Bir kısım insan vardır, Allah'ın mülkünden haksız bir surette mal elde etmeye girişirler. Halbuki bu, Kıyamet günü onlara bir ateştir, başka değil.
..:: Menü ::..

..:: Bir Ayet ::..

Onlar senden, azabın çarçabuk getirilmesini istiyorlar; Allah, va'dine kesin olarak muhalefet etmez. Gerçekten, senin Rabbinin katında bir gün, sizin saymakta olduklarınızdan bin yıl gibidir


..:: Bir Hadis ::..

Dünya işlerinizi yolunuza koyunuz. Ve yarın ölecekmiş gibi de ahiretinize çalışınız.


..:: Linkler ::..
NasilGidiliyor.com
Dedektör
Karikatür
Çiçek
Savaş Oyunu
Dergi
Car Pictures

..:: Reklam ::..

GoldenGate 3D Plus Dedektör çıktı. Nokta Mühendislik'ten Tüm Zamanların en iyi dedektörü... Hemen inceleyin...

Gün'e islamiyazılar ile başlayın
islamiyazilar.com'u ana sayfanız yapın

Anasayfa » Sırlar Dünyası » İLAHİ NİZAM


İLAHİ NİZAM
 
 

İLAHİ NİZAM



Şimdi birisi şunları söyleyebilir: “Madem ki insanlar için konulmuş bir nizam olan ilahi nizamın yeryüzünde gerçekleşmesi, çeşitli ortamlardaki hayatın maddi gerçeklerinin sınırı içinde, insan güç ve çabasına bağlı olarak oluşuyorsa insanlar tarafından ortaya konan nizamların gerçekleşmesi ve yine insanların kendi durumları ve güçlerine bağlı ise bu ikisi arasındaki ayırım nedir? Neden bu ilahi nizamın gerçekleşmesi bizim çabalarımıza bağlıdır ve neden olağanüstü güçler sayesin de veya ilahi bir kuvvete bağlı olarak gerçekleşmiyor da insan yaratılışının çerçevesi içinde uygulama sahasına aktarılabiliyor?...


Biz müslüman adını kazanabilmek ve onun sıfatlarına sahip olabilmek için bu ilahi nizamın gerçekleşmesi uğrunda çalışmaya mecburuz. Bilindiği gibi İslamın ilk şartı, Allah’dan başka ilah olmadığına ve Hz. Muhammed’in O’nun Rasûlü olduğuna inanmaktır. Bu şahadetin en uygun anlamı, yalnız Allah’ın uluhiyetine inanmak, Allah’ın sıfatlarından hiçbirini Allah’ın yarattıklarına izafe etmemektir. Uluhiyetin ilk özelliklerinden biri, mutlak hakimiyet hakkıdır. Bu özellikten insanlar için kanun koyma hakkı, insan hayatını düzenleme, yaşama biçimleri, ahlaki değerler koyma hakları doğmaktadır. Ne zaman bu şahadet gerçek olarak kabul edilmiş olur? Ancak insanların doğrultusunda gidecekleri düzen koyma ve bağlı olacakları kanunlar koyma hakkının Allah’a ait olduğunu kabul ettikten ve yalnız bu ilahi düzenin hayatta gerçekleşmesi için çalıştıktan sonra bu şahadet gerçekten kabul edilmiş ve pratik bir değer kazanmış olur.


Her hangi bir kişi, bir toplum için düzen koyma hakkının kendisine ait olduğunu iddia ediyorsa o insan, kendini toplumun ilahi sayıyor demektir. Çünkü uluhiyetin en büyük özelliklerinin kendisine ait olduğunu söylemektedir. Kim de o kişinin iddiasını haklı görürse onu ilah kabul etmiş olur. Çünkü uluhiyyetin en büyük özelliklerinin onda olduğunu söylemiş ve inanmış olur.


Muhammed’in (s.a.v) Allah’ın Rasûlü olduğuna şahadetin yakın anlamı: Bize sunduğu düzenin Allah tarafından konulmuş ve hayatımızı düzenleyecek ilahi bir düzen olduğunu doğrulamak demektir. Buna göre, yalnız bu düzenin hayatımıza egemen olması için çalışmak zorundayız.


Sonra iddia ettiğimiz müslümanlık sıfatlarına sahip olabilmemiz için o ilahi nizamın uygulanması uğrunda çalışmaya mecburuz. Bu da ancak Allah’ın tek olduğuna ve Muhammed’in O’nun Rasûlü olduğuna şahadetle olur. Ancak bu şahadet de uluhiyetin ve yaşama düzeni koyma hakkının Allah’a ait olduğunu kabul ettikten ve Muhammed’in (s.a.v) bize tebliğ ettiği Allah tarafından indirilmiş ilahi nizamı gerçekleştirmek için çalıştıktan sonra doğruluk ve değer kazanır.


