|
..:: Bir Ayet ::..
|
|
Onlar senden, azabın çarçabuk getirilmesini istiyorlar; Allah,
va'dine kesin olarak muhalefet etmez. Gerçekten, senin Rabbinin katında bir gün, sizin saymakta olduklarınızdan bin yıl gibidir
|
|
..:: Bir Hadis ::..
|
|
Bir kısım insan vardır, Allah'ın mülkünden haksız bir surette mal elde etmeye girişirler. Halbuki bu, Kıyamet günü onlara bir ateştir, başka değil. |
|
|
Başlangıç sayfanıza talibiz
islamiyazilar.com'u ana sayfanız yapın
| İSLAMİ DİNDE EVLİLİK |
| |
|
| |
Evlenmek üzere kadın ve erkek arasında ittifak tamamlanınca, evlenme
akdini yapmaları lazımdır. Evlenme ancak şer' i akitle tamamlanır.
Birinin diğerinden yararlanmalarını helal kılacak tek şey şer' i
hükümlere uygun olarak yapılan şer' i akittir. Bu akde göre evliliğe
terettüp eden hükümler gerçekleşir. Kadın ve erkek, uzun bir zaman bir
arada bulunsalar bile şer' i bir şekilde akit yapılmadıkça evlilik
gerçekleşmiş sayılmaz. İki eşin bir araya geldikleri gibi iki dostun
bir araya gelmeleri evlilik sayılmaz. Bu tür birliktelik zina sayılır.
Aynı şekilde iki erkeğin aralarında muaşeret yapmak üzere bir araya
gelmede ittifak etmeleri de evlilik sayılmaz, ancak livata sayılır.
Medeni evliliğe gelince; bu, bir arada yaşamak ve boşanmak üzere kadın
ile erkek arasında yapılan bir anlaşmadır. Bu anlaşma gereğince nafaka
tasarrufu, evden çıkma, erkeğin kadına, kadının da erkeğe itaatı ve
benzeri bir takım görevler, evlat sahibi olma, oğlan veya kız çocuğun
kime ait olacağı gibi hususlar, irs ve neseb gibi bir arada yaşamaktan
veya terkinden kaynaklanan birtakım haklar doğar. Burada sıralanan tüm
bu hususlar, üzerinde ittifak ettikleri ve kabullendikleri şartlara
göre uygulanır. Medeni evlilik, sadece bir evlilik ittifakı olmayıp,
hem evliliğe hem de evlilikten doğan neseb, nafaka, miras ve diğer
birtakım hususları, her ikisinin veya birinin diğerini terk etmesi yani
boşanma durumlarını da kapsar. Üstelik, erkeği dilediği kadınla, kadını
da dilediği erkekle, aralarındaki anlaşmaya göre evlenebilmeleri
hususunda tamamıyla serbest bırakır. Bundan dolayı medeni evlilik şerân
caiz değildir. Bu akde, olarak bir evlilik ittifakı nazarıyla
bakılamayacağı gibi, nikâh akti nazarıyla da bakılamaz. Şerân, bunun
herhangi bir kıymeti yoktur.
Müslüman bir erkekle Müslüman bir kadın veya Müslüman bir erkekle evli,
ehli kitaptan bir kadın arasında medeni kanuna göre herhangi bir
evlilik akdi meydana gelse, kadın ile erkek arasında akid sırasında
şifahen veya yazı ile kullanılan sözlere bakılır. Şayet aralarındaki
akitte "evlendirmek" ve "nikâh etmek" gibi lafızlar kullanılmış her
ikisinden de kabul ve icab meydana gelmişse, şerân kabul ve icaba
gerekli hususlar bulunmuş demektir. İcab ve kabulun yanında kızın
velisi ve evlendiklerine dair iki de şahid bulunmuş ise, bu lafızlar ve
şekil ile yapılan anlaşma, evlilik akdi sayılır. Çünkü bu, hem şer' i
aktin sıfatlarını hem de medeni evliliğin şartlarını tamamlamaktadır.
Bu, medeni ittifak değil şer' i akid ile evliliktir. Şer' i evlilik
akdinde bulunması gerekli olan şartların hepsi bulunmazsa bu işlem
evlilik sayılmaz. Medeni evlilik ittifakının kapsadığı şartlar şeriata
uygun olsalar da mutlak olarak herhangi bir değer taşımaz. Çünkü,
şeriatın getirdiği hükümlerle amel etmenin vacib oluşu, kadın ile
erkeğin kendi aralarında yaptıkları ittifaktan alınamaz. Bilakis
evlilik akdinden ve şeriatın beyan ettiği hükümden kaynaklanır. Bu
nedenle medeni ittifakın taşıdığı şartların evlilikte hiçbir değeri
yoktur. Bunlar, şeriata muhalif olurlarsa akdin batıl oluşu açıktır.
