|
..:: Bir Ayet ::..
|
|
Onlar senden, azabın çarçabuk getirilmesini istiyorlar; Allah,
va'dine kesin olarak muhalefet etmez. Gerçekten, senin Rabbinin katında bir gün, sizin saymakta olduklarınızdan bin yıl gibidir
|
|
..:: Bir Hadis ::..
|
|
Şurası muhakkak ki insanlar Kıyamet günü niyetleri üzere diriltilecekler. |
|
|
İslamiyazılar gözünüzün önünde olsun
islamiyazilar.com'u ana sayfanız yapın
eshabi kiramin ustunlugu-4
|
| |
|
| |
|
Hazret-i Osmân-ı zinnûreyn de, Eshâb-ı kirâmın “radıyallahü teâlâ anhüm ecma’în” söz birliği ile, halîfe seçilmişdir. Erkek kadın, o zemânda bulunanların hepsi, Onun halîfe olmasını istemişdir. Bunun içindir ki, islâm âlimleri “rahmetullahi teâlâ aleyhim ecma’în”, (Hazret-i Osmânın halîfe seçilmesindeki söz birliği gibi birlik, diğer üç halîfenin seçilmesinde hâsıl olmamışdır) dedi. Çünki o zemân, çeşidli söylentiler olduğu için, herkes seçim işine çok önem vermişdi. Eshâb-ı kirâmın hepsi seçime katılmışdı. [Seyyid Kutb adındaki zındık, bu hakîkatı anlamış olsaydı, (Osmânın halîfe olması, müslimânlar için uğursuz oldu) diyemezdi. Eshâb-ı kirâmın sözbirliğine dil uzatamazdı.] Kitâbı ve Sünneti, ya’nî Kur’ân-ı kerîmi ve hadîs-i şerîfleri, bizlere Eshâb-ı kirâm bildirdi. Din bilgilerinin dört temel kaynağından biri olan (İcmâ’ı ümmet), Eshâb-ı kirâmın sözbirliği demekdir. Bunların hepsi veyâ birkaçı kötülenirse, yoldan ayrıldı, bozuldu denirse, islâm dîninin hepsine veyâ bir kısmına güven kalmaz. Allahü teâlânın, Peygamberlerin sonuncusu ve Resûllerin en üstü nünü göndermesindeki fâide yok olur. Kur’ân-ı kerîmi hazret-i Osmân topladı. Dahâ doğrusu, hazret-i Ebû Bekr-i Sıddîk ile hazret-i Ömer Fârûk topladı “radıyallahü teâlâ anhüm”. Eğer bunlara dil uzatılırsa, âdil olmadıkları söylenirse, Kur’ân-ı kerîme güven kalır mı? Ortada müslimânlık diye birşey kalır mı? Bu işin çirkinliğini, kötülüğünü anlamalıdır. Eshâb-ı kirâmın hepsi âdildirler. Onların Kur’ân-ı kerîmden ve hadîs-i şerîflerden bize bildirdiklerinin hepsi doğrudur. Hazret-i Alînin “radıyallahü teâlâ anh” zemânında Eshâb-ı kirâm arasındaki ayrılıklar ve çekişmeler, nefsin istekleri ile keyf için, mevkı’ ve makâm ele geçirmek için değildi. Bunlar ictihâd ayrılığı idi. Anlayışda ayrılmak idi. Bir tarafın ictihâdı, yanlış idi. Bunlar, doğruyu anlıyamamışdı. Ehl-i sünnet ve cemâ’at âlimleri bu muhârebelerde hazret-i Alînin haklı olduğunu ve karşısında bulunanların yanıldıklarını bildirmişlerdir. Fekat, bunların yanılması, ictihâddan dolayı olduğu için, hiçbirine dil uzatılamaz. Hiçbiri kötülenemez. Hazret-i Alînin haklı olduğunu, karşısındakilerin yanıldığını söyleriz. Çünki Ehl-i sünnet âlimleri, böyle söylediler. Fekat, karşısındakilere la’net etmek, Onları kötülemek, taşkınlık