|
..:: Bir Ayet ::..
|
|
Onlar senden, azabın çarçabuk getirilmesini istiyorlar; Allah,
va'dine kesin olarak muhalefet etmez. Gerçekten, senin Rabbinin katında bir gün, sizin saymakta olduklarınızdan bin yıl gibidir
|
|
..:: Bir Hadis ::..
|
|
Bizimle münafıklar arasında yatsı ve sabah namazlarında hazır bulunma farkı vardır. Onlar bu iki namaza muktedir olamazlar. |
|
|
İnternete güvenli bir başlangıç yapın
islamiyazilar.com'u ana sayfanız yapın
| Riba ve Faiz |
| |
|
| |
Riba ile faiz aynı mı değil mi» sorununu cözmek için gerçek tarihsel gelişimi içerisinde riba' nın anlamını kavramak zorunludur. Ri- ba, artış veya büyüme anlamına gelir. Ama ke limenin sözlük karşılığı buradaki incelemeleri- mizde bize yardımcı olamaz. çünkü her artış örneğin ticaret ve üretimden gelen artışlar, ya- saklanmamıştır. Riba sözcüğünün önünde be- lirlilik ifade eden "al" harfi tarifinin kullanılma- sı bir, gerçeği belirtir. Kur' an' ın indirildiği sü- rede Arapca bilinen ve yürürlükte olan riba- yı belirler "al" harfitarifi. O dönemde, riba de- yimi, borçludan, vadenin uzatılmasına karşılık artık bir paranın alınması anlamında kullanılı- yordu. O dönemde kullanılan anlamı almak ge- rekir, çünkü günlük işlere ilişkin yasaklamalar alışılmış bir dille anlatılabilir. Bilginler genel- likle kabullenmişlerdir riba' nın bu kavramını, Şimdi o zamanki araplar arasında yaygın olan riba türlerini gözden geçirebiliriz. Ünlü hukuk- çulardan bazıları cahiliye döneminde kullanı- lan riba' nın tanımını yapmaya çalıştılar.
Mücahid şöyle anlatır riba' yı : «Cahiliye döneminde Allah' ın yasakladığı riba şudur: Birisi borçlu ise borç verene giderek şunu söyler: ödeme süresini uzatırsanız size şu kadar fazla para vereceğim. Süreye karşılık verilen veya alınan artık paradır riba.»
İmam Malik şöyle anlatır : «Cahiliye döneminde, birisi belirli bir süre için borç verir, süre sona erince, borç veren, borçludan, ya parayı ödemesini veya borcun tutarının artırılmasını isterdi. İşte riba budur. Borçlu borcunu öderse, alınır, aksi halde borç tutarı artırılır ve süre uzatılır.»
İbni Cerir Et-Taberi, Bakara süresindeki bir âyet üzerine görüşle- rini şöyle açıklar : «Borçluya «Murb» denir. Çünkü borcu iki- ye katlanmaktadır.» Ali İmran sûresinde ana para üzerine iki veya dört kat faiz koymayı yasaklayan bir âyeti göstererek, cahiliye dö- neminde riba' nın bu anlama geldiğini ilâve eder.
İmam Razi de, hemen hemen, aynı görü- şü ileri sürer. Razi, riba' yla ilgili olayı şöyle anlatır : «Cahiliye döneminde borç para verilir, ana para dışında, aylık riba alınırdı. Ödeme zama- nı gelince borç olarak verilen ana para istenir ve borçlunun ödeme olanağı yoksa, süre uza- tılır ve borç tutarı artırılırdı.» Cahiliye döne- mindeki Arapların borç alıp verme işlemlerine ilişkin uygulamalarıdır bunlar.
Beyzavi de şöyle anlatır : «Birisinin belirli bir süre sonra ödenmesi gereken bir alacağı varsa, az bir ana paraya karşı, borçlunun tüm malını elde edinceye ka- dar borç tutarı artırılmaktadır.» Farklı çağlar- da yaşamış bu ünlü hukukçuların görüşlerin- den sonra İslâm' dan önceki dönemde yürür- lükte olan riba tanımında süre uzatımı ve artış gibi iki ana öğenin bulunduğu söylenebilir. Şöyle ki; standart sosyo - ekonomik kurallara göre, riba oranı, o dönemde oldukça yüksekti.
Kur' an' da, riba, aşağıdaki âyetle yasaklanmıştır : " -O adamlar, ki faiz yerler (alırlar) kabir- lerinden) ancak şeytanın dokunmasından sa' - raya uğrayanlar gibi kalkarlar, bu : «Alış veriş ancak faiz gibidir» demelerinden ötürüdür, Allah ise alış - verişi helal, faizi haram kılmış- tır. O halde, her kim ki, ona Allah' dan öğüt gelmiş ve faiz yemekten vazgeçmiştir, onun için yalnız geçmişi var. O iş de Allah' a kalmış- tır ve kim ki yine faiz yemek isterse onlar ce- hennemliktir, orada boyuna (devamlı) kalacak olanlardır.» (Bakara : 275).
