|
..:: Bir Ayet ::..
|
|
Onlar senden, azabın çarçabuk getirilmesini istiyorlar; Allah,
va'dine kesin olarak muhalefet etmez. Gerçekten, senin Rabbinin katında bir gün, sizin saymakta olduklarınızdan bin yıl gibidir
|
|
..:: Bir Hadis ::..
|
|
Kişinin malayani (boş) şeyleri terki İslam'ının güzelliğinden ileri gelir |
|
|
Yazı eklemeye vaktiniz yoksa
islamiyazilar.com'u ana sayfanız yapın
DİNİ BİLGİLER
|
| |
|
|
| |
|
... (Sâlihler düşünüldüğü zemân, Allahü teâlâ merhamet eder.) [Kıyâmet ve Âhıret s.337] Bu hadîs-i şerîften anlaşılıyor ki, kabir ziyâret edene, Allahü teâlâ merhamet eder. Merhamet ettiği kulunun duâsını kabûl buyurur. ... (İbâdetlerin efdali, müslimânları müslimân oldukları için sevmek, kâfirleri, kâfir oldukları için, sevmemekdir.) [Mektûbât-ı Ma' sûmiyye c.1 m.29; Tam İlmihâl Seâdet-i Ebediyye s.92] Muhammed Ma’sûm-i Fârukî “kuddise sirruh” buyuruyor ki: Muhabbet, sevgilinin dostlarını sevmeği, düşmanlarına düşmanlık etmeği îcâb eder. Bu sevgi ve düşmanlık, sâdık olan âşıkların elinde ve irâdesinde değildir. Çalışmaksızın, zahmet çekmeksizin kendiliğinden hâsıl olur. Dostun dostları güzel görünür ve düşmanları çirkin ve fenâ görünür. Dünyânın güzel görünüşlerine kapılanlara hâsıl olan muhabbet de, bunu îcâb etdiriyor. Seviyorum diyen bir kimse, sevgilisinin düşmanlarından kesilmedikce sözünün eri sayılmaz. Buna münâfık, ya’nî yalancı denir. Şeyh-ul-islâm Abdüllah-i Ensârî “kuddise sirruh” buyuruyor ki, (Ebül-Hüseyn bin Sem’ûn, bir gün hocam Husrîyi incitmişdi. O ândan beri, kalbimde ona karşı soğukluk duyuyorum). Büyüklerin meşhûr olan, (Üstâdını incitene darılmaz, gücenmez isen, köpek senden dahâ iyidir) sözünü burada hâtırlatmak yerinde olur. Muhabbetin bu iki şartı, Kur’ân-ı kerîmde ve hadîs-i şerîfde bildirilmekdedir. ... (Allahü teâlâ, Mûsâ aleyhisselâma, yalnız benim için ne yaptın dedi. Yâ Rabbî! Senin için nemâz kıldım, oruc tuttum, zekât verdim ve zikir yaptım cevabını verince, kıldığın nemâzlar, seni Cennete kavuşturacak yoldur, kulluk vazîfendir. Orucların, seni Cehennemden korur. Verdiğin zekâtlar, kıyâmet günü, sana gölgelik olur. Zikrlerin de, o günün karanlığında, sana ışık olur. Benim için ne yaptın buyurdu. Yâ Rabbî! Senin için olan şeyi bana bildir deyince, Allahü teâlâ, yâ Mûsâ, sevdiklerimi sevdin mi ve düşmanlarıma düşmanlık ettin mi buyurdu. Mûsâ aleyhisselâm, Allahü teâlâ için olan en kıymetli şeyin, Hubb-i fillah ve Buğd-ı fillah olduğunu anladı.) [Mektûbât-ı Ma’sûmiyye c.1 m.22; Fâideli Bilgiler s.209]
- Alimlerin zineti, bilmiyorum demektir. Cahiller, atar atar söyler. Alim, her kelimeden korkar, vesika bulmadan söyleyemez
- Rahmet karşılıksızdır, azap ise isyanın karşılığıdır, cezasıdır. Azâba mâruz kalmamak için itâat edeceğiz. İtâat ettin mi, korkma.
