|
..:: Bir Ayet ::..
|
|
Onlar senden, azabın çarçabuk getirilmesini istiyorlar; Allah,
va'dine kesin olarak muhalefet etmez. Gerçekten, senin Rabbinin katında bir gün, sizin saymakta olduklarınızdan bin yıl gibidir
|
|
..:: Bir Hadis ::..
|
|
Şurası muhakkak ki insanlar Kıyamet günü niyetleri üzere diriltilecekler. |
|
|
Yazı eklemeye vaktiniz yoksa
islamiyazilar.com'u ana sayfanız yapın
DİNDAR KARDEŞİME BİR MEKTUP
|
| |
|
| |
Sevgili Dostum,
Bir harekete dâhil olmuşsak eğer, evvela onu tanımlamamız gerekir. Yoksa akıntıya sürüklenmiş gibi oluruz. Daha da kötüsü, bu tanımsız hareketimiz bizi yer değiştiriyor kıldığı için bunun farkına varmamız da mümkün olmayabilir. Bir uykunun içinde senelerce tanımsız bir harekete dâhil olan insanlar tanıdım; hepsi güzeldiler, iyiydiler, sevgi dolu idiler ve fakat ne yaptıklarının farkında değildiler. Bunun önemli olmadığını düşünebilirsin, yani netice itibarı ile bu insanların iyi bir noktada olmaları senin için bir öncelik teşkil edebilir belki. Ama sevgili dostum, akıntıya sürüklenmek demesek bile, sadece onlara emredenin tek bir hecesi ile hizmet eden iradesiz bir başka canlılar da var biliyorsun. Yani arının mükellefiyetini iradi bağlamda değerlendirmemiz pek mümkün gözükmüyor, o sadece görevini yapıyor. İnsan içinse bir başka imtihan söz konusu, onun kullanması gereken bir aklı ve en önemlisi yüreği var. Bu ikisinin karışımıyla ortaya koyacağı inancı muhakkak sağlam bir bilinçle vaki olmalı ki; niyet ameli sebeplendirsin. İşte bunun için sevgili dostum, Allah’tan, her daim yapmış olduğumuz hareketleri anlamlı kılmasına adına yardımlar diliyorum. Çok şükür hareketimizin tanımı ortada. Lakin “unutmak” güdümümüz var. Bir harekete yönelik tanımımızı, o hareketi defalarca yaptıktan sonra unuttuğumuz oluyor, maalesef alışıyoruz. Alıştığımız vakit ise, tanımımız ezberimize koştuğumuz bir şey haline geliveriyor ve hareketlerimiz otomatikleşiyor. Tam bu noktada tanımsızlaşma tehlikesinin bulunduğunu sakın unutma!
Bütün bunlardan bahsetmemin sebebi; Çanakkale Zaferimizin gerçekleşme biçimini stratejik olmayan bir yolla mesnetli kılmak. Elbette oradaki askeri dehanın yaptığı en mühim şey de budur; hareketi tanımlı kılmak! “Ben size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum!” cümlesinin parıltılı bir biçimde yüreklere nakşolduğu “şehitlik” arzı; oradaki tek bir askerin, ufacık bir anda, sözgelimi gözlerini bir saniye kırptığı bir anda bile hareketi anlamlı kılacak yöndedir. Mustafa Kemal’in ağzından çıkan cümleler, Mehmetçiğin yüreğinde hep taşıdığı ve taşıyacağı sihrin tozunu kaldırmıştır. Ölümle rabıtanın, Allah ile kurulan dolaysız bir köprünün ilk adımı olacağı düşüncesine, bir de Peygamberlikten sonra en yüksek mertebeye sahip olacağı hissi eklenince zafer kaçınılmaz olmuştur. Beni çok etkileyen bir hikâyeyi anlatmak istiyorum sana; Yarbay Hasan Bey’i! Savaş esnasında bir Fransız askerine, ölü olduğunu sanıp yanaşan ve yüzünü çevirmek isteyen Yarbay Hasan Bey, maalesef Fransız’ın hançerine gafil avlanmıştır. Bunu gören diğer Mehmetçikler Fransız’ın işini gördükten sonra duygulanarak Yarbay Hasan Bey’in etrafında toplanmış ve bir imam Kuran okumaya başlamıştır. Yarbay Hasan Bey, “Allah şahidimdir, Fransız askerine kötü bir niyetle yanaşmadım!” diyerek imamdan “La havle ve la kuvvete…” yi 33 kez okumasını istemiş ve imamla beraber tekrar etmiştir. Sonra “Beni ayağa kaldırın!” diye bir emir veren Yarbay’ı iki asker koltuk altlarına girerek ayağı kaldırdığında, Yarbay Hasan Bey ileriye doğru gülümseyerek bakmış ve şu sözleri sarf edip Allah’ın rahmetine kavuşmuştur: “NİYE ZAHMET BUYURDUNUZ YA RESULALLAH!?”.
