Dünya işlerinizi yolunuza koyunuz. Ve yarın ölecekmiş gibi de ahiretinize çalışınız.
..:: Menü ::..

..:: Bir Ayet ::..

Onlar senden, azabın çarçabuk getirilmesini istiyorlar; Allah, va'dine kesin olarak muhalefet etmez. Gerçekten, senin Rabbinin katında bir gün, sizin saymakta olduklarınızdan bin yıl gibidir


..:: Bir Hadis ::..

İçinde çocuk bulunmayan evde, bereket yoktur



Başlangıç sayfanıza talibiz
islamiyazilar.com'u ana sayfanız yapın

Anasayfa » Dini Hikayeler » ANLAMLI DİNİ HİKAYELER


ANLAMLI DİNİ HİKAYELER
 
Bu yazıyı facebookta paylaşıp daha çok kişinin görmesine vesile olmak için tıklayın...











Yâ Rabbi, senden afiyet istiyorum





İmam-ı Kuşeyri hazretleri "rahmetullahi aleyh" naklediyor:

Dervişin birisi sürekli, “Yâ Rabbi, senden afiyet istiyorum, Allah' ım senden afiyet istiyorum” diye dua ediyordu. Kendisine niçin  sürekli böyle dua ettiğini sorulunca, şöyle anlattı:

 

“Tasavvuf yoluna ilk girdiğim günlerde hamallık yapıyordum. Birgün ağırca bir çuvalı taşıyordum, dinlenmek için yükü bir yere koydum. Hamallık canıma tak etti. Orada:

 

“Ya Rabbi, eğer her gün bana yorulmadan iki ekmek versen, onlar bana yeter”  diye dua ettim. O sırada önümde iki kişi döğüşmeye başladılar; ben de aralarını bulayım diye yanlarına vardım. Birisi, elindeki şeyi hasmına vurmak isterken  başıma vurdu, yüzüm kana bulandı. O sırada zaptiyeler gelip ikisini yakaladı, beni de kana bulanmış görünce, kavgacı zannedip onlarla birlikte hapse attı. Bir müddet hapiste kaldım, her gün iki ekmek veriyorlardı. Bir gece rüya gördüm. Bir ses bana:

 

“Sen her gün yorulmadan iki ekmek istedin, fakat Allah' tan afiyet (beden, din ve dünya selameti)istemedin. İşte istediğin iki ekmek sana verildi, fakat afiyet verilmedi! dedi.

 

Rüyadan uyandım, ondan sonra hep

“Ya Rabbi, afiyet ver, Ya Rabbi afiyet ver” diye dua etmeye başladım. Bir ara hücrenin kapısı çalındı, birisi:

 

“Hamal Ömer nerede?” diye beni sordu. Beni götürdü, ellerimi çözüp serbest bıraktılar”    










O deryâ kirlenmez





Rivâyet edilir ki: Zamânın Edirne vâlisi, adamlarından ikisine birer kese altın vererek; "Gidiniz. Bu altınlardan bir kesesini Şeyh Enis Dede' ye, diğerini de Şeyh Hasen Sezâî' ye veriniz" dedi. Vazifeliler Enis Dede' ye gelip parayı vermek istediklerinde, Enis Dede; "Evlâdım, vâli paşaya selâmlarımı söyleyiniz. Biz birşeyimiz kalmadığı zaman sahip olduklarımıza bakarız ve Rabbimize şükrederek ne kadar çok şeye sahip olduğumuzu anlarız. Siz lütfen bunu ihtiyâcı olan birine veriniz ki ben de memnun olayım" dedi. Bunun üzerine oradan ayrılan vazîfeliler Hasen Sezâî' nin "rahmetullahi aleyh" dergâhına doğru yola çıktılar.

 

Bu sırada da Sezaî Efendi' nin dergâhının esnafa olan borçları birikmiş olduğundan, ba' zı esnaf, alacaklarını istemek üzere dergâha gelmişlerdi. Hasen Sezâî alacaklıları iltifât ile karşılıyarak; "Buyurunuz. Lütfen oturunuz. Paranız gelmek üzeredir" dedi. Hasen Sezâî' nin yanında para olmadığını bilen yakınları, bu alacaklıların sıkıştırmasından, bu sebeple hocalarının zor durumda kalacağından dolayı üzgün idiler. Az sonra vâlinin adamları geldiler. Hasen Sezâî onları görünce; "Nerede kaldınız evlâtlarım. Bizleri beklettiniz. Şu altınları verin de alacaklıların hesaplarım kapatalım. Kendilerini bekletmeyelim" dedi. Oradakiler Sezâî hazretlerinin bu kerâmeti karşısında şaşırdılar. Hepsi onun talebesi oldular. Vâlinin adamları gelerek, gönderilen altınlar karşısında her iki zâtın nasıl hareket ettiklerini anlattılar. Vâlinin maksadı da zâten bunu öğrenmek idi. Enis Dede ile görüştüğünde; "Siz altınları kabûl etmediniz. Ama Hasen Sezâî Efendi aldı" dedi. Enis Dede tebessüm ederek; "O öyle bir deryâdır ki, ufacık kirli bir taş parçasının o deryâya düşmesiyle o deryâ kirlenmez. Deryânın büyüklüğü içinde erir kaybolur. Paraları, mutlaka bir ihtiyâç sebebiyle kabûl etmiştir. Yine mutlaka kendisi için değil, başkalarına fâideli olmak için kabûl etmiştir ve bunu kabûl etmesi de ihlâsına zarar vermez" dedi. 










