Biri diğerine ihanet etmediği müddetçe iki ortağın üçüncüsü ben olurum. Biri arkadaşına ihanet etti mi ben aralarından çekilirim.
..:: Menü ::..

..:: Bir Ayet ::..

Onlar senden, azabın çarçabuk getirilmesini istiyorlar; Allah, va'dine kesin olarak muhalefet etmez. Gerçekten, senin Rabbinin katında bir gün, sizin saymakta olduklarınızdan bin yıl gibidir


..:: Bir Hadis ::..

Pek çok günahları olan bir kimse dahi olsa, zulme uğrayanın bedduası kabul görür. Fasıklığı kendine...


Daha çok kişiye ulaşabilmemiz için
islamiyazilar.com'u ana sayfanız yapın

Anasayfa » Genel Makaleler » DİNİ YAZILAR


DİNİ YAZILAR
 
Bu yazıyı facebookta paylaşıp daha çok kişinin görmesine vesile olmak için tıklayın...































 

"Evliyalar Allahü tealanın kılıcıdır. Dokunmaya
gelmez". 

 

Şahı Nakşibend hazretlerine demişler ki; "Efendim, kılıcınız
çok keskin, önüne gelen gidiyor". Şahı Nakşibend hazretleride buyurmuş ki; “Biz
sallamıyoruz, onlar gelip başlarını vuruyorlarsa biz ne yapalım..“

 

Allahü tealanın sevgili kullarının rızası Allahü telanın
rızasıdır. Onların öfkesi, gadabı ilahidir. Tabi hayatta olup olmamakta bir şey
değiştirmez. Hatta vefatlarından sonra daha da tesirli olurlar.  

 

Ehl-i sünnet âlimleri buyuruyor ki, "ilk’ler olmazsa,
ikinciler olmaz". Onun için Eshabı kiramın ilkleri sonrakilerden çok daha
kıymetlidir. Mesela Bedire katılanlar hepsi cennete gidecekdir. 

 

İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyorlar ki; “Cenabı hakkın
Cemal sıfatı ile belli bir dereceye kadar geldim. Fakat ne zaman guvalyar
kalesinde hapse girdim: O kadar eziyette, sıkıntıda elde ettiklerimi başka
şekilde elde edemedim. Orada cenab-ı Hakk Celal sıfatı ile tecelli etti.”
Dolayısı ile Büyükler buyuruyor ki; “Hastalık, derd, bela, kemend-i mahbub-i
ilahidir. Allahü teala sevdiklerinin boynuna böyle bir kemend-i ilahi atar, bu
kement insanın boynuna geçtiği zaman, bir yere gidecek olsa boğulacak gibi olur,
geriye gelir. Azamaz, kudurumaz. 

 

Peygamberimiz “salllallahü aleyhi vesellem” ümmetine karşı,
bir annenin evladına olan merhametinden daha şefkatliymiş, Allahü teala da
kullarına karşı anneden babadan onbin, yüzbin kere daha fazla şefkatli ve
merhametlidir. Onların varisleri de böyledir. Evliyaların müminlere olan şefkat
ve merhameti, evladlarına olan muhabbetinden daha fazladır. Çünki, onların
varlığı ve hayatı; islamiyetin yayılması, dinimizin öğretilmesi, ehl-i sünnetin
anlatılmasıdır. Onun için bu yol cennetin yoludur, yeter ki Allahü teala gaflete
düşürüp de bizi nefsimizin eline düşürmesin. Bizim en büyük düşmanımız
nefsimizdir. Onun için yalnız olmaktansa beraber olmak bin kere daha iyidir.
Yalnız kalırsak, ya şeytanla, ya nefsimizle baş başa kalırız, bu ise çok
tehlikelidir. Ama ehl-i sünnet biriyle beraber olursak, bu seadettir. 

 

İslâm âlimleri buyuruyor ki; Bir kişi ehl-i sünnet
âlimlerinin kitaplarını okursa güzeldir. Kitabı birisi okuyup birisi dinlerse,
buna sohbet denir ki, her türlü feyz ve bereket oradadır. 

 

Güzel insanlar güzel işler yaparlar. Cenab-ı Hak hadis-i
kudside cenab-ı Peygambere “aleyhisselatü vesselam” buyuruyor ki; “Ey Habibim,
sana kim gelir de, bana Allahı anlat, dinimi anlat diye bir şey sorarsa, artık
sen her şeyi unut, ona hizmetçi ol.” Kim olursa olsun, birisi gelip de dini
meselede bir şey sorarsa, akan sular durur, orada her şey durur ve orada o
hizmet yapılır. 

