|
..:: Bir Ayet ::..
|
|
Onlar senden, azabın çarçabuk getirilmesini istiyorlar; Allah,
va'dine kesin olarak muhalefet etmez. Gerçekten, senin Rabbinin katında bir gün, sizin saymakta olduklarınızdan bin yıl gibidir
|
|
..:: Bir Hadis ::..
|
|
Bir kısım insan vardır, Allah'ın mülkünden haksız bir surette mal elde etmeye girişirler. Halbuki bu, Kıyamet günü onlara bir ateştir, başka değil. |
|
|
Başlangıç sayfanıza talibiz
islamiyazilar.com'u ana sayfanız yapın
Cuma Hutbesi
|
 |
| |
|
|
| |
“Bir babanın evladına bırakabileceği en değerli hediye güzel bir terbiyedir” (Tirmizi, Birr 33)
Muhterem mü’minler,
Din, insana doğuştan verilen bir duygu, insanlık tarihinde sosyal bir gerçekliktir. Kur’an’ımızın ifadesiyle hem bu dünya hayatımızın hem de ahiret hayatımızın saadetini temin eden fıtrattır. Bu böyle iken geride bıraktığımız iki asır boyunca pek çok sosyolog ve filozof sanayileşme ve modernleşmeye bağlı olarak dinin toplum hayatından çıkacağını savunmuşlardı. Ancak bugün gelinen noktada sosyal problemler, dünyaperestlik, insanların birbirine yabancılaşması, yalnızlık duyguları, kendini boşlukta hissetme, tamahkârlık, hırs ve güvensizlik gibi sosyal ve psikolojik problemler, dînin hayat veren cihanşümul ilkelerine, insanlığın ne kadar da muhtaç olduğunu ortaya koymuştur. Gelişmiş teknik donanım ve lükse rağmen insanlık aradığı huzuru bulamamış, ruhundaki manevi açlığı doyuramamıştır. Bir bakıma insanlık yeniden fıtratı ile karşı karşıya kalmıştır. Zira gerçek bu idi. Nitekim bu durum Kur’an-ı Kerim’de şöylece beyan edilmişti: “(Resûlüm!) Sen yüzünü hanîf olarak dine, Allah insanları hangi fıtrat üzere yaratmış ise ona çevir. Allah' ın yaratışında değişme yoktur. İşte dosdoğru din budur; fakat insanların çoğu bilmezler.” (Rum Suresi, [30:30])
Değerli mü’minler,
İlahî dinlerin mükemmeli olan İslam dini, insanlığın yaratıcısına, nefsine ve içinde yetiştiği toplumuna karşı sorumlu, yüksek ahlakın gerektirdiği davranış bilincine sahip, madde ve mana ilişkisini dengelemiş kişiler olarak yetişmesini hedeflemiştir. İnsan, maddî ve manevî yönleri olan bir varlıktır ve eğitime muhtaçtır. “Siz, hiçbir şey bilmezken Allah, sizi analarınızın karnından çıkardı; şükredesiniz diye size kulaklar, gözler ve kalpler verdi.” (Nahl Suresi, [16:78]) ayeti buna dikkatlerimizi çekmiştir.
Bundan dolayıdır ki, dinimiz, genel eğitimle birlikte din eğitimi ve öğretimi konusunda da bize önemli sorumluluklar yüklemiştir. Sevgili peygamberimiz (sav), çocukları “Cennet çiçeği” ve “gönül meyvesi” olarak nitelemiş ve “Bir babanın evladına bırakabileceği en değerli hediyenin güzel bir terbiye” (Tirmizi, Birr 33) olduğuna vurgu yapmıştır. Müslüman ahlâk alimleri de eğitimin, ana-baba üzerinde çocuğun bir hakkı olduğunu ifade etmişlerdir.
