Biri diğerine ihanet etmediği müddetçe iki ortağın üçüncüsü ben olurum. Biri arkadaşına ihanet etti mi ben aralarından çekilirim.
..:: Menü ::..

..:: Bir Ayet ::..

Onlar senden, azabın çarçabuk getirilmesini istiyorlar; Allah, va'dine kesin olarak muhalefet etmez. Gerçekten, senin Rabbinin katında bir gün, sizin saymakta olduklarınızdan bin yıl gibidir


..:: Bir Hadis ::..

Nafaka için harcananın hepsi Allah yolunda harcanmış gibidir, bina için harcanan müstesna, bunda hayır yoktur.


Gün'e islamiyazılar ile başlayın
islamiyazilar.com'u ana sayfanız yapın

Anasayfa » Genel Makaleler » İNSAN VE ŞEYTAN


İNSAN VE ŞEYTAN
 
Bu yazıyı facebookta paylaşıp daha çok kişinin görmesine vesile olmak için tıklayın...

İNSAN VE ŞEYTAN


Bu iki mahlûk yaratıldıkları günden itibaren, kıyamet sabahına kadar birbirleriyle amansız bir muharebenin içinde olacaklardır. Bu savaş, hak- batıl muharebesi şeklinde yürütülecektir. İnsanlar için bir imtihan vesilesi olan bu savaşın neticesi, ya cennet veya cehennem kazancı olacaktır.


İnsan ve şeytanla alakalı bazı ayetleri naklederek, insanlığın ve Müslümanların düştüğü vahim tabloyu kısaca önünüze koymak istiyorum. İnsanın ve şeytanın yaratılışları ile alakalı hikmeti, Yüce Allah bizlere şöyle haber veriyor.


“ (Ey Habibim), o vakti hatırla ki Rabbin Meleklere; ‘Ben yeryüzünde (hükümlerimi yerine getirecek) bir halife (insan) yaratacağım’ demişti. Melekler de; Biz seni hamd ile tespih ettiğimiz halde orada fesat çıkaracak kan dökecek kimse mi yaratacaksın? Demişlerdi. Allah: “ Ben sizin bilmeyeceğiniz şeyleri bilirim” buyurdu.(Bakara 30)


“ Allah, Âdem’e: Ey Âdem eşyanın isimlerini meleklere haber ver buyurdu. Âdem (as) meleklere o isimleri haber verince, Allah; Ben size demedim mi ki göklerin ve yerin gayblarını ben bilirim…(Bakara 33)


“onu hatırla ki, meleklere; Âdem’e (hürmet olarak) secde edin demiştik de bütün melekler emrimizi yerine getirerek secde etmişlerdi. Ancak İblis secde etmekten yüz çevirip kibirlendi de kâfirlerden oldu.( Bakara 34)


“Allah İblis’e – Ben sana secde ile emretmiş iken, seni, secde etmekten alıkoyan neydi? Buyurdu. İblis şöyle dedi,- Ben Âdem’den hayırlıyım, çünkü beni ateşten onu çamurdan yarattın.(Araf 12)


“.. Kuru bir çamurdan şekillenmiş bir balçıktan yarattığın bir insana, benim secde etmem doğru olmaz”(Hiçir 33)


“Allah (cc) söyle buyurdu; Hemen in oradan, sana cennette kibirlenmek gerekmez. Haydi, çık, çünkü sen hor ve bayağı kimselerdensin. İblis; bana kıyamete kadar ömür ve mühlet ver dedi. Allah’ da; sen mühlet verilenlerdensin buyurdu. (Araf 13–14)


“İblis; öyle ise beni kovmana ve azdırmana karşılık, yemin ederim ki, insanoğullarını saptırmak için, muhakkak senin hak yoluna oturacağım vesvese verip pusu kuracağım.( Araf 16)


“ Ancak içlerinden ihlas sahibi müminleri aldatamayacağım onlar benim vesveselerimden müstesnadır…”(Hicir 40)


“ Allah Teâlâ şöyle buyurdu; işte bu dediğin söz, bana ait gerçek bir yoldur. Senin vesveselerine uyanların haricinde hiçbir kulumun üzerinde hiçbir hükmün yoktur.( Hicir 41–42)


