Yardıma ihtiyacı olanlara sadaka dağıtmak vehayır yapmak istediğinde, hemen yap(geciktirme)
..:: Menü ::..

..:: Bir Ayet ::..

Onlar senden, azabın çarçabuk getirilmesini istiyorlar; Allah, va'dine kesin olarak muhalefet etmez. Gerçekten, senin Rabbinin katında bir gün, sizin saymakta olduklarınızdan bin yıl gibidir


..:: Bir Hadis ::..

Bir kimse, iflâs edenin yanında malını aynen bulmuş ise, bu mala o, herkesten daha ziyâde hak sâhibidir.


Başlangıç sayfanıza talibiz
islamiyazilar.com'u ana sayfanız yapın

Anasayfa » Mektuplar » İSLAMİ MEKTUP


İSLAMİ MEKTUP
 
Bu yazıyı facebookta paylaşıp daha çok kişinin görmesine vesile olmak için tıklayın...

Sevgili Dostum,



Senin de çok iyi bildiğin gibi, tersine çeviremediğimiz tek şey zaman. Ta eskiden beri duyduğumuz yahut inandığımız bütün mucizevi hikayelerin adım atamadığı tek mecra, geçmişimiz. Nedense bana, Allah’ın her şeyi içine doldurduğu bir nehir gibi gelir zaman. Hep tek tarafa doğru çavlan, önüne çıkan her şeye şekil vererek geçtiği yerleri aşındıran, tersine yüzülmesi mümkün olmayan bir nehir. Ve öyle süratli bir devamlılığın içinde, sözgelimi 1 saniyelik bir zaman dilimine onlarca şeyi aynı anda dahil etmeyi bilen bir fotoğraf makinesi gibi sürekli deklanşörüne basılıp durulur. Sonra zamanın içine akıverir onlarca “Ol!”, onlarca hadise… Dediğim gibi dostum; tersine çeviremeyeceğimiz bir akıntı, baş aşağı edemeyeceğimiz bir yapı, tek yöne doğru açılan bir kapı gibidir zaman.



Vakit deyince başka bir şey anlıyorum ama. Sanki o nehrin içinden bir şeyi, bir alanı işaret ediyormuşum gibi geliyor bana. Zamanın türlü şekillerine verdiğim ayrı ayrı isimler oluyor vakit. Ve nehir bütün kuvvetiyle akarken vakti bilmek nehri yavaşlatıyor. Zamanın elimizden bu kadar süratli akıp gitmesini engelliyor. Bir örnek verecek olursak dostum; zihnimizi bir tek şeyle meşgul edip zamanımızın ne denli hızlı geçtiğini anlayabilmemiz mümkün. Bilgisayarın ya da televizyonun karşısında geçirdiğim vakitlerin neticesinde saate baktığımda şaşırdığım oluyor. Öğlenin ve ikindinin nasıl geçtiğini odaya karanlık çökünce akşamın o belirgin yüzüyle anlıyorum bazen. Oysa rabbimizin bizim için beşe ayırdığı bir gün var karşımızda. Bu vakitlere riayet ettikçe, bizi boğup geçmeye ant içmiş gibi gözüken o hırçın nehri, ağaçlar ve tüm tabiatın eşliğinde hafif hafif akıyorken seyredebiliriz. Yani dostum, zamanın akışını yavaşlatmamız ona dikkat kesilmekle mümkün. Düşünsene, geçmesini istediğin bir zamanı sayarsın ve o zaman bir türlü geçmek bilmez. Çünkü ona dikkat kesildin mi artık vakte dönüşmüştür o. Fakat geçmesini istemediğin bir zaman hemen geçer. “Biraz daha zamanım olsaydı keşke, nasıl geçti anlayamadım!” cümlelerini sarf ettiğimiz her anda muhakkak bir başka şeyle meşgul olduğumuz için zamanla yarışıyor halde buluruz kendimizi. Ve zaman kesin galibidir bu yarışmanın; nasıl olduğunu anlayamayacağımız bir biçimde çarçabuk geçer, geride bırakır bütün olan biteni.



