|
..:: Bir Ayet ::..
|
|
Onlar senden, azabın çarçabuk getirilmesini istiyorlar; Allah,
va'dine kesin olarak muhalefet etmez. Gerçekten, senin Rabbinin katında bir gün, sizin saymakta olduklarınızdan bin yıl gibidir
|
|
..:: Bir Hadis ::..
|
|
Bağışını geri alan kimsenin durumu şu köpeğin durumu gibidir: Yalını yer, iyice doyunca kusar. Sonra kusmuğuna tekrar dönüp onu yer. |
|
|
İnternete güvenli bir başlangıç yapın
islamiyazilar.com'u ana sayfanız yapın
CUMANIZ MÜBAREK OLSUN
|
| |
|
| |
Bu büyüklerin kokusu nerede varsa, şifa
oradadır. | |
| |
Allahü tealanın en çok sevdiği amel ve
ibadet, kim olursa olsun, Onun kullarına hizmettir. Allahü telanın mahluklarına
karşı merhametli ve şefkatli olan, daima
merhametle karşılanır. | |
Allahü teala dünyayı değil, dünyanın sevgisini
kötülüyor.
Birgün Peygamberimiz ‘sallallahü aleyhi ve sellem’ Eshab-ı
kiramla bir yere gidiyorlardı. Yolda giderken, ölmüş ve kokuşmuş bir koyun
gördüler. Herkes burnunu tıkarken, Peygamber efendimiz koyunun başına geldi.
Eshab-ı kirama, içinizde bu koyunu seven var mı, diye sordular. Eğer sevilseydi
zaten sahibi bırakmazdı. Buyurdular ki; "Nefsim yeddi kudretinde olan Allaha
yemin ederim ki, Allah indinde dünya muhabbeti, bu koyuna olan muhabbetten daha
kötüdür". Bu koyun sevilmiyor, ama Allah dünyayı bu koyundan beter sevmiyor.
İnsanlarda bu dünyanın peşinden koşuyor. Eğer Allahü teala dünyayı bu koyun
kadar sevseydi, kendisine küfr eden, isyan eden, iman etmeyen kullarına bir
yudum su vermezdi. Eğer onlara çok çok veriyorsa, bu dünyaya kıymet verilmediği
içindir. Bu din çok mühim bir maksat için geldi. Cem’i zıddeyn muhaldir. Yani
hem aydınlık hem karanlık bir arada olmadığı gibi, iki zıt şey bir arada olmaz.
Ahirette bir cennet bir de cehennem vardır. Dünyada da insanların kalbinde ya
Allah sevgisi, ya da zıddı vardır. Allahü teala dünyayı değil, dünyanın
sevgisini kötülüyor. Allah sevgisinin yanına dünya sevgisini koyarsak, iki zıt
şey bir arada olmaz. Dolayısıyla, insanlar ahirette sevdikleriyle beraber
olacaklardır. Peygamber efendimiz ‘aleyhisselatü vesselam’ buyuruyorlar ki; Bu
dünya mel’undur, bu dünyada Allah için olmayan her şey de mel’undur. Allah
sevgisi varsa, dünya malı zarar vermez. Dünyanın kendisi değil, sevgisi
kötülenmiştir. Bir mübarek zât böyle anlatırken, birden durmuş... Sonra, kusura
bakmayın, şu önde duran bir kişi uykuya daldı, uykuda Peygamber efendimizi
‘aleyhisselatü vesselam’ gördü, o arkadaşınız, Resulullah efendimizi
dinlerken uyandırmak istemedim, onun için sustum, demiş. Sonra dünya muhabbeti,
sevgisi kötüdür diye anlatırken bir talebesi parmak kaldırmış, hocam, bir şey
sorabilirmiyim, demiş. Siz hep dünya şöyle böyle diyorsunuz, ama bu
varlıklarınız nedir demiş. Mübarek zât da, Rabbimiz dünyayı değil, dünya
sevgisini kötülüyor. Eğer o dünya sevgisi kalbimde olsaydı, siz beni
sevebilirmiydiniz? Siz beni dinlermiydiniz? Bu arkadaşınızın rüyasını
görebilirmiydim demiş. İbrahim aleyhisselamın ovaları, vadileri dolduran,
yediyüzbin büyükbaş hayvanı varmış. Bu büyüklerin arasında en fakir olanlardan
biri, Ubeydullâh-ı Ahrâr hazretleri imiş. Öyle ki, bir elbisesi varmış ve boyu
uzayınca elbise kısalıyormuş. Birgün bir lokantanın önünden geçerken bir fakiri
açlıktan ölecek halde görmüş. Parası da yokmuş. Lokantacıya, sana sarığımı
versem, sen de kesip bez yaparsın... bunun karşılında bu fakire bir çorba
verirmisin demiş. Lokantacı da olur demiş ve vermiş. Bu da cenab-ı Hakkın çok
hoşuna gitmiş ve Ubeydullahi Ahrar hazretlerine çok büyük servet vermiş. Ama
kendisi sadece dağıtıyormuş. Birgün gençlikte medresede dört arkadaş
kalıyorlarmış ve kalb hallerinden de hiç haberi yokmuş. Sadece ilm öğreniyormuş.
