İçinde çocuk bulunmayan evde, bereket yoktur
..:: Menü ::..

..:: Bir Ayet ::..

Onlar senden, azabın çarçabuk getirilmesini istiyorlar; Allah, va'dine kesin olarak muhalefet etmez. Gerçekten, senin Rabbinin katında bir gün, sizin saymakta olduklarınızdan bin yıl gibidir


..:: Bir Hadis ::..

Kişinin malayani (boş) şeyleri terki İslam'ının güzelliğinden ileri gelir


İslamiyazılar gözünüzün önünde olsun
islamiyazilar.com'u ana sayfanız yapın

Anasayfa » Genel Makaleler » İstanbul'un Fethi


İstanbul'un Fethi
 
Bu yazıyı facebookta paylaşıp daha çok kişinin görmesine vesile olmak için tıklayın...

Yüce
Rasülümüzün müjdesi olarak gerçekleşmiş, İstanbul' un Fethi' nin
yıldönümünü her yıl aşk ve heyecanla yaşıyoruz. Bu büyük olayı
sağlıklı bir şekilde değerlendirebilmek için, Hicreti, Peygamber
Efendimiziin konu ile ilgili müjdesini ve İslam Tarihi' ni çok
iyi bilmek gereklidir.



Güzel İstanbul' umuz Fetihten önce 22 kere kuşatılmış, bu
kuşatmanın 11' i Müslümanlar, 11' i ise, diğer kavimler tarafından
gerçekleştirilmiştir. Bu büyük müjdeden 1453' e nasıl
gelinmiştir? Önce bunu değerlendirmeye çalışalım:



Mekke' den Medine' ye Hicret' i sırasında, tüm Medineli Müslümanlar
Yüce Rasülümüze kucak açmışlar, bir yandan "Ay doğdu üzerimize
Veda Tepesi' nden..." diye ilahiler okurken, bir yandan da,
herbiri kendi evlerinde misafir etmek istemişlerdi. Peygamber
Efendimiz de hiç kimseyi kırmamak için "devesinin çöktüğü yerde"
misafir olmak istediğini belirtmişti. Devesi "Ebu Eyyub el-Ensarî"
(Halid bin Zeyd) isimli fakir bir sahabenin evinin önünde çökmüş
ve bu büyük sahabe, Efendimizi 7 ay evinde misafir etme şerefini
elde etmişti.



Başta Ebu Eyyub el-Ensarî olmak üzere, Müslüman toplumlar
Peygamber Efendimiz' in şu müjdesi ile heyecanlanmışlar ve bu
müjdenin muhatabı olmak için harekete geç-mişlerdi: "İstanbul
mutlak fethedilecektir. O' nu fetheden komutan ne güzel komutan,
onu fetheden asker ne güzel askerdir." Sahabe ve Müslümanların
içine, şehirler dilberi "İstanbul sevdası" düşmesinin asıl
sebebi işte bu müjdedir.



İlk sefer, Hazreti Osman zamanında yapıldı. Hz. Osman, bir
komutanı başkanlığında bir donanmayı Bizans' a gönderdi. Bu sefer
ile, hem Bizans donanmasına büyük kayıplar verdirdi, hem de bu
sefer İstanbul deniz yollarının Müslümanlara açılmasını sağladı.



İkinci sefer, 668' de Emevi Halifesi Muaviye zamanında
gerçekleşti. Bu seferde, Peygamber Efendimiz' i misafir etme
şerefini elde etmiş Ebu Eyyub el-Ensarî hazretleri de
bulunuyordu. 96 yaşına rağmen Medine' den İstanbul üzerine sefere
çıkmakta kararlıydı. Evlatları, torunları, hatta evlatlarının
torunları bile vardı. Her biri: "Babacığım, dedeciğim! Sen
gitme! Senin yerine biz sefere çıkalım." demelerine rağmen, O
şunları söylüyordu:



- "Hayır! Ben Kur' an-ı Kerim' i okudum. Oradaki cihat ayetlerini
ve Fetih Süresi' ni müteala ettim. Peygamber Efendimizin İstanbul
hakkındaki müjdesine şahit oldum. Bu sefere mutlaka çıkacağım."



Bu sefere, Ebü Eyyüb el-Ensari yanında pek çok sahabe de
katılmıştı. Bu ikinci kuşatmadan da sonuç alınamadı. Fakat bazı
sahabeler ve Ebü Eyyüb el-Ensarî hazretleri İstanbul önlerinde
şehit düşmüştü. O günün şartlarında şehitleri Medine' ye götürmek
mümkün olmadığından, şehitleri gizli bir yere gömdüler. Ayrıca "Ebü
Eyyub"un tanınması için bir mermer üzerine "Kabri Eyyüb"
yazısını işlemişlerdi.



Emevîler, Abbasîler, Yıldırım Beyazıt, Musa Çelebi ve II.
Murad' ın yaptığı seferler sonuçsuz kalmış ve sıra 22. ve son
kuşatmaya gelmişti. Murat oğlu II. Mehmed' e...



