Kim günah işleyip de tövbe eden kimseyi, işlediği o günahtan dolayı kınarsa, kendisi o günahı işlemeden ölmez
..:: Menü ::..

..:: Bir Ayet ::..

Onlar senden, azabın çarçabuk getirilmesini istiyorlar; Allah, va'dine kesin olarak muhalefet etmez. Gerçekten, senin Rabbinin katında bir gün, sizin saymakta olduklarınızdan bin yıl gibidir


..:: Bir Hadis ::..

Cuma gününde öyle bir saat vardır ki, şayet bir müslüman kul o saate rastlar da Allah’tan bir hayır isterse, Allah onu kendisine mutlaka verir.


İslamiyazılar gözünüzün önünde olsun
islamiyazilar.com'u ana sayfanız yapın

Anasayfa » Genel Makaleler » DİNİ YAZI


DİNİ YAZI
 
Bu yazıyı facebookta paylaşıp daha çok kişinin görmesine vesile olmak için tıklayın...




Herkim geldi cihâna ve herkim ki gelecektir,

Hepsinin üstünde Sen, serdârsın yâ Resûlallah!

Cihân bağında insan, ağaçtır  gayriler yaprak,

Nebîler meyvedir, özü Sen yâ Resûlallah!


Şefâ’atin olmasa, hâlimiz hârâb günahdan,

Herderdimize dermân, hep Sensin yâ Resûlallah.




 


Nasıl sevmiyeyim ki, bedenimde canımsın,

Hürmetine var oldum, sebebi hayatımsın.

Damarımda kanımsın, bana benden yakınsın,

Sen âşıklara mⒺûk ve hep canlara cânân.

 

Her derde devâ sensin, her rûha şifâ sensin,
Göze sürme, başa tâç, kalblere cilâ sensin.
Habîbullahsın, fevk-i mele-i a’lâ sensin,
Başka kapı çalamaz, seni biraz tanıyan.

                             

                                 “Peygamberleri anmak, hatırlamak ibâdettir.”

                                  “Bir şeyi çok seven, elbette onu çok anar.”

 

 İnsan kimi çok severse hep ondan bahseder...

 

        Huzur Pınarı, (canımız, ruhumuz, herşeyimiz, ensevdiğimiz, uğrunda canımız feda  olan, kâinatın Onun hâtırına yaratıldığı) Sevgili Peygamberimiz, "sallallahü aleyhi ve sellem" efendimizi anlatmağı ve sevdirmeği şiar edinmiştir.

 

       O' nun hatırına var olduk, ebedi alemde kurtuluşumuz Efendimiz sayesindedir. Öyle büyük bir peygamber-i zîşan' ın ümmetiyiz ki,.. "Köleleri olur sultan" buyuruluyor... Ümmeti olduğumuz devlet yeter... Efendimiz öyle büyükki, O' ndan büyük hiç bir insan yok.. Öyle sevgiliki, O' nun şefaati ile kurtulmamak mümkün değil (yeterki mübarek şefaatlerine layık olabilelim..), O halde, O' na olan sevgimizi, muhabbetimizi, ihlasımızı, sıdk ve sadakatimizi göstermeliyiz...   bize son nefeste, kabrde ve mahşerde sahib çıkmaları için, dünyada iken biz O' na sahip çıkalım. Peygamberimiz olduğunu bilelim.

 

       Dünya ve ahiretde huzur ve saadet isteyen O' nu sevmeli, O' nun sevdiklerini sevip-sevmediklerini sevmemeli, O' na uymalı ve O' nun ve eshabının yolundan gitmelidir.

 






Bu nimet öyle büyük şereftir-saadettir,

kıymetini bilmeyeni dövmek gerektir,

bukadar nimet içinde kimki üzüntülüdür,

milyar sahibinin kuruş kaybetmesi gibidir.

 

Böyle şerefli bir kafileyiz, aileyiz, ümmetiz...

müjdelerolsun, kavuştuk nimetlere, daha ne isteriz.

buna rağmen dünya için hala üzülürsek biz,

Rabbimizi gücendirir, büyüklerimizi incitiriz..

 

        Abdülhakim efendi hazretleri buyuruyorlar ki; "Bütün peygamberler Allaha aşıktır, Allahü teala da peygamberine aşıktır".