Birgün üç arkadaşı çok hasta olmuş. Doktor gelmiş, Ubeydullâh-ı Ahrâr
hazretlerine, hemen bu odayı boşalt, çünki bunlar bulaşıcı bir hastalığa müptela
oldu, sen de ölürsün demiş. Kaderse böyle ölürüm deyip, arkadaşlarını
bırakmayıp, gece gündüz onların hizmetlerini yapmış, kat’iyyen odayı terk
etmemiş. Sabah bir kalkmış ki, bütün vücudu değişmiş, nura gark olmuş. Anlamış
durumu.. hemen ellerini açıp, ya rabbi, bu arkadaşlara şifa ver diye dua etmiş
ve arkadaşları aslan gibi ayağa kalkmışlar. Allahü tealanın en çok
sevdiği amel ve ibadet, kim olursa olsun, Onun kullarına hizmettir. Allahü
telanın mahluklarına karşı merhametli ve şefkatli olan, daima merhamet ve
şefkatle karşılanır. Eden kendine eder. İyilik eden de kötülük eden de
kendine eder. Bir insan acaba ben Rabbimin indinde makbûlmüyüm, değilmiyim, ben
dua alabiliyormuyum, diye kendisine sormalıdır. İnsan ehlisünneti anlatan bir
kitabı veremiyorsa, niye yaşar ki? Peygamber efendimiz buyuruyor ki; Bid’atler
yayıldığı zaman, bir sünnetimi ihya edene, açığa çıkarana yüz şehid sevabı
verilir. Verdiğimiz kitabda kaç tane sünnet, kaç tane vacip, kaç tane farz
var... İman var. Bu fırsatı kaçırılırmı.. O halde, ahirette hiç kimse kimseye
kabahat bulamaz. Mevlana Hâlid-i Bağdadi hazretleri buyuruyorlar ki; Allahın dergahında
ehil, nâ ehil beraberdir. Onun dergahında sen bizdensin, sen bizden değilsin
diye bir ayırım yoktur.
Merhametli olana Allah merhamet eder, Merhamet
imandandır.
Mevlana Celaleddin-i Rumi hazretleri talebesinin birine bir
lira para vermiş, bana bir ekmek al demiş. O da ekmeği almış, hocasına vermiş.
Hocası; tamam sen işine bak demiş, sonra yola çıkmış, bu da peşinden gitmiş.
