Cuma gününde öyle bir saat vardır ki, şayet bir müslüman kul o saate rastlar da Allah’tan bir hayır isterse, Allah onu kendisine mutlaka verir.
..:: Menü ::..

..:: Bir Ayet ::..

Onlar senden, azabın çarçabuk getirilmesini istiyorlar; Allah, va'dine kesin olarak muhalefet etmez. Gerçekten, senin Rabbinin katında bir gün, sizin saymakta olduklarınızdan bin yıl gibidir


..:: Bir Hadis ::..

Diline sahip ol. Evin sana dar gelmesin. Günahların için ağla.


Başlangıç sayfanıza talibiz
islamiyazilar.com'u ana sayfanız yapın

Anasayfa » Aile Hayatı » PEYGAMBERİMİZİN ANNE BABA SEVGİSİ


PEYGAMBERİMİZİN ANNE BABA SEVGİSİ
 
Bu yazıyı facebookta paylaşıp daha çok kişinin görmesine vesile olmak için tıklayın...






Dünyaya geldikten sonra öğrendiğimiz ilk kelimelerden biri anne ise
diğeri babadır. Çünkü bizi onlar dünyaya getirdi. Canlarından can,
kanlarından kan, sevgilerinden sevgi kattılar. Hayâtı onlarla tanıdık,
onlardan öğrendik, onların sayesinde bugünlere geldik. Bizi onlar kadar
içten, karşılıksız ve ücretsiz seven bir başka insan yoktur. Onların
varlığı, insana varlık kattığı gibi, yoklukları da hiçbir zaman
doldurulamaz ve yerleri hep boş kalır.

Peygamber Efendimiz henüz dünyaya gelmeden önce babasını, dört yaşında
bir çocukken de annesini kaybetmişti. Hem yetim, hem de öksüz
büyümüştü. Yüce Allah onu annesiz babasız bırakmıştı, ama kendi özel
himayesine ve terbiyesi altına almıştı. "Beni Rabbim yetiştirdi ve
eğitti" diyordu.

Onun kadar annebabanın hakkını ve değerini öğreten bir başkası yoktur.
Kur' ân' ın ifadesiyle insan üzerinde Allah ve Resulünden sonra en çok
hakkı olan annebaba olduğu gibi, en çok sayılması ve sevilmesi
gerekenler de onlardır. Rabbimiz, Peygamberimize hitaben annebaba
hakkının önemini şöyle bildiriyor:

"Rabbin şunu da emretti: Ondan başkasına ibadet etmeyin. Anne ve babaya da iyilikte bulunun. Onlardan

biri veya her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına erişecek olurlarsa
onlara sakın ' Öf!' bile deme. Onları azarlama, onlara güzel söz söyle.

"Onlara merhamet ve tevazu kanadını ger ve de ki: ' Ey Rabbim, nasıl
onlar beni küçükken besleyip büyüttülerse, sen de onlara öylece
merhamet buyur." (İsrâ Sûresi, 22-23.)

Anne-babanın insan üzerindeki hakkı bu şekilde açıkça belli olmakla
beraber daha geniş ve kapsamlı olarak Peygamberimizin ifadelerinde
buluyoruz. Bu konudaki hadisleri birarada okuyunca meseleyi daha iyi
kavramış olacağız.

Adamın biri Peygamber Efendimize geldi, şöyle dedi: "Allah' tan sevap ve
manevî karşılık beklemek niyetiyle cihat etmek ve hicret etmek üzerine
sizinle biat etmeye geldim."

Peygamber Efendimiz: "Anne-babandan birisi sağ mı?" "Her ikisi de
sağdır." "Allah' tan sevap ister misin?" "Evet, yâ Resulallah."

"Öyle ise anne-babanın yanına dön, onlara hizmet et."

Enes bin Mâlik anlatıyor:

"Adamın biri Peygamber Efendimize geldi ve şöyle dedi:

"Ben cihada çıkmak istiyorum, fakat gücüm yetmiyor."

"Anne babandan hayatta kalan var mı?" "Evet, annem vardır."

"Git annene hizmet et ve gönlünü al. Böyle yaparsan hem hac, hem umre, hem de cihat sevabını kazanırsın.

