|
..:: Bir Ayet ::..
|
|
Onlar senden, azabın çarçabuk getirilmesini istiyorlar; Allah,
va'dine kesin olarak muhalefet etmez. Gerçekten, senin Rabbinin katında bir gün, sizin saymakta olduklarınızdan bin yıl gibidir
|
|
..:: Bir Hadis ::..
|
|
Himmet yönüyle insanların en yücesi hem dünya hem de ahiret işine himmet gösteren mü'mindir. |
|
|
Başlangıç sayfanıza talibiz
islamiyazilar.com'u ana sayfanız yapın
Gönüllerin Efendisi’ni sevmenin alametleri nelerdir?
|
 |
| |
|
|
| |
|
Ümmetimden beni çok seven kimseler bulunacaktır ki, onlar benden sonra
gelecekler. Onlardan biri beni görebilmek için bütün aile ve malını
feda etmek isteyecektir.”
(Müslim)
Her soyut şeyin vücudu, var olduğu somut bazı alametlerinden
anlaşılabilir; sevgi, şefkat, nefret, korku, iman, aşk vs… Bebeğinin en
ufak bir gürültüsünde annesini yatağında fırlatan hâl şefkatin
somutlaşması değil de nedir? Zaten ana demek de şefkatin somutlaşıp,
ete kemiğe bürünmesi demek değil midir? Bunun gibi, her soyut şey somut
alamet ve işaretlerle arz-ı endam eder, kendini gösterir…
Peygamber’e duyulan iştiyak da bazı emare ve işaretlerle kendini belli
eder. Bir insanda bu vasıf ve haller varsa o, Peygamber’ini seviyor
kanaati bizde hasıl olur. Nedir onlar? İsterseniz maddeler halinde
sıralayalım.
1- RESULULLAH’I HERKESE VE HER ŞEYE TERCİH ETMEK:
Bir mümin için Allah Resulü (sas) kendi canından daha çok sevilmelidir.
Kalbî alakada en büyük pay o aleyh-i ekmelü’t-tahiyya efendimiz
olmalıdır. Ve bu sevgi bizi O’na her hususta itaat ve inkıyada
götürmelidir. Yoksa, bir insanın Resul’ün aydınlık şehrahı haricinde
bir yol, bir fikir akımı, bir ideoloji, bir izm’e kendini kaptırıp,
arkasından da “Ben Resulullah’ı seviyorum” demesi kendi kendini
avutmasıdır.
2- RESULULLAH’I ÇOK ANMAK:
Seven sevdiğini devamlı anar, hatırlar, yâd eder. Bir insanın hayatının
her faslında Fahr-i alem’den izler bulması, O’nun adını vird-i zeban
etmesi ona duyduğu iştiyakın alametidir.
3- İMAM CELALEDDİN SUYUTİ’NİN BİLDİRDİĞİ BİR ALAMET:
O’na ulaşmayı, O’na kavuşmayı çok arzulamaktır. Merhum Akif’in şöyle konuşturduğu Sudanlı gibi:
“Nasıl ki gün çıkınca bağrı yanar sahranın
Benim de ruhumu yaktıkça yaktı hicranın”
Artık böyle bir mümin için ölüm korkulan bir şey olmaktan çıkar, bir vuslat gecesine dönüşür. O hep şöyle inler:
“Aklım uzakta kaldığı günleri saymakta.
Ruhuma sisli, dumanlı bir kasvet yaymakta.
Göster çehreni ki güneş gurûba kaymakta.
Aklım uzakta kaldığı günleri saymakta.”
4- O’NU HÛŞÛ-HÛDÛ İÇİNDE, İÇİ SIZLAYARAK ANMAK:
İshak et Tucyibi diyor ki: “Resulullah’ın ahirete intikal etmesinden
sonra ashabı onu andıkları zaman huşu ve hudu içerisinde vücutları
titreyerek ağlarlardı. Tabiinin çoğu da aynı şekildeydi.” (Şifa-i
Şerif)
Seyyid-ül müezzinin Bilal-i Habeşi (ra)’in bir hadisesi de misal olarak
ne yakıcıdır. Resul-i Ekrem’in vefatıyla Hz. Bilal’in dünyası başına
yıkılmıştı. Artık Medine ona dar geliyordu. Bu dayanılmaz ızdırabı bir
nebze olsun dindirmek için ayrıldı Resul’ün köyünden. Şam’a yerleşti.
Aylar sonra bir gece rüyasında güneşlere taç giydiren o sultan
çıkageldi: “Ey Bilal! Beni ziyarete gelmeyecek misin?” sözü onun
yataktan fırlamasına yetmişti. Hemen yola koyuldu. Peygamber şehrine
vardığında ilk işi Habib’in kucağına kendisini salmak oldu. Hasan ve
Hüseyin efendilerimiz o gün sabah ezanını onun okumasını rica ettiler.
