Dünya işlerinizi yolunuza koyunuz. Ve yarın ölecekmiş gibi de ahiretinize çalışınız.
..:: Menü ::..

..:: Bir Ayet ::..

Onlar senden, azabın çarçabuk getirilmesini istiyorlar; Allah, va'dine kesin olarak muhalefet etmez. Gerçekten, senin Rabbinin katında bir gün, sizin saymakta olduklarınızdan bin yıl gibidir


..:: Bir Hadis ::..

Bağışını geri alan kimsenin durumu şu köpeğin durumu gibidir: Yalını yer, iyice doyunca kusar. Sonra kusmuğuna tekrar dönüp onu yer.


Sitemizi destekleyin
islamiyazilar.com'u ana sayfanız yapın

Anasayfa » Peygamberlerimiz » Firavun'un sarayındaki mü'min


Firavun'un sarayındaki mü'min
 
Bu yazıyı facebookta paylaşıp daha çok kişinin görmesine vesile olmak için tıklayın...

KUR’ÂN-I HAKÎM’DE yer alan kıssaların en uzunu olarak kıssa-i Musa,
Firavun’un Hz. Musa’yı öldürmeye yol aradığı bir zamanda Musa’nın
hayatını savunan bir mü’minden söz eder. Firavun sarayındaki, Firavun
ailesine mensup bir mü’minden. Firavun Musa Aleyhisselâmın canına
susamış halde danışmanları ile buna bir yol ararken, bu mü’minin
söylediği söz manidardır: “‘Rabbim Allah’tır’ dedi diye mi bir adamı öldüreceksiniz?”

Dünyaya
galebe çaldığı son asırlar boyu gerek siyasî, gerek iktisadî, gerek
kültürel açıdan hükümranlığını en ziyade İslâm dünyasına dayatmaya
çalışan Batı dünyasındaki ihtidalar, bana nedense kıssa-ı Musa içindeki
Firavun sarayındaki mü’min meselini hatırlatır. Hem de en güçlü
zamanında modern Batı içinden İslâm’ın hakkaniyetini haykıranların ve
bir adım daha atıp İslâm’ı seçenler, benim gözümde Firavun sarayındaki
mü’minin misalidir.

Zira, ilginçtir, İslâm’ın dünyanın dört bir
tarafına yayıldığı çağlar boyu, İslâm’a karşı onulmaz bir direnç
gösteren tek kıta, Avrupa’dır. Özellikle de, Batı Avrupa.

Öyle
ki, kendisi de bir muhtedi olan Abdulkâdir el-Murâbıt (Ian Dallas) bir
makalesinde büyük Alman şairi Johann Wolfgang von Goethe’den,
(1749-1832) ‘modern Avrupa’daki Müslümanların ilki’ olarak söz eder.
‘İlk Avrupalı Müslüman’ için 1800’leri beklemek zorunda kalınması,
Avrupa’nın İslâm karşısındaki direncinin açık bir delilidir.

Gelin
görün ki, ok yaydan çıkmış ve bin yıllık direnç nihayet çözülmüştür.
Bir yüzyıl önce ‘kendisinin bir Müslüman olduğu şüphesini
reddetmediğini’ belirten Goethe gibi bahtiyarlara mukabil, yirminci
yüzyılın ilk yarısında ‘Müslüman olduğunu alenen ifade eden’ yüzlerce
insan günyüzüne çıkmaya başlar. İkinci yarıda bu sayı önce binler,
sonra onbinler ile anılır hale gelecek ve 2000 yılına gelindiğinde bu
rakam on milyon sınırını zorlayacaktır.

İslâm âleminin,
1900’lerin başından bugüne, bu ihtidalar karşısında sergilediği ilgi ve
heyecan son derece anlamlıdır. Çünkü, bir kez daha belirtirsek, ilk
asrından itibaren İslâm’ın Asya ve Afrika’nın değişik halkları arasında
yayılmasına ve bu kıta halklarının tarih içerisinde en azından Müslüman
bir grup da barındırır hale gelmesine mukabil, Avrupa kıtası İslâm’a
karşı hep dirençli, mesafeli ve hasmâne durmuştur. Böylesine sert bir
tavır sergileyen bir kıtada, bırakalım milyonları, yüzlerce, hatta
onlarca insanın İslâm’ı seçmesi dahi büyük bir gelişme mesabesindedir.

Bir
bakıma, ‘mağlupların zaferi’ türünden bir vâkıadır ortadaki. Bu vâkıa,
Müslümanların zahirî zayıflığına mukabil İslâm’ın her zaman içinde
taşıdığı gücün ve cazibenin delili ve işareti olmuştur. Batının İslâm
karşısındaki ezici propagandasına, siyasal hakimiyetine, ekonomik ve
bilimsel üstünlüğüne ve de kültürel hegemonyasına rağmen Batının kendi
içinde son yüzyılda gelişen bu ihtida olgusu, İslâm’ın hayatiyetini
devam ettirme gücünün ve kabiliyetinin alâmeti hükmündedir. Dahası,
onun en zor şartları dahi lehine çevirmesini mümkün kılan dönüştürme ve
yayılma potansiyelini de gözler önüne sermiştir. Elbette, bu
potansiyelin ardındaki asıl muharrik unsur olarak İslâm’ın bir din ve
bir hayat biçimi olarak taşıdığı muazzam akidevî sağlamlık ve iç
tutarlılığın farkına varılmasını da sağlayarak.