• • •

Abdullah bin Amr rivayet ediyor: Peygamber Efendimize bir adam geldi ve
sordu: "Yâ Resulallah yurdumu terk ederek sizin emrinize girmeye
geldim. Annemi-babamı da ağlayarak bıraktım."

Peygamber Efendimiz şöyle buyurdu:

"Öyle ise onlara dön, ağlattığın gibi onları güldür."

• • •

Abdullah bin Mes' ud anlatıyor: Peygamber Efendimize sordum: "Allah
katında en iyi amel nedir?" "Vaktinde kılınan namazdır." "Sonra
hangisidir?" "Anne-babaya iyilik ve itaat etmektir." "Sonra hangisi?"
"Allah yolunda cihattır."

Hiçbir şekilde anne-baba ayırt edilmez, biri öbürüne tercih edilmez,
birinin sevgisi diğerinin önüne geçmez. Çünkü iki gözümüzden hangisini
ötekinden üstün tutarız? Ancak Efendimizin hadislerine baktığımızda
anne hakkının baba hakkından üç misli fazla olduğunu öğreniyoruz. Şöyle
ki:

Ebû Hüreyre rivayet ediyor:

Peygamber Efendimize bir kişi geldi ve sordu:

"Yâ Resulallah, en çok kime iyilik ve ihsan etmeliyim?"

"Annene." "Sonra kime?" "Annene." "Sonra kime?" "Annene." "Sonra kime?" "Sonra babana."

Bu hadisten hiçbir şekilde babayı üçüncü plâna atma anlamı çıkmamalı,
ancak her zaman annenin öncelik taşıdığı gerçeğini de gözardı edemeyiz.
Çünkü bazen insan farkında olmadan annenin şefkatini ve karşılıksız
sevgisini anlayamıyor, istismar edebiliyor. Ayrıca babaya nazaran anne
kalbinin daha nazik ve ince olduğunu da unutmamalıdır.

Yine çoğunlukla babanın ağırlığı insanı mecburi saygıya yöneltiyor ve
insan, ister istemez ondan çekiniyor, fakat anne öyle mi? Onu hep
kendimize daha yakın, daha sıcak ve daha samimi buluruz. Bazen olur,
onun bu samimiyeti bizi saygısızlığa sürükleyebilir, ona sert davranma
gibi bir yanlışlığa düşebiliriz. Bunun için Peygamberimiz bizi
uyarıyor, anne konusunda çok dikkat etmemizi tavsiye ediyor.

İnsan uzun süre annesiyle beraber kaldığı için zaman zaman aradaki
insanî ilişkilerde dikkatsizlik gösterme ihtimali de vardır. Oysa
insanın, saygı gösterdiği insanların haklarına da riayet etmesi
gerekiyor. Bu konudaki ölçüyü Peygamberimiz şöyle hatırlatıyor:

Ata bin Yesar rivayet ediyor:

Peygamber Efendimize bir kişi şöyle sordu:

"Yâ Resulallah, annemin yanına girmek için kendisinden müsaade isteyeyim mi?"

"Evet, izin al, öyle gir."

"Fakat aynı evde oturuyoruz."

"Olsun yine izin iste."

"Ama yâ Resulallah hizmetini ben görüyorum."

"Olsun yine izin almadan yanına girme. Onu çıplak olarak görmek ister misin?"

"Asla yâ Resulallah."

"O halde izin alarak gir."

Dünyada hakkı ödenemeyen bir insan varsa o da annedir. Çünkü annenin
çocuğu üzerinde o kadar değişik hakları var ki, bunların birisini
ödemek bile mümkün değildir. Bu konuda güzel bir örneği Hz. Büreyde' den
öğreniyoruz.

Adamın biri Peygamber Efendimize geldi, şöyle dedi:

"Yâ Resulallah, ben annemi sıcak bir günde omuzuma alıp iki fersah yol
yürüdüm. Hava o kadar sıcaktı ki, eğer bir et parçası yere atılsa hemen
pişerdi. Acaba onun hakkını ödemiş oldum mu?"