 

İslam âlimleri buyurdular ki; Bugünün en büyük hizmeti,
fitneye sebeb  olmamaktır.

 

Allahü tealanın has dinine, ehli sünnet olarak hizmet etmek
çok büyük bir nimettir. Eğer bu nimetin kıymeti bilinmezse elden gider. Bu
nimetin elden gitmemesi için iki şart vardır. Birincisi, herkes tövbe etmelidir.
Bu nimet elimizden gitmesin diye günahlarımızı düşünmeliyiz, Rabbimize
yalvarmalıyız. İkincisi, bir yerde dine hizmet varsa, orada Rabbimizin rahmeti,
merhameti var demektir. Bu da olmazsa, Allahü tealanın rahmeti, merhameti,
acıması o yerden kalkar. 

 

İslâm âlimleri buyurdular ki; “Cenab-ı Hak ezelde şöyle
takdir etmiş, şöyle karar vermiştir: Kullarım neyi isterse, istedikleri şeye
kavuşmaları için, uygun şartları onlara hazırlarım. Kullarım neyi talep ederse,
o talep ettiklerine kavuşsunlar diye önlerine uygun şartlar koyarım.” Bir
zamanlar insanlar Allahü tealadan cenneti talep ettiler.  O zamanlar Allahü
teala kum gibi evliyalar yarattı. Evliyaların varlığı, insanların kurtulması
için en iyi sebeptir. Çünki insanlar Rabbimizin rızasını istiyorlardı, cenneti
istiyorlardı. Allahü teala onları cennete kavuşturacak yolu açtı. Allahü teala
alimler gönderdi, evliyalar gönderdi, millet de rahat etti. Sonra insanlar
dünyalık ister oldular, ehli dünya oldular. Cenabı hak aynı yerde, akla dünyalık
olarak ne gelirse onları yarattı. Şimdi, biz Rabbimizin rızasını istediğimiz
müddetçe, onun kullarına iyilik etmek istediğimiz müddetçe, ve de içinde
bulunduğumuz ülkenin şartlarına, kanunlarına tam uyduğumuz müddetçe, birlik ve
beraberliğimizi koruduğumuz müddetçe, sevgi ve muhabbetimiz devam ettiği
müddetçe, bu hizmetler kıyamete kadar devam eder. Çünki Büyükler buyuruyor ki,
Hazreti Mehdi gelecek, İctihadı İmam-ı Azam gibi yani Hanefi mezhebine uygun
olacak, (ama ictihadı öyle çıkacak). Müceddid olacak. İmamı Rabbani
hazretlerinin mektubatını okuyacak. Demek ki mektubatın ilmi, mektubatın izahı
kıyamete kadar devam edecek. Kim buna layıksa, kim buna münasipse Allahü teala
onların elinde bunları devam ettirecek. 

 

Bir insanın elinde veya cebinde çok kıymetli pırlanta olsa 24
saat onu düşünür. Aman hırsız gelmesin, aman kaybolmasın, aman çalınmasın; 24
saat hep aklı orda. İşte bu nimetin kıymetinin büyüklüğü anlaşılırsa, onun
muhafazası için o kadar hassas davranılır. 

 

Ahiret var, ölüm var, cennet var, cehennem var... Üçüncü bir
yer yok. Ya siyah ya beyaz... Onun için büyükler buyuruyorlar ki; Günah yazılır,
ama sevap..! Onun ne olduğu belli değil. O sevab Rabbimizin rızasına uygun mu
oldu, kabul mu oldu, red mi oldu onu Allah bilir. Ama günahta böyle bir şüphe
yok. Onun için iza câe suresinde Allahü teala buyuruyor ki, “ kim Allaha tövbe
istiğfar ederse onu mutlaka affedeceğim.” Büyükler buyuruyor ki, Allah verdiği
sözden dönmez.

 

Dünyada en zor şey, ehli sünnet itikadında olmaktır. Cenabı
Peygamber buyuruyor ki; "Benim ümmetim 73 fırkaya ayrılacak. 72’sinin itikadı
bozuk olacak, cehenneme gidecek, itikadı düzgün olduğu için biri kurtulacak".
İşte bu, ehli sünnet vel cemaat fırkasıdır. Peygamberimizin cemaatine ve
sünnetine tabi olandır. Cemaat demek Eshabı kiram demektir. Sünnet de İslamiyet
demektir. Ehl-i sünnet vel cemaatin manası budur. Benim cemaatime ve sünnetime
tabi olan kurtulacaktır buyuruldu. 

