Cuma gününde öyle bir saat vardır ki, şayet bir müslüman kul o saate rastlar da Allah’tan bir hayır isterse, Allah onu kendisine mutlaka verir.
..:: Menü ::..

..:: Bir Ayet ::..

Onlar senden, azabın çarçabuk getirilmesini istiyorlar; Allah, va'dine kesin olarak muhalefet etmez. Gerçekten, senin Rabbinin katında bir gün, sizin saymakta olduklarınızdan bin yıl gibidir


..:: Bir Hadis ::..

Dünya işlerinizi yolunuza koyunuz. Ve yarın ölecekmiş gibi de ahiretinize çalışınız.


Daha çok kişiye ulaşabilmemiz için
islamiyazilar.com'u ana sayfanız yapın

Anasayfa » Dini Hikayeler » Yanmak


Yanmak
 
Bu yazıyı facebookta paylaşıp daha çok kişinin görmesine vesile olmak için tıklayın...

Hikmet, belediyeye ait ekmek

fabrikasında çalışan bir isçiydi.

İşine çok dikkat eder, vazifesini ihmal etmemeye çalışır, kazancının

helal olmasını isterdi. Fabrikayı hemen her akşam en geç o terk ederdi

. Her gün binlerce ekmek çıkaran fırın oldukça büyüktü. Belediyenin

ekmeği biraz daha ucuz olduğu için halk rağbet ediyordu. Kocaman

fırının içini ara sıra temizlemek ihtiyacı hasıl olur, onu da

genellikle Hikmet yapardı.



Dini bir bayramın son günüydü. Ertesi gün ekmek çıkarılacaktı. Hikmet,

temizlik yapmak

için fabrikaya gitti. Dış kapıyı kilitledi . Işıkları yaktı, fırının

kapağını açıp içerisine girdi. Gerekli temizliği yaptıktan sonra

gidecek, sabaha karşı dörde doğru gelen isçiler gelir gelmez

elektrikle çalışan fırının düğmelerini açacak, onlar hamuru yoğurup

hazır hale getirene kadar da fırın güzelce ısınmış olacaktı.



Hikmet temizliğe dalıp gitmişti. Bir taraftan da kendi yakıştırdığı

şeyleri mırıldanıyordu. Tam o saatlerde fırının genç ustalarından

Cengiz fabrikaya geldi. Kirlenmiş olan beyaz önlüğünü almak için

uğramıştı. O akşam yıkatıp ertesi gün temiz temiz giymeyi düşünüyordu.

Dış kapıyı açtı. Hayret, içerideki lambalar açık unutulmuştu. Gidip

önlüğünü aldı. Fırının önünden geçerken açık unutulan fırın kapağını

eli ile şöyle bir iteledi. Çıkarken, ışıkları söndürmeyi ihmal etmedi.

Elektriklerin sönmesi ile Hikmet hemen fırın kapağına koştu. Fakat,

heyhat kapak üzerine kapatılmıştı. Var gücü ile bağırmaya başladı.

Fırının kapağını yumrukladı. Çırpınması fayda vermiyor, sesini kimseye

duyurması mümkün olmuyordu. Tüyleri diken diken oldu. Dehşete

kapılmıştı.



Uzun müddet kendisine gelemedi. Birazcık sakinleşince saatine baktı.

Saat 23.05' i gösteriyordu. Yaklaşık 5 saat kalmıştı. Bir anda ölümle

burun buruna gelmişti. Yanmak onun için bu dünyada başlayacaktı. Yavaş

yavaş ısınacaktı fırın... Evvela terlediğini hissedecek, sonra

bunalacak, sıcaklık artacak, yavaş yavaş sürekli artacak, artacak,

artacak... Vücudundaki yağlar erimeye başlayacak, etler kızaracak ve

daha bütün bunlar olmaya başlamadan belki de o kalpten gidecekti.

Belki de çıldıracaktı. Çılgın çılgın gülecekti... Ah, o en güzeli idi.

Bir delirebilse idi. Düşüncenin kezzap gibi yakıcılığından

kurtulacaktı. Kim bilir bütün vücudu nasıl sızlayacaktı? Vücudunda

ağrıyı sızıyı duyuran bütün sinirler feryat ü figan edeceklerdi.

Dayanilir miydi, dayanabilir miydi buna? En uç noktadaki sinir

hücresine varana kadar ulaşan

o müthiş sızıya...



Fırından yeni çıkan ekmekleri eline alınca parmaklarında duyduğu yanık

acısı aklına geldi. Sadece o kadarı... yanığın ilk safhası bile

değildi ama, hemen elinden bırakırdı. Şimdi ekmekler gibi kendisi

pişecekti. Birkaç gün önce idi. İsçilerle açıkmışlar, küçük tüpün

üstünde yemek pişirmişlerdi. Bir aralık tüpün kızgın demirine değmişti

eli... Hemen nasıl da kabarmış, su toplamış, sızladıkça sızlamıştı.