Kıramazdı elbet Nebi’nin bu elmas yadigarlarını… Gür sesiyle başladı
ezanı okumaya. “Allahüekber” sadası Medine âfâkında çınlayınca, şehrin
sakinleri İsrafil sûra üfürmüşçesine yataklarından fırladı. Sanki
Resulullah geri dönmüştü. Herkes gözyaşları içinde mescide koşmaya
başladılar. Bilal Efendimiz “Eşhedü enne Muhammeden Resulullah”ı
tamamlayamadı, gözyaşları içinde ayaklarının bağı çözüldü ve baygın bir
şekilde yere yıkıldı.”(Usdül Gabe)
5- RESULULLAH’IN DOSTLARINI DOST BELLEMEK:
İman ve inançsızlık kesin hatlarla ayrılmış gece gündüz gibidir,
kış-yaz gibidir, soğuk ve sıcak gibidir, birbirinden ayrıdır. Bundan
dolayı bir mümin imana, imana ait şeylere sevgi besler, alaka duyar,
müminleri sever. İnkar düşüncesine karşı da içinde bir tiksinti ve buğz
duyar. Bu da Resul-i Ekrem’i sevmesinin alametlerindendir.
6- HER GÜN SALAVAT GETİRMEK
7- SÜNNETİNİ SEVMEK
İnsan sevdiği kişiye benzemek ister, bu psikolojik bir hadisedir. Hatta
bazen çok sevdiğimiz kişileri giydikleri elbiseden konuşma üslubuna
kadar taklid ederiz. Resul-i Ekrem’i seven de her hususta ona ittiba
edecek ve bid’atlardan sakınacaktır.
8- KUR’AN’I SEVMEK
Sahabenin en alimlerinden İbn-i Mesud diyor ki: “Kişi kendisinin
durumunu Kur’an’a başvurarak anlayabilir. Kur’an’ı, Kur’an okumayı
seviyorsa, Allah’ı ve Resulü’nü seviyor demektir.”
9- EHL-İ BEYT’İ SEVMEK
Arapların güzel bir sözü var: Minel habibi ilel habibi habib
“Sevgiliden gelen her şey sevgilidir.” Sevgilimiz, Efendimiz’in (sas)
ev halkını, Âl-i Aba’yı, onlardan bugüne uzanan “Seyyid” denilen
sülalesini sevmek de Peygamber sevgisinin sızıntısıdır. Bu konuya hadis
kitapları çok yer vermişler. Numune olarak Tirmizi’den bir nakille
yetinelim: Resulullah: “Kim Hasan ve Hüseyn’i severse beni sevmiş olur.
Kim de beni severse Allah’ı sevmiş olur. Kim de bunlara buğz ederse,
bana buğz etmiş, bana buğz eden de Allah’a buğz etmiş olur.” buyurdu.
10- DAVASINI BENİMSEMEK, OMUZLAMAK:
Bir insanın öğretisini benimsemeden, onu sevdiğini iddia etmek sevginin
mahiyetinden habersiz olmak demektir. Allah Resulü’nün bize miras
bıraktığı hak ve hakikati omuzlama vazifesi için cansiperane
koşturmamız, aynen şanlı ashabı gibi “bu mal, bu can bu uğurda feda”
dememiz, bu yolda başımıza gelebilecek sıkıntılara katlanmamız,
fedakarlığımız, Peygamberimiz’e sevgimizin barometresidir. Herkes
Efendimiz’in hayatını kendisine rehber edindiği ölçüde o sevgiden bir
pay almış demektir..
|
| Eklenme Tarihi: 17.06.2008 14:12:13 |
| Kaynak : Alıntı |
| Yazıyı Ekleyen :
dinmeyenyas |
| Bu yazı Bugün 0 kez okundu. |
| Bu yazı Toplam 437 kez okundu. |
| dinmeyenyas bugüne kadar toplam 496 yazı ekledi. |
|
|
|
| |
..:: Son yorumlananlar ::.. |
|
|
|
..:: En Son Arananlar ::.. | |
|
sevgili,
veliler,
ecirne,
akalın,
AYRILIK,
AŞURE GÜNÜ,
basiret,
rahman suresi,
yrte,
yemek tarifleri,
|
|
..:: Rasgele 5 Üyemiz ::.. | |
|
|
|
| Tefekkür Yazarları |
| Ayşe Üzümcü , Şükran Taşdelen ,Zeynep Işık ,Nurcan Hazyadaranlı Emine Güneş |
|
|
Bu siteye eklenen yazılardan, yazıların yazarları sorumludur. Yazı eklerken alıntı
yapılan kaynak mutlaka yazı sonunda belirtilmelidir. kendi yazınızı yazıyor
iseniz adınızı belirtmek zorunda değilsiniz kullanici adiniz yazınızın altında
yayınlanacaktır. Mevcut herhangi bir yazıdan rahatsız olanlar
suistimal@islamiyazilar.com mail adresine bilgi vererek duruma göre yazının
kaldırılmasını saglayablirler. islamiyazilar.com yazarlarin kendi goruslerine
saygi duymakla birlikte suc unsuru teskil eden yazilari yayinlamama veya
yayinlanmiş olanlari yayından kaldırma hakkını saklı tutar. |
|
|