 

Şimdi 73 tane altın koysalar önümüze, 72’si sahte olsa biri
sağlam olsa. Kolay değil ki bulmak... Onun için Allahü teala kullarım böyle
rastgele konuşmasınlar, rastgele yol tutmasınlar diye mürşidler göndermiş,
eserler göndermiş, kitaplar göndermiş. Bize ne kalmış; peki demek... İşte eğer
biz peki dersek, kendimize değil de, bize ehl-i sünnet itikadını anlatan mübarek
zatlara peki dersek dünyada rahat ederiz, ahirette de cennete gideriz.

 

Mevlana Celaleddin-i Rumi hazretleri gibi çok büyük bir
evliya buyuruyor ki, hocama kavuştum, aklımı bıraktım ve kurtuldum. 

 

Büyükler buyuruyor ki, Alahü tealanın sevgili kullarına kim
kavuşursa imanını kurtarır. Çünki bu Büyükler, gökteki yıldızlar gibidir.

 

Allahü teala hepimize maddi ve manevi şifalar versin
inşallah.

 


 Allahü tealaya emanet olunuz efendim.
 

       islami ailesinin muhterem üyelerinin, Cuma
gününü tebrik ederiz,
  müstecâb dualarınızı istirham ederiz efendim.






 





Ey lâtifler lâtifi, ey kalblerin meliki,
 
İlim, takva
ehlinin reisi, ehl-i sünnet varisi.
 
İnsanların üstünü, doğru yolun
rehberi,
 
hayât esrarını çözen, âriflerin serveri.


 
Asrın müceddidi, o vâris-i enbiyâ...
 
Yürekler
dayanır mı Sizden ayrı kalmağa?
 
 
Her kelamında rûhlara, âb-ı hayât
akıyor,
 
her sözü, kalblerden, pasları kaldırıyor.
 
Aşkıyla
tutuşup da, yanıp kavrulmayanlar,
 
ne büyük zarardadır, nasibi
olmayanlar!


 
Yapayalnız bir insan ulaşır mı
felaha?
 
Yürekler dayanır mı Sizden ayrı kalmağa?
 
 
Vurulmamak
ne mümkün! Nur akan simanıza,
 
seçilmişler vâsıldır, hizmete
zatınıza.
 
Mümkün olamaz karşılık, bizdeki hakkınıza,
 
cana minnet
biliriz, kulluğu kapınıza.


 
Onun hürmetine yâ Rab, bizi Ondan
ayırma!
 
Yürekler dayanır mı Sizden ayrı
kalmağa?
 
 
Resûlullahı, gösteren aynadır bizatihi!
 
Abdülhakim
efendinin göz nurudur kendisi!
 
Kurtarır layık olsak, teveccühünüz
bizi,
 
neler kazanmazdık ah! tanıyabilsek sizi...


 
Ey gönüller sultanı, canım dayanmaz
daha,
 
Yürekler dayanır mı Sizden ayrı kalmağa?
 
 
Gözlerimi
kapayıp, derin düşünüyorum,
 
hayâlimde, rûhumda, bir Işık
görüyorum.
 
Kalbleri pak eden, bakışlar önündeyim,
 
fakat bu,
rü’yâ değil, bilmiyorum nerdeyim.


 
Sevdamız bu Işığadır, rûhların tek
matlûbuna...
 
Yürekler dayanır mı Sizden ayrı
kalmağa?
 
 
Doğrusu bu cihanda, başkaca Işık yoktur,
 
Olsa bile
sönüktür, ziyasız ve donuktur.
 
Sizi bilenler bilir, bilmeyene söz
yoktur.
 
Bu nadide sofrada, kırıntı bize çoktur.


 
Bu Işık kavuşturmuş , âşıkları
ma’şûka...
 
Yürekler dayanır mı Sizden ayrı kalmağa?
 
 
Bizden
sadır olanlar, sizi sena edemez,
 
boş laftan, yanlış sözden, daha öte
gidemez.
 
Hakire sükut düşer, karga nağme edemez!
 
Sizi meth-ü
senaya, diller de kafi gelmez.