Şimdi biraz da faizden söz edelim : «Re- fah ve buhran» adlı eserinde Haberler, şu gö- rüşü ileri sürmektedir : «Ekonomistler arasın- da, faiz oranının saptanması ve açıklaması, ge- nel teorinin öteki dallarından daha çok anlaş- mazlığa yol açmaktadır.» Daha sonra görece- ğiz ki, tüm faiz teorileri «niçin faiz ödenir» so- rusuna tutarlı bir cevap bulamamıştır. Ama ço- ğunluğu, faizin, borç alınan paraya katılan be- lirli bir ek olduğu görüşündedir. Faizin, para- nın üzerine eklenen makul bir değer olduğu, oysa riba' nın, kredilerin ekonomik kalkınma için kullanılmadığı İslâm öncesi dönemlerde üretken olmayan borçlar üzerinden alınan faiz oranı çok yüksek tefeciliği kapsadığı tezi ileri sürülmektedir. Bence, Kur' an' daki «riba» deyi- miyle kapitalist taplumlarda uygulanan faiz arasında bir fark varsa, bu yalnızca oranlar arasında bir derece farkıdır. Cünkü riba da, faiz de ana para üzerinden alınan bir fazlalık- tır. Faizle karşılaştırılırsa, riba' nın kredi işlem- lerinde kullanılan, üzerinde yeteri kadar du- rulmamış, geliştirilmemiş bir araç olduğu söy- lenebilir, ama «riba», «tefecilik», ya da «faiz» adı onun niteliğini değiştirmiyecektir. «Fazla- lık» deyimi izafi bir anlam taşımaktadır. Çün- kü bu gün makul görünen bir «fazlalık», yarın çak aşırı görülebilir. Hint - Pakistan yarım kı- tasında kooperatiflerin çoğu yüzde 12 - 15 ara- sında faizle para alırlardı ve o zamanlor, bu, makul bir faiz oranı sayılır. Ama bugün aşırı görülmektedir. Bunun için riba' nın yasaklan- ması, borç para üzerinden alınan her türlü fazlalığın yasaklanması anlamını taşır. :Adının, tefecilik, faiz, ya da sermayenin kazancı ol- ması durumunu değiştirmez. Gerçekte, ticarete yatırılan para, «kâr» denilen bir fazlalık getir- mektedir. Ama kârda belirli bir oran yoktur, zarar da edilebilir. Ama bankaya konun para faiz getirmektedir. Burada faiz oranı bellidir ve zarar olanaksızdır.
Öte yandan, İslamdan önceki dönemde, faizin kredilerin üretken alanlara yatırılması amacıyla verilmediği tezi de doğru değildir. Medinedeki yahudilerin, tüketim için olduğu ka- dar ticarette de kullanılması amacıyla faizle para verdiklerini gösteren tutanaklar vardır. O zamanlaı, Araplar, «mudarabaha» veya ka- manditer artaklığın varolması faizli paranın, üretken olmayan yerlerde kullanıldığını,göster- mez. Kredilerin üretim veya tüketim amacıyla kullanılması arasında yalnız bir yön farkı var- dır. Tüketim için kullanılan para üzerinden alı- nan faiz zararlıysa, üretken alanlarda kullanı- lan para üzerinden alınan faiz de kesinlikle zararlıdır. Çünkü burada, faiz, üretim maliyet- lerine girmekte, sonuç olarak da fiyatları yük- seltmektedir. Yüksek fiyatın bütün yükünü taşıyan tüketicidir. Bu bakımdan, son analizler, Kur' an' da yasaklanan «riba» ve bugünkü ban- kacılıkta kullanılan «faiz» in aynı özün farklı gö- rünümü olduğunu ortaya koymaktadır. Şimdi ce- vaplanması gereken ilk soruya dönelim.
|
| Yazıyı Ekleyen :
admin |
| Bu yazı 278 kez okundu. |
| admin bugüne kadar toplam 2224 yazı ekledi. |
|
|
|
..:: Son yorumlananlar ::.. |
|
|
|
..:: En Son Arananlar ::.. | |
|
DINI RESIMLER,
alim,
EL,
ilginç resimler,
ilahi ses,
gecen,
ruhlar alemi,
içki,
meryem,
anasayfa,
gel gör beni ask neyledi,
bismillahirrahmanirrahim,
kizlar,
videolar,
sevgiyle ilgili ayet,
esneme,
ticaret yapma,
ilahi,
allahvar,
tarikat,
sahabe,
iyi,
ehlibeyt,
dini,
hediye,
admin,
mümin,
asr,
niyet,
big bang teorisi,
incil,
mescid-i,
arapca,
mucize,
neriman,
hicret,
eyvallah,
elhamdülillah,
bediüzzaman,
seher,
fethullah gülen,
lokman,
mevlana,
anne,
Halil,
yazılar,
devlet,
tebareke suresi,
YORUMLAR,
cahiller,
harut,
av,
HZ. YUSUF,
anaokulu,
ölüm,
|
|
|
..:: Rasgele 5 Üyemiz ::.. | |
|
|
| Bir Reklam.. |
 |
|
|
Bu siteye eklenen yazılardan, yazıların yazarları sorumludur. Yazı eklerken alıntı
yapılan kaynak mutlaka yazı sonunda belirtilmelidir. kendi yazınızı yazıyor
iseniz adınızı belirtmek zorunda değilsiniz kullanici adiniz yazınızın altında
yayınlanacaktır. Mevcut herhangi bir yazıdan rahatsız olanlar
suistimal@islamiyazilar.com mail adresine bilgi vererek duruma göre yazının
kaldırılmasını saglayablirler. islamiyazilar.com yazarlarin kendi goruslerine
saygi duymakla birlikte suc unsuru teskil eden yazilari yayinlamama veya
yayinlanmiş olanlari yayından kaldırma hakkını saklı tutar. |
|
|