       Seyyid Abdülhakîm efendi hazretleri buyurdu ki; Her Peygamber, kendi zamânında, kendi mekânında, kendi kavminin hepsinden, her bakımdan üstündür. Muhammed “aleyhisselâm” ise, her zemânda, her memleketde, ya’nî dünyâ yaratıldığı günden, kıyâmet kopuncaya kadar, gelmiş ve gelecek, bütün varlıkların, her bakımdan en üstünüdür. Hiç kimse, hiçbir bakımdan Onun üstünde değildir. Bu güçbirşey değildir. Dilediğini yapan, her istediğini yaratan, Onu böyle yaratmışdır. Hiçbir insanın Onu medh edecek gücü yokdur. Hiçbir insanın, Onu tenkîd edecek iktidârı yokdur.
       İmâm-ı Rabbânî hazretleri buyuruyor ki;   Muhammed Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem”, mahbûb-i Rabbil’âlemîndir. Ya’nî Allahü teâlânın sevgilisidir. Her şeyin en iyisi, sevgiliye verilir.  Âhıretde azâblardan kurtulmak ve sonsuz se’âdete kavuşmak, ancak geçmiş ve gelecek bütün varlıkların en üstününe uymakla olur. Onun izinde ilerliyenlerin büyükleri, İsrâîl oğullarının Peygamberlerine benzetildi. Peygamberlerin en üstünleri olan ülül’azm Peygamberler “salevâtullahi aleyhim ecma’în” Onun yolunda olmağı istemişlerdir. Mûs⠓aleyhisselâm” Onun zamânında bulunsaydı, Onun yoluna girmekden başka birşey yapmazdı. Îsâ aleyhisselâmın gökden ineceği ve Allahü teâlânın sevgilisine ümmet olacağı herkesin bildiği bir şeydir. Onun ümmeti, Onun yolunda bulundukları için, ümmetlerin en iyileri oldular ve Cennetdekilerin çoğu bunlar oldu. Ona uydukları için, âhıretde, bütün ümmetlerden önce Cennete girecekler, Cennet ni’metlerine kavuşacaklardır. Böyle dahâ nice üstünlükleri vardır. Bunun için, O yüce Peygamberin sünnetine uyunuz ve ahkâm-ı islâmiyyeye yapışınız! Ona ve Onun Peygamber kardeşlerinin hepsine en üstün düâlar ve en yüksek selâmlar olsun!

       Muhammed Masum  hazretleri buyuruyorki; En büyük se’âdet, iki cihânın en üstün insanı olan Muhammed aleyhisselâma tâbi’ olmakdır. Cehennem azâbından kurtulmak için, Allahü teâlânın seçdiği, sevdiği insanların reîsine uymak lâzımdır. Cennet ni’metlerine kavuşmak, Ona tâbi' olanlara mahsûsdur. Allahü teâlânın sevgisine kavuşmak için, Ona tâbi’ olmak şartdır. Ona uymıyanların tevbeleri, zühdleri, tevekkülleri ve düâları kabûl olmaz. Onun yolunda olmıyanların zikrleri, fikrleri, şevkleri ve zevkleri kıymetsizdir. Peygamberler, Onun hayât veren deryâsından bir kadehe kavuşmakla, o derecelere yükselmişlerdir. Evliyâ, Onun sonsuz bahrinden bir yudum içmekle murâdlarına ermişlerdir. Yer yüzündeki melekler, Onun hizmetcileri, göklerdekiler, âşıklarıdır. Herşey, Onun şerefine yaratılmış, bütün varlıklar, Onun mubârek rûhundan feyz almışlardır. Allahü teâlânın varlığını O açıklamış, herşeyin yaratanı, Onun rızâsını almak istemişdir. Ona ve Onun Âline ve Eshâbına bizden düâlar olsun. O yüce Peygamber, hepimizden râzı olsun! [Ey! Se’âdete kavuşmak istiyen akl sâhibleri! Bütün gücünüzle Ona tâbi’ olmağa çalışınız! Bu devlete, bu ni’mete mâni’ olan herşeyden kaçınız! Hârikalar gösteren bir din yobazını ve yüksek mevkı’ler, diplomalar ele geçirmiş olan bir fen yobazını, ya’nî Ona tâbi’ olmak şerefinden mahrûm olan bir câhili, bir gâfili görürseniz, bunun sözlerinin, yazılarının, saçmalarının, yalanlarının, insanı felâkete sürükliyeceğini ve hiç böyle gösteriş yapmıyan, fekat çok dikkat ile ve titizlikle Ona tâbi’ olana inanmanın, Onu sevmenin, felâketlerden kurtarıcı çok kıymetli ilâc olduğunu biliniz!].