Söz buraya
gelince, bu ihtida olgusu içinde yıldız gibi parlayan ‘öncü’ ve ‘örnek’
şahsiyetler arasında, 1930’larda, yirmili yaşlarında iken ihtida eden
Martin Lings’i (Ebubekir Siraceddin) de hatırlamadan geçemiyor insan.
Batının içinde yaşayıp İslâm’ı seçen, dolayısıyla Batılı bir dimağa
İslâm’ın nasıl sunulacağını da bilerek o hikmetle Batıya İslâm’ı
sunabilen, modernite karşısında vakur ve sahih bir duruş sergileyen bu
büyük insan, en çok da üç açıdan yer etmiş bulunuyor zihnime.
Birincisi, ahir zaman mü’minlerin durumlarını ve görevlerini “Onbirinci
Saat” meseli üzerinden ele aldığı eseriyle; ikincisi okuduğum tek
ciltlik siyer kitapları arasında benzersiz gördüğüm, dört defa okumakla
birlikte okumaya hâlâ doyamadığım “Hz. Muhammed’in Hayatı” adlı
eseriyle; ve üçüncüsü, 90’ların sonuna doğru bir konferans için
İstanbul’a geldiğinde, 90’ına merdiven dayamış bir pir-i fani olarak
‘dünya’dan değil de ‘ahiret’ten ve ‘ahirete hazırlanmak’tan söz ederek
hep ‘dünya’yı konuşan biz bu ülke mü’minlerini şaşırtmasıyla.

Nisan
ayı içinde aldığım bir e-mail, Uluslararası İslâm Düşüncesi
Enstitüsü’nün Martin Lings’e bu yılın “Ömür Boyu Hizmet” ödülüne lâyık
gördüğünü belirtiyordu. Mayıs ayı ortasında aldığım bir e-mail’de ise,
onun 96 yaşında vefat ettiğini öğrendim.

‘Firavun sarayındaki
mü’min’ misali, modernitenin tam ortasında İslâm’ın hakkâniyetini
müdafaa ederek yaşayagelmiş bir mü’min olarak ruhu şâd, mekânı cennet
olsun...




© 2008 karakalem.net, Metin Karabaşoğlu






gülgüzeli

01 Kasım 2008 Cumartesi
22:53:10
 ALLAH-U TEALA mutlaka nurunu tamamlayacaktır.Önemli olan bu nurlu yolda karınca misalide olsa yol alabilmektir. Abdulmuttalibin gönlüyle düşünürsek'' Kabeyi sahibi koruyacaktır, ben develerimin koruyucusu olabilirim. '' demişti Ebreheye. Rabbim ; Musaların firavunlara karşı yardımcısıdır .Paylaşım için teşekkürler...

Cevap yazmak için üye olun


Yazıyı çok sevdim hemen arkadaşıma göndereyim

Adınız Soyadınız
Arkadaşınızın adı soyadı
Arkadaşınızın E-Posta adresi



Eklenme Tarihi: 19.08.2008 00:51:40
Kaynak : www.karakalem.net
Yazıyı Ekleyen : hakanbalıkçı
 Bu  yazı Bugün 1 kez okundu.
 Bu  yazı Toplam 1172 kez okundu.
hakanbalıkçı bugüne kadar toplam 65 yazı ekledi.
..:: Üye Paneli ::..
K.Adı :
Şifre  :
Beni Hatırla

..:: Favorilerimiz ::..
dedektör
nokta dedektör
nasıl gidilir
karikatür

..:: Son yorumlananlar ::..

''Allah (Haşa) Seçimlerimizi Bilemez'' Diyen Hocalara Cevap

KOMİK RESİMLİ YAZILAR

hadis

yemek tarifleri resimleri

HADİSLERİN EN GUZELİ


..:: Günün Yazıları ::..

4 BÜYÜK KİTAP HANGİ PEYGAMBERLERE GELDİ

KURANDAKİ SIRAYA GÖRE SURE İSİMLERİ

KIYMETLİ KADIN İSİMLERİ

Sıkıntı anında çekilecek tesbihler..

GÜL PEYGAMBERE (SAV) ... LALE ALLAH 'A AÇILIR ...


Bugün Hiç Okunmadılar..

Etme bulma dünyası

MUCİZELER ZİNCİRİ

Talak Suresi 4'de "Henüz" Adet Görmeyenler Kimler?

DİNİ BİR HİKAYE

İKİNCİ BİR LEYLE-İ KADİR: MÎRAC


..:: Online Üyeler ::..


Doğum Günü Bugün Olanlar
dilara_gülşeni , tezin , eatas , halide , kunduz , asılbekova , asilbekova , faruk bin samet , canercansu özanlı ,

..:: Arama ::..

Bul:  

..:: En Son Arananlar ::..

hacisrailonutlulukasistanAHLAK AYETadapteebucem-imakirinamayani

..:: Rasgele 5 Üyemiz ::..

   laledevri
   canpare
   bese
   kasapdede
   kübra112

Bu siteye eklenen yazılardan, yazıların yazarları sorumludur. Yazı eklerken alıntı yapılan kaynak mutlaka yazı sonunda belirtilmelidir. Mevcut herhangi bir yazıdan rahatsız olanlar suistimal@islamiyazilar.com mail adresine bilgi vererek duruma göre yazının kaldırılmasını sağlayablirler.