Diline sahip ol. Evin sana dar gelmesin. Günahların için ağla.
..:: Menü ::..

..:: Bir Ayet ::..

Onlar senden, azabın çarçabuk getirilmesini istiyorlar; Allah, va'dine kesin olarak muhalefet etmez. Gerçekten, senin Rabbinin katında bir gün, sizin saymakta olduklarınızdan bin yıl gibidir


..:: Bir Hadis ::..

Bir kimse, iflâs edenin yanında malını aynen bulmuş ise, bu mala o, herkesten daha ziyâde hak sâhibidir.


İslamiyazılar gözünüzün önünde olsun
islamiyazilar.com'u ana sayfanız yapın

Anasayfa » Genel Makaleler » VEDA HUTBESİ & ŞERHİ


VEDA HUTBESİ & ŞERHİ
 
Bu yazıyı facebookta paylaşıp daha çok kişinin görmesine vesile olmak için tıklayın...

Abdulkerim YÜCEL


 



VEDA HUTBESİ & ŞERHİ


Hz. Peygamber' in, hicri 10. yılda yaptığı Veda Haccı’nda sayıları yüz on dört bini bulan hacıya hitaben irad ettiği hutbe. Peygamber (s.a.s) bu son hutbesinde, bundan sonra bir daha haccedemeyeceğini bildirip vefatının yaklaştığını ima ettiği, sonraki gelen günler de onun bu sözlerini doğruladığı için bu hacca Veda Haccı, bu hac esnasında irad ettiği hutbeye de Veda Hutbesi adi verildi. Veda Hutbesi her ne kadar tek bir hutbe imiş gibi kabul edilmekteyse de, gerçekte bu hutbe, Arafat ta, Mina da ve bir gün sonra yine Mina' da olmak üzere arafe günü ile bayramın birinci ve ikinci günlerinde parça parça irad edilmiştir (Tecrid-i Sarih, Terc. X, 396).


Değişik yer ve zamanda irada buyrulduğu için de hutbe, birçok kişi tarafından birbirinden farlı şekillerde rivâyet edilmiş; kişinin ya da grubun duyduğunu diğerleri işitmediğinden, hutbenin tamamının biraya toplanmasında bu farklı rivâyetlerden yararlanılmış ve daha sonraki yıllarda bu üç aynı yer ve zamanda buyurulan hutbe tek bir hutbe olarak bir araya getirilmiştir.
       Rasûlullah' in bu son haccından bir yıl önce nâzil olan Tevbe sûresinde, müşriklerin pis olduğu ve bu yıldan sonra Mescid-i Haram' a yaklaşmamaları (et-Tevbe, 9/28) emredildiği için, Veda Haccı’nda Mekke' de sadece Müslümanlar vardı, hutbeyi de yalnızca Müslümanlar dinlemişti. Zaten Mekke' nin fethinden sonra müşriklerin sayısı parmakla sayılacak kadar azalmıştı. Rasûlullah, Medine' den kendisiyle birlikte yola çıkan yüzbin civarındaki ashabıyla Mekke' ye haccetmek için geldiklerinde bir yıl önceki uyarı sebebiyle Mekke' de müşrik kalmamıştı; çoğunluk Müslüman olurken Mekke' yi terk edenler de vardı. Rasûlullah, haccın bütün erkânını bizzat kendisi yaparak Müslümanlara öğretmiş, İslâm’ın hac konusundaki emirleri de böylece tamamlanmıştı. İslâm’ın tamamlandığını bildiren bazı âyetler de bu Veda Haccı’nda nâzil oldu.
       Cahiliye döneminde dışarıdan gelen hacılar Arafat' ta vakfeye dururken, Kureyş eşrafı diğer insanlardan üstün olduklarını belli edercesine Arafat yerine Müzdelife' de vakfeye dururlardı. Rasûlullah cahiliye döneminin bu sınıf üstünlüğüne dayalı âdetini ortadan kaldırdı ve bütün hacılar gibi Arafat' ta vakfeye durdu. Rasûlullah’e orada bu dinin tamamlandığı su âyet-i kerimeyle müjdelendi: "Ey Mü' minler, su küfreden müşrikler bugün dininizi söndürmekten Ümitlerini kesmişlerdir. Artik bundan böyle onlardan korkmayınız; ancak benden korkunuz. Bugün dininizi kemale erdirdim; ve size ihsan ettiğim nimetimi tamamladım. Din olarak da size İslâm’ı seçtim"(el-Mâide, 5/3). Dinin kemale erdirilmesine bütün Müslümanlar sevinirken yalnızca Hz. Ebû Bekir ile Hz. Ömer, bunun, Hz. Peygamber' in vefatının yaklaştığına delalet ettiğini anlamışlar ve gözlerinden yaslar akmıştı. Gerçekten de bundan sonra Rasûlullah seksen iki gün yaşamış ve vefat etmiştir.
       Arafat' ta yüz binin üzerindeki hacıya hitaben bir hutbe irad eden Rasûlullah sesinin bütün hacılar tarafından işitilmesi için belli mesafelerde gür sesli sahabelerden bazılarını görevlendirdi. Rasûlullah’in sözlerini tekrar eden bu kişiler hutbenin bütün hacılar tarafından duyulmasını sağlıyorlardı.