Mevlana Celâleddîn-i Rumi hazretleri bir mağaraya gitmiş, orada bir köpek
yavrulamış. Bakmış açlıktan ölecek, suya batırıp batırıp yedirmiş. Tam
çıkacakken talebesiyle karşılaşmış. Talebe; Bunda bir hikmet var, onu bana
söylermisiniz demiş. O da; bir hadis-i şerif söylemiş. Hadis-i şerifte Peygamber
efendimiz ‘aleyhisselatü vesselam’ buyuruyorlar ki; Nefsim yeddi kudretinde olan
Allaha yemin ederim ki, Allahü tealanın mahluklarına kim merhamet ederse, Allah
ona merhamet eder. Merhameti olmayana Allah merhamet etmez. Merhamet,
imandandır. Onun için, bu din merhametle bugüne kadar gelmiştir. Acımayana
acımazlar. Birgün Peygamber efendimiz ‘aleyhisselatü vesselam’ torunlarını
öpüyormuş, birisi de orada duruyormuş. Ya Resulallah, ben ömrümde ne
çocuklarımı, ne torunlarımı öpmedim, demiş. Buyurmuşlar ki; Merhametli olana,
Allah merhamet eder.
İnsan sevdiğine itaat eder.
Mü’min mü’mini görse, şifa bulur. Büyük bir zat hasta olmuştu,
şu anda hocamın sevdiği biri, hocamın kokusu olan biri gelse hemen sıhhatime
kavuşurum, hastalığımdan hiçbirşey kalmaz buyurmuş. Çünki, bu büyüklerin
kokusu nerede varsa, şifa oradadır.
Sevmenin üç alameti vardır. Birincisi; Bir insan, kendisinin
sevdiğini kim seviyorsa onuda sever, sevdiğini kim sevmiyorsa onu sevemez.
Sevdiğinin kitaplarını kim seviyorsa, elinde olmadan onu sever, tenkit ediyorsa,
sevmiyorsa onu sevemez...ve ona (tenkit edene) sevgisi varsa, o zatı sevmiyor
demektir. İkincisi; Bir insan sevdiğine itaat eder. Fakat aklına, mantığına,
gördüğüne değil, sözüne itaat eder. Nitekim, Mevlana Celâleddin-i Rumi, Şemsi
Tebrizi hazretlerine kavuştuktan sonra, onu çok seviyormuş, fakat işin içine
akıl karışıyormuş. Bakmış felakete gidiyor ve en sonunda, ben hocama kavuştum,
aklımı bıraktım ve kurtuldum, buyurmuş. Üçüncüsü; İnsan hep sevdiğinden bahs
eder. Elinde değildir... hep ondan bahs edilmesini, onun konuşulmasını
ister.
Temizlik imandandır.
Büyüklerin mühim iki özelliği vardır; Biri tertip, ikincisi
temizlik. Her işleri düzenli, tertipli olurdu. Buyururlardı ki; "Kardeşim, tozlu
yere şeytanlar toplanır, temiz yere melekler toplanır". Gençler Eshab-ı kirama;
efendim, sizin ne hususiyetiniz vardı da, Allahü teala sizi böyle yüce bir
Peygambere eshab yaptı, Onun sohbetine kavuşturdu diye sordular. Eshab-ı kiram
buyurdular ki; Biz temiziz, temizi severiz. Onun için, temizlik imandandır.
Tabii bir kalp temizliği ve birde çevre temizliği var. Neticede, Allah temizleri
sever.
Yarın gece çok mühim bir gece. Duaların kabul
edildiği, ecellerin belirlendiği gecedir. Resulullah efendimiz sallallahü
aleyhi vesellem buyurdu ki: (Şaban, öyle faziletli bir aydır ki, insanlar bundan
gafildir. Bu ayda ameller, âlemlerin Rabbine arz edilir. Ben de, amelimin oruçlu
iken arz edilmesini isterim.) (Ramazandan sonra en faziletli oruç, Şaban ayında
tutulan oruçtur.) (Şabanda üç gün oruç tutana, Hak teâlâ, Cennette bir yer
hazırlar.) (Şu beş gecede yapılan dua geri çevrilmez. Regaib gecesi, Berat
gecesi, Cuma gecesi, Ramazan ve Kurban bayramı gecesi.) (Şabanın 15. gecesini
ibadetle, gündüzünü de oruçla geçirin! O gece Allahü teâlâ buyurur ki: “Af
isteyen yok mu, affedeyim. Rızk isteyen yok mu, rızk vereyim. Dertli yok mu,
sıhhat, afiyet vereyim. Ne isteyen varsa istesin, vereyim” Bu hâl, sabaha kadar
devam eder.)
