|
..:: Bir Ayet ::..
|
|
Onlar senden, azabın çarçabuk getirilmesini istiyorlar; Allah,
va'dine kesin olarak muhalefet etmez. Gerçekten, senin Rabbinin katında bir gün, sizin saymakta olduklarınızdan bin yıl gibidir
|
|
..:: Bir Hadis ::..
|
|
Nafaka için harcananın hepsi Allah yolunda harcanmış gibidir, bina için harcanan müstesna, bunda hayır yoktur. |
|
|
İslamiyazılar gözünüzün önünde olsun
islamiyazilar.com'u ana sayfanız yapın
RUH VE KALP CANLILIĞI İÇİN
|
| |
|
|
| |
RUH VE KALP CANLILIĞI İÇİN
Elimizde bir top var ve bunu belli bir yükseklikten yere bırakıyoruz. Top, yere çarptığı anda potansiyel enerjisinin bir kısmını bu çarpmayla kaybeder ve yukarıya doğru kinetik enerjiyle yükseldiğinde, ona yeni bir enerji takviyesi yap-mazsak, başta bıraktığımız seviyeye ulaşamaz.
Sonra daha az potansiyel enerjiyle tekrar inerek yere çarptığında bir miktar enerji daha kaybeder ve giderek alçalan zıplamalarla "sıfır" enerji noktasına doğru gider; sonunda bir yerde hareketsiz kalarak durur. Eğer, topun yere her çarpışından sonra, en azından ilk bıraktığımız seviyeye yükselmesini is-tersek, ona hiç olmazsa çarpma anında kaybettiği miktar kadar enerji ilâve etmemiz gerekir.
Eğer, topun her Çar-pışından sonra giderek daha yükseğe çıkmasını istersek, her defasında ona, kaybettiğinden daha fazla enerji beslemesi yapmamız gerekir.
Tıpkı bunun gibi, maddî varlığımız itibariyle, "sıfır" nok-tası demek olan ölüme gitmemek için, yaşarken harcadığımız enerjiye karşılık, her an oksijene, belli aralıklarla suya ve gıda maddelerine ihtiyaç duyarız. Bu yüzden ebeveynler yavrularının gıdalanmalarına çok önem verirler.
Hayat imtihanında, duyu organları yoluyla dış dünyaya açık olan ve bu yüzden her an örselenme tehlikesi yaşayan ruh ve kalbimizin, kısacası mânevî varlığımızın durgunluk ve ölüm hâline düşmemesi için de, sürekli olarak beslenmesi gerekir. Bu beslenmenin muhteva, şekil ve ölçüsü; bize kalp, akıl, irade ve "ben"lik hissi veren Yaratıcımız, tarafından bildirilmiştir. Tevhid hakikatini dile getiren Kur' an ve Kâi-nat; ilmi, kudreti ve rahmeti sonsuz olan Vâhid, Ehad ve Kerim O Yüce Zât' ı bilip tanımanın ve O' na kulluk etmenin yaratılış sebebimiz olduğunu tekrar tekrar vurgulamakta, böy-lece, insanda Marifetullah eksenli bir yaşama heyecanı uyandırmaktadır.
Rabbimiz' i, mümkün olduğunca unutmama-mıza, unuttuğumuzda hatırlayıp anmamıza, varlığımızın her an, her lâhza O' nun lütfetmesiyle devam ettiğini idrak ve hissetmemize vesile olan Kâinatı ve Kur' anı birlikte okumak, Efendimiz (sas)' in Sünneti' ni, tâlim buyurduğu dua ve nasi-hatları hayatımıza hayat yapmak, mânevî beslenmedeki gı-dalarımızdır.
Günün çeşitli vakitlerine hikmetli şekilde konulmuş olan, Rabbimiz' in bizi muhatab kabul ettiği ve bizim de, sadece O' nun Zât' ı lâyık olduğu için yerine getirmek durumunda olduğumuz namaz ibadeti, ruh ve kalbimizin gıdası ve şifa-sıdır aynı zamanda.
