Nafaka için harcananın hepsi Allah yolunda harcanmış gibidir, bina için harcanan müstesna, bunda hayır yoktur.
..:: Menü ::..

..:: Bir Ayet ::..

Onlar senden, azabın çarçabuk getirilmesini istiyorlar; Allah, va'dine kesin olarak muhalefet etmez. Gerçekten, senin Rabbinin katında bir gün, sizin saymakta olduklarınızdan bin yıl gibidir


..:: Bir Hadis ::..

Biri diğerine ihanet etmediği müddetçe iki ortağın üçüncüsü ben olurum. Biri arkadaşına ihanet etti mi ben aralarından çekilirim.


Gün'e islamiyazılar ile başlayın
islamiyazilar.com'u ana sayfanız yapın

Anasayfa » Haberler » Atatürkçülük demokrasiye izin verme..


Atatürkçülük demokrasiye izin vermez
 
Bu yazıyı facebookta paylaşıp daha çok kişinin görmesine vesile olmak için tıklayın...

Yakın dönem siyasi tarih üzerine çalışan Sabancı Üniversitesi öğretim üyesi
Doç. Cemil Koçak’la Cumhuriyet Atatürkçülük demokrasiye izin vermez resimleri - islamiyazilar.comdönemini, bu
dönemin sırlarını, Atatürk’ün kişiliğini, devletle Atatürk’ün ilişkilerini ve
bugünkü durumu konuştuk.


Atatürk’ün bazı sözleri toplumdan bilinçli bir şekilde saklanmış olabilir
mi?


Şu olabilir. Atatürk’ün bazı sözleri, konjonktüre uygun düşmeyebilir. Biz,
Atatürk’ü ‘büyük devlet adamı, büyük kumandan, ulu önder’ sıfıtlarıyla anıyoruz.
Oysa en önemli özelliği olan siyasetçi tarafını unutuyoruz.. İsmet Paşa, ‘Atatürk’ün siyasetçiliği kumandanlığından
üstündür’ diyor. Gerçekten Atatürk öngörüsü yüksek olan çok iyi bir siyasetçi.
Ve bir siyasetçi, yerine ve zamanına göre aynı konuda farklı şeyler
söyleyebilir, kurduğu ittifakları değiştirebilir. Bu, siyasetin doğasında var.
Atatürk’ün de farklı zamanlarda aynı konuda farklı görüşleri var.


Hangi konular bunlar?


Mesela Atatürk’e Osmanlı devletinin Birinci Dünya Savaşı’na girmesi hakkında
ne düşünüyorsunuz diye Atatürkçülük demokrasiye izin vermez resimleri - islamiyazilar.comsoruyorlar. 1919’da sorduklarında ‘Savaşa girilmemesi diye bir ihtimal
yoktu’ diyor. Çünkü Atatürk o zaman İttihatçı’larla birlikte davranmak
zorundaydı ve onları koruyor. Zaman geçiyor, Cumhuriyet kuruluyor. Aynı soru
yine soruluyor. İttihatçılar için,’Bunlar cahildir. Birinci Dünya Savaşı’na
girip memleketin altını üstüne getirdiler’ diyor. Atatürk’ün Sovyetler
Birliği’yle ilişkisini ve sözlerini alın, emperyalizme ve kapitalizme karşı
çıkan çok Bolşevik Che Guevera tarzı bir Atatürk kurabilirsiniz kafanızda. Ama
aynı Atatürk camiden çıkıp Meclis’i açıyor. Hocalarla birlikte dua ederek
kurbanlarla, besmelelerle Meclis’i açıyor. Meclis Osmanlı’da böyle hiç
açılmadı.


Atatürk bugün Meclis’i böyle açabilir miydi? Açsaydı ne olurdu?


İrtica denirdi buna. Atatürk siyasetçi olarak böyle yapmak zorunda olduğunu
düşündü. Çünkü o dönemde İslami bir dayanışmaya ihtiyacı vardı.


Atatürk’ün dinle ilgili sözlerinin de Türk Tarih Kurumu tarafından sansür
edildiğini okudum gazetelerde. Bu mümkün mü?


Mümkün. Atatürk’ün meşhur Medeni Bilgiler kitabındaki dinle ilgili bazı
sözleri sansürlenmiş. Atatürk bu kitabında, ‘İslam Arapların dinidir… Biz ise
Türküz… İslam bizi geriletti… Bizden uzak dursun’ havasında bir söz ediyor.
1930’larda söylenmiş bir söz bu. Bizim için hangi Atatürk geçerli, bunu söyleyen
Atatürk mü, Meclis’i duayla açan Atatürk mü? Atatürk gidip camide halka hutbe de
okuyor. Balıkesir’de bir camide konuşuyor. Yapacaklarını, İslam da bunları
emrediyor diye anlatıyor. Atatürk ondan sonra hiç camiye gitmiş mi?
Gitmemiş.


