|
..:: Bir Ayet ::..
|
|
Onlar senden, azabın çarçabuk getirilmesini istiyorlar; Allah,
va'dine kesin olarak muhalefet etmez. Gerçekten, senin Rabbinin katında bir gün, sizin saymakta olduklarınızdan bin yıl gibidir
|
|
..:: Bir Hadis ::..
|
|
Nafaka için harcananın hepsi Allah yolunda harcanmış gibidir, bina için harcanan müstesna, bunda hayır yoktur. |
|
|
Yazı eklemeye vaktiniz yoksa
islamiyazilar.com'u ana sayfanız yapın
dinde kadın
|
| |
|
|
| |
Müslüman kadın asildir
Allah (cc), Kur' an' ın "Nefse ve ona
' bir düzen içinde biçim verene' , sonra ona fücurunu (sınır tanımaz
günah ve kötülüğünü) ve ondan sakınmayı ilham edene (andolsun). Onu
arındırıp-temizleyen gerçekten felah bulmuştur. Ve onu (isyanla,
günahla, bozulmalarla) örtüp-saran da elbette yıkıma uğramıştır." (Şems
Sûresi, 7-10) âyetleriyle, kontrol altına alınmadığı takdirde, nefsin
insanı sınır tanımaz kötülüklere sürükleyeceğine dikkat çekmiştir.
Allah korkusu ve ahiret inancı, insanlara nefislerinde bulunan bu
kötülüklerden sakınacak gücü ve aklı kazandırır. Bu özellikler
olmadığı takdirde ise; bir insan, Allah' ın ahirette kendisini, dünya
hayatında gösterdiği tavırlardan sorumlu tutacağını düşünmeden hareket
eder. Bu durumda da nefsinin isteklerini yerine getirmekte bir sakınca
görmez. İçinden gelen tavır her ne kadar kötü de olsa, bundan sakınması
için kendisine geçerli bir sebep bulamaz. O anda nefsi öfkelenmesini
ilham ediyorsa, hemen bu telkine kapılır. Ya da kıskançlık telkini
verip, buna bağlı olarak karşı tarafa kötü bir davranışta bulunmasını
telkin ediyorsa, bunu da hemen uygular. Kızgınlığını ya da
kıskançlığını imalı sözler söyleyerek, alay ederek, iftira atarak,
yalan söyleyerek, entrika yaparak, ikiyüzlü bir tavır sergileyerek
göstermesini ilham ediyorsa, tüm bunları hiç düşünmeden hemen dışa
vurur. Allah' a hesap vereceğini düşünmediği için de tüm bu tavırları
uygulamakta hiçbir sakınca görmez. Oysa bunların hepsi, Allah' ın
âyette bildirdiği gibi, nefsin insanları çağırdığı sınır tanımaz
kötülüklerindendir. İnsan nefsinin telkinlerine uyarak hareket
ettiğinde, insanların gözünde hiçbir şekilde büyümez, aksine küçülür.