Peygamber Efendimiz şu cevabı verdi:

"Senin bu hizmetin, onun bir doğum sancısını belki karşılar."

Hemen hemen çoğumuzun bildiği bir hadis vardır. Cennetin, anaların ayağı altında oluşudur. Bu husustaki hadisin metni şöyledir:

Bir adam Peygamberimize geldi ve;

"Yâ Resulallah, savaşa gitmek istiyorum, size danışmaya geldim" dedi.

Peygamber Efendimiz sordu: "Annen hayâtta mı?" "Evet."

"Ondan ayrılma, çünkü Cennet onun ayağının altındadır."

Bu ifade bir mecazdır. Yoksa hiçbir annenin ayağının altında Cennet
olmaz ve bulunmaz. Burada anlaşılması gereken mana şudur: İnsan
annesine karşı çok mütevazı ve engingönüllü olmalı, onun kalbini
kazanmalı, hatırını yıkmamak, ayağının altındaki toprak gibi olmalıdır.
Çünkü toprak tevazuun bir sembolüdür. Mevlânâ Hazretleri, "Tevazuda
toprak gibi ol" derken bu manayı bize hatırlatıyor.

Annenin ardından iyilik, sevgi, saygı, itaat ve ilgilenme açısından
sırayı baba alır. Baba, hayâtı boyunca hiçbir karşılık beklemeden
çocuğunu yetiştirir, masrafa girer ve imkânlarını sarf eder. Bu arada
baba da çocuktan tek bir şey bekler: Saygı.

Bu meseleyi yine Peygamberimizden öğreniyoruz: Hazret-i Âişe rivayet ediyor:

"Bir gün Peygamber Efendimizin yanına bir adam geldi. Beraberinde yaşlı birisi vardı. Peygamber Efendimiz adama,

"Bu ihtiyar kim?" diye sordu. Adam, "Babamdır" dedi. Peygamber Efendimiz:

"Öyle ise önüne geçme, o oturmadan sen oturma. Onu adıyla çağırma ve ona kimseyi küfrettirme."

Anne-baba insanın hem dünyasını, hem de âhiretini mutlu edecek veya alt
üst edecek birer sebeptir. Bu önemli yönü hadisten şu şekilde
öğreniyoruz:

Ebû Ümame anlatıyor: "Bir adam Peygamber Efendimize sordu:
"Anne-babanın çocukları üzerindeki hakkı nedir?" "Onlar senin ya
Cennetin ya da Cehennemindir." Yani anne-babaya gereken iyilik ve
itaati gösteren insan, onları seven, sayan ve başı üzerinde tutan çocuk
mesut, mutlu ve huzurlu olacağı gibi; onları üzen, kıran ve mağdur eden
çocuk da kendi eliyle hayâtını zehir ettiği gibi, âhiretini de yıkmakta
ve tehlikeye atmaktadır.

Zaten anne-babaya karşı gelmek ve isyan etmek büyük bir günahtır. Hatta en büyük günahlar arasında bulunmaktadır.

Abdurrahman bin Ebî Bekir' in rivayetine göre, Peygamber Efendimiz bu günahı şöyle bildiriyor:

"Size en büyük günahları bildireyim mi?"

"Evet yâ Resulallah bildir."

"Allah' a ortak koşmak, anne-babaya âsi olmaktır."

Anne-babaya yapılan iyilik ve saygının karşılığını insan dünyada iken
peşin alabiliyor. Bu konuda Peygamberimizin müjdesi çok açıktır:

"Rızkının çoğalmasını ve ömrünün uzamasını isteyen, anne-babasına iyilik ve ikramda bulunsun ve akrabalarını ziyaret etsin."

Diğer taraftan çocuk, günü gelince kendisi de anne baba olacak,
çocuklarından bir karşılık bekleyecek, yaptığının karşılığını görecek,
anne-babasına ne yapmışsa aynısını kendi çocuklarından görecektir.
Peygamber Efendimiz şöyle buyurdular: "Anne-babanıza iyilik edin ve
ihsanda bulunun ki, çocuklarınız da size itaat etsin ve saygı
göstersin."