Bir yandan devlet bütün kurumlarıyla Atatürkçü, bir yandan devletin kurumları
Atatürk’ün sözlerini sansürleyip saklıyor. Bu çelişki nereden kaynaklanıyor?


Çünkü farklı konjontürlerde farklı Atatürkçülük versiyonları var. Herkesin
kendine göre içini doldurabileceği boş bir kutudan bahsediyoruz. Atatürk’ün aynı
konuda farklı yaklaşımları var. Eğer Atatürk’ün siyasetçi olarak söylediği bir
söz, o günkü konjonktüre uymuyorsa sansür ediliyor.


Atatürkçülük, Atatürk’ün ölümünden sonra mı ortaya çıktı?


Aslında Atatürkçülük diye bir şey yok. Atatürk var. Atatürkçülük diye bir
ideoloji hiçbir zaman olmadı. Atatürk’ün aklından bir ideolojik paket hazırlamak
hiç geçmedi. Atatürk’ün siyaseti, duruma göre hareket etmek oldu. Mesela iktisat
siyasetinde, özel sektör de devletçilik de arka arkaya denendi. Atatürkçülük bir
pragmatizmdir. Dolayısıyla biz bunu söyledik, angaje olduk, bu programın dışına
çıkamayız gibi teorik bir platformdan tamamen uzak bir sistemdir. Kazanmak için
gereken neyse o yapılır. Gerekirse ittifaklar kurulur ve bozulur. Mesela Türk
Tarih Kurumu, Atatürk’le ilgili başka şeyler de sansür etti.


TTK başka neyi sansürledi?


Atatürk’ün 1923’te İzmit’te basın mensuplarıyla yaptığı çok uzun bir görüşme
var. Atatürk orada Kürt meselesine değiniyor. 1960’larda Atatürk’ün söylev ve
demeçleri toplanırken, o tarihte gazetelerde yayımlanmış olan konuşmasının bu
bölümü çıkarılıyor. O konuşmasında Atatürk, Milli Mücadele’nin başında da,
Teşkilat-ı Esasiye’de de olduğu gibi ‘Kürtlere yerel özerklik, otonomi ya da ona
benzer bir şey verilecek’ diyor. Zaten ‘Türk milleti’ ve ‘Bu memlekette Türkler
yaşar’ tanımlaması da 1925’teki Şeyh Sait isyanından sonra ortaya çıkıyor.


Niye?


Şeyh Sait isyanı dönüm noktasıdır. Bu isyanın ikili bir yüzü var. Kürtler hem
Cumhuriyet’in reformlarına karşı ayaklanıyorlar, hem de bir Kürt milliyetçiliği
ayaklanmasını gerçekleştiriyorlar. 1925’e dek Atatürk Meclis’teki
konuşmalarında, ‘Türk, Kürt, Çerkez hepimiz İslam’ın unsurlarını oluşturuyoruz’
diyor. 1925’ten sonra ise ‘Türkiye’de yaşayan herkes Türk milletidir, herkes
Türktür. Cumhuriyet’i Türkler kurdu’ deniyor. Yani, ‘Herkes kendine Türk diyecek
ve Türkçe konuşacak’ deniyor. Oysa Atatürk’ün 1925’e kadar bir Türk tanımı
yoktu. Kanunlarda da Türk tanımı yoktu, çoğu zaman ‘Türkiye halkı’ diye
geçiyordu ve Atatürk de çok defa böyle diyordu.


Atatürk Kürtlerle yapmış olduğu ittifakı bozdu mu?


Şeyh Sait ayaklanmasının temel nedeni, bu ittifakın bozulmasıdır zaten. Bu
ittifakın bozulmasına tepkidir ayaklanma. Kürtleri yanına alarak verdiği Milli
Mücadele’yi başarıyla sonuçlandırdıktan sonra Atatürk, bir siyasetçi olarak
Kürtlerin desteğine ihtiyacı kalmadığını düşündü. Bu ittifakı, ileride yapmak
istediklerine engel olarak görmeye başladı ve muhtemelen de kafasında nihai
hedef olarak Kürtlere özerklik vermek gibi bir şey yoktu. Onun nihai hedefi
bizim bugün anladığımız üniter devletti. Aslında Atatürk’ün Kürt sorununa
bakışı, bugünkü resmi politikadan farklı değildi.