Birçok hikmetinin yanısıra, bedeni varlığımızın ağırlığını ve ruhumuz üzerindeki menfî tesirlerini azaltarak mânâya açık tarafımızı geliştirmeye tâlip olan oruç da aslında ruh ve kalbimizi besler.
Efendimiz (sas)' in beyanına ittibaen, tebessümü bile sadaka bilerek Allah' ı hoşnut etmek için insanlara karşı iyi insan olma düşüncesiyle yaşamak, sebeplere takılmadan ken-dimizden maddî ve mânevî fedakârlıklarda bulunmak; hem bizim, hem de bütün bir toplumun ruh ve kalbini canlı tutar. Ruhumuza ve kalbimize çarpan dış dünyanın menfilikleri karşısında, mânevî varlığımızın bozulmaması, hattâ giderek terakki etmesi için, sürekli ve şuurlu bir gayret gösterme-miz, birbirimize tutunmamız, birbirimizi arayıp sormamız ve teşvik etmemiz gerekir.
Baştaki misâlle ifade edersek, kendi hâline bırakıldığı için giderek enerjisini yitiren ve hareketsiz hâle gelen bir topun, durduk yerde kendi kendine zıpladığı, görülmemiştir. Bunun olabilmesi için, birisinin ona enerji vermesi gerekir.
Bu, sebeplere göre fizikî dünyada olduğu gibi mânevî âlemdede böyledir.
Mânen ölme noktasına gelmiş, ahlâken sükût etmiş bir insanın, kendi kendine ve bir anda düzelmesini, değişmesini bekleyemeyiz (Kalbleri elinde tutan Zât dilediği insana hikmetini bilemediğimiz sebeplerle hidayet eder, vic-danını uyarır, pişmanlık ve tevbe hisleri, temizlenme ve müs-bet hareket etme düşüncesi ilham eder.
Bu O' nun lütfudur. İmtihan dünyasında ise durum; bize verilmiş olan akıl ve aklın eline verilmiş olan irade ve sebeplere müracaat et-memizi gerektirir). Bu yüzden kendimizi ve arkadaşlarımızı, tanıdık-tanımadık ayırt etmeden bütün insanları kollamalı; ruh ve kalp enerjisini yitirmiş, niyeti ve ahlâkı bozulmuş kimselere usûl ve muhtevaya dikkat ederek, iyilik düşü-ncesini hatırlatmalıyız. İyilik ve müsbet hareket akıl ve kalbin tamiri anlamına gelmektedir. |
| Eklenme Tarihi: 17.06.2008 14:12:13 |
| Kaynak : yeter 2000 |
| Yazıyı Ekleyen :
ThaLeBe |
| Bu yazı Bugün 1 kez okundu. |
| Bu yazı Toplam 353 kez okundu. |
| ThaLeBe bugüne kadar toplam 8 yazı ekledi. |
|
|
|
..:: Son yorumlananlar ::.. |
|
|
|
..:: En Son Arananlar ::.. | |
|
Anne,
TEVBE,
ecirne minennar,
cuda,
yaratmak,
dürüstlük,
KABE,
betown,
senai,
cinler,
|
|
..:: Rasgele 5 Üyemiz ::.. | |
|
|
|
| Tefekkür Yazarları |
| Ayşe Üzümcü , Şükran Taşdelen ,Zeynep Işık ,Nurcan Hazyadaranlı Emine Güneş |
|
|
Bu siteye eklenen yazılardan, yazıların yazarları sorumludur. Yazı eklerken alıntı
yapılan kaynak mutlaka yazı sonunda belirtilmelidir. kendi yazınızı yazıyor
iseniz adınızı belirtmek zorunda değilsiniz kullanici adiniz yazınızın altında
yayınlanacaktır. Mevcut herhangi bir yazıdan rahatsız olanlar
suistimal@islamiyazilar.com mail adresine bilgi vererek duruma göre yazının
kaldırılmasını saglayablirler. islamiyazilar.com yazarlarin kendi goruslerine
saygi duymakla birlikte suc unsuru teskil eden yazilari yayinlamama veya
yayinlanmiş olanlari yayından kaldırma hakkını saklı tutar. |
|
|