 

Ey güzeller güzeli, beni sevdânla yakdın!
görmüyor birşey gözüm, her an hulyânla aklım!

 

Sen (Kabe kavseyn) şâhı, ben ise azgın köle,
Sana konuk olmağı, nasıl söyler bu şaşkın?

 

Acıyıp bir bakınca, ölü kalbler diriltdin,
sonsuz merhametine sığınıp, kapın çaldım!

 

İyilik kaynağısın, dermanlar deryâsısın!
Bir damla lutf et bana, derde devâsız kaldım!

 

Herkes gelir Mekkeye, Kâ’be, Safâ, Merveye,
ben ise senin için, dağlar tepeler aşdım!

 

        Güzel huyların hepsi Resûlullahda “sallallahü aleyhi ve sellem” toplanmıştı. Allahü teâlâ, Sevgili Peygamberine verdiği iyilikleri, ihsânları sayarak, "Sen güzel huylu olarak yaratıldın." meâlindeki âyet-i kerîme ile kendisine güzel huylar verdiğini bildirmektedir. Çok kimselerin İslâm dinine girmesine, Resûlullahın güzel ahlâkı sebep olmuştur.

 

       Bin mûcizesi görüldü, dost düşman herkes de bunu söyledi. Bu kadar mûcizelerin en kıymetlisi, edepli olması ve güzel huyları idi. Fakirle, zenginle, büyükle, küçükle karşılaşınca, önce selâm verirdi. Bunlarla müsâfeha etmek için, mübârek elini önce uzatırdı. Her kim olursa olsun, çağrılan yere giderdi. Önüne konulan şeyi, az olsa da, hafif, aşağı görmezdi. Bir Müslümanın ismini söyleyerek, hiçbir zaman lânet etmemiş ve aslâ kimseyi dövmemiştir. Kendi için, hiçbir şeyden intikam almamıştır. Allah için intikam alırdı. Akrabâsına, eshâbına ve hizmetçilerine tevâzu gösterir, iyi muâmele ederdi. Herkesle iyi geçinirdi. Tatlı sözlü, yumuşak ve güler yüzlü idi.   

 

       Söylerken gülmezdi. Hastaları ziyârete gider, cenâzelerde bulunurdu. Eshâbının işlerine yardım eder, çocuklarını kucağına alırdı. Fakat, kalbi bunlarla meşgûl değildi. Mübârek rûhu melekler âleminde idi. Fahr-i âlem “sallallahü aleyhi ve sellem”, insanların en cömerdi idi. Birşey istenip de, yok dediği görülmemiştir. İstenilen şey varsa verir, yoksa, cevap vermezdi. O kadar iyilikleri, o kadar ihsânları vardı ki, Rum imparatorları, Îrân şâhları, o kadar ihsân yapamadılar. Fakat kendisi sıkıntı ile yaşamayı severdi. Heybetli idi. Yani saygı ve korku hâsıl ederdi. Fakat, kaba değildi. Nâzik idi. Cömert idi. Fakat, isrâf etmez, fâidesiz yere birşey vermezdi. Herkese acır, kimseden birşey beklemezdi...


Ey günâhlılar sığınağı, sana sığınmağa geldim!
çok kabâhatler işledim, sana yalvarmağa geldim!

 

Karanlık yerlere sapdım, bataklıklara saplandım,
doğru yolu aydınlatan, ışık kaynağına geldim!

 

Çıkacak bir canım kaldı, ey bütün canların cânı!
uygun olur mu söylemek, cânımı fedâya geldim!

 

Derdlilerin tabîbisin, ben ise gönül hastası,
kalb yarama devâ için, kapını çalmağa geldim!

 

Cömerdlerin kapısına, birşey götürmek hatâdır.
basmakla şeref verdiğin, toprağı öpmeğe geldim!

 

Günâhlarım çok, dağ gibi, yüzüm kara, katran gibi,
bu yükden ve siyâhlıkdan temâm kurtulmağa geldim!