Eğer her dönem konjonktüre uygun farklı bir Atatürkçülük varsa, bugünkü
Atatürkçülük nedir?


Bugün Atatürkçülerin dile getirdiği bir ‘cumhuriyet ilkesi’ var. Oysa
cumhuriyetçilik, devlet başkanının hanedan üyesi olmayıp, bir şekilde seçimle
gelmiş olmasından ibaret bir yönetim şeklidir. Yani saltanata son vermektir.
Cumhuriyeti bu şekilde tanımlarsanız, ‘cumhuriyetçi’ olmanın manası pek yok. Ama
bizde bir de ‘cumhuriyetin temel ilkeleri, değerleri’ diye bir lakırdı var.
Cumhuriyetin içi, kendisiyle ilgili olmayan laiklik meselesiyle doldurulmaya
çalışılıyor. Aslında Atatürkçülük, laiklik meselesidir. Bugün Atatürkçülük’ten
geriye ne kaldı derseniz, laiklik meselesi kaldı. Atatürkçülüğün içinde
demokratik bir mesele hiç yok.


Atatürkçülük’te niye demokrasi yok peki?


Aslında demokrasi ve laiklik ayrılamaz. Laiklik demokrasi için ne kadar
gerekliyse, demokrasi de laiklik için o kadar gereklidir. Atatürk hayatı boyunca
aslında özgür aklı vurguluyor. İslam’ın getirdiği zihniyet dünyasını, dinin
sosyal baskısını yıkmadan, insanların özgür bir akla sahip olmasının mümkün
olamayacağını ve din hâkimiyetini yok etmeden demokra-tik bir düzenin
kurulamayacağını düşünüyor. Dinin insanlar üzerindeki baskısının ancak otoriter
bir düzende ortadan kaldırabileceğine inanıyor. Atatürkçülük esas itibarıyla
budur ve tipik bir aydınlanma felsefesidir. Atatürkçülük siyasi felsefe olarak
otoriterliğin dışında asla tanımlanamaz.


Atatürkçülük çağdaş demokrasiye izin verir mi?


Korkarım vermez.


Bugünkü Atatürkçülük’le, Atatürk’ün gerçek kimliği ve sözleri ne kadar
örtüşüyor?


Atatürkçülük, Atatürk’e çok haksızlık ediyor. Atatürk böyle ayet düzeyinde
birtakım sözlerden ibaret bir insan değil. Onun Birinci Meclis’te milli
mücadeleye yön verebilmek ve insanları ikna edebilmek için yaptığı konuşmalar
çok önemli. Çok akıllı, öngörü sahibi, kararlı iyi bir siyasetçi Atatürk. Eğilip
bükülmüyor mu? Evet eğilip bükülüyor. İnanılmaz bir eğilip bükülmesi var,
esnekliği çok yüksek Atatürk’ün. Atatürk iyi bir siyasetçi. Ama biz Atatürk’ü
bizim yaptıklarımızı yapmayan insan üstü bir varlık, bir süpermen olarak
düşünüyoruz.


Atatürk’ün pek çok sözü niye topluma yansıtılmıyor?


‘Nutuk’ dahil, Atatürk’ün yaptığı konuşmaların geniş kesimlerce okunduğunu
söyleyemeyiz. Biz, Atatürk’ün söylediklerini, ‘İstikbal göklerdedir. Hayatta en
hakiki mürşit ilimdir’ gibi, ‘ayetler’ tarzında biliyoruz. Mesela ‘Nutuk’,
yıllardır en çok basılan kitaptır. Bir üniversite mezununun önüne koysanız, ne
anlattığını anlatamaz. Çünkü ‘Nutuk’u tam anlayamaz.


Niye? ‘Nutuk’ o kadar anlaşılmaz mı? Biz yakın tarihimizi ‘Nutuk’tan
öğrenemez miyiz?


Öğrenemeyiz. ‘Nutuk’ sekiz yıllık bir otobiyografidir. Atatürk ‘Nutuk’ta,
1919’da Samsun’dan başlayarak 1927’ye kadar geçen sekiz yıllık hadiseleri,
sadece kendi açısından anlatıyor. ‘Nutuk’, sadece telgrafnamelerden kurulu bir
metindir. ‘Nutuk’u profesyonel tarihçinin dışında kimsenin anlaması mümkün
değlidir. Ortalama bir vatandaş ‘Nutuk’tan bir sonuç çıkaramaz. Bu yüzden biz
‘Nutuk’un ‘Ey Türk Gençliği’ diye başlayan sadece son satırlarını biliyoruz ve
onu da ‘ayet’ gibi asıyoruz.