- Peygamber efendimize “sallallahu aleyhi ve sellem” Allahü teâlâ nasıldır diye sormuşlar. Cevâben buyurmuş ki, “Gözlerini kapat Allah de, hatırına ne geliyorsa, Allah O değildir.”
- “İnde zikrissâlihîn tenzîlürrahme.” Allahü teâlânın dostlarının anıldığı yere Rahmet-i ilâhi nâzil olur. Yani, oradakilere Allahü teâlâ merhamet eder, günahları olanları affeder. Günahı olmayanları da kendisine yaklaştırır. Allahü teâlâya yaklaşmak demek, O’nun sevgisini kazanmak demektir.
- Allahü teâlâya kavuşmak isteyen, Allahü teâlâya götüren kapıdan geçsin. O kapı Evliyâ-yı kirâmın kapısı yani huzûrudur. Ev kapısının kıymeti yoktur. Kapıdan maksat sohbettir. Eshâb-ı Kirâm o kemâlâta sohbetle kavuştular. Evliyâ-yı Kirâm da Resûlullah efendimizin varisleridir. Onlar vereset-il Enbiyâdır. Hepimizin günahı çok, tevbemiz bozuk, tevbenin şartlarına uygun olması lazım. Tevbemizi unutuyoruz. Yüz kere tevbeni bozsan ümmidini kesme buyuruluyor. İşte bu bizim için büyük müjdedir. Hep ona rücû edeceğiz. Allahdan ümid kesilmez.
- Her şeyin yenisi makbuldür, iki şeyin eskisi makbuldür. Biri muhabbettir. Biri de ahbab.
- Mü’minler, iman yayılınca sevinir, kâfirlerde, küfür yayılınca, islama mâni olununca sevinir.
- Bütün kemâlât ve faziletler büyüklerin sohbetindedir. Onların sohbeti ele geçti mi herşey ele geçmiş demektir.
- Sohbetde istifade için edepli olmak şarttır. Şâh-ı Nakşibend hazretleri buyuruyor ki, hiçbir biedep vâsıl olamamıştır.
- Abdülkadîr-i Geylânî Hazretleri: “Her nasıl insan olursan ol, bize gel. Bizim evimiz ümitsizlik kapısı değildir. Ümitsiz olma. Tevbeni yüz kere bozsan da yine bize gel, ümitsiz olma, bizim kapımız Allahü teâlânın kapısıdır” buyuruyor. Allahü teâlâ herşeyi, hakikatlerden numune olarak yaratmıştır. Büyüklerin kapısı yani evi, Allahü teâlânın rahmet kapısıdır. Allahü teâlâ madde değildir. Madde olarak kapısı yoktur. Onun için Evliyanın kapısı, Allahü teâlânın kapısıdır.
|
| Eklenme Tarihi: 04.07.2008 21:30:25 |
| Yazıyı Ekleyen :
admin |
| Bu yazı Bugün 0 kez okundu. |
| Bu yazı Toplam 125 kez okundu. |
| admin bugüne kadar toplam 2778 yazı ekledi. |
|
|
|
..:: Son yorumlananlar ::.. |
|
|
|
..:: En Son Arananlar ::.. | |
|
adminler,
peyganberimiz,
DOST,
mukabele,
istihare,
adet,
suffa,
mest,
nmaz,
kizlar,
|
|
..:: Rasgele 5 Üyemiz ::.. | |
|
|
|
| Tefekkür Yazarları |
| Ayşe Üzümcü , Şükran Taşdelen ,Zeynep Işık ,Nurcan Hazyadaranlı Emine Güneş |
|
|
Bu siteye eklenen yazılardan, yazıların yazarları sorumludur. Yazı eklerken alıntı
yapılan kaynak mutlaka yazı sonunda belirtilmelidir. kendi yazınızı yazıyor
iseniz adınızı belirtmek zorunda değilsiniz kullanici adiniz yazınızın altında
yayınlanacaktır. Mevcut herhangi bir yazıdan rahatsız olanlar
suistimal@islamiyazilar.com mail adresine bilgi vererek duruma göre yazının
kaldırılmasını saglayablirler. islamiyazilar.com yazarlarin kendi goruslerine
saygi duymakla birlikte suc unsuru teskil eden yazilari yayinlamama veya
yayinlanmiş olanlari yayından kaldırma hakkını saklı tutar. |
|
|