 

Temizler elbet hepsini, ihsân deryândan bir damla,
gerçi yüzüm gibi kara, amel defterimle geldim!

 

Kapına yüz sürebilsem, ey canımdan azîz cânan!
su ile olmıyan işler, hâsıl olur o toprakdan! .

 

      Bir büyük zât oğluna nasihatında diyor ki: "Evvelâ, her şeyden önce, Ehl-i sünnet i' tikâdı üzere ol. Her şeyden çok Peygamber efendimizi sev. Peygamber efendimizi kendinden, anandan, babandan ve kardeşlerinden daha çok sevmezsen hakîkî müslimân olamazsın". Özellikle Peygamberimiz diyor. Çünki, şimdilerde Allahı sev diye aşılayıp, Peygamber efendimizi aradan çıkarmak istiyorlar. Maazallah..!

   

       Azrail aleyhisselam,  buyuruyor ki; Kim ki Cenab-ı peygambere günde on salavat-ı şerife getirirse, onun ruhunu peygamberlerin ruhunu aldığım gibi alırım, acıtmam buyuruyor.  Bizim için bu müjdedir.

 

       Ateş ile barut bir arada olamayacağı gibi, iki zıt sevgide bir arada olamaz. Peygamber Efendimiz' i ' sallallahü aleyhi vesellem' i sevmeyeni sevemeyiz. Bu ise, kalpte kendiliğinden hasıl olur. İlm ile olmaz. Öğrenilerek olmaz. Son nefeste iman, bu muhabbete bağlıdır.

 

      Onun için büyüklerimiz "İnsan seveceği kimseyi iyi seçmeli, ona göre sevmeli…" buyuruyorlar.

 

     Seviyorum diyen bir kimse, sevgilisinin düşmanlarından kesilmedikçe, buna münafık, yani yalancı denir. Âşıklar, sevgililerinin dîvânesi olup, onlara aykırı birşey yapamaz. Aykırı gidenlerle uyuşamaz. İki zıd şeyin muhabbeti bir kalbde, bir arada yerleşemez. İki zıddan birini sevmek, diğerini sevmemeyi îcâb ettirir.

 

      Müşrikler Peygamberimize, Hak Peygamber olduğunu madem iddia ediyorsun,  bir bela gelsin de görelim dediler. Peygamberimiz buyurdu ki: “Aranızda ben varım, ben varken bela gelmez.”  Büyükler buyuruyorlar ki: “Alimler, Peygamberimizin vârisidirler. Vâris her konuda vâris olduğu için, onların bulunduğu yere de umumî belâ gelmez". O büyüklerin bulunduğu yerler mânevî sığınaktır. Peygamber efendimizin varisi olan bu müstesna zâtlar her konuda olduğu gibi, bu hususda da bizim için büyük nimetdirler.  Nasılki gece karanlığında yıldızlar gökyüzünde parlamaktadır, Bu mübarek insanların bulunduğu yerler de, o şekilde parlamaktadır. Bu büyükleri sevenler, Onlar gibi olmağa çalışırlar, Onların ahlakıyla ahlanlanmağa, Onlardan ilim öğrenmeğe çalışırlar, Onların halleriyle hallenmeğe çalışırlar, dolayısıyla dünyada iken o büyüklerin etrafı ahlak ve fazilet olarak yüksek insanlardan oluşan kültür ve medeniyetin zirve olduğu yerler olduğu gibi, O mübarek insanların etrafındaki sevenleri ahiretdede beraber olurlar. Zira hadisi şerifde buyuruluyorki; "dünyada iken birbirini sevenler, ahiretde beraber olurlar". O halde, Kim olduğumuz değil, kiminle olduğumuz önemlidir. 

 

