|
..:: Bir Ayet ::..
|
|
Onlar senden, azabın çarçabuk getirilmesini istiyorlar; Allah,
va'dine kesin olarak muhalefet etmez. Gerçekten, senin Rabbinin katında bir gün, sizin saymakta olduklarınızdan bin yıl gibidir
|
|
..:: Bir Hadis ::..
|
|
Bir kısım insan vardır, Allah'ın mülkünden haksız bir surette mal elde etmeye girişirler. Halbuki bu, Kıyamet günü onlara bir ateştir, başka değil. |
|
|
İnternete güvenli bir başlangıç yapın
islamiyazilar.com'u ana sayfanız yapın
Cennet gençlerinin seyyidi
|
 |
| |
|
|
| |
Cennet gençlerinin seyyidi: Hz. HÜSEYİN
Ümm-i Hâris hazretleri anlatır: Birgün Resulullahın huzuruna varıp, bir rüya gördüğümü ve çok korktuğumu arzettiğim zaman, buyurdular ki:
- Ne gördün?
- Sizin vücudunuzdan bir parça kestiler, benim yanıma eklediler.
- İyi görmüşsün, Fatıma' nın bir oğlu olacak ve senin yanında kalacaktır.
Beraber mescidden çıktılar
Bir
müddet sonra, Hz. Hüseyin dünyaya geldi. Resulullah her sabah namazını
kıldıktan sonra, mübarek yüzünü eshab-ı kirama çevirirlerdi. Üzüntülü
kimseler yüzünü görseler, mesrur olurlardı. O gün sabah namazından
sonra, yüzlerini döndürmeden, Hz. Ali' yi çağırdılar. Beraber mescidden
çıktılar. Eshab-ı kiram nereye, niçin gittiklerini anlayamadılar.
Tekrar dönerler diye oturdular. İkisi Hz. Fatıma' nın evine gittiler.
Peygamberimiz
Hz. Ali' ye, kapıda durup, kimseyi içeri sokmamasını emretmişlerdi. Hz.
Hüseyin doğmuş, melekler tebrik etmek için gelmişlerdi. Hz. Ebu Bekir
duramayıp, Hz. Ali' nin evine gitti. Sonra Hz. Ömer, sonra Hz. Osman ve
bütün eshab-ı kiram Hz. Ali' nin evine gittiler.
Hz. Ebu Bekir,
Hz. Ali' den, Resulullahın nerede olduğunu sordu. Hz. Ali, içerde
olduklarını bildirince, Hz. Ebu Bekir buyurdu ki:
- İzin verirsen, ben de gireyim.
- Allahın Resulü meşguldür.
- Benim içeri girmememi sana emretti mi?
- Hayır, yalnız dörtyüzyirmidörtbin melek geldi.
Hz. Ebu Bekir hayret edip, durdu.
Bir
müddet sonra, Resulullah dışarı çıkıp, herkesin içeri girmesini
emrettiler. Eshab-ı kiram içeri girdiler. Hz. Ali' nin meleklerin
sayısındaki sözü söylendi. Resulullah efendimiz Hz. Ali' ye sordular:
- Meleklerin sayısını nasıl bildin?
- Melekler grup grup geliyorlardı. Herbiri bir dil ile konuşurlardı ve sayılarını bildirirlerdi.
Bunun üzerine Resulullah efendimiz buyurdu ki:
- Allah aklını ziyade etsin ya Ali!
Cennet gençlerinin efendisi
Resulullah efendimiz Hz. Hüseyin doğduğu zaman, kulağına, (O, cennet gençlerinin efendisi, seyyididir) diye seslenmişlerdi.
Hz.
Üsame bin Zeyd, bir gece Peygamber aleyhisselamı gördüğünü ve Onun,
(Bunlar benim oğullarımdır, kızımın oğullarıdır. Allahım ben onları
seviyorum, sen de onları sev ve onları sevenleri de sev) buyurduğunu
rivayet etmektedir.
Bir defasında da, (Hüseyin benden, ben Hüseyin' denim, Allahü teâlâ Hüseyin' i seveni sever) buyurmuştu.
Allahü teâlâ Kur' an-ı kerimde, ehl-i beyte, mealen buyuruyor ki:
(Allahü teâlâ, sizlerden ricsi, yani her kusur ve kirleri gidermek istiyor ve sizi tam bir taharet ile temizlemek irade ediyor.)
Bu ayet-i kerime gelince, eshab-ı kiram sordular.
- Ya Resulallah! Ehl-i beyt kimlerdir?