Muhterem mü’minler,
Her alandaki eğitim gibi, din eğitimi de insanın çocukluk yılarından itibaren verilmesi gereken bir eğitimdir. Çocuğun ruhsal ve zihinsel gelişimine uygun olarak verilmesi gereken din eğitimi ilgi, sevgi, kolaylık, yumuşaklık ve hoşgörü ilkeleri içerisinde verilirse bir kıymet ifade eder. Çocuklar bu eğitimi evden almaya başlar, okullarda devam eder. Bu sebeple evde bulunan bir seccade, evde okunan Kur’an-ı Kerim ve sofrada yapılan dua, çocukta dini duygunun oluşmasına katkı sağlayacaktır. Doğru temellere dayalı bir din eğitimi, insanın manevi gelişiminde, çağdaş hayatın gergin ortamını yumuşatmada, var oluşun gaye ve anlamını kavramada, şahısların toplumsal değerler etrafında bütünleşmesinde çok önemli fonksiyonlar icra edecektir. Diğer taraftan insan fıtratında bulunan inanma ve ibadet etme arzusu doğru bir şekilde yönlendirilmez ise, gelecek neslin yanlış inanç ve fikirlere dalmasının önüne geçilenmez.
O halde değerli kardeşlerim,
Başta İslam toplumu olmak üzere bütün insanlığı tehdit eden şiddet ve sapık inançların din eğitimindeki kusur ve ihmallerden kaynaklandığını unutmayalım. Dünya hayatındaki geçici nimetlerin insanı tatmin etmeyeceğini, ancak hakiki bir dînin gerek maddi gerekse manevi dünyamızı anlamlı hale getireceğini bilelim. Bu anlamda yüce dinimizin inanç, ibadet, sosyal hayat ve ahlakla ilgili ilkelerini başta çocuklarımız olmak üzere, sorumluluk alanımızdaki diğer kişilere öğretmeye gayret edelim. Onun için de Teşkilatımızın yaz tatili kurslarını iyi değerlendirelim. Hutbemizi çocuk eğitiminde bir model olarak gösterebileceğimiz Lokman (as)’ın, oğluna verdiği şu öğüt ayetiyle bitirmek istiyoruz. “Yavrucuğum! Namazı kıl, iyiliği emret, kötülükten vazgeçirmeye çalış, başına gelenlere sabret. Doğrusu bunlar, azmedilmeye değer işlerdir.” (Lokman Suresi, [31:17]) |
| Eklenme Tarihi: 12.06.2009 12:20:11 |
| Yazıyı Ekleyen :
nureddinbayram |
| Bu yazı Bugün 0 kez okundu. |
| Bu yazı Toplam 763 kez okundu. |
| nureddinbayram bugüne kadar toplam 1415 yazı ekledi. |
|
|
|
| |
..:: Son yorumlananlar ::.. |
|
|
|
..:: En Son Arananlar ::.. | |
|
yedi,
umre,
uhut,
ufo,
temyiz,
soy,
siyah,
sigil,
seydam,
sait,
|
|
..:: Rasgele 5 Üyemiz ::.. | |
|
|
|
| Tefekkür Yazarları |
| Ayşe Üzümcü , Şükran Taşdelen ,Zeynep Işık ,Nurcan Hazyadaranlı Emine Güneş |
|
|
Bu siteye eklenen yazılardan, yazıların yazarları sorumludur. Yazı eklerken alıntı
yapılan kaynak mutlaka yazı sonunda belirtilmelidir. kendi yazınızı yazıyor
iseniz adınızı belirtmek zorunda değilsiniz kullanici adiniz yazınızın altında
yayınlanacaktır. Mevcut herhangi bir yazıdan rahatsız olanlar
suistimal@islamiyazilar.com mail adresine bilgi vererek duruma göre yazının
kaldırılmasını saglayablirler. islamiyazilar.com yazarlarin kendi goruslerine
saygi duymakla birlikte suc unsuru teskil eden yazilari yayinlamama veya
yayinlanmiş olanlari yayından kaldırma hakkını saklı tutar. |
|
|