“Daha vakti var, ilerde yaparım” demek, şeytanın mü’minlerin kalplerine bıraktığı bir vesvesedir.
..:: Menü ::..

..:: Bir Ayet ::..

Onlar senden, azabın çarçabuk getirilmesini istiyorlar; Allah, va'dine kesin olarak muhalefet etmez. Gerçekten, senin Rabbinin katında bir gün, sizin saymakta olduklarınızdan bin yıl gibidir


..:: Bir Hadis ::..

Allah bir kulu sevdi mi, onu dünyadan korur. Tıpkı sizden birinin hastasına suyu yasaklaması gibi.



İnternete güvenli bir başlangıç yapın
islamiyazilar.com'u ana sayfanız yapın

Anasayfa » Genel Makaleler » CUMA NAMAZI İLE İLGİLİ YAZI


CUMA NAMAZI İLE İLGİLİ YAZI
 
Bu yazıyı facebookta paylaşıp daha çok kişinin görmesine vesile olmak için tıklayın...















Allahü teala azâmet ve kibriya bana aittir,

kim bu hususta bana ortak olmak isterse onu yakarım, buyuruyor






 

   Mübarek Cumanızı tebrik eder, müstecâb dualarınızı istirhâm ederiz efendim

 





 


   Fatih Sultan Mehmed Han İstanbulu feth ettiği zaman hocası Akşemseddin hazretlerine, Cum’a namazını Ayasofyada kılmak istediğini ve hocası Akşemseddin hazretlerinin imam olmasını söylemiş. Bütün millet Ayasofyayı cami yapmak için seferber olmuş. Cuma gününe cami yetiştirilmiş, cemaat namaza başladığı sırada Fatih Sultan Mehmed Han' ın abdesti kaçmış. Tabii sultanın yanında da rasgele insanlar olmaz... sağında ve solunda da en büyük hocalar, şeyh efendiler saf tutmuşlar. Kamet getirilmiş, imam Allahü ekber demiş, Fatih Sultan Mehmed han, neyapacağını şaşırmış..  Abdestsiz namaz kılınmaz. Abdest almağa çıksa izdiham olacak,... Abdestsiz yatıp kalksa, Cum’adan mahrum kalacak. Ya rabbi, ben ne yapayım şimdi derken, yanındaki bir şeyh efendi firasetiyle vaziyeti anlamış. Cübbesini açmış, buradan abdest al demiş. Sultan bakmışki, çeşme var, su var. Acele olarak abdestini almış ve rükua varmadan evvel hocaya yetişmiş. Namaz bitmiş, selam verilmiş, dualar yapılmış, ertesi gün Fatih Sultan Mehmed Han hazretleri hocası Akşemseddin hazretlerini ziyarete gitmiş. Ayrılırken, hocam dua buyurun demiş. O da, Allah iman selameti versin, demiş. Fatih, beklemiş kalmış, daha uzun dua bekliyormuş. Hocası sormuş, ne oldu, beyenmedinmi  demiş. O da, bu kadar mı efendim demiş. Akşemseddin hazretleri ‘rahmetullahi teala aleyh’, dün sana keramet olarak cübbesini açıp abdest aldıran şeyh efendi bir saat evvel vefat etti, ama imansız gitti. Çünki ona kibir geldi demiş.


      İmanla ölmek en büyük gayedir... son nefesde imanla ölmek için du etmekde çok mühimdir. Kibir küfre en yakın, en büyük günahtır. Çünki Allahü teala Azâmet ve kibriya bana aittir, kim bu hususta bana ortak olmak isterse onu yakarım, buyuruyor.