Benim ehl-i beytim
O
esnada, Hz. Ali geldi. Mübarek hırkasının altına aldılar.
Fatıma-tüz-Zehra da geldi. Onu da yanına aldılar. İmam-ı Hasan geldi.
Onu da bir yanına, sonra gelen İmam-ı Hüseyin' i de öbür tarafına alarak
buyurdular ki:
- İşte bunlar, benim ehl-i beytimdir.
Bu ayet-i kerime ve ilgili hadis-i şerifler, Resulullahın iki mübarek torununu sevmenin şart olduğunu belirtmektedir.
Hz. Hüseyin buyurdu ki:
Birgün
yüksek dedemin huzuruna varmıştım. Übey bin Kâb da orada idi. Bana,
"Merhaba, ey Ebu Abdullah, ey göklerin ve yerin süsü" diye hitap
ettiler. Übey bin Kâb hazretleri dedi ki:
- Ya Resulallah! Gökler ve yer için, senden başka süs var mıdır?
Resulullah bunun üzerine buyurdular ki:
-
Beni insanlara Peygamber olarak gönderen Allahü teâlânın hakkı için,
Hüseyin bin Ali, yeryüzünün merkezinin süsüdür. Ondan ziyade süs,
göklerin tabakalarıdır.
Birgün Hz. Hüseyin, Resulullah
efendimizin yanında idi. Annesine gitmek istiyordu. Hava yağmurlu idi.
Resulullah efendimiz duâ buyurdu. Hz. Hüseyin eve gidinceye kadar,
yağmur ara verdi.
Birgün Resulullah efendimiz, Hz. Hüseyin' i sağ dizine, oğlu İbrahim' i sol dizine aldı. Cebrail aleyhisselam gelip dedi ki:
- Hak teâlâ, bu ikisinden birini alacaktır. Sen birini seç!
Resulullah efendimiz buyurdu ki:
-
Eğer Hüseyin vefat ederse, benim canım yandığı gibi, Ali' nin ve
Fatıma' nın da canları yanar. Eğer İbrahim giderse, en çok ben üzülürüm.
Benim üzüntümü, onların üzüntüsüne tercih ediyorum.
Üç gün sonra oğulları İbrahim vefat etti.
Resulullah efendimiz, Hz. Hüseyin yanına her gelişinde, onu öper ve buyururdu ki:
- Selamet ve saadet o kimseye ki, oğlum İbrahim' i ona feda ettim.
Hz.
Hüseyin' in ilk çocukluğu Resulullah efendimizin derin sevgi ve şefkati
içinde geçti. Ancak bu hâl, çok sürmedi. Zira Peygamber efendimiz vefat
ettiler. Hz. Hüseyin, bundan sonra ilmini ve edebini babasının yanında
tamamladı.
Etrafını aydınlatırdı
Hz. Hüseyin' in yüzü,
karanlık gecede etrafını aydınlatırdı. Yaya olarak yirmibeş defa hacca
gitti. Beraberindekiler bineklere binse de, kendisi binmezdi. Çok
cömert idi. Buyurdular ki:
- Cömert, efendi olur; cimri, hor
olur. Bu âlemde bir mümin kardeşinin iyiliğini, kendinden önce düşünen,
öbür âlemde daha iyisini bulur.
Eshab-ı kiramdan Hz. Dıhye,
devamlı ticaret için sefere gider gelirdi. Çok güzel yüzlü idi. Cebrail
aleyhisselam çok defa Resulullahın huzuruna Dıhye şeklinde gelirdi.
Birgün Cebrail aleyhisselam Fahr-i âlem hazretlerinin huzurunda
bulunuyordu.
Dıhye, dedemizin yanında
O zaman henüz küçük
olan Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin' den biri, Cebrail aleyhisselamı gördü.
Hemen kardeşinin yanına koşarak dedi ki:
- Dıhye, dedemizin yanında oturuyor, haydi gidelim.
Koşup mescide girdiler.
Cebrail
aleyhisselamın dizlerine oturdular. Ellerini Cebrail aleyhisselamın
koynuna soktular. Resulullah efendimiz, torunlarının bu hareketini
görünce hicâb edip, mâni olmak istedi. Cebrail aleyhisselam,
Resulullahın mahcup olduğunu görünce, dedi ki:
- Ya Resulallah!