“ Hâlbuki İblis’in insanlar üzerinde hiçbir kudreti yoktur. Fakat biz ahirete imanı olanla, onda şüphe edeni ayırt etmek için (iblise müsaadeyi verdik) Rabbin her şeyi gözetleyendir.” (Sebe 21)


“..Şeytan insana ‘kafir ol’ demişti de  insan kafir olunca, Şeytan; Ben senden beriyim, çünkü ben alemlerin  Rabbi olan Allah’tan  korkarım deyiverdi.”(Haşr 16)


“ Böylece biz her peygambere, insan ve cin şeytanlarını düşman yaptık. O şeytanlar, aldatmak için birbirilerine lafın yaldızlısını telkin ederler.”(Enam 112)


“Şeytanlar; cinlerden de olur, insanlardan da”(Nas 6 )


         Bu kısa genel bilgilerden sonra insan ve cinlerin niçin yaratıldığını, Yüce Allah (CC) bizlere şöyle haber veriyor.


“Ben insanları ve cinleri,  emrettiğim şekilde bana kulluk yapsınlar diye yarattım” (Zariyat 56)


İnsan ile şeytanın muharebesi cennete başlamış, yeryüzünde devam etmektedir. Bilelim ki Şeytan, Yüce Allah’ı inkâr etmemiş, sadece emrine karşı gelmiştir. Pişman olmadığı için Allah tarafından lanetlenmiştir. Hal ve hikmet böyle olunca, Şeytan da, Lanetlenmesine vesile olan insana kıyamet sabahına kadar düşman olacağını ilan etmiştir. Yüce Allah Hz. Âdem (as) ile Hz. Havva’ya “ Ey Âdem! Sen, zevcenle birlikte Cennete yerleş de ikiniz dilediğiniz nimetlerden yiyin. Ancak şu ağaca yaklaşmayın ki sonra zalimlerden olursunuz. (Araf 19)


 Hz. Âdem (AS) ve Hz. Havva’nın, ebedi olarak cennete kalmaları hususundaki arzularını hisseden şeytan, hemen devreye girerek, bu arzularının gerçekleşmesi için, Yüce Allah tarafından yasaklanan ağacın meyvesinden yemelerini, yeminle telkin etmiştir. Cennete kalma hırsıyla ve şeytanın vesvesesiyle Yüce Allah’ın emrine uymayan Hz. Âdem ve Hz. Havva,  cennetten yeryüzüne indirilmişlerdir. 


 Yasak ağaçtan yenildiği için; “ Allah onlara buyurdu: Bir kısmınız, bir kısmınıza düşman olarak ininiz. Yerde, sizin için bir zamana (ecelinin sonuna) kadar yerleşip kalmak ve geçinmek var.” (Araf 24)  


         Hz. Âdem (as) ile Hz. Havva suçlarını itiraf ederek tövbeye sarıldılar Yüce Allah’tan aflarını istediler. Yüce Rabbimiz tevvab olduğu için tövbelerini kabul ederek Arafat dağının tepesinde buluşmalarına imkân vermiştir. 


 Şeytanın insana karşı Cennete başlattığı mücadeleyi yeryüzünde de devam ettirmektedir. Dünyadaki harbin başlangıcı, Hz. Âdem (as) ile Hz. Havva’nın Arafat dağında ki buluşma gününden başlayarak günümüze kadar devam etmiş ve kıyamette kadar devam edecektir.


Bu savaşı, hem cennete ve hem de yeryüzünde, ilk olarak Hz. Âdem (as) karşı başlatan Şeytandır. Zamanla tarafların çoğalmasıyla karşılıklı olarak İslam milleti ve küfür milleti haline devam etmiş ve etmektedir.


Bu muharebelerden bazen küfür milleti, bazen de İslam milleti galip gelmiştir. Münafıklarda iki ayrı milletin arasında fitne çıkarmışlardır. İslam milleti galip geldiği zamanlarda, dünya insanlığı huzur barış ve emniyet içinde hayat sürmüştür. Küfür milleti galip geldiği zaman, dünya insanlığı özelikle Müslümanlar kan, gözyaşı, zülüm, işgal ve her türlü sömürü hileleriyle huzursuz edilmişlerdir.