         İman çok hassastır, bir kelime ile gelir, bir kelime ile gider... Birisinin cebinde çok kıymeti bir cevher olsa, kimse çalmasın diye hiçbir yere bırakmaz. Hep onu düşünür ve hiç unutmaz. Onu kimse çalmasın diye, aklı fikri onu korumakta olacaktır. Nihayetinde bu bir dünya malıdır, çalınsa ne olur, çalınmasa ne olur. Ama iman gitti mi, maazallah! Bütün seadetler gider, bütün felaketler gelir. Bir büyük zat buyuruyor ki; Bu imanın korunması ancak imanını koruyanlarla beraber olmakla mümkündür. İmamı rabbani hazretleri  dünyanın kötülüğünü anlatıyor; haramlardan günahlardan sakınmak dünyadan sakınmaktır. Bu kadar kıymetli imanı muhafaza etmek nasıl mümkün olabilir. Ne yapmak lazım onu korumak için. Buyuruyor ki; "Onu koruyanlarla beraber olmak lazım". Tek başınıza, yabancılarla kalırsanız kurtulamazsınız çünkü insanın ahlakı bulaşıcıdır. Kötü ahlakta bulaşıcıdır, iyi ahlakta bulaşıcıdır. Onun için iyi insanlar ile beraber olmak, kurtulmaya alamettir. O halde, Kim olduğumuz değil, kiminle olduğumuz önemlidir.

 

           Bir çok insanın hakikati görememesinin sebebi gözüdür.  Gözüne inanan mübarek bir zatın kıyafetine, mesleğine bakarak yanılır, Onu dinlemez ve istifade edemez. Başdaki göze değil, kalbdeki göze tâbi olmak lazımdır, kalbdeki göz, doğruyu-yanlışı ayırır, kimin sevilip kimin sevilmeyeceğini bilir. Hakkı hak, bâtılı bâtıl bilir... Hiç kimsenin mesleğine veya kıyafetine bakarak karar verilmez, işin kaynağına bakılır, naklettiği bilgiyi nerden aldığına bakılır, bedenin gıdasını iyi seçtiğimiz gibi ruhun gıdasınıda iyi seçmeğe mecburuz. Bedene bozuk gıda alan dünyasını yıkar, fakat ruhuna bozuk gıda alan ahiretini mahveder. Pis borudan şifa gelmez. Suyun kaynağıda, geçtiği yoluda temiz olmalıdır. Peygamber efendimize aleyhisseletü vesselam, Ebu Bekrin radıyallahü anh gözü ile bakanlarla, ebu cehlin gözü ile bakanlar elbette farklıdır.    Eğer insan bu zatlara, bu gözle bakarsa kör olur. Eğer mübarek bir zat diye bakarsa kalb gözü açılır. Eğer Allahu teala bir kuluna hidayet nasip etmişse, ona ehli sünnet itikadını vermişse, ona sevgili bir kulunu tanıtmışsa, o bu gözle olmaz. Bu kalp gözü ile olur. Böyleyse, kalp gözü açılmıştır. Kalp gözü, hakkı batıldan ayırmak içindir, uçmak-uçurmak için değildir bunu iyi anlamak lazım... En zor iş hakkı batıldan ayırmaktır. Peygamber efendimizin de duası var, aleyhisseletü vessellem, “Ya rabbi bana hakkı hak, batılı batıl göster.”buyuruyor.  Bir kişi hakka batıl diye saldırırsa, batıla hak diye sarılırsa mahvolur. Peygamber efendimiz, ümmetim yetmişüç fırkaya ayrılacak, yetmiş ikisi bozulacak ancak biri doğru yolda kalacak buyurmuşlardır. Bu yetmiş iki fırka, cehennem ateşine girecektir, itikat bozukluğu olduğu için cehenneme gidecektir. Ateş bu pisliğin temizlenmesi içindir fakat peygamber efendimiz ümmetim dediği için, bunlar daha sonra cennete girecektir. Kimsenin tek başına doğruyu bulması mümkün değildir… ehli sünnet alimlerinin kitaplarından satır satır seçilmiş, onbinlerce çiçekten toplanan bal gibi olan  Tam İlmihal Seadet-i Ebediye gibi kitabları okumalıdırki, kitab mühim bir arkadaştır, iyi seçmek lazımdır... Ehlisünnet alimlerinin kitablarını bulanlar, bu büyükleri sevmeğe başlar. Dünyada ve ahiretde Onlarla beraber olmak isterler, onlar gibi yaşamak isterler. Dolayısıyla O büyükleri sevenler Onların sevdiklerinide severler, Efendimizin nasıl sevileceğini ve Efendimize nasıl tâbî olunacağınıda O büyüklerden öğrenmiş olurlar. 

 

       Peygamber efendimiz aleyhisselatü vessellam buyuruyor ki; Nerde ilim varsa orda din vardır, nerde ilim yoksa orda din yoktur. Büyüklerimizin yolu; öğrenmek- öğretmek ve tatbik etmektir.