Niçin sıkılıyorsunuz? Fatıma teheccüd namazını kılarken, Hak teâlâ beni
gönderir, bunların beşiklerini sallardım. Böylece Hz. Fatıma rahatça
namazını kılardı. Bazan da bunların anneleri namazdan sonra uyurken,
bunlar ağlardı. Hak teâlâ yine beni gönderir, anneleri uyanmasın diye,
beşiklerini sallardım, ağlamazlardı. Çocukların bu hareketini bana
karşı edepsizlik saymayın. Bunların yanıma gelip, ellerini koynuma
sokmalarında bir mahzur yoktur.
Resulullah efendimiz buyurdu ki:
-
Ey kardeşim Cebrail! Şimdi bir şey yapmadılar. Daha ileri giderler
endişesiyle mâni oldum. Çünkü, eshabımdan Dıhye isminde birisi vardır.
Çok kere sefere çıkar. Her dönüşünde bunlara hediye getirir. Sizi Dıhye
zannedip, ellerini koynunuza soktular.
Bunun üzerine Cebrail aleyhisselam, “Ya Rabbi! Beni Habibinin yanında utandırma” diye duâ etti.
Oturduğu
yerden ellerini cennete uzattı. Bir yeşil salkım üzüm, bir kırmızı nar
eline geldi. Hz. Hasan üzümü, Hz. Hüseyin de narı aldı. Bunları
yerlerken, bir dilenci gelip dedi ki:
- Ey ehl-i beyt! O üzüm ve nardan bana da verir misiniz?
Resulullahın yüksek yaratılışlı torunları, dilenciye vermek istediklerinde, Cebrail aleyhisselam mâni olarak dedi ki:
- Ya Resulallah! O dilenci şeytandır. Cennet meyveleri ona haram iken, hile ile ondan yemek istedi.
Kerbela' da şehit oldu
Hz.
Hüseyin hep babasının yanında idi. Babası şehit olunca, Medine' ye
geldi. Yezîd' e biat etmedi. Kufeliler kendisini çağırıp halife yapmak
istedi. Kardeşi Muhammed bin Hanefiyye, İbni Ömer, İbni Abbas ve daha
nice eshab-ı kiram mâni oldular ise de, kabul etmeyip yetmişiki kişi
ile Mekke' den Irak' a yola çıktı.
Irak valisi Ubeydullah bin
Ziyad, Ömer bin Sâd kumandasında bir ordu gönderdi. Ömer, geri
dönmesini bildirdi ise de, İmam kabul etmeyip harp etti. 681 yılında
Muharremin onuncu günü Kerbela' da şehit oldu. Yezîd bunu duyunca, çok
üzüldü. “Allah İbni Mercane' ye (ibni Ziyad' a) lanet eylesin! Hüseyin' in
isteklerini kabul etmeyip de onu şehit ettirdi. Böylece beni kötü
tanıttı” dedi. Hz. Hüseyin' in mübarek oğlu Zeynelabidin küçük olduğu
için öldürülmedi. Kadınlar ve İmamın mübarek başı ile Şam' a gönderildi.
Mübarek başı, Mısır' da Karafe kabristanında medfundur. |
| Eklenme Tarihi: 17.06.2008 14:12:13 |
| Kaynak : Alıntı |
| Yazıyı Ekleyen :
dinmeyenyas |
| Bu yazı Bugün 0 kez okundu. |
| Bu yazı Toplam 927 kez okundu. |
| dinmeyenyas bugüne kadar toplam 496 yazı ekledi. |
|
|
|
| |
..:: Son yorumlananlar ::.. |
|
|
|
..:: En Son Arananlar ::.. | |
|
guzel,
mizan,
gel gel,
gel efendim,
gafur,
foto,
fark,
erbakan hoca,
enbiya,
dil,
|
|
..:: Rasgele 5 Üyemiz ::.. | |
|
|
|
| Tefekkür Yazarları |
| Ayşe Üzümcü , Şükran Taşdelen ,Zeynep Işık ,Nurcan Hazyadaranlı Emine Güneş |
|
|
Bu siteye eklenen yazılardan, yazıların yazarları sorumludur. Yazı eklerken alıntı
yapılan kaynak mutlaka yazı sonunda belirtilmelidir. kendi yazınızı yazıyor
iseniz adınızı belirtmek zorunda değilsiniz kullanici adiniz yazınızın altında
yayınlanacaktır. Mevcut herhangi bir yazıdan rahatsız olanlar
suistimal@islamiyazilar.com mail adresine bilgi vererek duruma göre yazının
kaldırılmasını saglayablirler. islamiyazilar.com yazarlarin kendi goruslerine
saygi duymakla birlikte suc unsuru teskil eden yazilari yayinlamama veya
yayinlanmiş olanlari yayından kaldırma hakkını saklı tutar. |
|
|