu hususta Erbakan hocayı örnek almayanlar yanlış yaptıklarını zaman içinde anlayacaklardır.


 


         Siyaset bir atımlık barutla yapılmaz. Siyaset bilgi donanımı ve tecrübe ister. Napolyon, komutanlarından birine sorar “.. niçin düşmanınızı mağlup edemiyorsunuz. Komutan cevap verir. Efendim kırk sebebi var. Nedir bu sebepler sorulduğunda, birincisi barut yok denilince, Napolyon gerisini saymaya gerek yoktur” demiştir.  Siyasette bilgi eksikliği, sabır ve tecrübe yoksa siyasette başarılı olamazsınız.


         Saadet Partisinde yaşanan olayların sebebi nedir diye sorulursa efendim birçok sebebinin olduğunu söyleyebiliriz.  Birinci sebep 4. olağanüstü kongre olduğuna göre diğer sebepleri saymanın bir manası olur mu? Olayların başlangıcı hiç gereği yokken zamansız bir şekilde yapılan 4.olağan kongre değimlidir.


         Teferruatların konuşulup gerilimlere ve kardeşlik bağlarının zedelenmemesi için meydana gelecek olayları ferasetle gören, büyük bir sabır ve tevekküle tecrübesini konuşturarak, birlik ve beraberlik içinde yeniden olağan üstü büyük kongrenin yapılmasını söyleyen Erbakan Hocayı niçin anlamak istemiyoruz.


         Hesabi olmayanlar bu anlamlı ve olumlu teklife itibar ederlerken, teklife itibar etmeyenlere hesaplı dersek ayıp mı etmiş oluruz. Milletin gözü önünde cereyan eden olayları, verilen beyanatları kısaca bir hatırlarsak Allah rızası için isabetli karar vereceğimize inanıyorum.


         Sayın Şeref Malkoç  “.. Her şey milletin gözü önünde cereyan ediyor. 4 Partisi derin güçler tarafından kapatılan, 5. Partisi mahkeme kapılarına düşürülmüştür. Fitne ve fesat çıkarılmıştır… Teşkilatlarımız müsterih olsun. Genel Başkanımız Numan Kurtulmuş’un altında emin adımlarla kararlı bir şekilde yürümeye devam edeceğiz davacı olanlardan, Mustafa Kamalak, Hasan Bitmez, Şerafettin Kılıç kayyum tayın edilmesi. Siyasette ilk defa olmuştu” demiştir. ( Vakit –Milli gazete 23-Eylül 2010)


         Sayın Mustafa Kamalak “ zamansız ve haksız bir şekilde yapılan 4. olağanüstü genel kongrenin yeniden yapılması için yapılan çağrılara cevap verilmemiştir. Bu defa  650 delegenin noter tasdikli imzaları ile yeniden olağanüstü kongre yapılması talebine red cevabı  verilince, doğal olarak mahkemeye başvurulmuştur. Mahkemede kararını vermiştir.” açıklamasını yapmıştır. (23-Eylül-2010 Milli gazete )


         Kısaca özetlemeye çalıştığımız bu iki açıklamayı ehli vicdanla ele alarak değerlendirmeye çalışalım. Saadet Partisini mahkemeye düşürenler 4. olağan üstü kongreye yapanlar değil mi? yeniden kongre yapısın diyenlerin çağrılarına kulaklarını tıkayanlar, ayrıca 650 delegenin kongre istemesini red edenler kendilerini suçlamadan başkalarını suçlamalarını doğrusu anlamakta zorlanıyorum.


         Bu kadar tutarsızlığı anlayamayanlar, kendilerini hasbi,  kongrenin yenilenmesini isteyenlere hesabi diyebilirler mi.? Fitne ve fesat çıkarıyorlar gibi cümlelerle dolaylı bir şekilde Erbakan Hocayı suçlamak, Milli görüşçüyüm diyenlerin ağzına yakışmaz. Sayın Şevket Kazan bey Numan Bey’e destek verdiğinde takdir ediliyor, yanlışını söylediğinde eleştirmesi  ayrıca  tutarlı bir yaklaşım  değildir.


         Kamuoyunda dolaştırılan şu cümleler de çok çirkindir. “ Efendim biz yanlış yaptıysak niçin uyarılmadık. Bu arkadaşlar yanlış idiyseler, bugüne kadar kendilerine niçin görev verildi”  uyarmak için hiç kimsenin kafasına balyoz indirilmez. İnsanı test edecek bir mihenk taşı yoktur. Ölçü ikrar ve ameldir. Bu ölçüye bakılarak görev verilmiştir.


         Milli görüş teşkilatları içinde bugüne kadar çalışan tüm kardeşlerimiz, Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül’den, Sayın Başbakan Tayyip Erdoğan’a Belediye başkanlarından il başkanlarına, milletvekillerinden bakanlarına kadar herkes ihlâsla ve samimiyetle görev yapmıştır. Hiç birisi görev yaptığı partiyi bölme yıkma parçalama hesabıyla rol yapmadı.   


         Bilinmeyen geleceği ancak Yüce Allah bilir. İnsanoğlu yarın ne yapacağını ne kazanacağını ne kaybedeceğini bilemez.  Bu sebeptendir ki Yüce Allah(cc) ayaklarımızın kaymaması için nasıl dua ve niyazda bulunacağımızı da biz kullarına haber vermiştir. hiç kimse yarınından emin olmamalıdır. Ümit ve korku içinde yaşayarak büyük bir tevekkül ile Yüce Yaradan’a teslim olmalıdır.