(…)


Toplumdan saklanan sırların kaynağında İttihatçılar mı var? Onları mı
korumaya çalışıyoruz?


Cumhuriyeti kuran kadronun İttihatçı olmasının da payı var tabii. Normalde
cumhuriyetçilerin Osmanlı saltanatında olan her şeyi suçlaması gerekirken,
savunmak durumunda kalıyorlar. Çünkü İttihatçılar, geçmişlerini silip
atamıyorlar. Çünkü Cumhuriyet bir kopuş değil, bir geçiş aslında. Fransız
ihtilalindeki gibi gelenler gidenleri giyotinle kesmiş olsalardı, önceki dönemle
bir kopuş olurdu. O zaman Enver Paşa, Sarıkamış’ta ölen 90 bin asker için 90 bin
kere didiklenirdi. Ama durum öyle değil. Enver Paşa’nın yaveri, Cumhuriyet’te
Atatürk’ün yaveri. Yaverler düzeyinde bir devamlılığı var işin. Aynı kadro, aynı
zihniyet Cumhuriyeti devam ettiriyor. İşte o zaman da rejim değişikliği olmuyor,
iktidar değişikliği oluyor.


Osmanoğulları’nın saltanatı bitiyor, Cumhuriyet kuruluyor. İttihat Terakki
Partisi isim değiştiriyor ve ittihatçılar Cumhuriyet Halk Partisi oluyor.
İttihatçılar Osmanlı’yı batırıyorlar ama Cumhuriyeti de kuruyorlar.


Osmanlı’nın son döneminde yaşanan acı olayları gizlemenin nedeni de,
Cumhuriyeti kuran kadronun İttihatçı olması mı?


Evet. Kopuş olmadığı için, Ermeni katliamı da bu yüzden tartışılamıyor.


Radikal, 13.11.2006






Cevap yazmak için üye olun


Yazıyı çok sevdim hemen arkadaşıma göndereyim

Adınız Soyadınız
Arkadaşınızın adı soyadı
Arkadaşınızın E-Posta adresi



Eklenme Tarihi: 24.07.2008 09:19:05
Yazıyı Ekleyen : admin
 Bu  yazı Bugün 2 kez okundu.
 Bu  yazı Toplam 6932 kez okundu.
admin bugüne kadar toplam 3487 yazı ekledi.
..:: Üye Paneli ::..
K.Adı :
Şifre  :
Beni Hatırla

..:: Favorilerimiz ::..
dedektör
nokta dedektör
nasıl gidilir
karikatür

..:: Son yorumlananlar ::..

''Allah (Haşa) Seçimlerimizi Bilemez'' Diyen Hocalara Cevap

KOMİK RESİMLİ YAZILAR

hadis

yemek tarifleri resimleri

HADİSLERİN EN GUZELİ


..:: Günün Yazıları ::..

KURANDAKİ SIRAYA GÖRE SURE İSİMLERİ

4 BÜYÜK KİTAP HANGİ PEYGAMBERLERE GELDİ

KIYMETLİ KADIN İSİMLERİ

umre ve cuma namazı

allahın 7 ismi


Bugün Hiç Okunmadılar..

Bize bu kadar yeter

Insan okumak zorundadir..

ÖNEMLİ BİLGİLER

Miraç kandili için söylenen- güzel sözler..

MEN - KİM?


..:: Online Üyeler ::..


Doğum Günü Bugün Olanlar
yağız_1993 , genel , doğukan , vedatdüzen , namık kemal tekirdağlı , azrail , deniz yosunu , ömercan , ubeydullah , denizxfb , ORHAN AFACAN ,

..:: Arama ::..

Bul:  

..:: En Son Arananlar ::..

nerimanHz.Muhammedsevmekkötü alışkanlıklarcoca colanahideÖlümAŞUREmp3nazar

..:: Rasgele 5 Üyemiz ::..

   halil
   BAYRAMYURT
   davakızıyım
   mim
   anahro

Bu siteye eklenen yazılardan, yazıların yazarları sorumludur. Yazı eklerken alıntı yapılan kaynak mutlaka yazı sonunda belirtilmelidir. Mevcut herhangi bir yazıdan rahatsız olanlar suistimal@islamiyazilar.com mail adresine bilgi vererek duruma göre yazının kaldırılmasını sağlayablirler.