|
..:: Bir Ayet ::..
|
|
Onlar senden, azabın çarçabuk getirilmesini istiyorlar; Allah,
va'dine kesin olarak muhalefet etmez. Gerçekten, senin Rabbinin katında bir gün, sizin saymakta olduklarınızdan bin yıl gibidir
|
|
..:: Bir Hadis ::..
|
|
Allah bir kulu sevdi mi, onu dünyadan korur. Tıpkı sizden birinin hastasına suyu yasaklaması gibi. |
|
|
Yazı eklemeye vaktiniz yoksa
islamiyazilar.com'u ana sayfanız yapın
DİNİ SÖZLER
|
| |
|
| |
Duanın kabul olması için ağıza da, mideye de dikkat etmek lazımdır. Vesile ile dua etmek lazımdır.
Kerîmin kapısı çalınırsa, açılır.
Hazret-i Ali Efendimiz ne buyuruyor? “Bir kimse bana bir kelime öğretirse, onun kölesi olurum.” Analarımız, babalarımız bir değil, kaç kelime öğrettiler. İlk mürşîdimiz analarımız, babalarımızdır. Ninni söylerken, analarımızdan Allah demeyi öğrendik, masal anlatılırken Peygamber Efendimizden anlatırlardı. Temeli kalbimize anamız, babamız yerleştirdi.
Hocaların, şeyhlerin bozuk olduğu, sözleri, hareketleri islama uygun olup olmadığından anlaşılır. Bunun için, “Cevap Veremedi” kitabının arkasında, Muhammed Ma’sum hazretlerinin 2. cild, 110. mektubu okumalıdır.
Bütün bu ni’metler, büyüklerin karşısında edepli oturmamızdandır.
- Dinini Eshab-ı Kirâmdan öğrenenlere Ehl-i sünnet denir.
- Bu yolda muhabbetle, teveccühle ilerlenir.
- Her şeyin yenisi makbuldür yalnız ahbâbın eskisi makbuldür.
- Birinin binlerce devesi olsa, hepsini dağıtsa, bir namazın vaktinde kılınması sevâbına yetişemez.
- İmam-ı Âzam hazretleri Eshab-ı kiramdan altı tanesini gördü. Onları aradı buldu. Peygamberimizin eshabı oldukları için ellerini ayaklarını öptü. Onlardan hadisi şerifleri öğrendi.
- İşin esası muhabbetdir, büyükleri seven kazanır.
- Allahü teâlâ mahlûkatı muhabbet sıfatıyla yaratmış.
- Allahü teâlâ kerimdir, Kerimin ufak bir sebeple keremi coşar en büyük sebep ona yalvarmak.
- İmam-ı Malik hazretleri Medîne-i Münevverede bir kere bile hayvana binmemiş, Resûlullahtan Hayâ ederim dermiş.
- Allahü teâlâ hadisi kudside buyuruyor ki, Ben kapalı, gizli bir hazine idim, tanınmayı sevdim mahluklarıda bunun için yarattım
- Sevmek, zevk-i umumiyedendir, anlatmakla anlaşılmaz. Onu yaşayan bilir.
- Büyüklerin sohbetine kavuşan, se’âdete kavuşur, ya sevgisine kavuşan ne olur.
- Allah sevgisine kavuşabilmek için, bu büyükleri de sevip, onların sevgisini kazanmak lazım.
- Büyüklere kavuşamazsak, varislerinden istifade edeceğiz. Varisleri de yoksa kölelerinden, o da yoksa kitaplarından istifade edeceğiz.
- Se’âdetlerin başı bir büyük tanımaktır. Allahü teâlânın sevdiği kullarını sevince onlardan feyz alınır, istifade edilir. Onlardan feyz alındığının âlâmeti, dünyayı sevmemektir. Dünyayı sevmemek eskiden daha zordu, çünki dünyadada nur vardı. Şimdi bu kadar kötülüğü görüpde dünyayı sevmemek daha kolay. Hatta biraz imanı olan bile sevemez. Biraz aklı olan bile sevemez. Hiç, büyüklerden feyz alan dünyayı sevebilir mi? Herkes kendine baksın, büyüklerden istifade edip edemediğini anlasın
- Büyüklerin yanında durunca, ruh temizlenir, dünya düşüncesi kalmaz. Onun için uyku gelir.
- Allahü teâla, beni seveni, gidilemeyen yerlere bir anda götürürüm, görülemeyen şeyleri gördürürüm buyuruyor. Onlar, kalblerin içini görür... röntgen şuâları gibi.
- Bir mü’mine selam verirken, bütün Peygamberlere, meleklere, evliyanın hepsine diye düşünürse, hepsi de selâmına cevab verir.
- Küfür sel gibidir. İnsanlarda saman çöpü gibidir. Saman çöpü, sele dayanamaz ancak ağaç kovuğu, taş parçası bulursa, ona takılıp durur. İşte bu ağaç ve taşlar islâm âlimleridir.
- H Sâriye Hatun, Ebu Lehebin hizmetcisi idi, Peygamber efendimizin doğumunu, ebu lehebe müjdeleyince, o da sevindi ve Sâriye Hatunu âzâd etti. Sevindiği için her Pazartesi ebu lehebin âzâbı kalkar. Kafir olduğu halde, Peygamber efendimizin doğumuna sevinenin âzabı kalkarsa, O’nun doğumuna sevinen mü’minlere hiç azab olur mu?
- Hubbu fillahın alâmeti itaatir.
- Büyüklerin iltifatına kavuşmak için senelerce hizmet etmek lazım.
- Dostla münakaşa dostluğu azaltır, düşmanla münakaşa düşmanlığı arttırır.
- İmanın altı şartının geçerli olması için, alameti hubb-i fillah-buğdu fillahtır.
- Hoca mâhir ve müşfik olursa, talebe zekî ve çalışkan olursa, öğrenilmeyecek hiçbir ilim yoktur.
|
| Eklenme Tarihi: 25.06.2008 11:55:12 |
| Yazıyı Ekleyen :
admin |
| Bu yazı Bugün 1 kez okundu. |
| Bu yazı Toplam 96 kez okundu. |
| admin bugüne kadar toplam 3029 yazı ekledi. |
|
|
|
| |
..:: Son yorumlananlar ::.. |
|
|
|
..:: En Son Arananlar ::.. | |
|
fetih,
hz.hasan,
Muhammed,
ortaklik,
save,
salih amelle,
seyma,
HZ. YUSUF,
nebe,
anner,
|
|
..:: Rasgele 5 Üyemiz ::.. | |
|
|
|
| Tefekkür Yazarları |
| Ayşe Üzümcü , Şükran Taşdelen ,Zeynep Işık ,Nurcan Hazyadaranlı Emine Güneş |
|
|
Bu siteye eklenen yazılardan, yazıların yazarları sorumludur. Yazı eklerken alıntı
yapılan kaynak mutlaka yazı sonunda belirtilmelidir. kendi yazınızı yazıyor
iseniz adınızı belirtmek zorunda değilsiniz kullanici adiniz yazınızın altında
yayınlanacaktır. Mevcut herhangi bir yazıdan rahatsız olanlar
suistimal@islamiyazilar.com mail adresine bilgi vererek duruma göre yazının
kaldırılmasını saglayablirler. islamiyazilar.com yazarlarin kendi goruslerine
saygi duymakla birlikte suc unsuru teskil eden yazilari yayinlamama veya
yayinlanmiş olanlari yayından kaldırma hakkını saklı tutar. |
|
|