 
Sevenlerin ne yapsın, zulmet dolu
dünyada...
 
Yürekler dayanır mı Sizden ayrı
kalmağa?
 
 
Sevenleriniz ardınızdan yetim kaldı,
 
Sizi seven
âşıkların ciğeri parçalandı.
 
Kararan gönüllere ilim
meşalesiydiniz,
 
İlim, takva ehlinin şüphesiz
reisiydiniz.
 


Unutulmaz sessiniz, ehl-i sünnet yoluna
 
Yürekler
dayanır mı Sizden ayrı kalmağa?
 
 
Bir teveccühle, gaflet perdelerini
gideren,
 
bir tebessümle, sonsuz se’âdetleri veren.
 
İlm, irfân,
kerâmet, hârikalar menba’ı,
 
bu dünyâ nazarında, sanki örümcek
ağı.
 


Ebedî sultân olur, bende olan Onlara.
 
Yürekler
dayanır mı Sizden ayrı kalmağa?
 
 
Alimlerin rehberi, âşıklar
sığınağı,
 
Dünya zulmette iken, kurtardınız etrafı.
 
Sel gibi aktı
yaşlar, sevenin gözlerinden.
 
Ölüm size düğündür, biz olduk elem
çeken.
 


sevenlerin ne yapsın zulmet dolu dünyada?
 
Yürekler
dayanır mı Sizden ayrı kalmağa?
 
 
Bizimki övmek değil; nafile bir
gayrettir,
 
Belki birkaç söz ile, güneş’i tarif etmektir.
 
Aşığa
gönül gerek, bizlerdeki yürektir.
 
Bu yolda makbul olan, kendini hiç
bilmektir.


 
Bu dünyayı terk ettiniz, kavuştunuz
maşuğa.
 
Huzur ailesi dayanır mı Sizden ayrı
kalmağa?.




 

 

__._ __._,_.___

--








Cevap yazmak için üye olun


Yazıyı çok sevdim hemen arkadaşıma göndereyim

Adınız Soyadınız
Arkadaşınızın adı soyadı
Arkadaşınızın E-Posta adresi



Eklenme Tarihi: 02.01.2009 15:17:51
Yazıyı Ekleyen : admin
 Bu  yazı Bugün 0 kez okundu.
 Bu  yazı Toplam 1085 kez okundu.
admin bugüne kadar toplam 3487 yazı ekledi.
..:: Üye Paneli ::..
K.Adı :
Şifre  :
Beni Hatırla

..:: Favorilerimiz ::..
dedektör
nokta dedektör
nasıl gidilir
karikatür

..:: Son yorumlananlar ::..

''Allah (Haşa) Seçimlerimizi Bilemez'' Diyen Hocalara Cevap

KOMİK RESİMLİ YAZILAR

hadis

yemek tarifleri resimleri

HADİSLERİN EN GUZELİ


..:: Günün Yazıları ::..

umre ve cuma namazı

Şahitlikte Bir Erkeğe İki Kadın Olmasındaki Hikmetler

4 BÜYÜK KİTAP HANGİ PEYGAMBERLERE GELDİ

şehid

Fitne Merkezi Düğünler


Bugün Hiç Okunmadılar..

MEDİNE'DE BİR BAYRAM SABAHI

EN SEVGİLİ....EY SEVGİLİ....

GÜNCEL HABERLER

YAHUDİ VE HIRISTİYANLAR

BUGÜN CUMA FİLİSTİN İ UNUTMA


..:: Online Üyeler ::..


Doğum Günü Bugün Olanlar
yılmaz , eylül 13 , nur , nur1 , taekwondocu_1580 , HATICE BACIM , ıboo , cankan , deda , YILMAZ42 , engin , phenomenon , 3562765831 , SAHADET_61 , duygusal , yağız ,

..:: Arama ::..

Bul:  

..:: En Son Arananlar ::..

salgaUĞUReriDUY BABAsoru sorradyochatestetikarafAyet

..:: Rasgele 5 Üyemiz ::..

   helenya
   ozkent
   gençmucahide
   MAKALE
   menekse

Bu siteye eklenen yazılardan, yazıların yazarları sorumludur. Yazı eklerken alıntı yapılan kaynak mutlaka yazı sonunda belirtilmelidir. Mevcut herhangi bir yazıdan rahatsız olanlar suistimal@islamiyazilar.com mail adresine bilgi vererek duruma göre yazının kaldırılmasını sağlayablirler.