 


 


VEDÂ HUTBESİ


(9 Zilhicce l0 H./8 Mart 632 M. Cuma)


 


Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.) Vedâ haccında, 9 Zilhicce Cuma günü zevâlden sonra Kasvâ adlı devesi üzerinde, Arafat Vâdisi' nin ortasında 124 bin Müslümanın şahsında bütün insanlığa şöyle hitab etti:


 


"Hamd Allah' a mahsustur. O' na hamdeder, O' ndan yardım isteriz. Allah kime hidayet ederse, artık onu kimse saptıramaz. Sapıklığa düşürdüğünü de kimse hidayete erdiremez. Şahadet ederim ki; Allah’tan başka ilâh yoktur. Tektir, eşi ortağı, dengi ve benzeri yoktur. Yine şahadet ederim ki, Muhammed O' nun kulu ve Resulüdür.”


 


"Ey insanlar! Sözümü iyi dinleyiniz! Bilmiyorum, belki bu seneden sonra sizinle burada bir daha buluşamayacağım.  İnsanlar! Bugünleriniz nasıl  mukaddes bir gün ise, bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay ise, bu şehriniz (Mekke) nasıl mübarek bir şehir ise, canlarınız, mallarınız, namuslarınız da öyle mukaddestir, her türlü tecavüzden korunmuştur.


Ashabım!  Muhakkak Rabbinize kavuşacaksınız. O' da sizi yaptıklarınızdan  dolayı sorguya çekecektir. Sakin benden sonra eski sapıklıklara dönmeyiniz ve birbirinizin boynunu vurmayınız! Bu vasiyetimi, burada bulunanlar, bulunmayanlara ulaştırsın. Olabilir ki, burada bulunan kimse bunları daha iyi anlayan birisine ulaştırmış olur.


Ashabım! Kimin yanında bir emanet varsa, onu hemen sahibine versin. Biliniz ki, faizin her çeşidi kaldırılmıştır. Allah böyle hükmetmiştir. İlk kaldırdığım faiz de Abdulmutallib' in oğlu (amcam) Abbas' ın faizidir. Lakin  anaparanız size aittir. Ne zulmediniz, ne de zulme uğrayınız.


Ashabım! Dikkat ediniz, cahiliyeden kalma bütün adetler kaldırılmıştır, ayağımın altındadır. Cahiliye devrinde güdülen kan davaları da tamamen kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası Abdulmuttalib' in torunu Iyas bin Rabia' nın kan davasıdır.


Ey insanlar! Muhakkak ki, şeytan şu toprağınızda kendisine tapınmaktan tamamen ümidini kesmiştir. Fakat siz bunun dışında ufak tefek işlerinizde ona uyarsanız, bu da onu memnun edecektir. Dininizi korumak için bunlardan da sakınınız.


 


 


 


Ey insanlar! Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah' tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları, Allah' ın emaneti olarak aldınız ve onların namusunu kendinize Allah' ın emriyle helal kıldınız. Sizin kadınlar üzerinde hakkınız, kadınların da sizin üzerinizde hakkı vardır. Sizin kadınlar üzerindeki hakkınızı; yatağınızı hiç kimseye çiğnetmemeleri, hoşlanmadığınız kimseleri izniniz olmadıkça evlerinize almamalarıdır. Eğer gelmesine müsaade etmediğiniz bir kimseyi evinize alırlarsa, Allah, size onları yataklarında yalnız bırakmanıza ve daha olmazsa hafifçe dövüp sakındırmanıza izin vermiştir. Kadınların da sizin üzerinizdeki hakları, meşru örf ve âdete göre yiyecek ve giyeceklerini temin etmenizdir.