 

       Mevlid gecesinde Peygamber “sallallahü aleyhi ve sellem” efendimiz doğduğu için sevinenler af olur.
        Doğumu ile  "cihanı aydınlatan O nur"a  sâlât-ü selam olsun..  


       



Derdlilerin tabîbisin, ben ise gönül hastası,
kalb yarama devâ için, kapını çalmağa geldim!

 

Cömerdlerin kapısına, birşey götürmek hatâdır.
basmakla şeref verdiğin, toprağı öpmeğe geldim!

******************************

 


(Bir kimse, beni çocuklarından, ana-babasından

ve herkesten daha çok sevmedikçe, îmanı tamam olmaz)

 

(Allahü teâlâ bir kuluna yazı ve söz sanatı ihsân ederse,

Resûlullahı övsün, düşmanlarını kötülesin!)

 

(Kıyâmet günü, önce gelenlerin ve sonra gelenlerin

seyyidiyim. Hakîkati bildiriyorum, öğünmüyorum.) 

 

-hadis-i şerif-

****************************************

EFENDİM

Kâinatı uğrunda yarattı yüce Mevla’m,
Aşkındır âlemleri döndüren sır EFENDİM.
Sevginle dolan kalpler Mevla' ya yakın olur,
İzinde gidilecek: Sensin tek nûr EFENDİM.
 

Bütün mü’minler daima hasretinle yanmakta,
Pâk ismini andıkça kalpler huzur bulmakta,
Bir kez rüyada gören en bahtiyar olmakta,
Rabbin sevgilisisin, Sensin tek yâr EFENDİM.

 

Müsliman gönüllerde coşmaktadır bir arzû,
Şefaatine ermek herkesin tek umudu,
Seni candan çok sevmek: mü’minlik ölçüsü bu,
Seni sevemeyenlere dünyalar dâr EFENDİM.

 

Seni övebilecek sözler bulmak ne mümkün,
Yolundan gayrı yollar, izler bulmak ne mümkün,
Aşkın gibi yakacak közler bulmak ne mümkün,
Ümmetin yarasını lutfeyle sar EFENDİM.

 

Zerreler seni sever, Hakkın aşkıyla döner,
Bütün varlığa rahmetsin, Sensiz yıldızlar söner,
Sana has ümmet olmak; budur en büyük hüner,
Doğruya gidecek yol bir sende var EFENDİM.

 

Kurbandır sana canlar, hayranındır ummanlar,
En küçükten büyüğe sevdâlın yaşayanlar,
Sevdiklerinden olmak ümîdi taşıyanlar,
Hasretinle etmekte hep âh-ü zâr EFENDİM.

 

Kur' an Seni övüyor ey insanlık önderi,
Allah Seni seviyor ve Seni sevenleri,
Sevdândır fetheyleyen bütün mü' min gönülleri,
Adını aşkla anmak: ne büyük kâr EFENDİM.

 

İlk insandan bu yana toplansa hep insanlar,
Konulsalar üst üste dehalar, kahramanlar,
Büyüklükte erişmez topuğuna bütün bunlar,
İdrâk edemeyene yakışır ar EFENDİM.

**********************************



Öyle neşeliyiz seviniyoruz, 

sanki bulutlarda dolaşıyoruz,

uzansak ay' ı elimizle tutarız,

eğilsek yıldızları toplarız.

 

Çünki, bizi muhatap aldı rabbimiz,

onun emr ve yasaklarına tâbîyiz,

ve de öyle bir nebînin ümmetiyiz,

uğruna kâinatı yarattı rabbimiz.

 

Herkes kendi hocasıyla övünür,

benim sahibim kâinatın en üstünüdür,

hocamın hocalarının hocasıdır o server,

onsuz olunurmu iki alemde münevver.

 

Bu nimet öyle büyük şereftir-saadettir,

kıymetini bilmeyeni dövmek gerektir,

bukadar nimet içinde kimki üzüntülüdür,

milyar sahibinin kuruş kaybetmesi gibidir.

 

Böyle şerefli bir kafileyiz, aileyiz, ümmetiz...

müjdelerolsun, kavuştuk nimetlere, dahane isteriz.

buna rağmen dünya için hala üzülürsek biz,

Rabbimizi gücendirir, büyüklerimizi incitiriz.
**********************************

"İnsan seveceği kimseyi iyi seçmeli, ona göre sevmeli..."