Bunların dışında bir de “an”dan bahsetmek gerek. Zira en yüksek yoğunlaşmayı yaşadığımız yer andır, en kısa zaman dilimi… Başta bahsettiğim o fotoğraf makinesinin çektiği her fotoğrafa bir “an” denk gelir. Ama biz o anlara denk gelemeyebiliriz. Şöyle dostum; fotoğraflar bizim için Allah tarafından sürekli bahşediliyor bir halde, fakat bizim o ana denk gelebilmemiz her zaman mümkün olmuyor. Zamanı nehre benzetmiştik ya, vakti de onun çeşitli kıyılarına benzetebiliriz. Nehrin bir kıyısına oturup balık tutmaya karar verdiğimizde, zamandan vakte geçmiş oluyoruz. Ve oltamıza takılan her balık bir anı imliyor. O an, zamanın en yavaş aktığı “hal”! Dolayısıyla en uzun orada yaşayabiliriz! Zamanı, kendi için durdurmayı bilen “yedi uyurlar” kadar nefasetimizi köreltmemiz mümkün olsaydı, o nehri de durgun bir su gibi hiç acelesiz seyredebilirdik. Sanırım, en azından bizim için dostum, böyle bir durum epey uzakta görünüyor.


Evvela vaktimize dikkat kesilmeliyiz diye düşünüyorum dostum. Bana öyle geliyor ki, vakte disipliner bir biçimde dikkat kesilirsek eğer, hayattan kopardığımız fotoğrafların sayısı da o oranda artacak. Yalnız vakte yönelirken ona alışmamaya bak! Çünkü alışmak, aynılaşmak demektir. Halbuki vakit, güneşin her hareketiyle saniye saniye renkten renge boyanarak farklılaşmıştır. Zamanı tutup, içinden anları koparmamızı diliyorum dostum, kendine iyi bak!



Cevap yazmak için üye olun


Yazıyı çok sevdim hemen arkadaşıma göndereyim

Adınız Soyadınız
Arkadaşınızın adı soyadı
Arkadaşınızın E-Posta adresi



Eklenme Tarihi: 21.06.2008 11:54:49
Yazıyı Ekleyen : admin
 Bu  yazı Bugün 0 kez okundu.
 Bu  yazı Toplam 2497 kez okundu.
admin bugüne kadar toplam 3487 yazı ekledi.
..:: Üye Paneli ::..
K.Adı :
Şifre  :
Beni Hatırla

..:: Favorilerimiz ::..
dedektör
nokta dedektör
nasıl gidilir
karikatür

..:: Son yorumlananlar ::..

''Allah (Haşa) Seçimlerimizi Bilemez'' Diyen Hocalara Cevap

KOMİK RESİMLİ YAZILAR

hadis

yemek tarifleri resimleri

HADİSLERİN EN GUZELİ


..:: Günün Yazıları ::..

KURANDAKİ SIRAYA GÖRE SURE İSİMLERİ

Şahitlikte Bir Erkeğe İki Kadın Olmasındaki Hikmetler

Kuran Arapçadır, Ama Hükümleri Evrenseldir

4 BÜYÜK KİTAP HANGİ PEYGAMBERLERE GELDİ

ECEL DEĞİŞİR Mİ?


Bugün Hiç Okunmadılar..

Filistinli Yaser’in Gözyaşları

TEYEMMÜNÜN FARZLARI

dua

TEVAZU

ne hayallere dalmışız


..:: Online Üyeler ::..


Doğum Günü Bugün Olanlar
çağrı , nazlıcan , feveran , koolistiwra , kazan , MGUMUS , yücel01 , f d ,

..:: Arama ::..

Bul:  

..:: En Son Arananlar ::..

gerdekcincemaatresimlerrnelerkabir azabimirasarılarınrahim allahNUR

..:: Rasgele 5 Üyemiz ::..

   YA$MİNNUR
   EZBERiMSiN
   hafızı kelam
   ASR
   rabia44

Bu siteye eklenen yazılardan, yazıların yazarları sorumludur. Yazı eklerken alıntı yapılan kaynak mutlaka yazı sonunda belirtilmelidir. Mevcut herhangi bir yazıdan rahatsız olanlar suistimal@islamiyazilar.com mail adresine bilgi vererek duruma göre yazının kaldırılmasını sağlayablirler.