Sadece iki parmağın acısına dayanamamış, soğuk suyun içinde saatlerce

tutmuştu. Ya şimdi?.. Yanan iki parmak ucu değil, bütün vücudu

olacaktı. Gözlerinin önünde filmlerde gördüğü yanan adamlar canlandı.

Hikmetin hali daha zordu. Bir anda yanmak değildi ki bu... Adım adım,

hissede hissede... Terleye, çıldıra, dövüne dövüne... İçerisinin

ısındığını hissetti. Kapıyı kapatan her kimse fırını yakmış miydi

yoksa? Bu hararet böyle sürekli niçin artıyordu? Aman Allah' ım!

Beklenen an ne çabuk gelmişti. Saatine baktı, saat gecenin 01.00' i

olmuştu. Nasıl geçmişti iki saat? Zaman su gibi akmıştı. Bir ömür

gibi... Ömürleri yanmak vaktini meyve veren insanlar gibi...



Elleri ile duvarlara, demirlere dokundu. Yok canım... Korkusundan

fırının yanmaya başladığını zannetmişti. Demirler soğuktu işte...

Biraz sakinleşti. Evini düşündü.

Hanımı, oğlu merak ediyor olmalıydı. Hanımını niçin azarlamıştı sanki

çıkarken?.. Hayat arkadaşına karşı daha nazik, daha hürmetli olmalı

değil miydi? Ya çocuğunu... Keşke dövmemiş olsaydı onu... Bir gün

evvel kaza ile kırdığı camdan ötürü dövmüştü. Keşke, dövmeden evvel

kırılsaydı eli, diye düşündü. Onlardan da mesul olduğu için onların

hesabını da verecekti Allah' a... Keşke hanımının dediğini yapsaydı.



-Birlikte namaza başlayalım, demişti.

-Hayır, biraz daha yaşlanalım, diye cevap vermişti. Sanki sonrasında

bütün bir ömrün hesabını vermeyecek, sadece ihtiyarlığın hesabını

verecekti. Niçin sanki fırına gelirken içeriye girmemişti? Müezzin,

gönlünün derinliklerinden geldiği belli olan sesiyle yatsı namazına

davet etmişti; Allah' ın büyüklüğünü, kurtuluşun onun yolunda olduğunu

haykırmıştı.



Hiç değilse ölmeden evvel son vakit namazını kılmış olacaktı... belki

Rabbi o son vakit hürmetine affeder, diğerlerinin hesabını sormazdı.

"Ah kafam ah!" diye inledi. Halbuki beş vakit namaz kılan bir insanın

hali ne güzeldi. Kıldığı bir vakti muhakkak onun eda ettiği son vakit

olacaktı ve Rabbi' nin huzuruna secdesiz bir alınla çıkmayacaktı. Öyle

olmayı ne kadar isterdi.



Ya oğlu... Yedi yaşına girmişti. Bir baba olarak onun üstüne , başına,

yiyip içtiğine dikkat ettiği kadar kalbine niçin dikkat etmemişti?

Daha o yaşta, her türlü pisliğin televizyon ekranlarından üzerine

sıçramasına nasıl da razı olmuştu? Çocuğuna Allah' ını, Peygamberini

niçin sevdirmemişti. Aklı çocuğuna gitti... Gençliğine uğradı. Tek tek

dolaştı eski günleri... O günlerden elinde sadece pişmanlık veren,

utandıran günahlar kalmıştı. En ince teferruatına kadar bütün

günahları aklına geldi. Demek bütün bu tespit edilen şeylerin hesabını

verecekti. Evlendiği yıllar, annesini, babasını üzdüğü günler... Ah,

bilse hiç yapar miydi? Başkalarına söylediği rahatsız edici en küçük

sözden bile rahatsızlık duydu. İnsan bütün yaptıklarını tekrar

karşısına çıkacağını unutmasaydı hiç hata yapar miydi? Hatasız olmasa

da hatasızlığa yakın olabilirdi.



Aklına bir fikir geldi. Fırının içinde teyemmüm edip namaz kılsaydı.

Toprak yoktu ki... Fakat olsun... Hiç kılmamaktan iyiydi. Belki, bir

ihtimal kabul edilirdi. Ellerini fırının içinde yere vurarak teyemmüm

aldı. Namaza durdu. Her şeyin bitip tükendiği noktada başka kime

dayanılabilirdi ki? Aslında her namazda öyle hissetmeliydi. Kendisini

hayatında ilk defa Rabbi ile konuşur gibi hissetti.



Alemlerin Rabbine hamd etmeyi, ona dayanmayı, ondan yardım dilemeyi,

dosdoğru olmayı ilk defa iliklerine kadar duyarak. Yatsıdan sonra kaza

namazları kıldı. Rabbinden gelmişti ve ona dönüyordu. Ah dönüşün ona

olduğunu hiç unutmamış olsaydı yoruldukça oturup tövbe etti,

estağfurullah çekti. Dinlenince tekrar namazına devam etti. Nasıl

daracık yerde sıkışıp kalmıştı. Fırında olduğunu hatırladıkça vücudunu

ateşler bastı.



Cengiz, eve gidip yatmıştı. Gece bir aralık yataktan sıçrayarak

uyandı. Saatine baktı. Saat 3.15' di. Acayip bir rüya görmüştü.