Bu düzeni, yapısıyla ilgli bir çok nedenlerden dolayı gerçekleştirmek zorundayız. İnsanın değerini yücelten, mutlak özgürlüğünü kazandıran ve köleliğin her türlüsünden kurtaran yalnız bu düzendir. Öyle ki, kulluğun yalnızca Allah’a kulluğun sınırı içinde mutlak, kapsamlı ve geniş, mükemmel bir özgürlüğe kavuşturur. Günümüzde -islam dışında- hiçbir düzen bunu gerçekleştirememiştir.


Çünkü bu düzen -kökeni ilahi olduğundan- uluhiyyetin yalnız Allah’a ait olduğunu ve -bundan doğan insan hayatını düzenleyecek kurallar koyma hakkının ve egemenliğin Allah’a aitliğini benimsemekle yalnız Allah’ın insanlar üzerinde tek ilah ve hakim olacağını ilan etmiş olur. Yine ilahi kökenli oluşu nedeniyle insanlardan hiçbirine -kesinlikle- diğerleri üzerinde egemenlik kurma yetkisi vermemesi ve bazı insanların diğerlerine “efendi” olmasını, buna karşı bazılarının da başkalarına kulluk yapmasını istemesi yollarıyla insanları birbirlerine ilah veya kul olmaktan kurtarmıştır. İşte bu ilahi düzen, bu eşsiz özellikleri ile diğer bütün düzenlerden ayrılır. Bunları söz ve iddia planında bırakmayıp gerçekleştirerek, hayatın içine sokarak, hayatı etkileyerek belgelemiştir. İşte bundan dolayı tüm peygamberlerin davası, uluhiyyetin yalnız Allah’a ait olduğunu ve uluhiyyetin hiçbir özelliğinin diğer yaratılmışlara hiçbir zaman verilemiyeceğini kesinlikle bildirmek olmuştur.


Allah’ın kulları için yaşama düzeni koymaya kalkışan bu yetkiyi kendilerinde gören, böylece kendilerini ilahlaştıran insanların davalarını bütün peygamberler reddetmişler ve bu insanlara uyanların Allahın uluhiyyetine inanmadıklarını söylemişlerdir.


Allah, Kur’anda Yahudi ve Hıristiyanlar için şunları söylemiştir:


“Onlar Allahı bırakıp hahamlarını, papazlarını ve Meryemoğlu Mesih’i rabler olarak kabul ettiler. Oysa tek ilahdan başkasına kulluk etmemekle emrolunmuşlardı.Ondan başka ilah yoktur. Allah, koştukları eşlerden münezzehtir.” (Tevbe:9/31)


Oysa onlar -klasik anlamda- din adamlarına, papazlarına tapmıyorlardı. Fakat Allaha ait olan kanun koyma ve yaşama biçimini belirleme hakkını bilgin ve papazlarına tanıdıkları için Allah onları, kendilerine Allah’dan başkasını rab edinmiş, saymıştır. Onlar böylece “tevhid” in dışında çıkmış ve müşrik olmuşlardır.


İmam Ahmed, Tirmizi ve İbn-Cerir çeşitli yollardan Hatemoğlu Adiyy’den şu rivayeti nakletmişlerdir.


Cahiliyye döneminde Hiristiyanlığı din olarak kabul etmiş olan Adiyy’e peygamberin daveti erişince kendisi Şam’a göç etmiş; kızkardeşi ile kavminden peygamberin daveti erişince Şam’a göç etmiş; kızkardeşi ile kavminden bir grup da müslümanlara esir düşmüşlerdi. Fakat Rasûlullah (s.a.v), kızkardeşine bazı hediyeler vererek serbest bırakmıştı. Kız, Şam’da bulunan kardeşinin yanına gitmiş, onu İslama ve medine’de yerleşen Rasûlullah' a (s.a.v) gitmeye davet etmişti.


Adiyy Medine’ye geldiğinde -Adiyy, kavminin başkanı idi. Babası da cömertlik ve mertlikle şöhret yapmış olan Elfai idi- Medine halkı arasında bir hayli kızanlar oldu. Adiyy peygamberimizin yanına girdiğinde boynunda gümüşten yapılmış bir haç vardı. Peygamberimiz yukarıdaki (Tevbe 31) ayeti okuyordu. Adiyy bu ayeti işitince. “Hayır, onlar bilginlerine tapmıyorlardı” dedi. Rasûlullah (s.a.v): “Evet, onlar ‘yani bilginler ve papazlar) kavimlerine helalı haram, haramı da helal yaptılar ve kavimleri de bunu kabul edip onlara uydular. Böylece onlara ibadet etmiş oldular” buyurdu.


Hadis bilginlerinden Essudi diyor ki:


“Yahudi ve Hiristiyanlar, helalı ve haramı bilmek ve birbirinden ayırmak için Allah’ın kitabını arkalarına atıp insanlara başvurduklarından Allah onlar hakkında Tevbe suresinin 31. ayetini indirdi. Yani, Allah bir şeyi haram kılarsa, o, kesinlikle haram, helal kılarsa da kesinlikle helal olur. Yalnız O’nun hükümleri uygulanır ve yalnız o’nun buyrukları yerine getirilir.”