"Kim olduğun değil, kiminle olduğun önemlidir".


......(Kusursuz bir abdest al! sonra, "Ya Rabbi! Sana yalvarıyorum. Sevgili Peygamberin Muhammed aleyhisselamı araya koyarak, senden istiyorum. Ey çok sevdiğim Peygamberim Muhammed aleyhisselam! Seni vesile ederek, Rabbime yalvarıyorum. Senin hatırın için kabul etmesini istiyorum. Ya Rabbi, bu yüce Peygamberi bana şefaatçi eyle! Onun hürmetine duamı kabul et").......

 

 

 




scorpion007

23 Mayıs 2008 Cuma
0:51:27
 bir gün sohbette hocamız dedik ki "DEVELER İĞNE DEĞİLİĞİNDEN GEÇMEDİĞİ SÜRECE KAFİRLER CENNETE GİREMEZ" çok anlamlı ve etkileyici bi söz değilmi dostlar...


admin

22 Mayıs 2008 Perşembe
21:59:16
 A.selam Kardeş Sağolasın Rabbim Sizlerden De Razı Olsun


canfeda

22 Mayıs 2008 Perşembe
16:12:3
 Önce Yüce Yaradana Hamdüsenalar olsun ve Yüce Peygamberimiz Hz:Muhammede(sav)Salat ve Selam olsun.(amin)Kardes Rabbim yar ve yardimciniz olsun,Dünyada ve Ahirette insaallah..Böyle bir imkani bizlere sundugunuz icinde;Tekrara Rabbim siz den ve Halil beyden Razi olsun...Dualarimiz sizlerle daima.....!!!!
ALLAHA EMANET OLUN...!! ESSALAMÜN ALEYKÜM...

Cevap yazmak için üye olun


Yazıyı çok sevdim hemen arkadaşıma göndereyim

Adınız Soyadınız
Arkadaşınızın adı soyadı
Arkadaşınızın E-Posta adresi



Eklenme Tarihi: 17.06.2008 14:12:13
Yazıyı Ekleyen : admin
 Bu  yazı Bugün 0 kez okundu.
 Bu  yazı Toplam 2259 kez okundu.
admin bugüne kadar toplam 3487 yazı ekledi.
..:: Üye Paneli ::..
K.Adı :
Şifre  :
Beni Hatırla

..:: Favorilerimiz ::..
dedektör
nokta dedektör
nasıl gidilir
karikatür

..:: Son yorumlananlar ::..

''Allah (Haşa) Seçimlerimizi Bilemez'' Diyen Hocalara Cevap

KOMİK RESİMLİ YAZILAR

hadis

yemek tarifleri resimleri

HADİSLERİN EN GUZELİ


..:: Günün Yazıları ::..

KURANDAKİ SIRAYA GÖRE SURE İSİMLERİ

4 BÜYÜK KİTAP HANGİ PEYGAMBERLERE GELDİ

Avlanmak günahmıdır avcılık günahmıdır harammıdır

KIYMETLİ KADIN İSİMLERİ

Sıkıntı anında çekilecek tesbihler..


Bugün Hiç Okunmadılar..

Laiklik Buysa Yerin Dibine Batsın

Kur’an Kalbe Nasıl Yerleşir?

HEDEF ÖNDE OLUR

İSLAM MODERNİZMİNİN ÖNCÜLERİ VE KUR’AN YORUMLARI(1)

İki şey varsa korkmayın


..:: Online Üyeler ::..


Doğum Günü Bugün Olanlar
sevgi , KÜBRA , sağlam , silahlı , rüzgar , poyraz2061 , ali yelligedik , herşey , mustafakaratay , aylakar ,

..:: Arama ::..

Bul:  

..:: En Son Arananlar ::..

lanettoplumsalannelerSUSAFETistiharemerhametABDESTFALannesi

..:: Rasgele 5 Üyemiz ::..

   sarsilmaz
   admin
   ene_eslem
   seda
   kar

Bu siteye eklenen yazılardan, yazıların yazarları sorumludur. Yazı eklerken alıntı yapılan kaynak mutlaka yazı sonunda belirtilmelidir. Mevcut herhangi bir yazıdan rahatsız olanlar suistimal@islamiyazilar.com mail adresine bilgi vererek duruma göre yazının kaldırılmasını sağlayablirler.