Bu hikâyeyi ilk okuduğum vakit, bir hafta kendime gelemedim. Ağzımdan ilk düşen cümle ise: “Yahu, biz nelerle uğraşıyoruz!” oldu. Âlemlerin efendisinin ziyaret ettiği bir savaş meydanı düşün dostum, orada son damla kanına kadar savaşmaz mısın? Yaptığın hangi hareket tanımsız yahut anlamsız olur, Allah aşkına söyle bana, hangi hareket!? Sevgili dostum, İstiklal harbindeki tanımımız, geleceğimiz için de biçilmiş bir kaftandır. Millet olarak tekrar öyle bir bilinci yakalayabilirsek, kurtuluşumuz o denli kolay ve ani olacaktır. Tek yapmamız gereken şey; hatırlamak! Belki de hatırımızda olanı unutmamak, sürekli yinelemek, paylaşmak olacaktır. Ne diyeyim dostum, bundan öte bir dua olur mu; Allah hepimize Yarbay Hasan Bey’inki gibi bir ölüm nasip etsin inşallah! Allah’a emanet ol! |
sinepüryan
20 Haziran 2008 Cuma 14:38:49
|
dost dıyınce aklıma bugunlerde sadece ve sadece şu söz geliyo,DOST DOST DİYE NİCESİNE SARILDIM BENİM SADIK YARİM KARA TOPRAKTIR, |
| Eklenme Tarihi: 20.06.2008 14:27:15 |
| Yazıyı Ekleyen :
admin |
| Bu yazı Bugün 1 kez okundu. |
| Bu yazı Toplam 219 kez okundu. |
| admin bugüne kadar toplam 3021 yazı ekledi. |
|
|
|
| |
..:: Son yorumlananlar ::.. |
|
|
|
..:: En Son Arananlar ::.. | |
|
nebe,
anner,
efndimiz,
halil,
mabud,
midye,
lanet,
ortaklik,
genc,
fatiha,
|
|
..:: Rasgele 5 Üyemiz ::.. | |
|
|
|
| Tefekkür Yazarları |
| Ayşe Üzümcü , Şükran Taşdelen ,Zeynep Işık ,Nurcan Hazyadaranlı Emine Güneş |
|
|
Bu siteye eklenen yazılardan, yazıların yazarları sorumludur. Yazı eklerken alıntı
yapılan kaynak mutlaka yazı sonunda belirtilmelidir. kendi yazınızı yazıyor
iseniz adınızı belirtmek zorunda değilsiniz kullanici adiniz yazınızın altında
yayınlanacaktır. Mevcut herhangi bir yazıdan rahatsız olanlar
suistimal@islamiyazilar.com mail adresine bilgi vererek duruma göre yazının
kaldırılmasını saglayablirler. islamiyazilar.com yazarlarin kendi goruslerine
saygi duymakla birlikte suc unsuru teskil eden yazilari yayinlamama veya
yayinlanmiş olanlari yayından kaldırma hakkını saklı tutar. |
|
|