Bu konuda okuyucağımız iki hadis ve hâdise anne-babaya isyanın ve
itaatin dünyada iken peşin cezasını ve mükâfatını göstermesi bakımından
hiç gözümüzün önünden gitmeyecek derecede hayatî önem taşımaktadır:

Abdullah bin Ebî Evfâ anlatıyor:

Peygamberimizin huzurunda bulunuyorduk. Bu sırada birisi geldi:

"Yâ Resulallah ölüm döşeğinde yatan bir genç var. Kendisine, ' La ilahe
illallah' de, dendiği halde bir türlü bunu söyleyemiyor" dedi.

Peygamber Efendimiz sordu: "Namaz kılar mıydı?" "Evet, kılardı."

Bunun üzerine Peygamberimiz kalktı. Biz de onunla birlikte kalktık. Peygamberimiz gencin yanma girdi ve ona:

"La ilahe illallah de" buyurdu.

Genç, "Bunu söyleyemiyorum" dedi.

"Niçin söyleyemiyorsun?" deyince, gelen adam:

"Annesine âsi idi" dedi.

Peygamber Efendimiz, "Annesi sağ mı?" diye sordu.

"Evet, sağdır" dediler.

Peygamber Efendimiz, "Çağırın, buraya kadar gelsin" buyurdu.

Onlar da kadım çağırdılar. Kadın geldi. Peygamber Efendimiz kadına;

"Bu hasta senin oğlun mudur?" diye sordu.

Kadın, "Evet, oğlumdur" dedi.

Peygamber Efendimiz: "Bak, şurada bir ateş hazır lansa ve, ' Oğluna
şefaat edersen, onu bu ateşte yakmayız, fakat şefaat etmezsen bu ateşte
yakarız' deseler ne yapardın? Şefaat eder miydin?" diye sordu.

Kadın, "Onun şefaatçisi ben olurdum" dedi.

Peygamber Efendimiz, "O halde sana âsi olan bu oğlunu Cehennemden
kurtarmak için hakkım ona helâl edip ondan razı olduğuna Allahu Teâlâyı
ve beni şahit göster" buyurdu.

Kadın, "Allah' ım! Seni ve Resulünü şahit tutuyorum, oğlumdan razı oldum, hakkımı ona helâl ettim" dedi.

Bunun üzerine Peygamberimiz hasta gence, "La ilahe illallahü vahdehû la
şerike leh ve eşhedü enne Muhammeden abduhû ve Resûlühû de" diye
buyurdu.

Hasta hemen şehadet getirdi. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz şöyle buyurdu:

"Allah' a hamdolsun ki, benim vasıtamla bu genci Cehennem ateşinden kurtardı."

• • •

Ebû Hüreyre rivayet ediyor:

"Sizden önce geçenlerden üç kişi çocuklarının geçimini sağlamak için
yola koyuldular. O sırada yağmura tutuldular. Bunun üzerine bir
mağaraya sığındılar.

Daha sonra bir kaya parçası düşerek mağaranın ağzını kapattı. Aralarında şöyle konuştular:

"Mahvolduk, taş düştü. Bunun sebebini yalnız Allah bilir. Yaptığımız en
güzel davranışları dile getirerek Allah' a dua etmekten başka çaremiz
yoktur. İçlerinden biri anlatmaya başladı:

"Allah' ım, hoşuma giden bir kadın vardı. Ona sahip olmak istedim. Fakat
o kabul etmedi. Bunun üzerine bir miktar para verdim. Kabul etti. Tam
ona yaklaşacağım sırada vazgeçtim. Bilirsin ki, bundan sırf senin
rahmetini kazanmak, azabına uğramamak için uzaklaştım. Şu kayayı bizden
uzaklaştır" deyince kaya parçasının üçte biri açıldı.

Diğeri şöyle anlattı:

"Yâ Rabbi, bilirsin, benim çok yaşlı anne-babam vardı. Onlara akşam
sütünü içirmeden ne çocuklarıma, ne de başkalarına bir şey içirmezdim.
Bir gün odun toplamak için uzağa gittim. Döndüğümde onlar uyumuştu.
Akşam sütlerini hazırladım, fakat onlar uykudaydı. Onlar içmeden önce
çocuklarımla birlikte akşam süt içmeyi uygun bulmadım. Onlar uyanıncaya
kadar süt kabı elimde olduğu halde bekledim. Sonunda sabah oldu,
uyandılar ve sütlerini içtiler. Allah' ım, eğer bunu sırf Senin rızanı
kazanmak için yapmışsam su kayayı buradan uzaklaştır" dedi.

