Bir kısım insan vardır, Allah'ın mülkünden haksız bir surette mal elde etmeye girişirler. Halbuki bu, Kıyamet günü onlara bir ateştir, başka değil.
..:: Menü ::..

..:: Bir Ayet ::..

Onlar senden, azabın çarçabuk getirilmesini istiyorlar; Allah, va'dine kesin olarak muhalefet etmez. Gerçekten, senin Rabbinin katında bir gün, sizin saymakta olduklarınızdan bin yıl gibidir


..:: Bir Hadis ::..

Himmet yönüyle insanların en yücesi hem dünya hem de ahiret işine himmet gösteren mü'mindir.


Yazı eklemeye vaktiniz yoksa
islamiyazilar.com'u ana sayfanız yapın

Anasayfa » Dini Hikayeler » EN GÜZEL DİNİ HİKAYELER


EN GÜZEL DİNİ HİKAYELER
 
Bu yazıyı facebookta paylaşıp daha çok kişinin görmesine vesile olmak için tıklayın...










 HAZRET-İ ÖMER’İN GELİNİ !  





Hazret-i Ömer "radıyallahü anh", halîfeliği zamânında bir gece Medîne sokaklarını kontrol için gezerken sabaha karşı bir evden, bir kadının kızına;
-Süte su koy! dediğini duyar.

 

Kızın da;
-Emîr-ül-Müminîn hazret-i Ömer süte su katmayı yasak etti cevâbını verdiğini ve annesinin;
-Emîr-ül-müminîn nereden bilecek demesi üzerine de;


-O görmüyorsa Allahü teâlâ görüyor dediğini işitir.

 

Hazret-i Ömer "radıyallahü anh" bu hâdise üzerine o kızı araştırıp, oğlu Âsım’a nikâh eder. Âsım’ın bundan bir kızı olur, bundan da Ömer bin Abdülazîz "rahmetullahi aleyh" hazretleri dünyâya gelir...










 Namazı geciktiren genç  





Bezzazlık [manifaturacılık] yapan bir genç vardı. İşlerinin çokluğunu bahane ederek, namazlarını hep son vaktine bırakırdı. Dükkânın yakınındaki camide, vaktin çıkmasına az zaman kala namazlarını yetiştirirdi. Bir gece, kan ter içinde kalmıştı. Rüyasında ölmüş, hesap için mizan başına getirmişlerdi. (İbadetlerimi yaptım, haram işlemedim, hesabım kolay geçer) diye ümit ediyordu. Melekler önce iman ve doğru itikat aradılar, hemen önlerine geldi. Sonra namaza sıra geldi; fakat aradılar, bir türlü bulamadılar. (Ben hiçbir namazımı kazaya bırakmadım, mutlaka bulmanız lazım) diye feryat ediyordu. Nihayet melekler, (Kusura bakma, sana ait bir tek namaz bulamadık. Şimdi seni cehenneme atacağız) diyerek yüksek bir dağa çıkardılar. Genç çırpınarak, (Hayır, bunda bir yanlışlık var, ben hiç namazlarımı bırakmadım) dediyse de dinlemediler, dağın tepesinden, aşağıda olan cehenneme fırlattılar. O şiddetli korkuyla, dizlerinin bağı çözülmüş, birden karşılarına nur yüzlü bir zat çıktı, düşerken havada yakalayıp, (Ben senin kıldığı namazlarım) dedi. Genç heyecanla, (Ben çok perişandım, az sonra cehenneme düşecektim, niye bu kadar geç kaldın?) diye sordu. O da, (Sen de beni hep son vakte bırakırdın) dedi.

 

Genç o günden sonra vakti girer girmez namazlarını kılmaya başladı










Şükrün tarifi





Cüneyd-i Bağdadî Hazretleri "kuddise sirruh" henüz yedi yaşındayken, hocası ve aynı zamanda da dayısı olan Sırrî-yi Sekatî "kuddise sirruh" ile beraber hacca gitmişti. Mescid-i Haram' da dört yüz kadar âlim toplanmış, şükür hakkında konuşuyorlardı. Buna rağmen, herkesi tatmin edecek bir şey söyleyebilen olmamıştı. Sırrî-yi Sekatî bir de yanındaki Cüneyd-i Bağdâdi' ye sordu. ' Madem ki buradasın, sen de bir şeyler söyle' dedi.

 

Küçük Cüneyd dedi ki:
"Şükür, Rezzak olan Allahü teâlâ' nın ihsan ettiği nimet ile O' na isyan etmemektir" 


Orada bulunanların hepsi şaşırıp, ' Seni tebrik ederiz, maksadı en güzel sen tarif ettin. Ancak bu kadar tarif olurdu' dediler.










Benim fıtratımda sevmek var





Evliyadan bir zat, suda bata çıka ilerlemeye çalışan bir akrep görür. Onu kurtarmaya karar verir ve parmağını uzatır. Fakat akrep onu sokar. O zat tekrar akrebi sudan kurtarmaya çalışır, ama akrep onu tekrar sokar. Yakınlardaki başka birisi ona, onu sürekli sokmaya çalışan akrebi kurtarmaya çalışmaktan vazgeçmesini söyler. Ama mübarek zat şöyle der:

 

“Sokmak akrebin fıtratında vardır. Benim fıtratımda ise sevmek var. Akrep sokuyor diye kendi fıtratımda olan sevmekten niçin vazgeçeyim?”