İslam, egemenliğin ve yaşama biçimi koyma hakkının yalnız Allah’a ait olduğunu duyurmakla ibadet ve kulluğun yalnız Allah’a ait olacağını, böylece insanların insanlara tapmaktan kurtularak özgürleşeceklerini bildirmiştir. Bunun için biz, yalnız bu düzeni gerçekleştirmek zorundayız.


Bu düzenin bizim tarafımızdan gerçekleştirilmesini zorunlu kılan nedenlerden biri de bu düzenin, kişisel hırs, zaaf ve kişisel çıkarları düşünme gibi durumlardan uzak oluşudur. İnsanların koyduğu düzenlerde, insan kişisel çıkarını düşünmekten vazgeçemez ve çıkarını kanun koyma yoluyla sağlamaya çalışır. Bu düzenlerde, kanun koyucu, kişisel çıkarlarına, ailesine, sınıfına, ırkına ve soyuna faydalı kanunlar koyar. Ama ilahi düzende bunlar söz konusu olamaz. Çünkü bu düzeni koyan bizzat Allah’dır. Ve o, bütün alemlerin Rabbıdır. O, bu düzeni koyarken ne kendisinin, ne de bir sınıfın, milletin veya cinsin çıkarlarını kaale almaz, ön görmez.


Kanun koyucu, ister bir kişi, isterse bir aile, sınıf millet, yada bir cins olsun, hiçbir şekilde hırstan, kanun koyma yoluyla çıkarlarını gerçekleştirme isteğinden uzak olamaz. Ama ne zaman ki insan hayatında ilahi düzen egemen olursa bu nitelikler kalkar, kapsamlı, gerçek, mükemmel bir adalet gerçekleşmiş olur. Bu adaleti, bundan başka bir düzen bu şekilde gerçekleştiremez. Çünkü İslamın dışındaki hiçbir düzen, kişisel, insani hırs, zaaf ve kişisel çıkarları herhangi bir yolla sağlama gibi durumlardan kurtulmuş değildir.







Cevap yazmak için üye olun


Yazıyı çok sevdim hemen arkadaşıma göndereyim

Adınız Soyadınız
Arkadaşınızın adı soyadı
Arkadaşınızın E-Posta adresi



Eklenme Tarihi: 11.11.2008 19:43:25
Yazıyı Ekleyen : nureddinbayram
 Bu  yazı Bugün 0 kez okundu.
 Bu  yazı Toplam 1155 kez okundu.
nureddinbayram bugüne kadar toplam 1415 yazı ekledi.
..:: Üye Paneli ::..
K.Adı :
Şifre  :
Beni Hatırla


..:: Son yorumlananlar ::..

foruma SALAVAT ile bölümü

31 MAYIS SİGARA İÇMEME GÜNÜ..(BIRAK ŞU ZIKKIMI)

MÜFTÜDEN SİGARA UYARISI !!..

NEREYE GİDİYORUZ ??..

3 aylar ne demek? bize ne anlatır?


..:: Günün Yazıları ::..

4 BÜYÜK KİTAP HANGİ PEYGAMBERLERE GELDİ

İNSANIN YARATILIŞI

Resimli Dini Sözler....

peygamber efendimizin güzel sözleri(hadis-i şerifler)

yemek tarifleri resimleri


Bugün Hiç Okunmadılar..

yarasından yar damlayan kalbime

kendini yen

HACCIN ŞARTLARI

GÜZEL AHLAK

DUA


..:: Online Üyeler ::..


Doğum Günü Bugün Olanlar
cem , memoli , mahıdevran , berat728 , betüllll , fko , ümmühan ,

..:: Arama ::..

Bul:  

..:: En Son Arananlar ::..

yaralaryanmakyalan söylemekKuddyahudiliksiyasetdedimVah Vahyaradanuhud

..:: Rasgele 5 Üyemiz ::..

   sweetlinka
   muhammed nail
   atmaca5
   türkan
   türkoğlu12

Tefekkür Yazarları
Ayşe Üzümcü , Şükran Taşdelen ,Zeynep Işık ,Nurcan Hazyadaranlı Emine Güneş

Bu siteye eklenen yazılardan, yazıların yazarları sorumludur. Yazı eklerken alıntı yapılan kaynak mutlaka yazı sonunda belirtilmelidir. kendi yazınızı yazıyor iseniz adınızı belirtmek zorunda değilsiniz kullanici adiniz yazınızın altında yayınlanacaktır. Mevcut herhangi bir yazıdan rahatsız olanlar suistimal@islamiyazilar.com mail adresine bilgi vererek duruma göre yazının kaldırılmasını saglayablirler. islamiyazilar.com yazarlarin kendi goruslerine saygi duymakla birlikte suc unsuru teskil eden yazilari yayinlamama veya yayinlanmiş olanlari yayından kaldırma hakkını saklı tutar.


eXTReMe Tracker
hosting