Bunun üzerine kaya parçası biraz daha açıldı. Fakat çıkılacak gibi değildi.

Sonra bir diğeri şöyle anlattı:

"Allah' ım, bilirsin bir gün bir işçi tutmuştum. Yarım gün çalıştı. Ücretini verdim. Kızarak ücretini almadı.

Çekip gitti. Ben de her çeşit maldan onun hesabına çoğalttım. Bir zaman
sonra ücretini almaya geldi. Ben de; "Şu gördüklerinin hepsini al,
tamamı senindir, dedim. İstesem yalnız önceki ücretini verir,
diğerlerini vermezdim. Allah' ım bilirsin ki, bunu sırf senin rahmetini
umduğum, azabından korktuğum için yaptım. Şu kayayı buradan uzaklaştır'
dedi. Kaya parçası bütünüyle kalktı. Onlar da çıkıp yola koyuldular."

Allah' ın,
üzerinizdeki nimetini ve "İşittik, itaat ettik" dediğinizde sizden
aldığı ve kendisiyle sizi bağladığı ahdini hatırlayın. Allah' tan
korkun, çünkü Allah göğüslerin özünü çok iyi bilir.


[ MAİDE SÜRESİ 7 ]





Cevap yazmak için üye olun


Yazıyı çok sevdim hemen arkadaşıma göndereyim

Adınız Soyadınız
Arkadaşınızın adı soyadı
Arkadaşınızın E-Posta adresi



Eklenme Tarihi: 17.06.2008 14:12:13
Yazıyı Ekleyen : admin
 Bu  yazı Bugün 1 kez okundu.
 Bu  yazı Toplam 7554 kez okundu.
admin bugüne kadar toplam 3487 yazı ekledi.
..:: Üye Paneli ::..
K.Adı :
Şifre  :
Beni Hatırla

..:: Favorilerimiz ::..
dedektör
nokta dedektör
nasıl gidilir
karikatür

..:: Son yorumlananlar ::..

''Allah (Haşa) Seçimlerimizi Bilemez'' Diyen Hocalara Cevap

KOMİK RESİMLİ YAZILAR

hadis

yemek tarifleri resimleri

HADİSLERİN EN GUZELİ


..:: Günün Yazıları ::..

4 BÜYÜK KİTAP HANGİ PEYGAMBERLERE GELDİ

KURANDAKİ SIRAYA GÖRE SURE İSİMLERİ

Sıkıntı anında çekilecek tesbihler..

KIYMETLİ KADIN İSİMLERİ

umre ve cuma namazı


Bugün Hiç Okunmadılar..

İLMEL YAKİN, AYNEL YAKİN VE HAKKEL YAKİN

Peygamber Efendimiz’in (asm) Ahlak

Çıplak ayakla namaz kılmak

MÜSLÜMANIN DAVRANIŞI

DİNİMİZDEKİ GERCEKLER


..:: Online Üyeler ::..


Doğum Günü Bugün Olanlar
duygu , nureddinbayram , parola27 , blacklion_107 , asfalt_kovboyu , tuum , ayferkanw , SEVGİEKİZLER , yaren yaman ,

..:: Arama ::..

Bul:  

..:: En Son Arananlar ::..

nehircennetvecehennemsindirim sistemiYALANyucelaza kanaatalimhattatharamAnnem

..:: Rasgele 5 Üyemiz ::..

   **asmi**
   kar
   TUĞBA
   TaLeBe
   heaven

Bu siteye eklenen yazılardan, yazıların yazarları sorumludur. Yazı eklerken alıntı yapılan kaynak mutlaka yazı sonunda belirtilmelidir. Mevcut herhangi bir yazıdan rahatsız olanlar suistimal@islamiyazilar.com mail adresine bilgi vererek duruma göre yazının kaldırılmasını sağlayablirler.