BİLEREK VE ŞUURLU KONUŞMAK, MÜSLÜMAN’IN ŞİARINDANDIR
Bu hususta ki şahsi fikir ve
düşüncelerimi aktarmadan, siz değerli okuyucularımıza, Kur’andan bazı ayetleri
ve peygamberimiz Hz. Muhammed’in (sav)
bazı sözlerini nakletmek istiyorum.
“ Ey iman edenler; Eğer size bir
fasık bir haber getirirse, onu araştırın (doğruluğunu anlayıncaya kadar tahkiki
edin). Değilse bilmeyerek bir kavme sataşırsınız da yaptığınıza pişman
olursunuz.” (Hucurat suresi 6)
“ Ey iman edenler! Zannın birçoğundan
sakının; çünkü zannın bir kısmı günahtır. Bir kısmınız bir kısmınızı
çekiştirmesin. Hiç sizden biriniz ölü kardeşinizin etini yemek ister mi? (
Hucurat 12)
“ Ey iman edenler Allah’tan korkun ve
doğru söz söyleyin” ( Ahzab
suresi 70)
“ Ey müminler! Allah’tan korkun,
imanda ve sözünde doğru olanlarla beraber olun” (Tevbe 119)
“ Âlim olmadan emrettiğin şeyin iç
yüzünü bilmeden sakın marufu emr edip, münkerden neyh etmesin. ( Ramuzül-ehadis
5784)
“ Kim Allah ve Resulünün sevgisini
kazanmak isterse, doğru konuşsun. Emaneti yerine teslim etsin, komşusuna eziyet
etmesin.” ( Ramüzul-ehadis 4904)
“ Bir müminde şu dört haslet bir
araya gelirse Allah ona Cenneti ihsan eder; Lisanda doğruluk, malda cömertlik,
kalpte muhabbet, gıyabında olsun huzurunda olsun, ilgili kişiye güzel öğüt
vermek” (Ramüzul-ehadis 6021)
“ Bilmeden fetva veren kişiye gök ve
yer melekleri lanet eder” (
Ramüzul-ehadis 5049)
“ Kim bilmeden bir davada mücadele
ederse, bu huyundan vaz geçinceye kadar Allah’ın gazabında olur.”
(Ramüzul-ehadis 5162)
“Bilerek hüküm ver ve davayı hallet.
Eğer bir müşkülle karşı karşıya kalırsan, meseleyi iyice anlayıncaya kadar
yahut hakkında bilgi edininceye kadar sabırlı dur.” (Ramüzul-ehadis 5912)
Yukarıda nakletmeye çalıştığımız ayet
ve hadisler, Müslümanlara hitap ettiği dikkatlerimizden kaçmamalıdır. Şuurlu
Müslümanlar; her şart altında Yüce
Allah’ın emrettiklerini kayıtsız, şartsız iman etmelidirler. Peygamberimiz Hz. Muhammed’in (sav) fiili,
sözlü ve takriri olarak yaptıklarını örnek almaları, çizdiği yoldan ayrılmamayı
kendilerine şiar edinmelidirler.
Müslümanlar olarak şu temel hususu çok
iyi anlayarak hareket etmeliyiz. Yaratılan tüm mahlûkat hesaba çekilecektir.
Hayvanların hesabı görüldükten sonra Yüce Allah’ın emriyle toprak olacaklardır.
Hesaplarını alınlarının akıyla veremeyenler hayvanları kıskanarak “ ..keşke bende toprak olsaydım”
diyeceklerdir.( Nebe suresi 40)
İnsan ve cinlerin hesabı görüldükten
sonra iman ve amellerine göre, Yüce Rabbimizin sonsuz merhameti ve adaleti
gereğince ya ebedi cennetlik veya ebedi cehennemlik olacaklardır. İmanı olup
ameli olmayanlar, Yüce Allah’ın dilemesi kadar, cehennem de kaldıktan sonra,
Yüce Allah’ın lütfuyla cennete gireceklerdir. İnsanların akıbeti kesin olarak
böyle olacağına inanan Müslümanlar dünyaya meyletmek ve geçici dünya
nimetlerini elde etmek için nefsinin emrine girebilir mi?
Her şeyin sahibi yüce Allah olduğuna,
Onun müsaadesi olmadan hiçbir zerrenin kımıldamayacağını inandığımız halde,
bizlere ne oluyor da zalimlerin zulmüne boyun eğiyoruz. Onların sundukları
ateşten makamlara, şan ve şöhretlere âşık oluyoruz.
Ülkemizin aydınlarına,
bürokratlarına, işadamlarına, siyasetçilerine, medya yetkililerine sendikacılara,
sivil toplum örgütlerine, Kanaat önderlerine hulasa yediden yetmişe herkese
sesleniyorum. Bu milletin moralini yükselten manevi değerlerine sahip çıkın.
Zalimlerin gücünden ve fitnesinden korkmayın. Bu aziz millete “Birlikte rahmet
ayrılıkta azap” olduğunu inanarak ve bedel ödeyerek gerçekleri söyleyiniz. “Korkunun
ecele faydası yoktur” sözünü; ayetlerle, hadislerle, bildiğimiz ve yaşadığımız
tarihi olaylarla anlatmaya gayret ediniz. Zalimlerin himayesine güvenerek Donkişot lük
yapanları, anlayacakları bir lisanla uyarınız.
Allah rızası için sizlere
yalvarıyorum. Siyasi, sosyal ekonomik veya başka işler için, ahirette hesabı
ağır olacak olan, geçici getiri hesaplarınızdan dolayı, milleti yanlış
bilgilendirerek, bu çilekeş millete, gıybet, dedikodu ve iftira yaptırmayınız.
Bu ağır kul hakkını çiğneyenler altından kalkamazlar. Sonraki pişmanlık fayda
vermez. İdam cezası ve zina sucunun kimler tarafından nasıl kaldırıldığını, bu
hususta hangi partilerin nasıl katkı verdiğini, açık yüreklilikle kalplerinizi
ve dillerinizi bükmeden doğru olarak kamuoyunu bilgilendirmelisiniz.
Makalemizi Hz. Ali’nin şu niyazıyla
bitirelim. “ Ey dünya benimi aldatacaksın? Bana mı göz diktin? Boşuna, boşuna!
Başkasını kandır. Ben seni üç talakla boşadım, ömrün kısa, meclisin hor,
tehliken basittir. Ah! Ah! Azık az, yolculuk uzun, yol ıssız.” Anlayanlar için
büyük bir ders. Kalın sağlıcakla.
Alaettin KÖKSAL