II. Mehmet daha çocuk yaştan itibaren devrinin en seçkin
hocalarının elinde yetişmişti. Kalbine "İstanbul Sevdası" daha
küçük yaşta düşmüştü. Hatta çocukluk oyunları bile, İstanbul
üzerine kurulmuştu.



Devrinin, Molla Gürani, Molla Hüsrev, Vezir Sinan, Ahmet Paşa,
Akşemsettin gibi pekçok alimi, II. Mehmet' e dünyevî ve uhrevî
ilimleri talim ettiriyordu. Sekiz yabancı dil öğreniyor, gün
geçtikçe ufku açılıyordu.



1451' de babasının ölümü üzerine Padişah oluyor, ilk iş olarak
İstanbul' un Fethi' ni

programına alıyordu. Çünkü baştan beri Fetih ruhu ile
yoğrulmuştu. Bu anlayışla devrinin teknolojisinden faydalanıyor,
askerini bu disiplin içinde eğitiyordu.



Bizans' ın geçit vermez surlarını yıkabilecek, 1,5 kilometre
uzağa fırlatılabilen 2 ton ağırlığında toplar döktürdü. Ayrıca
"Havan topu"nu icad etti.



Bu sırada Bizans' ın durumu hiç de iç açıcı değildi. Halk ahlakî
ve ekonomik çöküntüden bıkmış, Konstatin' in zulmünden yılmıştı.
O kadar ki halk "Hristiyan külahı görmektense, Müslüman sarığı
görmek daha iyidir." diyecek duruma gelmişti. Çünkü o dönemde
Osmanlı "Adil bir dünya düzeni" kurmayı başarmış, dünyanın
hayranlığını kazanmışta.



İstanbul' u fethetmekte kararlı olan II. Mehmet tarihin ilk ağır
toplarını döktürdü. Karadan ve denizden kuşatılması gereken bu
şehir için her türlü tedbiri aldı. "Ya ben İstanbul' u alırım, ya
da İstanbul beni." diyordu. Ölümü göze alacak kadar kararlı alan
bir insanın elinden hiçbir şey kurtulamazdı. Öyle de oldu.

Fatih, düşmanların hayallerinin bile ulaşamayacağı şeyleri
"gerçek" haline getirmişti. Donanmayı bir gecede Dolmabahçe' den
Haliç' e indirmeyi başardı. Gemileri gemiden yürüttü.



Hocası Akşemsettin Hazretlerinin izni ve duası ile kuşatmayı
başlattı. 53 gün durmadan surlar doğuldu. Geçit vermez surlar
delik-deşik oluyordu. Bütün tedbirlere rağmen İstanbul
düşmüyordu. Son gece Fatih hocasının yanına geliyor:



- "Hocam, ne olur, artık himmet buyurun da İstanbul' u
fethedelim." diye ağlıyordu.

Akşemsettin Hazretleri kısa bir uykuya dalıyor, rüyasında "Ebu
Eyyüb el-Ensarî' nin kabri gösteriliyordu. Bu fethin
müjdecisiydi. Gece yarısı "Talebesini yeniden çağırıyor, 29
Mayıs sabahı için son hücum emrini veriyordu. Gerçekten bu son
hücuma surlar dayanmıyor, İstanbul Osmanlıya teslim oluyordu.
Surlara Tevhid Bayrağı' nı dikme şerefi ise ulubatlı Hasan' ın...
Genç ulubatlı, bir ok yağmuruna maruz kalmasına rağmen, azim ve
kararlılığından hiç bir şey kaybetmiyor, bayrağı burçlara
diktikten sonra şehitlik rütbesine yükseliyordu.



Ulubatlı bir sembol şahsiyetti. Fatih' in ordusunda, Ulubatlı
Hasan misali Peygamber müjdesine ulaşmanın aşk ve iştiyakiyle
yanıp tutuşan, Anadolu' nun binlerce bağrı yanık delikanlısı
bulunuyordu. Her biri genç neslin ideal örneği olması gereken
yiğitler...



Fatih, önde hocası Akşemsettin Hazretleri olduğu halde, çoşkulu
bir törenle İstanbul' a giriyordu. Bizans halkı ve kadınlar
yollara dökülmüş, genç Fatih' i selamlıyor, üzerine çiçekler
atarak tebrik ediyorlardı. Başka bir ülkenin tarihinde böyle göz
yaşartıcı bir sahneye şahit olabilmek mümkün mü? Çünkü
Bizanslılar, Osmanlı' nın zulmetmeyeceğini çok iyi biliyorlardı.
Öyle de oldu. Fatih, Bizanslıları dinlerinde serbest bıraktı ve
mabedlerine dokunmadı.



Fatih İstanbul' a girerken, yeryer halkı öndeki "Akşemsettin"i
padişah zannediyor, Akşemsettin "hükümdar arkada" işaretini
yapınca, Fatih' teki edep, terbiye ve inceliğe bakın ki, şöyle
karşılık veriyordu:



"- Evet, hükümdar benim, lakin o da benim Hocam' dır!"