Ey mü' minler! Size iki emanet bırakıyorum, onlara sarılıp uydukça yolunuzu hiç   şaşırmazsınız. O emanetler, Allah' ın kitabı Kur-ân-i Kerim ve Peygamberin sünnetidir.


Mü' minler!  Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi belleyiniz! Müslüman Müslüman' ın kardeşidir ve böylece bütün Müslümanlar  kardeştirler. Bir Müslüman' a kardeşinin kanı da, malı da helal olmaz. Fakat malını gönül hoşluğu ile vermişse o başkadır.


Ey insanlar!  Cenab-ı Hak her hak sahibine hakkını vermiştir. Her insanın mirastan hissesini ayırmıştır. Mirasçıya vasiyet etmeye lüzum yoktur. Çocuk kimin döşeğinde doğmuşsa ona aittir. Zina eden kimse için mahrumiyet vardır.


Ey insanlar!  Rabbiniz birdir. Babanız da birdir. Hepiniz Âdem’in çocuklarısınız, Âdem ise topraktandır. Arabın Arap olmayana, Arap olmayanın da Arap üzerine üstünlüğü olmadığı gibi; kırmızı tenlinin siyah üzerine, siyahın da kırmızı tenli üzerinde bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takvada, Allah' tan korkmaktadır. Allah yanında  en kıymetli olanınız O' ndan en çok korkanınızdır. Azası kesik siyahî bir köle başınıza amir olarak tayin edilse, sizi Allah' ın kitabi ile idare ederse, onu dinleyiniz ve itaat ediniz.  Kimse kendi suçundan başkası ile suçlanamaz. Baba, oğlunun suçu üzerine, oğlu da babasının suçu üzerine  suçlanamaz.


Dikkat ediniz! Şu dört şeyi kesinlikle yapmayacaksınız:


—Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmayacaksınız.


—Allah’ın haram ve dokunulmaz kıldığı canı, haksız yere öldürmeyeceksiniz.


—Zina etmeyeceksiniz.


—Hırsızlık yapmayacaksınız.


İnsanlar! Yarın beni sizden soracaklar, ne diyeceksiniz? "


Sahabe-i Kiram birden söyle dediler:


"Allah' ın elçiliğini ifa ettiniz, vazifenizi hakkıyla yerine getirdiniz, bize vasiyet ve nasihatte bulundunuz, diye şahadet ederiz!"


Bunun üzerine Resul-i Ekrem Efendimiz (S.A.V.) şahadet parmağını kaldırdı, sonra da cemaatin üzerine çevirip indirdi ve söyle buyurdu:


"Şahit ol yâ Rab! Şahit ol yâ Rab! Şahit ol yâ Rab! "


buyurarak Arafat' taki hutbesini bitirdi.