Bugün insanlığın geldiği noktaya bakacak olursak, üzülerek ifade edelim ki olumsuzlukların zirve yaptığı bir dönemi yaşamaktayız. Müslümanlar olarak asla ümitsiz değiliz. Çünkü biz biliriz ki her yokuşun bir inişi vardır. Zifiri karanlığın arkası da aydınlıktır.  İnsanlığın özelikle İslam dünyasının yaşadığı insan dışı olumsuzlukların acıları, aydınlık yarınların doğum sancılarıdır. 


 Ümitle bakmakta olduğumuz bu aziz İslam toplumunun sosyal yaşantısı içinde, olumlu ve olumsuzluklar adına az/ çok ne ararsak bulur ve görürüz. Olumsuzlukların çokluğu bizleri ürkütmemelidir.        ( Hırsız, yolsuz, arsız, rüşvetçi, karaborsacı, tefeci, faizci, şarapçı, sarhoş, ayyaş, tinerci, meyhaneci, kerhaneci, kumarcı,  dinsiz,  faşist, komünist,  zalim, mağrur, kalleş, lezbiyen, homoseksüel, eroinci, mafyacı, kadın pazarlayıcı, organ mafyası, terörist, gaspçı, soyguncu, psikopat, katil, cinsi sapık, tecavüzcü, hain, ajan, dedikoducu, iftiracı, yalancı, , ilerici, gerici) gibi. Birçok olumsuz şeytanı hasletlerin tümü şuurlu bir imanla yok edilirler.


 İnsanları ve Müslümanları bu derecede olumsuzluklarla ifsat ederek, parçalayanın sadece şeytanın olduğunu söylemek kolaycılıktır.


 


Ayrıca bizleri yönetenlerin sucudur demekte doğru değildir. Yüce Allah bizlere şeytanı tanıtırken, insanlara karşı apaçık bir düşmanı olduğunu, ihlaslı Müslümanlarını üzerinde hiçbir hâkimiyetinin olmadığını da bildirmiştir. Tarih boyunca İslam’a ve Müslümanlara savaş ilan etmiş şeytanlaşmış Siyonist emperyalistlerin maddi güçlerinden korkmamamızı sadece Yüce Allah’tan korkmamızı emretmiştir.


Yüce Allah’ın müsaadesi olmadan kuru bir yaprağın dalından düşmeyeceğini, sihirbazların, hilecilerin, dağları yerinden oynatacak bir güce sahip olsalar bile, Yüce Allah’ın gücü karşısında bir sivrisinek kanadı kadar güçlerinin olamayacağı gibi, Yüce Allah’a ve onun son dini olan İslam dinine, karşı asla galip gelemeyeceklerdir. Bilelim ki mağlup olan, kendi değerlerine sahip olmayan şuursuz Müslümanlardır.
         Müslümanlar olarak gücümüz nispetinde Yüce Allah’ın emrettiği şekilde gerekli tedbirlerimizi alıp Yüce Allah’a tevekkül edersek bizleri ne şeytan nede şeytana asker olmuş milletler bizleri mağlup edemezler.


3 asırdır yaşamakta olduğumuz olumsuz tablonun suçlularından olduğumuzu şuurla anlayarak hareket etmeye mecburuz.  Yöneticilerimizi seçerken dikkatli olmazsak, seyrettiğimiz televizyon dizilerinin, okuduğumuz gazete ve dergilerin, toplumu nasıl ifsat ettiklerini görmezsek, severek seyreder ve destek verirsek, bu acı verici tablonun suç ortaklarından olduğumuzu düşünmeliyiz.


İnsanları bu derecede ahlaksızlaştırmak için, şeytanın ve şeytanların kullanmaya çalıştıkları en büyük silahları, görsel ve yazılı medyanın olduğunu da unutmamalıyız.


 


 


Medya dediğimiz 4. Kuvvet;  fikir, düşünce, ahlak ve ahlaksızlık yönüyle çok önemli bir üretim ve tüketim aracıdır. İyi yönde kullanılırsa hayır üretir. Kötü yönde kullanılırsa ifsat üreterek insanımızın ahlakını tüketerek ar damarlarını çatlattır. Medyanın hitap ettiği kitle insan olduğu için, insanı ya ifsat eder veya ıslah etme gibi bir görevi vardır.