          4. olağanüstü kongrenin iyi niyetle yapıldığını düşünmeye çalıştığımızda önümüze şu sorular çıkıyor. Niçin tek listeyle secime gitmediniz. Sizlere iki liste çıkarmaya sebep, listeye almadığınız üç beş adam mıdır.?  Yaptığınız takviyelerin ve tasfiyelerin teşkilatlar bünyesinde nasıl tepki vereceğini düşünmediniz mi? Neticede bir rahatsızlığın ortaya çıktığını gördüğünüz halde,  neden inatla ve ısrarla direnmeye çalışıyorsunuz.


         Eğer farklı bir hesap ve düşünce içinde iseniz biliniz ki hiçbir hesabınız tutmayacaktır. Milli görüşü benimseyen partilerin bileğini bükmek için uğraş verenler Allah’ın izniyle başaramayacaklardır.  Hocanın tabiriyle 61. Parti yapamayacaklardır. Bize düşen görev şer güçlerin planlarına alet olup kendimize zarar vermemektir. Milli Görüşü, tüm siyasi partiler ve aziz Türk milleti koruyacaktır, korumalıdır ve sahip çıkmalıdır. Milli görüş güneş gibi herkesi aydınlatmalıdır.


         Yeniden olağan üstü kongrenin yapılmasını istemeyenler, Saadet partisinden toptan istifa ederek ayrılmak, başka partilere iltihak etmek veya yeni bir parti adı altında siyaset yapma tehditlerle sonuç almak istiyorlarsa, kendilerine tavsiyem bu tavırları bazı kişileri üzdüğü gibi bazı kesimleri de sevindirebilir. Şunu bilelim ki milli görüşe asla zarar veremezler.  Merkez sağ gibi bir parti kurma düşüncesinde iseler. O alanda yer kalmadı orasını AK partisi kapatmıştır.


         Solda yeni bir merkez parti kurmaya çalışanlarla birlikte hareket ederlerse, bu iş milli görüş gömleğini çıkarmaya benzemez derilerini değiştirmeleri gerekir. AK partisine iltihak ederiz düşüncesinde iseler AK partililer siyaseti onlardan çok daha iyi biliyorlar. İçlerine ur olacak bir yapıya müsaade etmezler.   


Milli görüşçüyüm diyenler iyi niyetli siyaset yapacaklarsa. Milli görüş içinde kalarak, millete fikirleriyle ışık olmalıdırlar. Takdir Allah’ındır.  23-Eylül-2010


                                                                                           Alaettin KÖKSAL




Cevap yazmak için üye olun


Yazıyı çok sevdim hemen arkadaşıma göndereyim

Adınız Soyadınız
Arkadaşınızın adı soyadı
Arkadaşınızın E-Posta adresi



Eklenme Tarihi: 23.09.2010 18:52:15
Kaynak : alıntı
Yazıyı Ekleyen : mrv
 Bu  yazı Bugün 1 kez okundu.
 Bu  yazı Toplam 2647 kez okundu.
mrv bugüne kadar toplam 118 yazı ekledi.
..:: Üye Paneli ::..
K.Adı :
Şifre  :
Beni Hatırla

..:: Favorilerimiz ::..
dedektör
nokta dedektör
nasıl gidilir
karikatür

..:: Son yorumlananlar ::..

''Allah (Haşa) Seçimlerimizi Bilemez'' Diyen Hocalara Cevap

KOMİK RESİMLİ YAZILAR

hadis

yemek tarifleri resimleri

HADİSLERİN EN GUZELİ


..:: Günün Yazıları ::..

KURANDAKİ SIRAYA GÖRE SURE İSİMLERİ

4 BÜYÜK KİTAP HANGİ PEYGAMBERLERE GELDİ

KIYMETLİ KADIN İSİMLERİ

Avlanmak günahmıdır avcılık günahmıdır harammıdır

itaat


Bugün Hiç Okunmadılar..

BAB_ÜR RAHME NEDİR?

ONUNLA HUZUR GELDİ

VEDAYA..Davet..!!

islami ahlakın 4 aşaması/mevdudi

BİR İDAM MAHKÛMUNUN İKİ REK'AT NAMAZI -2


..:: Online Üyeler ::..


Doğum Günü Bugün Olanlar
irem simay , kulolan , karaecel , huriye , MemoTheHun ,

..:: Arama ::..

Bul:  

..:: En Son Arananlar ::..

ilktelbiyeiffetine dersinelerimikahrmuslimmescitgıybet türleritasavvuf

..:: Rasgele 5 Üyemiz ::..

   şehadetli
   elifimbenim
   ---Ebabil---
   mehmet nurşah AFAK
   ensarullah

Bu siteye eklenen yazılardan, yazıların yazarları sorumludur. Yazı eklerken alıntı yapılan kaynak mutlaka yazı sonunda belirtilmelidir. Mevcut herhangi bir yazıdan rahatsız olanlar suistimal@islamiyazilar.com mail adresine bilgi vererek duruma göre yazının kaldırılmasını sağlayablirler.