Peygamber efendimiz Berat gecesinde, (Allahümmerzuknâ kalben
takıyyen mineşşirki beriyyen lâ kâfiren ve şakıyyen) duasını çok
okurdu.
Allahü tealaya emanet olunuz efendim.
| |
Ey güzeller güzeli, ey
gönüller kıblesi, Aslı, doğruyu gören, ehl-i sünnet varisi. Sensin
mürşid-i kamil, sensin ilmin hamisi, Sensin dertlere deva, zamanın bir
danesi...
Görmeyip bu güzeli, iyi
anlamayanlar, Bu bulunmaz pınara, kabını koymayanlar, Aşkiyle tutuşup da,
yanıp kavrulmayanlar, Ne büyük zarardadır, nasibi olmayanlar!
Vurulmamak ne mümkün! nur akan
simanıza, Seçilmişler kavuşur, hizmete zatınıza. Bilsek ki karşılıktır,
bizdeki hakkınıza, Cana minnet bilirdik, kulluğu kapınıza.
Duymakla tebdil oldu, mubarek
isminizi, Kalbimizin dileği, gönlümüzün sevgisi. Kurtarır layık olsak,
teveccühünüz bizi, Neler kazanmazdık ah! tanıyabilsek sizi.
Doğrusu bu cihanda, başkaca ışık
yoktur, Olsa bile sönüktür, ziyasız ve donuktur. Sizi bilenler bilir,
bilmeyene söz yoktur, Bu nadide sofrada, kırıntı bize çoktur.
Bizden sadır olanlar, sizi sena
edemez, Boş laftan, yanlış sözden, daha öte gidemez. Hakire sükut düşer,
karga nağme edemez! Sizi meth-ü senaya, diller de kafi gelmez.
Bizimki övmek değil; nafile bir
gayrettir, Belki birkaç söz ile, şems’i tarif etmektir. Aşığa gönül gerek,
bizlerdeki yürektir, Bu yolda makbul olan, kendini hiç bilmektir.
| |
|
nureddinbayram
05 Eylül 2008 Cuma 13:19:51
|
allah sizden razı olsun hepimiz hayırlı cumalar |
rositav
05 Eylül 2008 Cuma 12:40:2
|
Allahu teala razı olsun sizinde cumanız mübarek olsun hayırlara vesile olsun işAllah |
| Eklenme Tarihi: 05.09.2008 12:16:44 |
| Yazıyı Ekleyen :
admin |
| Bu yazı Bugün 5 kez okundu. |
| Bu yazı Toplam 156 kez okundu. |
| admin bugüne kadar toplam 3030 yazı ekledi. |
|
|
|
| |
..:: Son yorumlananlar ::.. |
|
|
|
..:: En Son Arananlar ::.. | |
|
yorum yaz,
fetih,
hz.hasan,
Muhammed,
ortaklik,
save,
salih amelle,
seyma,
HZ. YUSUF,
nebe,
|
|
..:: Rasgele 5 Üyemiz ::.. | |
|
|
|
| Tefekkür Yazarları |
| Ayşe Üzümcü , Şükran Taşdelen ,Zeynep Işık ,Nurcan Hazyadaranlı Emine Güneş |
|
|
Bu siteye eklenen yazılardan, yazıların yazarları sorumludur. Yazı eklerken alıntı
yapılan kaynak mutlaka yazı sonunda belirtilmelidir. kendi yazınızı yazıyor
iseniz adınızı belirtmek zorunda değilsiniz kullanici adiniz yazınızın altında
yayınlanacaktır. Mevcut herhangi bir yazıdan rahatsız olanlar
suistimal@islamiyazilar.com mail adresine bilgi vererek duruma göre yazının
kaldırılmasını saglayablirler. islamiyazilar.com yazarlarin kendi goruslerine
saygi duymakla birlikte suc unsuru teskil eden yazilari yayinlamama veya
yayinlanmiş olanlari yayından kaldırma hakkını saklı tutar. |
|
|