Eğer bu şartlar her iki taraf için de akdin gereğine ters düşmeyen,
şeriata muhalif olmayan, şeriatın caiz gördüğü şartlar ise, bunlar
arasındaki evlilik akdi muteber kabul edilir. Eğer aralarında herhangi
bir evlilik söz konusu olmayacak ise bu şartların mutlak olarak
herhangi bir kıymeti yoktur. Eğer medeni evlilik akdi, Müslüman bir
erkek ile müslüman kadın veya Müslüman bir erkekle ehli kitaptan bir
kadın arasında olursa durum böyledir. Eğer Müslüman bir erkek ile
müşrike bir kadın veya müşriklerin muamelesine göre yürütülürse veya
müslüman bir kadın ile müslüman olmayan bir erkek arasında olursa, bu
türden evlilik batıl olduğu için akit gerçekleşmiş olmaz. Tüm bunlardan
anlaşıldığı üzere evliliğin şerân sahih bir nikah akti ile
tamamlanabilmesi için, bütün şer' î şartları bünyesinde taşıması
lazımdır. Bu şartlarla tamamlanmayan herhangi bir evlilik akdi, mutlak
olarak evlilik sayılmaz.
Evlilik, şer' i olarak icab ve kabul ile gerçekleşir. İcab, akit yapan
iki kişinin birinden ilk olarak sudur eden sözdür. Kabul ise akdi yapan
diğer kimseden ikinci olarak sudur eden sözdür. Mesela, kız erkeğe,
"ben kendimi sana eş olarak verdim”, erkek de “ben kabul ettim” dese ya
da bunun tam tersi bir işlem yapılsa (önce erkek sonra da kadın
konuşsa), konuşanlardan birincinin teklifi "icab", ikincisinin cevabı
da "kabul"dür. İcab ve kabul direkt olarak evlenenlerin her ikisi
tarafından olabileceği gibi, onların vekilleri tarafından da icra
edilebilir veya biriyle diğerinin vekili arasında da gerçekleşebilir.
İcabta "evlenmek" ve "nikâh etmek" lafızlarının olması lazımdır. Bu
ifadenin kabulde yer alması şart değildir. Şart olan; bu icaba
diğerinin razı olmasıdır. Evlenmeyi kabul ve razı olduğunu ifade eden
herhangi bir lafız, bunu ifade eder. Ancak, icab ve kabulü ifade eden
lafızların, mazi sigasıyla olması lazımdır. “Seni zevceliğe aldım” ve
“kabul ettim” gibi lafızlarla olmalıdır. Bu lafızlardan biri mazi,
diğeri müstakbel lafızlar ile olabilir. Çünkü, evlilik bir akittir.
Evliliğin subut bulduğunu ifade eden bir lafızla olması lazımdır. O da,
mazi sigasıdır. Evlilik akdinin gerçekleşmesi için dört şart gereklidir:
1- “Kabul” ve “icab”ın cereyan ettiği mecliste birlik olmalıdır. Yani,
icabın sudur ettiği yer aynı zamanda kabulün sudur ettiği yer
olmalıdır. Bu husus, akid yapan iki kişinin hazır bulunmaları halinde
böyledir. Akid yapanlardan biri bir beldede, diğeri ise bir başka
beldede olursa ve biri diğerine evlenme teklifi yapan bir icab mektubu
yazsa, kendisine mektup gönderilen kimse de kabul etse evlilik
gerçekleşmiş olur. Fakat bu durumda kendisi veya başkası iki şahid
huzurunda mektubu okuyup onun ibaresini şahidlerin işitmesi lazımdır
veya mektubu alan kimse, bulundurduğu şahidler huzurunda, "Falan kimse,
bana evlenme teklifi yapmış bulunuyor" diyerek, mecliste onları şahid
tutar ve kendini onunla evlendirdiğini söyler.
|
| Yazıyı Ekleyen :
admin |
| Bu yazı 372 kez okundu. |
| admin bugüne kadar toplam 2203 yazı ekledi. |
|
|
|
..:: Son yorumlananlar ::.. |
|
|
|
..:: En Son Arananlar ::.. | |
|
elac,
ilahi kitaplar,
el kuddus,
sevgili peygamberim,
mucize,
FOTO,
senai,
boks,
fakir,
tevbe,
gel,
mevlid kasidesi,
cenab-i hak,
LEBBEYK,
nisan,
hak,
kulluk,
BESMELE,
iftira,
UYAN,
sevme,
resimler,
hz.muhammed,
yakma,
sivilce,
cuma saatinde,
tekbir,
serpil,
kabir gecesi,
t,
ruh,
resimleri,
evlilik,
400,
zikir,
boy,
islamda,
Genclik,
ALLAHU TEALA,
kefen,
ilk vahiy,
mescid,
sevgiyle ilgili ayet,
senin ravzan,
lar,
kibir,
k,
kral,
kader,
kadir,
itiraf,
peygamber mescidi,
tevrat,
ilahiler,
dertli,
|
|
|
..:: Rasgele 5 Üyemiz ::.. | |
|
|
| Bir Reklam.. |
 |
|
|
Bu siteye eklenen yazılardan, yazıların yazarları sorumludur. Yazı eklerken alıntı
yapılan kaynak mutlaka yazı sonunda belirtilmelidir. kendi yazınızı yazıyor
iseniz adınızı belirtmek zorunda değilsiniz kullanici adiniz yazınızın altında
yayınlanacaktır. Mevcut herhangi bir yazıdan rahatsız olanlar
suistimal@islamiyazilar.com mail adresine bilgi vererek duruma göre yazının
kaldırılmasını saglayablirler. islamiyazilar.com yazarlarin kendi goruslerine
saygi duymakla birlikte suc unsuru teskil eden yazilari yayinlamama veya
yayinlanmiş olanlari yayından kaldırma hakkını saklı tutar. |
|
|