       Hz. Peygamber güneş batıncaya kadar vakfede durdu. Tam buradan inmeye karar vereceği bir anda yukarıda zikredilen Mâide sûresinin üçüncü âyeti nazil oldu. Daha sonra devesine binen Rasûlullah yavaş adımlarla Arafat' tan inerek Müzdelife' ye geldi. Burada bir ezan iki kamet ile aksam ve yatsı namazlarını birleştirerek kildi. Ve istirahata çekildi. Sabah olunca cemaatle birlikte sabah namazını kıldı ve ortalık iyice ağardıktan sonra Müzdelife' den Cemretü' l Akabe mevkiine geldi. Şeytan taslamadan sonra Mina' ya geçen Rasûlullah burada da Veda Hutbesi' nin diğer bölümünü irad etti. Allah' a hamdü senadan sonra devamla:
       "Ey insanlar! Sizi Allah’ın kitabına bağlayan peygamberinizin sözlerini iyi dinleyiniz, ona itaat ediniz. Hac ibadetinizin bütün hareketlerini benden gördüğünüz gibi ifa ediniz. Öyle sanıyorum ki, ben bu seneden sonra bir daha haccedemem. " Rasûlullah bundan sonra halkla sorulu cevaplı sürdürdüğü hutbesini: "Ey insanlar! Ayların yerini değiştirerek geri bırakmak inkârda aşırı gitmektir. Kâfirler böyle yapmakla doğru yoldan saptılar. Allah’ın haram kıldığı ayların sayısını uygun yapmak için, bir yıl haram ayini helal, diğer yıl onu haram sayarlar. Böylece Allah’ın haram kıldığını helal kabul ederler. Zaman, Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı gün gibi ayni duruma döndü. Allah’ın katında ayların sayısı on ikidir. Bunların dördü mukaddes (haram) aylardır ki üçü arka arkaya gelen Zilkade, Zilhicce ve Muharrem, dördüncüsü de Cemaziyelahir ile Saban’ın arasındaki Recep’tir. Ey müminler! Bu ay hangi aydır?"-Allah ve Resûlü daha iyi bilir."-Zilhicce ayı değil midir?"-Evet Zilhiccedir."-Bu içinde bulunduğumuz belde hangi beldedir?"-Allah ve Resûlü daha iyi bilir.-Mekke Şehri değil midir?"-Evet Mekke' dir."-Bugün hangi gündür?
 -Allah ve Resûlü daha iyi bilir."Yevmü' nnahr (kurban kesme günü) değil midir?"-Evet yevmünahr' dir. Bu diyalogdan sonra Rasûlullah sahabelere dönerek "Su halde iyi bilin ki; bu şehrinizde, bu beldenizde, bu gününüzün mukaddes (haram) olduğu gibi birbirinize kanlarınızı dökmek, mallarınızı haksiz yere olmak, namuslarınızı kirletmek de haramdır, her türlü saldırıdan masumdur. Muhakkak ki, siz Rabbinize kavuşacaksınız, o zaman bütün bu islerden sorulacaksınız. Ey İnsanlar! Aklinizi başınıza alın da benden sonra birbirinizin boynunu vuracak şekilde dalâlete, vahşete düşerek cahiliye devrine dönmeyin. Ey insanlar! Bu nasihatlerime kulak verip bunları burada hazır bulunanlarınız burada bulunmayanlara tebliğ etsin. Olabilir ki, kendisine tebliği edilen kimse burada bulunup işiten bir kısım kimseden daha iyi anlayıp bellemiş olur" ardından Rasûlullah iki kez:"- Tebliğ ettim mi?" buyurdu. Sahabeler:-Evet ettin, deyince O; " Şahit ol ya Rab!" dedi ve tekrar hatırlattı: "Burada bulunanlar bulunmayanlara tebliğ etsin. "
       Rasûlullah Mina' daki bu hutbesinden sonra kurban kesim yerine gelerek önceden hazırlanan yüz devenin altmış üçünü bizzat kendi kurban etti diğerlerini de Hz. Ali kestikten sonra her deveden birer parça et alınarak pişirilip yenildi. Daha sonra tras olan Hz. Peygamber ihramdan çıktı ve Kabe' yi tavaf etti. Öğle namazını da orada kıldıktan sonra Zemzem suyunun yanına gitti ve kendisine sunulan bir bardak suyu içtikten sonra tekrar Mina' ya döndü. Rasûlullah Mina' da geçirdiği teşrik günlerinde şeytan taslama görevini yerine getirmiş, bu arada çevresinde bulunan insanlara hutbeler irad buyurmuştu.
       "Allah’ın yardımı ve fetih geldiği ve insanların dalga dalga Allah’ın dirine girdiklerini gördüğün zaman Rabbini överek tesbih et. O' ndan mağfiret dile. Çünkü o tövbeleri çok kabul edendir" (en-Nasr, 110/1-3) mealindeki Nasr sûresinin nâzil olduğunu duyan Müslümanlara, hem yeni nâzil olan bu sûreyi okumuş hem de kendilerine nasihat ettiği hutbelerinden birini irad buyurmuştur. Bu hutbesinde de yine Müslümanların mal, can, namus emniyetinden bahseden Rasûlullah insan haklarının temelini oluşturan bu üç hakki tekrar tekrar ümmetine hatırlatmıştı. Değişik yer ve zamanda irade edilen bu hutbeler, tek bir hutbe seklinde bütünleştirilmiştir.



