Nafaka için harcananın hepsi Allah yolunda harcanmış gibidir, bina için harcanan müstesna, bunda hayır yoktur.
..:: Menü ::..

..:: Bir Ayet ::..

Onlar senden, azabın çarçabuk getirilmesini istiyorlar; Allah, va'dine kesin olarak muhalefet etmez. Gerçekten, senin Rabbinin katında bir gün, sizin saymakta olduklarınızdan bin yıl gibidir


..:: Bir Hadis ::..

Himmet yönüyle insanların en yücesi hem dünya hem de ahiret işine himmet gösteren mü'mindir.


..:: Reklam ::..
Yapı Kimyasalları
Binlerce Resim
Emlak
İnternete güvenli bir başlangıç yapın
islamiyazilar.com'u ana sayfanız yapın

Bekçi Köpeği
 
 

Bugünkü gibi hatırlıyorum. Nasıl hatırlamam hayatımın en önemli günlerinden biriydi. Bunaltan sıcaklar çoktan ‘bana müsaade, ben gidiyorum’ demişti. Sonbahar efendi geleli epeyce olmuştu. Yaz hazretlerinin vakti bitmişti bitmeye ama rahat bırakmıyordu ki güz güzlüğünü yapsın. Essin savursun yaprakları oradan oraya… Bir iki şıp şıp sulasın toprağı. Birkaç güne bir güneş kendini gösteriyor, insanların enselerini, kulaklarını yakıyakıveriyordu. Güz güneşi fersiz mersiz de olsa tesirliydi.

Kış iyice bastırmadan arkadaşlarla pikniğe gidelim demiştik. Orası mı burası mı derken bir kasap tanıdığın bağ evinde karar kılmıştık. Telefon ettik. Sağolsun, evet dedi. Zaten kendi de pazarları orada oluyormuş. Sırt çantalarımızı omuzladık. Gittiği yere kadar belediye otobüsüyle gidecek, sonrasında tabana kuvvet yürüyecektik.

Otobüsten inince kendimizi bir sararmış yaprak cenneti içinde bulduk. Aman Allah’ım sarının bu kadar çeşitli tonu varmış demek ki! Her ağacın yaprağı bir ayrı sararmış. Limon sarısından kızıla kadar geniş bir ton cümbüşü. Altunî kavak yaprakları, kınalı sarı ot kuruları, kırıklı döküklü geçkin çayırlar… Güneş her bir şeyi eğimi artmış sarı ışığıyla boyuyordu. Görünen her yer canlı, eşsiz bir tuvalin içindeymişiz hissi uyarıyordu bizde. Sadece işte buradaki beş on insan için tasarlanmış üç boyutlu bir yağlıboya tablo, dakikasında değişip duran canlı bir manzara…

Hedefimizi gösteren arkadaşın işaret parmağının ucunda, karşıda görünen tepenin yamacına yaslanmış bir bahçe vardı. Bahçenin bir yanında ince, beyaz bir duman yükseliyor yükseliyor dağılıyordu maviye.

Açık alanda uzaklık tahmininde yanılıyor insan. Git git bitmez, git git bitmez. Sonunda bedenimizle giysimiz arasında aşağı doğru akıp duran bir ter elbisesi ile vardık oraya. Oflaya puflaya, hış hış nefesimizle... Hangimiz önce varacağız yarışı hepimizi telef etmişti. Ciğerime çekeceğim nefes için nefes borum yetmiyor, ağzımı huni gibi açıyordum.

Yorgundum. Bir şekilde bahçe kapısına yaklaşmış ve kapı demirlerine sırtımı vermiştim. Dili dışarıda, yorgun köpeklerin halini şimdi daha iyi anlıyordum. Koşarlar koşarlar ciğerler dışarı sarkar, diller yeri süpürür, salyalar bir sağa bir sola iz bırakır, kurur; iz bırakır kurur.

Havvvv! Havvv!

Ensemden, kulaklarımın hemen arkasında bir yerden gelen beklemediğim o müthiş havlamayla başımdan aşağı kaynar sular döküldü. Tüm yorgunluğuma rağmen zıplayıvermişim ayağa. Bir de baktım ki beyaz, parlak, mermer dişleriyle kırmızı ışıltılı dili titreyip duran dana gibi bir köpekle karşı karşıyayım. O bana bakıyor ben de ona. Tepemden aşağılara inen kaynar su sıcak bir rüzgâr oldu, yaladı geçti bedenimi. Zaman geçmek bilmiyor. Her şey donmuş gibi. Çevremdeki görüntü puslu, sadece beyaz, parlak dişler ve ışıltılı yaş bir dil çok net. Kare dondu, film ilerlemiyor.