Adâlet üzere ol





Bir gün Behlül Dânâ "rahmetullahi aleyh" hazretleri, halife Hârûn Reşîd hazretlerinin taht odasını boş bulur, içeri girer ve halifenin tahtına oturuverir. Biraz sonra odaya gelen askerler, onu tahtın üzerine oturmuş görünce kamçı ile dövmeye başlarlar. Askerler kamçı ile vurdukça o; 
“Vah Hârûn Reşîd, vah Hârûn Reşîd!..” diye feryad eder.

 

Tam o sırada halîfe gelir ve manzara karşısında donup kalır. Hemen askerleri uzaklaştırır ve;
-Ey Behlül, bu ne hâldir? diye sorar. 
 
Behlül Dânâ hazretleri;
-Ey halife, senin için feryad edip ağlıyorum. Burada tahtı boş bulup bir an oturmuştum ki, askerlerinden bu kadar kırbaç yedim. Sen ise senelerdir bu tahtın üzerinde oturuyorsun. Yarın âhirette hâlin nice olur diye düşünüyorum der. 
 
Halife;
-Peki ne yapmamı tavsiye edersin deyince,

 

Behlül Dânâ hazretleri;

-Mâdemki bu yükün altına girdin. Zulme meyletme, adâlet üzere ol buyurur.   










MÜSLÜMAN TEMİZ OLUR         





Müslüman temiz olmalıdır! İslâmiyette temizliğin ehemmiyeti çok büyüktür. Temizlik imandandır. Eshâb-ı kirâmdan sonra gelen ve tâbiîn adını alan Müslümanlardan bazıları Eshâb-ı kirâma; (Allahü teâlâ Kur’ân-ı kerîmde sizi çok sevdiğini bildirip övmektedir. Bunun sebebi nedir) dediklerinde, dediler ki: (Biz temizliğe de çok dikkat ederdik.)

 

Müslümanlar; câmilere, evlere ayakkabı ile girmez. Yere serili döşemeler tozsuz, temiz olur. Her Müslümanın evinde banyo bulunur. Vücutları, elbiseleri, çamaşırları, yemekleri hep temiz olur. Temiz olunca da mikrop ve hastalık bulunmaz. Allahü teâlâ Kur’ân-ı kerîmin çeşitli yerlerinde;“Temiz olanları severim.” buyuruyor.

 

Cuma namazı için gusül abdesti almak, güzel koku sürünmek, yeni, temiz giyinmek, saç, tırnak kesmek sünnettir.

 

Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:

 

Müslümanlık temizlik dinidir. Temiz olmaya çalışın! Cennete ancak temiz olanlar girer.

 

Mümin pis olmaz.

 

[Temizlenecek şeyleri] iyice yıkayın, temizleyin! Çünkü temizlik imana, iman da sahibini Cennete götürür.

 

Temizlik imanın yarısıdır.

 

Namazın anahtarı temizliktir.

 

Din, temizlik esası üzerine bina edilmiştir.

 

Ağzınızı temizleyin, çünkü ağzınız Kur’ân yoludur.

 

Yemekten önce ve sonra el yıkamak, zenginliğe yol açar ve fakirliği giderir.

 

Tırnaklarınızı kesip gömün! Ağzınızdaki yemek kırıntılarını temizleyin ve misvâk kullanın! Yanıma, dişleriniz sarı, ağzınız kokar vaziyette gelmeyin!










O bizi görmektedir





Vaktiyle Abdullah ibni Ömer hazretleri, koyunlarını otlatan köle bir çobana rastlar. Çobana, koyunlardan birini kendisine satmasını söyleyince;
-Koyunlar benim değildir ki cevabını alır. 
 
Bunun üzerine;
-Sen koyunu bana sat, sâhibine de kurt yedi dersin der. 
 
Bu teklif üzerine çoban; 
-Fakat Allahü teâlâ her yerde hâzır ve nâzırdır. O bizi görmektedir cevabını verir. 
 
Çobanın bu cevabı, Abdullah İbni Ömer hazretlerinin çok hoşuna gider, çobanı ve sürüyü sâhibinden satın alır. Çobanı âzâd edip, hürriyetine kavuşturur ve sürüyü de, ona hediye eder. 