Hutbenin toplum hayatına getirdiği prensipler:

İncelendiği zaman Veda Hutbe' sinde Peygamber (s.a.s)' in baslıca su noktalara değindiği görülür:



1- Her iste daima Allah' a hamd-ü sena etmek gerekir.
2- Nefis, insani her zaman şerre yöneltmek ister. Bu sebeple nefislerin ser-inden de Allah' a sığınmak lâzımdır.
3- Can, mal ve ırz kutsaldır. Yasama hakki tabii bir haktir. Irz, şeref, haysiyet, hürriyet ve mülkiyet saldırıdan korunmuş haklardır.
4- Cahiliye gelenekleri kaldırılmıştır. İnsanlar alışa geldikleri kötü şeyleri körü körüne yapmaktan vazgeçmelidirler.
5- Faiz haramdır.
6-Kan davası gütmek haramdır.
7- Emânetler yerlerine verilmelidir. Emânete hıyanet edilmemelidir.
8- Küçük büyük önemli-önemsiz her iste şeytana uymaktan sakınılmalıdır.
9- Kadınların ve erkeklerin karşılıklı hak, vazife ve sorumlulukları vardır. Kadınlara nezâketle davranılacaktır.
10- Hem kadın hem de erkekler zinadan şiddetle kaçınacaklardır.
11- Köle ve hizmetçilere iyi davranılacaktır.
12- Bütün Müslümanlar kardeştir. Her türlü sınıf farkları ve ayrıcalıklar kaldırılmıştır. Üstünlük fazilet iledir.
13- Zulümden sakınmak gerekir, halkın mali haksiz yere yenemez, birine ait bir şey sahibinin izni olmadıkça başkası için helâl olmaz.
14- Müslümanlar birbirleriyle savaşmaktan sakınacaklardır.
15- Allah’ın Kitâbı' na ve Peygamber' in sünnetine uyanlar asla sapıklığa düşmezler.
16- İslâm sadeliğinden ayrılmamak, aşırılıklara sapmamak gerekir.
17-Hak Teâlâ' ya ibadet olunacak; beş vakit namaz kılınacak, oruç ayında oruç tutulacak,

Hz. Peygamber' in tavsiyelerine uyulacaktır. Bunları hakkıyla yerine getirenlerin mükâfatı cennettir.




Cevap yazmak için üye olun


Yazıyı çok sevdim hemen arkadaşıma göndereyim

Adınız Soyadınız
Arkadaşınızın adı soyadı
Arkadaşınızın E-Posta adresi



Eklenme Tarihi: 17.06.2008 14:12:13
Yazıyı Ekleyen : nazih
 Bu  yazı Bugün 3 kez okundu.
 Bu  yazı Toplam 9503 kez okundu.
nazih bugüne kadar toplam 15 yazı ekledi.
..:: Üye Paneli ::..
K.Adı :
Şifre  :
Beni Hatırla

..:: Favorilerimiz ::..
dedektör
nokta dedektör
nasıl gidilir
karikatür

..:: Son yorumlananlar ::..

''Allah (Haşa) Seçimlerimizi Bilemez'' Diyen Hocalara Cevap

KOMİK RESİMLİ YAZILAR

hadis

yemek tarifleri resimleri

HADİSLERİN EN GUZELİ


..:: Günün Yazıları ::..

4 BÜYÜK KİTAP HANGİ PEYGAMBERLERE GELDİ

KURANDAKİ SIRAYA GÖRE SURE İSİMLERİ

KIYMETLİ KADIN İSİMLERİ

Kuran Arapçadır, Ama Hükümleri Evrenseldir

şehid


Bugün Hiç Okunmadılar..

Yaralı eşek

senin adını kalbime yazıyorum..

İSTANBUL'UN MÂNEVÎ FÂTİHİ

ARZU

GÜNÜN GÜZELLİKLERİ


..:: Online Üyeler ::..


Doğum Günü Bugün Olanlar
mavilim , ahmetweyn , _osman_ , elifimbenim , cemildddd , civan , akifgenc46 , ismail23 ,

..:: Arama ::..

Bul:  

..:: En Son Arananlar ::..

hadis-iDenizGenclikalpbitattanduhansuresitaharetKIRMIZIallahu teala

..:: Rasgele 5 Üyemiz ::..

   loss_love06
   nurnesli
   Gül bahçemse solmaz ebedi bahar
   ysmnkndmr
   kübra112

Bu siteye eklenen yazılardan, yazıların yazarları sorumludur. Yazı eklerken alıntı yapılan kaynak mutlaka yazı sonunda belirtilmelidir. Mevcut herhangi bir yazıdan rahatsız olanlar suistimal@islamiyazilar.com mail adresine bilgi vererek duruma göre yazının kaldırılmasını sağlayablirler.