İçinden gelen duyguları, kötü olduğunu bildiği halde kontrol altına
alamamış olmaları, bu insanların zayıflıklarını ve vicdanlarını
kullanmadıklarını ortaya koyar. Olgun olamamak, nefsinin istekleriyle
çatıştığında akılcı ve makul tavırlar sergileyememek, insanları küçük
düşüren tavırlardır. Oysa ki ' asil ve güzel olan' , Allah' ın yine âyette
belirttiği gibi, nefsin tüm bu kötülük telkinlerine karşı ' ondan
sakınmak ve vicdana uygun bir tavır sergilemek' tir. Bu, emek
gerektiren, ama aynı zamanda da insanı yücelten, büyüten, insanların
saygısını ve sevgisini kazandıran bir ahlâktır. Müslüman kadın bu
asaleti gösteren, basit tavırlara, küçük çıkarlara tenezzül etmeyen bir
karaktere sahiptir. Cahiliye ahlâkını yaşayan kimi kadınlar, olaylar
karşısında akılcı çözümlere başvurmak yerine, bunları düzen kurarak,
entrika çevirerek, yalan söyleyerek halletmeye çalışırlar. Şeytanın
telkinlerine uydukları için, dürüstlükle, açık yüreklilikle,
samimiyetle çözümlenebilecek konularda içten pazarlıklı, ikiyüzlü ve
sinsi yöntemlere başvurabilirler. İman sahibi bir kadın ise, Allah
korkusu nedeniyle, cahiliye kadınlarının bu ahlâkından tamamen uzaktır. Cahiliye
ahlâkını benimseyen kadınlarda görülebilen özelliklerden bir diğeri
ise, kıskançlıktır. Cahiliye toplumlarında kimi kadınlar, bu ahlâkı çok
yoğun olarak yaşarlar. Bu da beraberinde onlara şüpheci tavırları,
sebepsiz kaprisleri, küskünlükleri ve sonu olmayan tartışmaları
getirir. Onları huzursuz ve mutsuz bir hayata sürükler. Kıskançlıkları
yüzünden hem kendilerine, hem çevrelerindekilere, hem de sevdikleri
insanlara maddi manevi büyük zararlar verirler. İman sahibi bir kadın
ise, bu özelliğin insanı hem dünyada hem de ahirette küçük düşüreceğini
ve büyük kayıplara uğratacağını bilerek, nefsinin bu özelliğinden
samimiyetle sakınır. Cahiliye toplumlarında bazı kadınların
gösterdikleri tavır bozukluklarından biri de alaycılıktır. Allah, "Ey
iman edenler, bir kavim (bir başka) kavimle alay etmesin, belki
kendilerinden daha hayırlıdırlar; kadınlar da kadınlarla (alay
etmesin), belki kendilerinden daha hayırlıdırlar. " (Hucurat Sûresi,
11) âyetiyle, birbirleriyle alay etmeye, kötü lakaplar takarak küçük
düşürmeye yönelik tavırlarına karşı kadınları uyarmıştır. İman
sahibi bir kadın ise, bu ve benzeri tavırların hiçbirine tenezzül
etmez. Tüm bunların Allah' ın razı olmayacağı, insanı küçük düşüren,
asaletten uzaklaştıran ve kişiliğini zedeleyen davranışlar olduğunu
bilir. Kur' an ahlâkına uygun bir tavır içerisinde olmanın insanı daima
en asil konuma getireceğini bilerek bu konuda kararlılık gösterir.
|
| Eklenme Tarihi: 17.06.2008 14:12:13 |
| Yazıyı Ekleyen :
admin |
| Bu yazı Bugün 1 kez okundu. |
| Bu yazı Toplam 424 kez okundu. |
| admin bugüne kadar toplam 2795 yazı ekledi. |
|
|
|
..:: Son yorumlananlar ::.. |
|
|
|
..:: En Son Arananlar ::.. | |
|
canim,
Hakk,
dertler,
senin ravzan,
rahim,
yunus,
tevbe,
mekke,
hz. ali,
Gamet,
|
|
..:: Rasgele 5 Üyemiz ::.. | |
|
|
|
| Tefekkür Yazarları |
| Ayşe Üzümcü , Şükran Taşdelen ,Zeynep Işık ,Nurcan Hazyadaranlı Emine Güneş |
|
|
Bu siteye eklenen yazılardan, yazıların yazarları sorumludur. Yazı eklerken alıntı
yapılan kaynak mutlaka yazı sonunda belirtilmelidir. kendi yazınızı yazıyor
iseniz adınızı belirtmek zorunda değilsiniz kullanici adiniz yazınızın altında
yayınlanacaktır. Mevcut herhangi bir yazıdan rahatsız olanlar
suistimal@islamiyazilar.com mail adresine bilgi vererek duruma göre yazının
kaldırılmasını saglayablirler. islamiyazilar.com yazarlarin kendi goruslerine
saygi duymakla birlikte suc unsuru teskil eden yazilari yayinlamama veya
yayinlanmiş olanlari yayından kaldırma hakkını saklı tutar. |
|
|