...aslında Uhud Gazası' ndan da kazançlı çıkan mü' minler oldu. Çünkü:
1-Bu harbi Kureyş müşrikleri çıkartmışlardı. Bedr' in intikamını almak ve başta Sevgili Peygamberimiz sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem olmak üzere müslümanları öldürmek gibi son derece iddialı bir gaye ile Uhud' a gelen düşman, bu iddiasını savaş meydanında bırakarak geri dönmek zorunda kalmıştı.
2-Mü' minlerin, en müsait olmayan şartlarda bile Peygamberlerini, dinlerini, vatanlarını müdafaa etmelerindeki fedakârlık, cesaret ve kahramanlık, düşmanda ister istemez "biz, artık kolay kolay müslümanları mağlup edemeyiz" fikrini uyandırmıştı. Nitekim; Resulullah Efendimiz, Ordu-yı Hümayun, Medine' ye dönerken yaptığı değerlendirmede bunu daha önceden haber vermişlerdi: "Mekke müşrikleri bir daha bize galip gelemezler. Bundan sonra fetih bizimdir"
3-Uhud muharebesi, aynı zamanda bir temizlik harekâtı olmuş; görünüşte mü' min ve fakat kalbten kâfir olan münafıklar, zoru görünce sâdık ve hâlis müslümanlardan ayrılmışlardır.
4-Uhud, imtihan içinde imtihan olmuştur.
Hâkim ânda da; kötü şartlarda da mücahidler, gözlerini kırpmadan canlarını Sevgili Peygamberimiz için verebileceklerini fiilen isbat etmişlerdir.
5-Müslümanlar, kadın ve erkeği ile, yaşamaktan maksadın şehid olmak olduğunu bir kere daha ortaya koymuşlardır.
6-Müslüman mücahidelerin de müslüman mücahidler gibi ne kadar büyük kahramanlar olduğu anlaşılmıştır.
7-İslâm ordusu, her ne kadar kâfirlere göre daha fazla kayıp vermişlerse de; kâfirlerin kendileri için çok mühim şahsiyetleri katledilerek mü' minler, kemiyette; düşmansa keyfiyette zarara uğramış; yani aslında kâfirlerin kaybı daha büyük olmuştur.
8-Uhud, genç müslümanların da tecrübe kazanarak gelecek savaşlara hazırlanmalarına imkân vermiştir.
9-Uhud' da yaşanılan büyük üzüntü ve sıkıntılar, müslümanlara Resulullah' a şeksiz-şüphesiz itaat etmenin şart olduğunu öğretmiştir.
10-Bu savaşta her ev, en az bir şehid veya yaralı vermiştir. Allahü teâlâ, gönlü kırıklarla beraber olduğu için mü' minler, hâsıl olan gönül kırıklığı içinde sabretmişler; bu sabır, onların derecelerinin daha da yükselmesine ve islâmın yayılışında sür' ate vesile olmuştur.
Hakîkaten islâm hanımları, hem Uhud' da ve hem de harbden sonra büyük bir gayretle çalışmışlardır. Nesibe binti Kâb' ın, radıyallahü anha, bütün zamanlar boyunca müslüman kadınların yüzlerini ak edecek destânî kahramanlığına şâhid olduk....ancak Uhud' da hizmet veren mü' mineler, Nesibe anneden ibaret değil. Ümmü Seleme, Muavviz binti Rübeyyi, Ümmü Salît, Ümmü Atiyye, Hamne binti Cahş ve Sümeyra binti Kays ve diğerleri...bunlar mücahidlerin sökülen kılıç kınlarını diker, muhariplere su dağıtır, yaralıları tedavi ederlerdi. Henüz hicâb ayetlerinin gelmediği bu dönemde ordu Uhud' a gelirken Ümmü Seleme, gazaya dahil olmak için Sevgili Peygamberimiz' den hususi izin istedi:
-Yâ Resûlallah! Benim de gazaya çıkmama müsaade buyurur musunuz?
Efendimiz dediler ki:
-Yâ Ümmü Seleme! Kadınlara cihad farz kılınmamıştır.
Mübarek kadın yalvardı:
-Yâ Resûlallah! Ben, mücahidlere su dağıtır, gözü ağrıyanların gözlerini tedavi eder, yaralarına bakarım.
Peygamberimiz, bu candan isteği kırmadılar:
-Öyleyse gazaya çıkman ne güzel olur...
...fakat en fazla gazaya katılan müslüman hanım, Ümmü Atıyye radıyallahü anha.