Arkadaşı Hikmet, Fırının içinde alev alev yanıyor, "Cengiz" diye bas

bas bağırıyordu. Nasıl bir rüyaydı bu böyle... Birden akşam aklına

geldi. Olamaz! Fırının kapağını Hikmet' in üzerine mi kapatmıştı yoksa?

Hemen üzerini giyip sokağa fırladı. Hiç durmadan koştu. Evleri de

fırına uzaktı. 3.45' de fırına geldi. Gece isçileri henüz

gelmemişlerdi. Kapıyı açtı, Işıkları yaktı. Hemen fırının kapağını

açıp içeriye seslendi "Hikmet!" birkaç defa bağırdı. Hikmet, ağlaya

ağlaya namaz kılıyordu. Öyle dalmıştı ki, adının söylendiğini duyunca

irkildi Olamazdı. Yanlış duyuyor, hayal görüyor olmalıydı. Fakat yine

duydu. Birisi "Hikmet" deyip duruyordu. Hem fırının ışığı da yanmıştı.

Selam verdikten sonra kapağa doğru yürüdü. Karşısında Cengiz' i gördü.

Fırından çıktı.



Cengiz, bir anda hortlak görmüşçesine irkildi. Korkuyla "kimsin sen?

Dedi. Hikmet' in Cengiz' e sarılmak için uzanan kolları boş kalmıştı.

Hikmet hala ağlıyordu.



- Ne demek, dedi, sen kimsin? Hikmet' im işte görmüyor musun? Dün akşam

temizlemek için girmiştim. Birisi üzerime fırının kapağını kapattı.



- Olamaz, diyordu Cengiz. Sen Hikmet değilsin. Hikmet Cengiz' i

anlayamıyordu.

Nasıl böyle söyler, Nasıl tanıyamazdı? Aklına geldi. Hemen aynaya

doğru koştu. Baktı... Hayır, bu yüz, bu saçlar kendisinin olamazdı.

Ellerini, kırışmış, solmuş yüzüne, bembeyaz olmuş saçlarına götürdü.

Bir gecede ihtiyarlamıştı. Hıçkırıklarla sarsılıyordu. Bir daha aynaya

bakamıyordu.



Kendisinden korkmuştu. Yanmanın ne demek olduğunu bilseler, kim bilir

bir gecede ne kadar insan ihtiyarlayacaktı. Yarın denilecek kadar kısa

bir süre yanmak ihtimali bu kadar hafife alınabilir miydi? Başı

ellerinin arasında kalakaldı.




Cevap yazmak için üye olun


Yazıyı çok sevdim hemen arkadaşıma göndereyim

Adınız Soyadınız
Arkadaşınızın adı soyadı
Arkadaşınızın E-Posta adresi



Eklenme Tarihi: 17.06.2008 14:12:13
Yazıyı Ekleyen : admin
 Bu  yazı Bugün 0 kez okundu.
 Bu  yazı Toplam 1613 kez okundu.
admin bugüne kadar toplam 3487 yazı ekledi.
..:: Üye Paneli ::..
K.Adı :
Şifre  :
Beni Hatırla

..:: Favorilerimiz ::..
dedektör
nokta dedektör
nasıl gidilir
karikatür

..:: Son yorumlananlar ::..

''Allah (Haşa) Seçimlerimizi Bilemez'' Diyen Hocalara Cevap

KOMİK RESİMLİ YAZILAR

hadis

yemek tarifleri resimleri

HADİSLERİN EN GUZELİ


..:: Günün Yazıları ::..

KURANDAKİ SIRAYA GÖRE SURE İSİMLERİ

4 BÜYÜK KİTAP HANGİ PEYGAMBERLERE GELDİ

KIYMETLİ KADIN İSİMLERİ

Avlanmak günahmıdır avcılık günahmıdır harammıdır

şehid


Bugün Hiç Okunmadılar..

BEN SENİ GÖRMEDEN SEVDİM

ESMA_ÜL HÜSNA VE ŞERHİNDEN BATIN

Şarta bağlı olan adak nedir ?

Rüşvet afeti

Namazi_Terk_Etme(me)nin_20_Bahanesi


..:: Online Üyeler ::..


Doğum Günü Bugün Olanlar
acar , şevval , 295555 , wonder , ZÜMRÜT , coshkun_54 , gost , kartaca , bilqe ,

..:: Arama ::..

Bul:  

..:: En Son Arananlar ::..

sahraproteinVAKpapatyaziyamerAyetel kursiRESIMIlahilermutluluk

..:: Rasgele 5 Üyemiz ::..

   üveys
   evliya
   beytullah
   uyus
   selamim

Bu siteye eklenen yazılardan, yazıların yazarları sorumludur. Yazı eklerken alıntı yapılan kaynak mutlaka yazı sonunda belirtilmelidir. Mevcut herhangi bir yazıdan rahatsız olanlar suistimal@islamiyazilar.com mail adresine bilgi vererek duruma göre yazının kaldırılmasını sağlayablirler.