İyilerini tenzih ederek söylemek gerekirse ekseri medya insanımızı ifsat etmektedir. Şuurdan yoksun, hayâ perdesi yırtılmış, ibadet yapmayı terk etmiş, imanı körleşmiş insanlar, Şeytanın gönüllü veya gönülsüz köleliğini kabul ettikleri için, şeytanın ve şeytanların suç ortakları olurlar.  


Şeytanın ve şeytanlaşmış insanların kullandıkları ifsat edici araçlarından korkmaz onlara karşı ret muhalefetimizi yaparsak, Şeytanın ve aramızdan seçtiğimiz önderlerin ve kullanılan ifsat edici araçların, insanların üzerinde hiçbir hâkimiyetinin olmadığını, Yüce Allah şöyle haber veriyor.


  “Kıyamet gününde hepsi Allah’ın huzuruna çıkıp, düşük fikirli kimseler, bağlı oldukları önderlerine şöyle derler. Biz sizin bağlılarınızdık, şimdi sizler üzerimizdeki azabın zerresini kaldırabiliyor musunuz? Önderleri de; eğer Allah bize hidayet verseydi. Bizde size muhakkak doğru yolu gösterirdik.( İbrahim 21)


İş bitince Şeytan ateşte olanlara der ki; doğrusu Allah sizlere gerçeği vaat etti.  Bende size vaat ettim ama yalancı çıktım. Aslında benim sizin üzerinizde hiçbir hâkimiyetim yoktu. Ancak sizi batıla çağırdım, sizde hemen bana uydunuz. Artık beni kötülemeyiniz, nefislerinizi kötüleyiniz. Sizin beni Allah’a ortak koşmanızı da inanmamıştım.” (İbrahim 22)


 


 


“ O gün, yüzleri ateş içinde kaynayıp çevrilirken- Vah bize!  Keşki Allah’a ve peygambere itaat etseydik, diyecekler. Yine şöyle diyecekler; Ey Rabbimiz! Doğrusu biz ler beylerimize ve büyüklerimize itaat ettik de bizi yanlış yola götürdüler. Ey Rabbimiz onlara azabın iki katını ver..” ( Ahzab 66–67– 68) 


 Tarih boyunca Şeytanın ve şeytana tabı olan insan ve cin şeytanlarının insanları ne hale getirdiğini görmemek için kör, anlamamak için deli, duymamak için sağır olmak lazımdır.  Görüyoruz ki şeytanın vesvesesine kapılıp şeytanın askeri olup şeytanlaşan insanlar ne delidir, ne kördür, ne sağırdır, nede akılsızdırlar.


Şeytanın insanlar üzerinde hiçbir hükmü olmadığı halde, bir kısım insanlar heva ve heveslerini ilahlaştırarak, şeytana asker oldular.  Yüce Allah’ın emirlerine isyan etmeyi ilericilik, şuurla boyun eğenlere gerici diyerek şeytanla birlikte Müslümanlara saldırmayı hakaret etmeyi, marifet bildiler.


Bütün bu olumsuzlukların neticesi zulüm devrinin sona yaklaştığını göstermektedir. Devran değişmek üzeredir. Yüce Allah bu hususta bizlere şöyle haber veriyor. “… o sevinçli ve kederli günleri insanlar arasında evirip çeviririz..” (Ali İmran 140)


         İslam dünyasının yaşadığı sıkındı ve zulümlerden kurtulmanın yakın olduğunu anlamak için, Bedir harbinin nasıl şekillendiğini anlamak yeterli olacaktır. “ Bedir harbinde düşmana nispetle daha az ve zayıf olduğunuz halde, Allah size kesin zafer verdi.( Ali İmran 123)


        


 


“Eğer siz savaş için düşmanla muayyen bir vakitte karşılaşmak üzere sözleşmiş olsaydınız muhakkak ki ( az oluşunuzdan, düşmanların da Peygamberin heybetinden korkmalarından dolayı) vadinizde ihtilafa düşerdiniz. Fakat mukadder olan Müslümanların zafer işini yerine getirmek için Allah böyle yaptı. O vakit düşmanla karşılaştığınız sırada Allah onları gözlerinizde az gösteriyordu. Sizi de onların  gözlerinde azaltıyordu..”(Enfal 42-44)