 

            Muvaffak olamamak iki sebeple olur; Kibir ve israf.   Büyük bir zât buyuruyor ki; Eğer biri, iğne ile uludağ toz hale gelebilir dese inanılır,... fakat kalbinden kibrin tamamı gider derse, inanılmaz. Kibir böyle kötü bir hastalıktır. Çünki, yapıştırma falan değil, hücrelerin içine geçmiştir. Bu kibrin tamamen çıkması, temizlenmesi mümkün değildir. O halde çare nedir..? neyapmak lazımdır..?  Kötü huylu birinin bir bağçesi varmış. Bağçesinin kenarlarına, insanlara zarar versin diye diken dikmiş. Zamanla dikenler büyümüş, bağçenin dışına taşmış. İnsanlar da geçecek başka yer olmadığından, oradan geçiyorlarmış hakat her taraflarına diken batıyormuş. Dayanamamışlar, ne olur bu dikenleri kes demişler. O da; size ne, bağçe benim demiş. Onlar da valiye şikayet etmişler. Vali de adamı çağırmış, insanlar rahatsız oluyorlar, dikenleri kes demiş. Adam yine, bağçe benim demiş. Vali de; bağçe seninse, millet de benim, bağlayın bunu atın hapse, dövün demiş. Adam hapse götürülürken beni valiye götürün demiş. Valiye geri getirmişler, vali bey, siz haklısınız, ben yanlış yaptım demiş ve doğru bahçesine gitmiş. Dikenler okadar büyümüş ve kök salmışki, temizlemek mümkün değil,.. daha evvel temizlenmesi lazımdı... fakat başka çareside yok, temizlenecek.. valinin emri var.. kartlaşmış dikenleri keserken, dikenler batmış ve adam ölmüş... Peki ne yapması gerekirdi? Bunu anlatan zât diyor ki;  O ağaçların aşı olması lazımdı, o köklerin üzerinde dikenler yerine güller açabilirdi... yani bir mürşid-i kamile gitmesi lazımdı ve o mübarek zât aşı yapacaktı, sonra o aynı köklerden güller, sümbüller, çiçekler açacaktı, meyveler yetişecekti. Madem ki bu kötü ahlak kök salmış, yapacağımız şey mürşid-i kamile gidip, onun vereceği ahlakla ahlaklanmaktır, yani aşı yaptırmaktır. Aşı tutar fakat bu aşıyı yapabilen mütehassısa gitmek lazım, sahtelerine gidilmez, fayda yerine zarar olur. Hakikisi bulunamazsa kitablarına müracaat edilir.
       Bir mübarek zâttan faydalanmanın iki şartı vardır. Birincisi, velinin silsilesi, Resulullaha (sallallahü aleyhi vesellem) kadar belli olmalıdır. Resulullah efendimiz, feyzin kaynağıdır. Feyz, Allah sevgisi demektir. Onun kalbindeki feyzler bütün kainata her an devamlı olarak gelir. Ama almak ayrı bir meseledir. Peygamber efendimiz  sallallahü aleyhi vesellem Allah sevgisinin havuzudur, orada çeşitli musluklar vardır, ama kaynak aynıdır, hepsi ehl-i sünnetdir. Yani silsile belli olmalıdır. İkinci şart, dinini öğrendiği zâttan zerrenin zerresinin zerresi şüphesi olmamalıdır. Feyzi, yani Allah sevgisini veren, şuna vereyim, buna vermeyeyim diye ayırmaz, uygun olmayanlarda feyz almağa devam eder, fakat aldığı feyz birikir birikir, aynı şeker hastasına şeker zarar verdiği gibi, düşmanlığa dönüşür. İlk düşmanlık, arkadaşlarına olur, sonra hocasına kadar düşmanlığı olabilir. Bu çok tehlikelidir. Bu tehlikeden kurtulmak için, Mevlana Celaleddin-i Rumi hazretlerinin buyurduğu gibi, aklımı bıraktım ve kurtuldum demeliyiz. Mü’minler bir araya geldiği zaman istese de istemese de Allah sevgisi mutlaka kalbden kalbe geçer. Ancak, üç kişi bundan istifade edemez. Birincisi; kafir, ikincisi; hocasını inkar eden, üçüncücü; hocasını imtihan eden. Bunların kalbine aşk, muhabbet giremez, kalbleri kararır. Bunlar etrafına zarar verir. Hatta kabirlerinden bile zulmet gelir, onun için Peygamber efendimiz ilk zamanlar eshab-ı kirama kabir ziyaretini yasak etmişti, daha sonra müslümanlarda vefat ettikten sonra serbest bırakıldı. Kitab okurkende çok dikkat etmeliyiz. Kitabın içindekilerden daha çok yazarı mühimdir. Kalbden çıkanlar kalblere tesir eder. İtikadı bozuk olan insanların yazdığı kitabları okuyanlar, yazarından etkilenip itikadı bozulabilir. Büyükler, pis borudan şifa gelmez buyuruyorlar, vücudumuzun gıdasını almakta dikkat ettiğimiz gibi ruhumuzun gıdasını almaktada dikkat etmeliyiz, hatta daha çok dikkatli olmalıyız. Ruhun gıdası ilimdir, dindir, ibadetlerdir.  Bedene bozuk gıda alan ölür, fakat ruha bozuk gıda alan imanını kaybeder. Yemeğin nasılki temiz olmasına dikkat ediyorsak, okuyacağımız kitabıda iyi seçmeliyiz. Yazan, yazdığından önemlidir.
 