Fetih' ten sonra, başkent, Edirne' den İstanbul' a taşınıyordu.
Daha önce Trakya bölgesi fethedildiği için, İstanbul ortada
kalmış, fetihle birlikte Trakya ile Anadolu arasındaki köprü de
kurulmuş oluyordu.



İstanbul' un Fethi, yıkılmaz sanılan Bizans surlarının
yıkılabileceğini, "sağlam İmanın tekeden bile süt
çıkarabileceği" gerçeğini ortaya çıkarmıştı.



Fetih, bir işgal olayı değildir. Tüm insanlığı sevgi ve özgürlük
ülkesine taşıma arzusudur. Mutluluğa kanat açmaktır. Kilitli
gönüllerin açılması, fetih ile gerçekleşir. Zaten fetih de
"açma", "başlatma" anlamlarına geliyor. Fedai olmadan fetih
olmaz. Can feda etmeden İslam yayılmaz. Uğrunda ölünebilen
davalar ebedî olarak yaşar.



Kaos, huzursuzluk ve madde saltanatının hüküm sürdüğü bir
dünyada fetih ruhuna o kadar muhtacız ki... Fetih anlayışı,
insanımıza hız ve hamle gücü kazandıracak, azim ve fedakarlık
duygularını canlı tutacaktır.



Millet olarak, genç nesle zafer ve başarılarımızı yeteri kadar
anlatabildiğimiz söylenemez. Eğer, Çanakkale, İstanbul, Preveze,
Mohaç, Varna gibi zaferlerin birini Batılılar gerçekleştirmiş
olsaydı, sırf onun için yüzlerce film yapar, bu başarısını yeni
nesle anlata anlata bitiremezdi. Nitekim tarihlerindeki basit
direniş örnekleri için bunu uyguluyorlar. Bize düşen ise "Fatih
ruhu"nu genç nesle taşımak ve yaşanmaya değer hayatın ne
olduğunu göstermek.



Zaferlerimizi tanıtalım ki, "gençlerimiz inançları uğrunda
fedakarlık yapabilme" zevkini tatsınlar. Kahramanlarımızı
tanıtalım ki, her gencimiz "Fatih, Ulubatlı Hasan, Yıldırım,
Yavuz, Seyyid Çavuş" olmaya özensin. Fetih bereketiyle, bütün
insanlığın yüzü gülsün.




Cevap yazmak için üye olun


Yazıyı çok sevdim hemen arkadaşıma göndereyim

Adınız Soyadınız
Arkadaşınızın adı soyadı
Arkadaşınızın E-Posta adresi



Eklenme Tarihi: 17.06.2008 14:12:13
Yazıyı Ekleyen : admin
 Bu  yazı Bugün 0 kez okundu.
 Bu  yazı Toplam 8920 kez okundu.
admin bugüne kadar toplam 3487 yazı ekledi.
..:: Üye Paneli ::..
K.Adı :
Şifre  :
Beni Hatırla

..:: Favorilerimiz ::..
dedektör
nokta dedektör
nasıl gidilir
karikatür

..:: Son yorumlananlar ::..

''Allah (Haşa) Seçimlerimizi Bilemez'' Diyen Hocalara Cevap

KOMİK RESİMLİ YAZILAR

hadis

yemek tarifleri resimleri

HADİSLERİN EN GUZELİ


..:: Günün Yazıları ::..

KURANDAKİ SIRAYA GÖRE SURE İSİMLERİ

4 BÜYÜK KİTAP HANGİ PEYGAMBERLERE GELDİ

KIYMETLİ KADIN İSİMLERİ

allahın 7 ismi

Hz:Muhammedin GÜLLERi..


Bugün Hiç Okunmadılar..

KABİR AHİRET HAYATININ BAŞLANGICIDIR...

İki Fotoğraftaki Davranıştan Hangisi Daha Faşistçe?

YAR-İ MUSTAFA

Kabağın Sahibi

alah lafazı


..:: Online Üyeler ::..


Doğum Günü Bugün Olanlar
acar , şevval , 295555 , wonder , ZÜMRÜT , coshkun_54 , gost , kartaca , bilqe ,

..:: Arama ::..

Bul:  

..:: En Son Arananlar ::..

ecirne minennarhamilelikkabir alemideresat cHZ.ZEYNEPchatnasiyatmiraç gecesiel kadir

..:: Rasgele 5 Üyemiz ::..

   mucahid
   cawani
   adem
   azrahil
   MAVİ

Bu siteye eklenen yazılardan, yazıların yazarları sorumludur. Yazı eklerken alıntı yapılan kaynak mutlaka yazı sonunda belirtilmelidir. Mevcut herhangi bir yazıdan rahatsız olanlar suistimal@islamiyazilar.com mail adresine bilgi vererek duruma göre yazının kaldırılmasını sağlayablirler.