...ANNEMSİZ GEÇEN SEKİZ SENE....
Dokuz sene evvel 16 aralıkda vefat etmişti....
Dokuz sene evvel 16 aralık (yâni bugün), Ramazan-ı şerifde idi,.. 20 si...
O gün, İmam-ı Şârâni hazretlerinin hesabı ile kadr gecesine isabet ediyordu, ve kadr gecesinin hususiyetlerinede hâizdi.
Cenazesi Eyüp sultan camiinden kaldırılırken, pek ender görülen kalabalık bir cemaat iştirâk etmişti....
Her tanıyan; onun için, çokiyi insandı der... bütün ömrü boyunca, şu huyu iyideğildi denilen bir hali görülmemiştir.
Sevenleri pekçoktu, sevmeyeni hiçyoktu... etrafındaki tanıyan herkesin, çok sevdiği hacı teyzesi idi....
75 senelik hayatında, herhangi bir kişiyi incittiği, münakaşa ettiği, kalbini kırdığı hiç görülmedi... yakınındaki başkaları arasında kırgınlık olsa, hiç ilgisi olmadığı halde, suçu kendi üzerine alıp, münakaşaya meydan vermezdi... herkesle iyi geçinirdi... kalbleri, Allahü teala' nın evi bilip, kalb kırmaktan çok sakınırdı. Kibrlendiği hiç görülmedi. Cömerddi... evine, kapısına geleni boş çevirmez, evine herkim gelse birşey ikram edebilmek için çırpınırdı,... herzaman güleryüzlü idi.. ülfet' i, muhabbet' i, şefkati, merhameti, mürüvveti, sabrı, keremi, vefası, hilm' i, rıfk' ı, kanaati, tevekkül' ü, iffeti, tevazuu,.... fevkalade tam yerinde idi. Allahü tealanın sevdiklerini (dîn-i islâma hizmet edenleri) çok sever, Allahü tealanın sevmediklerini sevmezdi.. îmân' ın temeli olan, hubb' u fillah, buğd-u fillahı kendine şiar edinmişti... evliyanın kıymetini bilir, silsile-i aliyye büyüklerini tanır ve onları pek severdi...(silsile-i aliyye büyüklerine mensub olanların, bu zamanın evliyası olduğuna inanırdı)... velhasıl güzel huylu idi.
Etrafına numûne bir insandı. Evladlarını çok iyi yetiştirmek için, her türlü fedakarlığı yaptı (O' nu tanıyan herkes buna şahittir). Evladları küçükken, ahlâkı bozulmasın diye sokağa salmaz, onları (üç türlü şeytanın en kötüsü olan, iblis ve nefs' den daha tehlikeli olan) kötü arkadaştan korumak için çok ihtimâm gösterirdi. Çocuklarını, dünyalarını değil, ahiretlerini düşünerek yetiştirmişti. Dünyanın geçici olduğunu bildiğinden, dünyaya kıymet vermez, hep ebedî hayat için uğraşır, ahiret hazırlığı yapardı. Kur' an-ı Kerîm okumağı çok severdi... Velhasıl, tam bir Osmanlı hanımı idi.
Vefatından 8-10 saat kadar evvel ziyaretine gittiğimde, Kur' an-ı Kerim okuyordu, ve o ana kadar kendisinde görmediğim, göremediğim,.. bir nur vardı üzerinde,... bir an şaşkınlık geçirdim, fakat nedense üzerinde durmadım... meğer ahiret yolculuğuna başlamışta biz farketmemişiz...
Kendisini tanıyanların rahmetle andığını, arkasından fatihalar gönderdiklerini işitince seviniyoruz.
...........bu azîz hanımefendi; beni dünyaya getiren, yemeyip yediren, giymeyip giydiren, benim için uykularını feda eden, ninni söylerkenden itibaren ALLAH demeyi öğreten,üzerimdeki en büyük hakka sahip olan, annem' dir. Allahü teala, kabrini nûr-u îmân ve nûr-u kur' an ile pürnur eylesin inşallah, kabrini cennet bahcesi eylesin inşallah. Habîbinin ve sevdiklerinin şefaatine mazhar ve lâyık eylesin inşallah, Kabr azâbından ve mahşer yeri sıkıntılarından, sırat köprüsü korkusundan ve cehennem azabından emîn eylesin, muhafaza eylesin inşallah. Hesabsız-sualsiz cennete girenler arasında bulundursun inşallah... (Yâ Rabbî, Sen annenin evladına olan merhametinden, daha merhametli olduğunu buyuruyorsun, annesi onu yakmağa kıyamazken Sen hiç yakarmısın..! .).
Harun Reşid’in şairi ve nedimi Neval efendi vefat edince, bir arkadaşı rüyada görmüş. Sana ne muamele yapıldı diye sormuş. O da diyor ki, ben ölmeden az evvel yazdığım iki mısra sayesinde kurtuldum. Rüyayı gören arkadaşı, Neval efendinin evine gelip sormuş; O iki mısra neydi diyor. Hanımı da, o zaten her zaman yazıyor, son yazdığı hangisi bilemem demiş. Kızı o arada geliyor ve babam ölmeden evvel kalem istemişti diyor. Arıyorlar, yastığının altından bir kağıt çıkıyor. Kağıtta şunlar yazılı: Yâ Rabbi, hayatta en kıymetli varlığım ruhumdur. Onu Sana emanet ediyorum. Yâ Rabbi, hadis-i kudside buyuruyorsun ki, “Annenin evladına olan şefkatinden daha şefkatliyim.” Annem olsaydı, beni Cehennemde yakmazdı. Sen hiç yakar mısın... Bu sözler, inanan ve seven için çok kıymetli müjdedir.
El mer' ü mea men ehabbe hadîs-i şerifi gereğince, herkes mutlaka ahiretde sevdikleri ile beraber olacaktır, İmâm-ı Rabbânî hazretleri buyuruyorki; vermek istemeseydi istek vermezdi,... istemek kavuşmanın müjdecisidir... o halde, dünyada iken sevdiklerinin yanında haşr olacağına inanıyoruz.
Eshâb-ı kirâmdan bir zât diyor ki, “Peygamber efendimiz, Bayram günü hutbeye çıkıyordu. Merdiven üç basamakdı. Birinci basamağa çıktı. Bir şeyler söylüyordu. Kulak verdim işitdim. Buyuruyordu ki: (Yâ Rabbi, Sen, bir kulunu, anasını-babasını gördüğü halde, onların hizmetinde kusur eden, kalblerini inciten, onların rızasını, düâsını almayanı Cehenneme sok.) Ben de âmin dedim” buyuruyor. Büyüklerimiz buyuruyorki; Anamızın, babamızın kıymetini bileceğiz, onların rızalarını duâlarını alacağız, gönüllerini alacağız. “Ananın, babanın evladına düâsı, Peygamberlerin ümmetine düâsı gibidir.”
Herkes ektiğini biçer, biz bizden evvelkiler için neyaparsak bizden sonrakilerde bizim için onu yapacaklardır