         “ O zaman (bedir savaşı için) Şeytan onların yaptıklarını allayıp-pullayıp şöyle demişti: bugün insanlardan size galip gelecek hiç kimse yoktur. Ben de size muhakkak yardımcıyım. Fakat iki ordu karşı karşıya görününce, şeytan şöyle dedi; ben sisin göremeyeceğiniz şeyleri görüyorum, kesin olarak sizden uzağım. Ben gerçekten Allah’tan korkarım, Allah’ın azabı çok şiddetlidir.”( Enfal 48)   


         Netice-i kelam devran değişmek üzeredir. Estirilen Arap baharı batılı şer güçlerin ve İsrail’in kışı olabilir. “… Her ümmetin bir ecel vakti vardır. Artık bu ecel geldiği vakit bir an geri kalamazlar, ileride gidemezler” (Yunus 49)


Mevcut şartlar Müslümanların aleyhine dönse bile böyle bir durum İslam âlemi için çok önemli değildir. 3 asra yakın kış yaşadıkları için kışa alışıktırlar. Kışa alışık olmayanlar geleceklerini düşünsünler.


Yüce Allah içimiz deki beyinsizler yüzünden İslam âlemini toptan helak etmez etmeyecektir.  Yüce Allah’ın emirleri doğrultusunda Mücadele edenlerle etmeyenleri ayırt edecektir. Vakit geldiği zaman küfür milleti istese de istemese de Yüce Allah’ izniyle nöbeti İslam milletine teslim edecektir. Bu nöbet değişimi güce, kuvvete çoğunluğa bağlı olarak gerçekleşmeyecektir. İhlasla ve samimiyetle çalışarak, meşru olan her türlü tedbiri alarak kuvvetli bir imanla Yüce Allah’a tevekkül ederek gerçekleşecektir. 


                                                              Alaettin KÖKSAL 


 


 


 


 


 


 


 


 


 


 


 


 


 


 


 


 


 


 


 


 


 


 




Cevap yazmak için üye olun


Yazıyı çok sevdim hemen arkadaşıma göndereyim

Adınız Soyadınız
Arkadaşınızın adı soyadı
Arkadaşınızın E-Posta adresi



Eklenme Tarihi: 30.12.2011 15:39:53
Yazıyı Ekleyen : mrv
 Bu  yazı Bugün 1 kez okundu.
 Bu  yazı Toplam 2709 kez okundu.
mrv bugüne kadar toplam 118 yazı ekledi.
..:: Üye Paneli ::..
K.Adı :
Şifre  :
Beni Hatırla

..:: Favorilerimiz ::..
dedektör
nokta dedektör
nasıl gidilir
karikatür

..:: Son yorumlananlar ::..

''Allah (Haşa) Seçimlerimizi Bilemez'' Diyen Hocalara Cevap

KOMİK RESİMLİ YAZILAR

hadis

yemek tarifleri resimleri

HADİSLERİN EN GUZELİ


..:: Günün Yazıları ::..

KURANDAKİ SIRAYA GÖRE SURE İSİMLERİ

4 BÜYÜK KİTAP HANGİ PEYGAMBERLERE GELDİ

KIYMETLİ KADIN İSİMLERİ

Siz Kuran'ı Araplardan Daha mı İyi Bileceksiniz?

Kuran'ı Resul Değil, Allah Açıklamıştır!


Bugün Hiç Okunmadılar..

ana kucağı

Değer üreticileri, değer tüketicileri

Azerbaycan'ın Uğradığı Tehcir ve Soykırımla

Sevgi

Zaten hayat da uzun bir duadır!


..:: Online Üyeler ::..


Doğum Günü Bugün Olanlar
acar , şevval , 295555 , wonder , ZÜMRÜT , coshkun_54 , gost , kartaca , bilqe ,

..:: Arama ::..

Bul:  

..:: En Son Arananlar ::..

soycanakkaleuyussiirHakkYALANcinsiyether kalp içindekinigolgi aygıtıselma

..:: Rasgele 5 Üyemiz ::..

   halil
   muhamed emin
   firat
   liselim5534
   beytullah

Bu siteye eklenen yazılardan, yazıların yazarları sorumludur. Yazı eklerken alıntı yapılan kaynak mutlaka yazı sonunda belirtilmelidir. Mevcut herhangi bir yazıdan rahatsız olanlar suistimal@islamiyazilar.com mail adresine bilgi vererek duruma göre yazının kaldırılmasını sağlayablirler.