Neyse ki bahçeden yükselen buyurgan bir ses bu zalim sahneyi değiştirdi:
Şeytaaaan! Şeytan, bırak onlar benim misafirlerim! Bırak oğlum!
Daha az önce benim karşıma bütün heybetiyle dikilen bu tüylü alamet canavar, şimdi uysal bir mahlûk gibi gerisingeri çekildi, derisinin içine küçüldü, ufaldı gitti, mırıltılar çıkararak uzaklaştı, ağaçlardan birinin gölgesine kıvrıldı. Gözleri yarı kapalı, dinlenmeye koyuldu. Demincek beni tir tir titreten o değilmiş gibi oracıkta uyuklamaya başladı.

Katılaşmış bedenimdeki sayısız kas demeti o an bıraktığım derin bir nefesle gevşedi, gevşedi. Vücudum buzluktan çıkınca çözülmüş etler gibi pelteleşti. Olduğum yere yığılmamak için epeyi çaba sarf ediyordum. Erkekliğe halel gelmemeliydi. Korktuğumu belli etmek istemiyordum. Sen istediğin kadar sakla yel yeperek yelken küreğini… Millet hemen anlar durumu. Geldiler yanıma. Bir teselli, bir yatıştırma ki değme gitsin! “Yahu yok bi şey be arkadaşlar hepi topu bir çomar işte” falan diyorum ama hâlim ayan beyan ortada.

Bir tehlike anında çok paniklediğinde anlamsız, küçük şeylere dalıp o üfürükten işle uğraşır durur ya insan, benim dilime de şeytan kelimesi takılmıştı. Adam köpeğe şeytan demişti. Bir köpeğe şeytan dendiğini ilk defa duyuyordum. Şeytan, şeytan ha? Ne garip.

Tuttular beni duvarın dibine oturttular. Bir arkadaş çantasındaki şişeden su içirdi. Şeytan, ne garip! Hem içtim hem ağzımı çalkaladım. Şeytan ha?

Ev sahibi üstümüzdeki yol yorgunluğunu güler yüzüyle silkeleyip bizi bahçeye aldı. Evin kuzey kısmına bir ağacın gölgesine kilimleri sermiş. Mangalı yakmış zaten, kömürler iyice korlanmış. Bizi kilimin üzerine dizdi, ızgaraya da etleri yerleştirdi.

Ben yaşadığım şokun etkisindeyim hâlâ. Arkadaşlar ortama alıştılar hemen. Bir yanda minyatür kale top çeviriyorlar. Biri hamağa çıkmaya çalışıyor. Ortalığı kızıl kora damlayan et suyunun cızırdamasından tüten zalim bir mangal kokusu sardı.

Takıldım ya şu meseleye! Şeytan kelimesini araştıracağım ya! Ev sahibimiz bir yanda kömürü yelpazeliyor, bir yandan da ızgaranın altını üstüne çeviriyor. Köze düşen etleri yanmaktan kurtarıyor, yerleştirdiği biberleri bir o yana bir bu yana döndürüyor. Şişen patlıcanların gururunu indiriyor. Ne bileyim kendimde miyim, damdan düşer gibi sormuşum:
“Abi neden şeytan koydun köpeğin adını?”
Dumandan kızaran gözlerini kısıp bana baktı. Alnındaki kırışıklıklar vadi vadi kaşlarının arasına akıyordu. Köze düşen bir parça eti kapıp kenara bıraktı, aynı hızda söyleyiverdi:
“Bahçeyi beklesin diye.”
Aradaki ilgiyi kuramamıştım:
“Ne ilgisi var?”
Alnından damlayan terleri koluyla sildi. Aklının bir yarısı mangal idaresinde yarısı kendini lafa tutan bendeydi. Devam etti:
“İt değil mi, tabi bekleyecek!”
Meşgul ettiğim besbelliydi; ama sorudan da geri durmuyordum. Hem azarlayacak değildi ya!
“Yok, adını soruyorum ben. Adının ne ilgisi var? Şeytan koymuşsun ya adını?”
Bilindik bir meseleyi tekrar etmenin bezginliği içindeymiş gibi cümlesini mangalla benim arama bırakıverdi:
“Şeytan da beklemez mi?”
Evet beklerdi. Yaptıklarının bir gün karşısına dökülüp onu cehennemin gayyasına yuvarlayacağı günü beklerdi, değil mi? Cevap bu olmalıydı ama sordum yine:
“Neyi? Ceza gününü mü? Cız bız olacak ya cehennemde?”
Onun lafı uzatacak zamanı yoktu. Söyleyiverdi söyleyeceğini, o bilmece gibi cümleyi:
“Hayır, Allah’ın insanoğlu için çizdiği sınırları.”
Anlaşılacak gibi değildi. Kör şeytan neden beklesindi Allah’ın sınırlarını. Zaten ona karşı gelmemiş miydi ki? Yarı gülümser yüklendim:
“Şeytan adamı saptırır doğru yoldan olsa olsa, ne beklesin Allah’ın sınırlarını!”
Susacağım da yoktu anlayacağım da… İşe başından başlamalıydı:
“Sen nerde okuyorsun delikanlı?”
“Edebiyat bölümünde…”
“Hazreti Pir’in Mesnevi’sini okumadın herhal?”
“Mevlana’nın mı?”
“Evet, Hazreti Pir’in…”
“Okumadım daha, ne vardı ki?”
“Orada geçer: ‘Şeytan, Tanrı çiftliğinin bekçi köpeğidir.” Çiftliğin dışına yaklaşanı ısırır. Sen adam ol uğrama çizgiye. Yaklaşırsan da köpeğe suç bulma. Köpektir sonunda, ısırır. Âdem evladı sınırı aşmamalı değil mi? Sonra havvv! Deminki gibi… Ne dersin?