Bunun hesabını veremem





Birisi, evliyanın büyüklerinden Bekr bin Abdullah el-Müzenî "rahmetullahi aleyh" hazretlerine kötü sözler söyledi. O da hiç cevap vermeyip, sükût ile karşıladı. Adam bu sefer, daha da ileri gitti. Daha kötü sözler söyledi. Bunun üzerine, Bekr bin Abdullah hazretlerine, “niçin ona cevap vermiyorsun, suskun duruyorsun. Baksana sana neler söylüyor” denilince;


“Ben onu tanımıyorum ve onun hakkında, kötü bir şey bilmiyorum ki, bir şey söyleyeyim. Eğer bir kelime konuşsam, bunun hesabını veremem. Fakat onun benim hakkımda söyledikleri eğer doğru ise, Allahü teâlâ beni affetsin, yalan ise onu affetsin” dedi.










Dua ordusu





Selçuklu devletinin büyük veziri, Nizamül-Mülk adıyla meşhur olan Hasan Tûsî, ilim sahibi ve çok cömert bir zat idi. İlim talebesine, dergahlara ve fakirlere çok para dağıtır, onlardan Sultan Melikşah ve kendisi için dua isterdi. Onu hased edenler, Sultanın gözünden ve gönlünden düşürmeğe çalışıyorlardı. Âlimlere ve dergahlara yılda verdiği 3 bin dinar ile asker topladığını, sultana karşı bir ordu kurulabileceğini söyleyerek Sultan Melikşah' a şikâyet ederler. Bunu duyan Nizamül-Mülk, sultana giderek dedi ki:


“Sultanım, sen o ihtişamlı orduna, her sene 30 milyon dinar sarfediyorsun. Ben ise ilim yolunda olanlara, dergahlara ve fakirlere 30 bin dinar dağıtıyorum. Senin askerlerinin okları bir milden öteye varmaz.  Halbuki ben sana öyle bir dua ordusu vücuda getirdim ki, onların duaları arşa kadar yükselir.”


Bundan çok hoşlanan Sultan, veziri Nizamül-Mülk’ü takdir eder ve ona daha fazla yetkiler verir. 




ŞEHADET YILDIZI

12 Temmuz 2011 Salı
19:47:24
 allah razı olsun çok güzel...

Cevap yazmak için üye olun


Yazıyı çok sevdim hemen arkadaşıma göndereyim

Adınız Soyadınız
Arkadaşınızın adı soyadı
Arkadaşınızın E-Posta adresi



Eklenme Tarihi: 16.12.2009 12:48:15
Yazıyı Ekleyen : admin
 Bu  yazı Bugün 5 kez okundu.
 Bu  yazı Toplam 15097 kez okundu.
admin bugüne kadar toplam 3487 yazı ekledi.
..:: Üye Paneli ::..
K.Adı :
Şifre  :
Beni Hatırla

..:: Favorilerimiz ::..
nasıl gidilir
metal detectors
ilginç videolar
karikatürler
en güzel videolar
savaş oyunu

..:: Son yorumlananlar ::..

''Allah (Haşa) Seçimlerimizi Bilemez'' Diyen Hocalara Cevap

KOMİK RESİMLİ YAZILAR

hadis

yemek tarifleri resimleri

HADİSLERİN EN GUZELİ


..:: Günün Yazıları ::..

yemek tarifleri resimleri

4 BÜYÜK KİTAP HANGİ PEYGAMBERLERE GELDİ

Cuma namazı nasıl kılınır

peygamber efendimizin güzel sözleri(hadis-i şerifler)

EN GÜZEL HAREKETLİ DİNİ RESİMLER


Bugün Hiç Okunmadılar..

Gülzar-i İrfan

DİLLERİN MEYDANA ÇIKIŞI

Anne Sütündeki Mucize

islam sadece emirler ve yasaklar mıdır?

Cocuklara dini sevdirmek‏


..:: Online Üyeler ::..


Doğum Günü Bugün Olanlar
yağız_1993 , genel , doğukan , vedatdüzen , namık kemal tekirdağlı , azrail , deniz yosunu , ömercan , ubeydullah , denizxfb , ORHAN AFACAN ,

..:: Arama ::..

Bul:  

..:: En Son Arananlar ::..

cenab-i hakşiirlerarpacsaqimezar taslariarkadaslik11 eylültemyizbakaraDOKTORUN

..:: Rasgele 5 Üyemiz ::..

   mentol
   biriciksu
   seyda
   Muzaffer Alev
   DJ_NİHAT

Bu siteye eklenen yazılardan, yazıların yazarları sorumludur. Yazı eklerken alıntı yapılan kaynak mutlaka yazı sonunda belirtilmelidir. Mevcut herhangi bir yazıdan rahatsız olanlar suistimal@islamiyazilar.com mail adresine bilgi vererek duruma göre yazının kaldırılmasını sağlayablirler.