       Allahü tealaya emanet olunuz efendim.
 



Cevap yazmak için üye olun


Yazıyı çok sevdim hemen arkadaşıma göndereyim

Adınız Soyadınız
Arkadaşınızın adı soyadı
Arkadaşınızın E-Posta adresi



Eklenme Tarihi: 24.06.2008 10:51:48
Yazıyı Ekleyen : admin
 Bu  yazı Bugün 0 kez okundu.
 Bu  yazı Toplam 3404 kez okundu.
admin bugüne kadar toplam 3487 yazı ekledi.
..:: Üye Paneli ::..
K.Adı :
Şifre  :
Beni Hatırla

..:: Favorilerimiz ::..
halı yıkama
nasıl gidilir
metal detectors
ilginç videolar
karikatürler

..:: Son yorumlananlar ::..

''Allah (Haşa) Seçimlerimizi Bilemez'' Diyen Hocalara Cevap

KOMİK RESİMLİ YAZILAR

hadis

yemek tarifleri resimleri

HADİSLERİN EN GUZELİ


..:: Günün Yazıları ::..

4 BÜYÜK KİTAP HANGİ PEYGAMBERLERE GELDİ

KURANDAKİ SIRAYA GÖRE SURE İSİMLERİ

yemek tarifleri resimleri

Avlanmak günahmıdır avcılık günahmıdır harammıdır

Genç kız


Bugün Hiç Okunmadılar..

Bilir misin?

GERCEK BİR HİKAYE

GERÇEK SEVGİ: ALLAH RIZASI İÇİN SEVMEK

HAYIRLI CUMALAR . . .

Tüm Nimetlerin En Üstünü: Allah'ın Rızası


..:: Online Üyeler ::..


Doğum Günü Bugün Olanlar
işil , 123cakir98 , c4g3r , habib , SELATÜ VESSELAM , ALLAH İÇİN , cemile , mehmet ketboğa , burak03@hotmail.fr , meliş , özkaynak , fethullah , beyzaşahin ,

..:: Arama ::..

Bul:  

..:: En Son Arananlar ::..

çocukfatihaaz olsun,yoklukhz.muhammedsemamizahtevbe edenKIYAMETduyu

..:: Rasgele 5 Üyemiz ::..

   *ÜSTÜNBAŞ*
   asik
   karaecel
   cemo
   kelami

Bu siteye eklenen yazılardan, yazıların yazarları sorumludur. Yazı eklerken alıntı yapılan kaynak mutlaka yazı sonunda belirtilmelidir. Mevcut herhangi bir yazıdan rahatsız olanlar suistimal@islamiyazilar.com mail adresine bilgi vererek duruma göre yazının kaldırılmasını sağlayablirler.