Etkilenmiştim. Bu yorumu ilk burada bu kasaptan duymuştum. “Tabii!” dedim kekeleyerek “tabii, yaklaşmamalı sınıra, sonra…”

Baktım, deminki köpek kıvrıldığı yerde mışıl mışıl uyuyordu.





admin

28 Mart 2008 Cuma
21:0:2
 Bitanesi Harikaydı Çok Güzel Ders Cıkarılacak Bir Konu Olmuş Tşkler Canımın İçi Benım Seni Çokkk Seviyorum Çokkk

Cevap yazmak için üye olun


Kaynak : Yağmur dergisi / Şemseddin YAPAR
Yazıyı Ekleyen : sinepüryan
 Bu  yazı 155 kez okundu.
sinepüryan bugüne kadar toplam 108 yazı ekledi.
..:: Üye Paneli ::..
K.Adı :
Şifre  :
Beni Hatırla

..:: Son yorumlananlar ::..

esrarengiz bir olay( yazıyı okuyup resme bakın)

ibretli görüntü

NASIL YAZMIŞIM TABİİ BAKIN

ÖNEMLİ DUYURU

Aşk duası

Evliliğin Gayesi

yorumsuz resim(

Siteye nasıl video eklenir

İLGİNÇ

Dostluk budur


..:: Online Üyeler ::..

halil , evrim , vethek ,

Doğum Günü Bugün Olanlar

..:: Arama ::..

Bul:  

..:: En Son Arananlar ::..

keyfsafasurelerresimtaharetyakma yarabbicenab-i hakyusufsütintiharkurbanehli beytbismillahirrahmanirrahimBESMELEtevratehlievlenmesevgiyle ilgili ayetbikinibigkumarebu hanad kavmidin nedirmekkefermanmakyajiftirailk vahiygeceninfakallahvarALLAHU TEALAHz. Muhammedtekbirmehmethz lokmansomuncu babaannelermezheplokman hekimkefaletLEBBEYKresisayetlerhzTOPLARestetikmemleketezgilerdenemeanimasyonaLLAHyedisenai demirci

..:: Son 5 Üyemiz ::..

   taha60
   ibrahim duger
   harun4312
   şimal
   dfghhhh

..:: Rasgele 5 Üyemiz ::..

   z500
   ankebut80
   azime_yıldırım
   rockçı güzel
   şevval
Bir Reklam..

Bu siteye eklenen yazılardan, yazıların yazarları sorumludur. Yazı eklerken alıntı yapılan kaynak mutlaka yazı sonunda belirtilmelidir. kendi yazınızı yazıyor iseniz adınızı belirtmek zorunda değilsiniz kullanici adiniz yazınızın altında yayınlanacaktır. Mevcut herhangi bir yazıdan rahatsız olanlar suistimal@islamiyazilar.com mail adresine bilgi vererek duruma göre yazının kaldırılmasını saglayablirler. islamiyazilar.com yazarlarin kendi goruslerine saygi duymakla birlikte suc unsuru teskil eden yazilari yayinlamama veya yayinlanmiş olanlari yayından kaldırma hakkını saklı tutar.


eXTReMe Tracker
hosting