olur. Hiç fâidesi olmaz. Belki, söyleyince zararı olur. Çünki Onlar da, Resûlullahın Eshâbıdır. İçlerinde, Cennetle müjdelenmiş olanlar ve Bedr gazâsında bulunanlar vardır. Bu gazâda bulunanların günâhları afv edilmişdir. Âhıretde azâb görmiyecekleri bildirilmişdir. Hadîs-i şerîfde, (Allahü teâlâ, Bedr gazâsında bulunanlara “istediğinizi yapın! Sizin her işinizi afv eyledim” buyurdu) bildirilmekdedir. Onların içinde, (Bî’at-i rıdvân) denilen sözleşmede bulunanlar da vardı. Peygamberimiz “sallallahü aleyhi ve sellem”, bu sözleşmede bulunanlardan hiçbirinin Cehenneme gitmiyeceğini bildirmişdir. İslâm âlimleri bildiriyor ki, Eshâb-ı kirâmın “radıyallahü teâlâ anhüm ecma’în” hepsinin Cennete gidecekleri, Kur’ân-ı kerîmden anlaşılmakdadır. Hadîd sûresinin onuncu âyetinde meâlen, (Mekke feth edilmeden önce, Allah yolunda mallarını verenler ve cihâd edenler, fethden sonra böyle yapanlar gibi değildir. Bunların derecesi dahâ yüksekdir. Allahü teâlâ, fethden önce ve sonra, böyle yapanların hepsine Hüsnâyı söz verdi) buyuruldu. (Hüsnâ), Cennet demekdir. Görüliyor ki, Mekke şehri feth edilmeden önce ve edildikden sonra, Allah yolunda mallarını verenlerin ve cihâd edenlerin Cennete gidecekleri müjdelenmişdir. Bu âyet-i kerîmede mal vermek ve cihâd etmek, Cennete girmek için şart olarak bildirilmemişdir. Onları övmek için bildirilmişdir. Çünki, Eshâb-ı kirâmın hepsi böyle idi. Hepsi, Allah yolunda mallarını vermiş ve cihâd etmişlerdir. Eshâb-ı kirâmın hepsi Cennet ile müjdelenmiş oluyor. Böyle din büyüklerine dil uzatmanın ve kötü gözle bakmanın, insâfdan ve müslimânlıkdan çok uzak olacağını düşünmek lâzımdır. |
| Eklenme Tarihi: 17.07.2008 19:04:29 |
| Yazıyı Ekleyen :
admin |
| Bu yazı Bugün 0 kez okundu. |
| Bu yazı Toplam 120 kez okundu. |
| admin bugüne kadar toplam 3021 yazı ekledi. |
|
|
|
| |
..:: Son yorumlananlar ::.. |
|
|
|
..:: En Son Arananlar ::.. | |
|
hz lokman,
mabud,
halil,
zuhruf,
ecel,
ekr,
HZ.MUHAMMED,
had,
latife,
ilahiler,
|
|
..:: Rasgele 5 Üyemiz ::.. | |
|
|
|
| Tefekkür Yazarları |
| Ayşe Üzümcü , Şükran Taşdelen ,Zeynep Işık ,Nurcan Hazyadaranlı Emine Güneş |
|
|
Bu siteye eklenen yazılardan, yazıların yazarları sorumludur. Yazı eklerken alıntı
yapılan kaynak mutlaka yazı sonunda belirtilmelidir. kendi yazınızı yazıyor
iseniz adınızı belirtmek zorunda değilsiniz kullanici adiniz yazınızın altında
yayınlanacaktır. Mevcut herhangi bir yazıdan rahatsız olanlar
suistimal@islamiyazilar.com mail adresine bilgi vererek duruma göre yazının
kaldırılmasını saglayablirler. islamiyazilar.com yazarlarin kendi goruslerine
saygi duymakla birlikte suc unsuru teskil eden yazilari yayinlamama veya
yayinlanmiş olanlari yayından kaldırma hakkını saklı tutar. |
|
|