Güzel bir namaz kılalım 





Yavuz Sultan Selim Han, nedimi Hasan Can ile sık sık bir araya gelirdi. Hasan Can padişaha Kur' ân-ı kerim okur, sohbet ederdi. Yine bir defasında padişahla sohbet ederken, sofra hazırlandı. Bu sırada müezzin ezan okumaya başladı.

 

Padişah, Hasan Can' a:
“Vakit girdi, buyurun imam olun, önce namaz kılalım, sonra güzel bir yemek yiyelim” dedi.

 

Hasan Can, göz ucuyla sofraya baktı ve:
“Sultanım, isterseniz önce yemek yiyelim, sonra güzel bir namaz kılalım” cevabını verdi.     










Para da hurma gibi keseye mi girmiş ?





Ezvac-ı Tahirattan Sevde "radıyallahü anha" alçak gönüllülüğü, eli açıklığı, bol sadaka dağıtmasıyla tanınırdı. Kendisine gelen bütün hediyeleri fakirlere verir, onların sevinmesinden çok zevk duyardı. Bu hasletiyle, Resulullah "sallallahü aleyhi ve sellem" Efendimizin çok iltifatlarına nail olmuştu.


Hazreti Ömer "radıyallahü anh" halife iken, Sevde' ye "radıyallahü anha" bir kese içerisinde para göndermişti.

 

Hazreti Sevde:
“Bu da nedir?” diye sordu.

 

Para olduğunu ve Hazreti Ömer' in "radıyallahü anh" gönderdiğini söylediler.

 

Sevde "radıyallahü anha", para ile hiç alâkadar bile olmadı:
“Sübhanallah! Para da hurma gibi keseye mi girmiş? Halbuki para, ihtiyaca sarfetmek, sadaka vermek içindir. Eğer keseye konursa, oradan çıkması zor olur” diyerek keseyi hemen boşalttı ve paranın tamamını orada bulunanlara dağıttı.  










Allahü tealanın merhameti





Peygamber efendimiz "sallallahü aleyhi ve sellem " bir savaşa gitmiş, kazanmış. Eshab-ı kiramla "aleyhimürrıdvan" beraber, o gün dinleniyor ve savaşı konuşuyorlar. Derken, esirlerin arasında bir kadıncağız, sağa sola bakınıyor, orada, kundak içinde duran bir bebeği hemen kaptığı gibi alıyor yani ölümü unutuyor, esareti unutuyor, her şeyi unutuyor. Sevincinden deli gibi oluyor. Bebeği bulunca, bir ağacın arkasına gidip emziriyor. Oradaki bütün Eshab-ı kiram, o kadının koşturmalarını seyrederken, Peygamber efendimiz Eshab-ı kirama buyuruyor ki:

 

— Kadının halini gördünüz. Evladını bulunca, ne ölüm hatırına geldi, ne de esaret…

 

— Evet ya Resulallah.

 

— Peki, şimdi ben size soruyorum, bu kadın, kavuştuğu bu çocuğu eliyle ateşe atar mı?

 

— Atmaz elbette.

 

— Allah da atmaz! Annenin şefkati, Allahü teâlânın şefkat deryasından sadece bir parçadır. 



Cevap yazmak için üye olun


Yazıyı çok sevdim hemen arkadaşıma göndereyim

Adınız Soyadınız
Arkadaşınızın adı soyadı
Arkadaşınızın E-Posta adresi



Eklenme Tarihi: 18.01.2010 11:48:44
Yazıyı Ekleyen : admin
 Bu  yazı Bugün 0 kez okundu.
 Bu  yazı Toplam 6120 kez okundu.
admin bugüne kadar toplam 3487 yazı ekledi.
..:: Üye Paneli ::..
K.Adı :
Şifre  :
Beni Hatırla

..:: Favorilerimiz ::..
dedektör
nokta dedektör
nasıl gidilir
karikatür

..:: Son yorumlananlar ::..

''Allah (Haşa) Seçimlerimizi Bilemez'' Diyen Hocalara Cevap

KOMİK RESİMLİ YAZILAR

hadis

yemek tarifleri resimleri

HADİSLERİN EN GUZELİ


..:: Günün Yazıları ::..

4 BÜYÜK KİTAP HANGİ PEYGAMBERLERE GELDİ

KURANDAKİ SIRAYA GÖRE SURE İSİMLERİ

Avlanmak günahmıdır avcılık günahmıdır harammıdır

KIYMETLİ KADIN İSİMLERİ

NEFSİ TERBİYE ETME YOLLARI


Bugün Hiç Okunmadılar..

Kula Bela Gelmez....

Hazret-i Ali’nin oğluna nasihati

konuşan yanlız hakikattır

ŞEHİTLER ÖLMEZ ! VATAN BÖLÜNMEZ !

düşündüren resimler


..:: Online Üyeler ::..


Doğum Günü Bugün Olanlar
manko , mücahide , irem hatice , cağnan , enes4546 ,

..:: Arama ::..

Bul:  

..:: En Son Arananlar ::..

azemHZ.MUHAMMEDebu hanBeyazenlerIckihabibullahailehalifelerarap harfleri

..:: Rasgele 5 Üyemiz ::..

   hopehope55
   mustafasungur25
   aşk-ı gül
   BLaCkSeAsToRm
   YAHAK

Bu siteye eklenen yazılardan, yazıların yazarları sorumludur. Yazı eklerken alıntı yapılan kaynak mutlaka yazı sonunda belirtilmelidir. Mevcut herhangi bir yazıdan rahatsız olanlar suistimal@islamiyazilar.com mail adresine bilgi vererek duruma göre yazının kaldırılmasını sağlayablirler.